Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN: Çin'i önce Ankara masaya yatırmalı
Türkiye sanıldığı kadar fakir bir ülke değil
Toplu Sözleşme görüşmeleri
Ayın Konusu
Tekstilde İbre tersine dönüyor
İSO 500'de bu yıl tekstilin tahtı sallandı
IWTO
IWTO 2004 - EVIAN
ITMF
Tekstil Makineleri Sevkiyatının Odak Noktası
Hukuk
TAŞERON İŞÇİSİNİN MUVAZAA İDDİASI
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English
|
Ayın Konusu
İSO'nun "500 Büyük" araştırmasına göre sanayide gidişat iyi ancak tekstil ve konfeksiyon sektörünün üretiminde düşüş başladı...
Tekstilde İbre tersine dönüyor
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) geçtiğimiz ay açıkladığı "500 Büyük Sanayi Kuruluşu", tekstil ve konfeksiyon sektöründe durumun hiç de iç açıcı olmadığını ortaya koydu. "500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasına göre genel olarak sanayide basarı grafiği yükselirken, ihracattaki artışa rağmen tekstil ve konfeksiyonda üretime dönük ortaya çıkan rakamlar geleceğe dönük endişeleri artıyor. Araştırma sektörde geriye gidiş işaretleri verirken, DİE verilerine göre tekstil sektöründe sanayi üretiminin ilk 6 ayda düşmesi de bu endişelerin yersiz olmadığının kanıtı oldu.
İSO'nun araştırmasına göre 2003 yılının "500 Büyük" listesine dokuma, giyim eşyası, deri ve ayakkabı sanayiinden toplam 96 firma girdi. Bu
firmalardan 78'i kar, 18'i ise zarar etti. Yine listeye göre bu firmaların yarattığı katma değer 2003 yılında 2.4 katrilyon olarak ortaya çıktı. İSO'nun bir önceki yıl yaptığı "500 Büyük" listesine ise toplam 111 firma girmiş bunlardan 96'sı kar, 15'i de zarar açıklamıştı. 2002 yılında aynca listeye giren 111 firmanın yarattığı katma değer ise 2.6 katrilyon lira olarak hesaplanmıştı.
İSO'nun yaptığı araştırma tekstil ve konfeksiyon sektöründe işgücü verimliliğinin düştüğünü de ortaya koyarken, satışlarda da pek kıpırdama olmadığı görüldü. Rapora göre İSO 500 içindeki tekstil konfeksiyon firmaları 2002'de 12.1 katrilyonluk net satış hasılatına ulaşırken, bu rakam sadece 100 trilyon artarak 2003 yılında 12.2 katrilyona çıktı. Dokuma seneyiinin işgücü verimli ligi 2002'de yüzde 5.7 düşerken, 2003'te ise yüzde 28.6 oranında düştü. Giyim eşya sanayiinin işgücü verimliliği ise 2002'de yüzde 47.5 düşmüştü. Bu düşüş 2003 yılında da devam etti ve sektördeki verimililik düşüşü yüzde 29.2 oldu. Aynca 2003 yılında dokuma sanayiiinin sektörel ekonomik karlılığı yüzde 25 olurkan, giyim eşyasında bu oran yüzde 9.8'de kaldı.
Sektörde yaşanan bir diğer gelişme ise sektörün yarattığı katma değerin payının sanayi sektörü içindeki payının sürekli azalması oldu. 1982-2003 yıllan arasında sektörel katma değer dağılımı incelendiğinde tekstil, giyim, deri ve ayakkabı sektöründe 1982 yılında yüzde 15.74 olan bu oran 2003 yılında yüzde 5.64'e kadar düştü.
İSO tarafından yapılan araştırmada ortaya çıkan "geleceğe dönük" ulaşılan bulgular geçtiğimiz ay DİE tarafından yayınlanan sanayi üretim endeksi sonuçlarında da kendini gösterdi. DİE'ye göre sanayi üretimi, bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.6 oranında artarken, tekstil ürünleri imalatındaki üretim yüzde 3.1 oranında düştü.
