Editör'den
Hint fakiri mi AB fakiri mi?
Tabii ki hiçbiri de değil. Yıllardır "Fakirsiniz" diye Türkiye'ye ayak direten AB'den nihayet müzakere tarihi aldık: 3 Ekim 2005...
Yolumuz uzun, zorlu bir tarama süreci başlıyor. Ödevlerimizi yapıp, kendimizi AB'ye yeterince anlatabilirsek yolun sonunda tam üyelik var. Geçmişte kendimizi anlatabildik mi? Hayır. Üstelik önlerine koyduğumuz "tarifler" de bizi hep geriye götürdü.
AB şimdiye kadar bizi hep kişi başına milli geri 2 bin 500 dolar olan bir ülke olarak gördü. Çünkü DiE'nin rakamları böyleydi. Yakın geçmişte yaşananları hemen herkes hatırlar. Sayın Halit Narin'in "Türkiye'nin neresi 2500 dolar" dediğinde DİE Başkanı "Biz ölçüyoruz öyle çıkıyor" demiş, bunun üzerine de Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli'ye yaptırılan "Milli Gelir Araştırması"ndan çarpıcı sonuçlar çıkmıştı. Pakde-mirli baz yılını günümüze uyarlayınca kişi başına milli geliri 6 bin doları aşan bir Türkiye çıktı ortaya. Satın alma gücü paritesine göre ise 12 bin dolar...
Üstelik bu araştırma AB'den müzakere tarihi aldığımız 17 Aralık arifesinde üç gün peş peşe Avrupa'daki 12 gazetede ilan olarak da yer aldı. Tekstil İşverenleri Sendikası adeta ilanlı çıkarma yapıp Türkiye'nin AB'ye herhangi bir külfet getirmeyeceğini rakamları ortaya koyarak anlattı...
Ortak olacağımız Avrupa'nın bu rakamlardan ilham alıp almayacağını 3 Ekim 2005'te göreceğiz, ancak DiE'nin ilham aldığı kesin. Çünkü uyum çerçevesinde DİE de halen kullandığı 1987 baz yılını AB standartlarına taşıyıp yeni bir hesap yapmaya hazırlanıyor. Üstelik yeni hesaplama sonrasında milli gelirde yüzde 45'lik artış olacağı ve Prof. Pakdemirli'nin çalışmasına yakın sonuçlar çıkacağı tahmin ediliyor.
Evet DİE nihayet uyandı. Şimdi sıra bu potansiyeli Avrupa'ya da anlatmakta.
Türkiye'deki ekonomik potansiyel AB'ye yeni üye olarak alınan 10 ülkeden daha fazla. Üstelik bu ülkelerdeki "eski komünist tembellik geleneği" de Türkiye'de yok. Çalışkan bir toplumuz. Önemli olan bu bakışın tüm Avrupa'ya yayılması... En başta da "Avrupalı Türkiye"ye...
|