Acil önlem isteniyor
Önemli bir döviz kaynağı ve istihdam yaratan tekstil ve konfeksiyon sektörünün ilk 6 ayda beklenen performansı gösteremediğini ortaya koyan bu rakama sektör yetkililerinin bakışı ise yıllardır dile getirilen haykırışın tekran niteliğinde... Sektör yetkilileri maliyetlerin; özellikle Çin nedeniyle dünyada rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, sektörün yeniden canla-nabilmesi için acil önlem istiyorlar. Aksi halde ihracat ağırlıklı çalışan sektörün dış pazarlarda kan kaybının süreceğini belirten sektör temsilcileri, 2005 sonrası başlayacak kotasız dönemde Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü önemli sorunlar beklediğine dikkat çekiyorlar. Sektör temsilcileri başta ABD olmak üzere önemli ihraç pazarlarında başlayan pazar kaybının, ancak hükümetin uygulayacağı maliyet düşürücü politikalarla aşılmasının mümkün olacağını belirtiyorlar. Bu konuda görüşlerini açıklayan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhra-catçılan Birliği Başkanı Fikret Mısırlı, ABD pazarından kopmak istemeyen Türk firmalarının yatırımlarını yurtdışına kaydırmak zorunda kaldığını söyledi. Mısırlı, TL'nin dolar karşısında değer kazanması nedeniyle ihracatçılar için ABD'ye mal satmanın zorlaştığını kaydetti. Konfeksiyon ihracatçısının ABD pazarında fiyat tutturmakta zorlandığını kaydeden Mısırlı, "Son bir yılda ABD ile çalışan bir çok kurum pazarını AB'ye kaydırdı. ABD'de Çin mallan ile süren fiyat rekabetinde, TL'nin aşın değerli olması nedeniyle etkisiz kaldık. ABD pazarından kopmak istemeyen şirketler ise yatırımlarını yurtdışına kaydınyor" dedi. Ev tekstili ve konfeksiyon üretimi yapan kendi firmasının da kısa bir süre öncesine kadar ihracatın yüzde 80'ini ABD'ye yaptığını kaydeden Mısırlı, "TL'nin değerinin artması sonrası bir çok işi geri çevirmek zorunda kaldık. ABD'nin ihracatımızdaki ağırlığı yüzde 40'lara düştü. Bu siparişleri kaçırmamak için Pakistanlı ortağımızla Lahor kentinde yatırıma geçtik. Bu ülkedeki maliyetler Türkiye'ye oranla yüzde 40 daha düşük. Türkiye'de yapamadığımız işleri orada halledeceğiz. Türkiye'de ise daha pahalı, yüksek kaliteli ve az adetli işlere devam edeceğiz. Türkiye'de de çalıştığımız fason atölyelerini doğuya kaydın-yoruz. Maliyetlerinin daha düşük olması nedeniyle İsparta, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa'daki atölyeleri tercih etmeye başladık" dedi. Mısırlı, Türk şirketlerinin moda yaratma anlamında önemli basanlara imza attığına dikkat çekti. Sektörde "taklit devri"nin sona erdiğini ifade eden Mısırlı, "Eskiden alıcılar, istedikleri modelleri getirip burada ürettiriyordu. Yıllar içinde Türk konfeksiyoncusu AB pazarını çok iyi etüt etti. Artık kendi koleksiyonlarımızı üretiyoruz. Hatta alıcılan biz yönlendiriyoruz. Bu, Çin'e karşı en büyük tedbirimiz olacak" dedi. Fikret Mısırlı, Türk tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin Avrupa ülkelerinde dağıtım zincirinin kurulması gerektiğine de dikkat çekti. Mısırlı şöyle devam etti: "Büyük alıcıların ve tüketim merkezlerin olduğu şehirlerde ürün toplama ve dağıtım merkezleri oluşturmalıyız. Bunu yapabilirsek alıcılarla aramızdaki aracılan devre dışı bırakabiliriz. Avrupalı müşterilerimizin alım fiyatlan da yüzde 20-25 oranında geriler. Rekabette önemli bir avantaj elde edebiliriz."
Ege Konfeksiyon İhracatçılan Birliği Başkanı Jak Eskinazi de özellikle büyük siparişli mal üreten firmaların ABD pazarında zorlandığını kaydetti. Markalara üretim yapan şirketlerin de siparişlerinde azalma olduğunu dile getiren Eskinazi, "Bölgenin toplam ihracatının yüzde 25'i ABD'ye giderken son bir yılda bu oran yüzde 15'e geriledi" dedi. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) kanalıyla ABD'ye yapılan konfeksiyon ürünleri ihracatının geçen yıla oranla yüzde 21 gerilediği bildirildi.
Gaziantep Ticaret Odası Başkanı (GTO) Mehmet Aslan ise GTO olarak 2004'ün ilk 6 ayında yaklaşık 500 milyon dolarlık direkt ihracat yapan Gaziantep firmalarının enerji fiyatlan ve vergilerde sağlanacak indirimler sonucunda çok daha fazla yatırım ve ihracat yapabileceklerini vurgulayarak, gerekli destekle listeye girecek firma sayısının artacağını söyledi.
İTHİB Başkanı İsmail Gülle ise ihracatta genel artış hızının gerisinde kalınmasına rağmen yüzde 19'luk ihracat artışının yine de başarılı olduğunu belirterek "Ancak yapısal sorunlara ve üretim üzerindeki aşın yüklere bir an iyileştirici anlamda bir çözüm getirilmemesi
sevincimize kuşku ile yaklaşmamıza neden olmaktadır" dedi. Gülle şunlan söyledi: "Eski milli pazarlarımız yavaşlarken yeni oluşan ve özellikle komşu ülkeler üzerine yoğunlaşan çevre ülkelerdeki performansımız istikrar kazanmaktadır. Giderek ana hammadde ötesi katma değerli mallardaki artış ayn bir sevinç kaynağımızdır. Bu bağlamda geleneksel pamuk ipliği ihracatımız dirma noktasına gelmiştir ama ürün çeşitlemesi anlamında boyalı iplik, boyalı kumaş ve özellikle ev tekstili türündeki ürünlerde ihracat artışı doğru bir politika izlediğimizin en güzel göstergesidir" dedi.
İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise önemli bir döviz girdisi ve istihdam yaratan hazır-giyim ve konfeksiyon sektörünün ilk 6 ayda beklenen performansı gösteremediğini belirterek "Bu kadar değerli bir sektör geçen dönemde yüksek maliyetler ve istikrarsız kur polutukalan nedeniyle dünya rekabetinde istenilen yere gelememektedir. Rekabet koşullarının giderek kötüleşmesinde maliyet endeksi dolar kuru endeksi arasındaki fark ve fiyat indir baskılandır" dedi. Orakçıoğlu şunlan söyledi: "Diğer taraftan sosyal girdi payları-nın özellikle 2004 yılı başında asgari ücrete yapılan yüzde 34'lük ve yüzde 5'lik zamla yüzde 40'lık ekstra büyük ile karşı karşıya kalınmıştır. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi biz de 2005 yılı sonrası için kotasız döneme hazırlanıyoruz. Bu, dünya pazarlarında fiyat savaşlarının yaşanacağı yeni ve değişik bir dönem olacaktır. Bu savaşlarda başarılı olabilmenin tek yolu fıyatlan düşük tutabilmektir. Bu da ancak maliyetlerin düşürülmesiyle olur. Bunu gerçekleştirebilmek ulusal ve uluslararası faktörlerle ilgilidir. Uluslararası faktör bizi aşan bir faktördür ancak ulusal faktörler olan vergisel düzenleme, asgari ücret ve enerji fiyatlarının uluslararası standartlara çekilmesi sıçrama anlamında büyük imkanlar yaratacaktır."
Alternatif istihdam alanlan şart
"İSO 500" ile ilgili genel bir değerlendirme yapan İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük ise, büyüme ve istihdamın özel sektör eliyle sağlanmasının beklendiğini belirterek, ilk 10'a giren sanayi kuruluşlan arasındaki özellerin sayısının her geçen yıl artmasının, bu hedef doğrultusunda yol alındığının bir işareti olduğunu söyledi. Ancak bunun yeterli olmadığını söyleyen Küçük, alternatif istihdam alanlan geliştirilmesini istedi. Küçük, rapora göre, ekonomide görülen olumlu performans doğrultusunda özel büyük kuruluşların çalışan sayısında yüzde 9-2 oranında artış gerçekleştiğini kaydederek, kamu kuruluşlarında yüzde 14.2'lik bir düşüş olduğunu bildirdi. Küçük, "2003 yılında özel büyük kuruluşlar istihdamda 33 bin 524 kişilik artış sağlarken, kamu kuruluşlannın istihdamı 19 bin 788 kişi azalmıştır. Bu durumda 500 büyük kuruluşta çalışan sayısı net olarak 13 bin 736 kişi artmıştır. Sanayi sektörü üretiminin yarısından fazlasını sağlayan 500 büyük kuruluştaki olumlu performansa rağmen, yalnızca 13 bin 736 kişilik istihdam artışı sağlanması, işsizlik sorununun çözümünde tek başına sanayi sektörünün yeterli olmayacağını ortaya koymaktadır. İşsizlik sorununu çözmek için Türkiye diğer sektörlerde de arayışlara girmeli, bir strateji çerçevesinde istihdam alternatifleri geliştirmelidir" dedi.Yılın ikinci yansında bütçe ve cari işlemler dengesinin dikkatle izlenmesi gerektiğini dile getiren Küçük, ithalatta ilk yanda görülen büyük artışın frenlenmesi ve ihracatta da karlılığın artınl-ması gerektiğini vurguladı. Küçük, "Bu başarılamazsa hedeflerden sapma olabilir" dedi. Tanıl Küçük, son iki yılda yaşanan olumlu gelişmelerin etkisiyle ekonomide olduğu gibi, 500 büyük sanayi kuruluşunda da kayıpların büyük ölçüde telafi edildiğini belirterek, buna rağmen 10 yıl önceki performansa eri-şilemeyen olumsuz bir noktada bulunulduğunu söyledi. Küçük, şunlan kaydetti: "Sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için yapmamız gereken çok iş bulunmaktadır. En ufak bir gevşeme büyük kayıplan beraberinde getirebilir. Ekonominin son iki yıldaki olumlu seyrinde dünya konjonktürünün Türkiye lehine etkili olduğu genel olarak kabul edilmektedir. Ancak, 2005 yılı 2004'den çok daha güçlü bir yıl olacaktır."
Küçük, ekonomideki kırılganlığın hala hissedilmesi ve yapısal düzenlemelerin henüz tamamlanmamış olmasının, büyümenin sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri gündemde tuttuğunu kaydetti.
Küçük, yerli sanayinin kaynak yaratmada güçlük içinde olduğunu belirterek, "Geçmişe yönelik yaralarını kısmen sarmış olsa da, yatırıma yönelik kaynak sıkıntısı ve yatırım ortamının halen iyileştirilmemiş olması, ileriye dönük soru işaretlerimiz. Olumlu bir gidiş var, olumsuzluk düşünmüyoruz ama kırılgan zeminde olduğumuzu unutmamamız ve ona göre dikkatli davranmamız gerektiğini ifade ediyoruz" dedi.
|