Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN: AB ile dostluk kavgamız 8-10 yıl sürer
NARİN: Bizi aralarına alan kazanır
TİSK'in XXII. Genel Kurulu Toplandı
Başbakan Erdoğan: "AB sürecini elele götüreceğiz"
AB yolunda dönüşüm noktası: 3 Ekim 2005
Asgari ücrete yüzde 10 zam
Çin'den tekstile yüzde 1.3 vergi
Gündem
Çin menşeli tekstil ürünlerine kota
Hukuk
ALT İŞVEREN İŞÇİSİNİN İŞE İADE DAVASI
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English
|
Güncel
TİSK'in XXII. Genel Kurulu Toplandı
Başbakan Erdoğan: "AB sürecini elele götüreceğiz"

Genel Kurula, Genel Kurul delegelerinin yanısıra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Devlet Bakanı Ali Babacan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Ankara Valisi Kemal Önal, TİSK Onursal Başkanı Halit Narin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Salih Kılıç, TESK Genel Başkanı Derviş Günday, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, ATO Başkanı Sinan Aygün, ile bazı milletvekilleri, çok sayıda işveren ve üst düzey bürokrat katıldı.
BAYDUR: "TEMEL HEDEFİMİZ, YÜCELEN VE YÜKSELEN TÜRKİYE"
Konfederasyonun Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur, yaptığı açış konuşmasında özetle şu görüşleri dile getirdi.
"3 Kasım 2002 Seçimleri ile ülkemiz çok uzun yıllardır ilk kez tek parti hükümetine kavuşarak, koalisyon dönemlerinin çeşitli sıkıntılarından kurtulma ve istikrar bulma şansım yakalamıştır.
Hükümetimizin IMF ile ilişkilere verdiği önem, açıkça sanayiden yana olması ve Ekonomik Program hedeflerine bağlılığı sayesinde, ülkemiz, nihayet kriz dönemlerini atlatarak, istikrara kavuşmada önemli aşamalar kaydederken, Türkiyemiz uluslararası piyasalarda giderek güven kazanmıştır.
Öte yandan, 1970 yılından beri ilk kez, 2004 yılında tek haneli enflasyon rakamlarına ulaşılmıştır. 30 yıl devam eden yüksek enflasyon sürecinin ardından, enflasyonu tek haneli rakama indirmek, kuşkusuz önemli bir basarı olmuştur.
İhracat artışlarında Cumhuriyet tarihi rekorları kırılmış, sanayide kapasite kullanımında %80'ler aşılmış; nominal ve reel faiz oranlarında önemli düşüşler kaydedilmiş; ekonominin dış şoklardan etkilenme eğilimi büyük ölçüde azalmış; tutturulması hiç de kolay olmayan konsolide bütçe faiz dışı fazla hedefi yakalanabilmişim"
"Ancak, tablonun pembe olmayan kısımları da mevcuttur. Dış ticaret ve cari işlemler açıklarımız, düşüş göstermelerine rağmen, düşündürücü boyutlara ulaşmıştır. Reel faizler arzu edilen düzeylere inmemiştir. İç ve dış borç yükündeki artış endişe vericidir. Sosyal güvenlik açıkları ciddiyetini korumakta, tarım ve hayvancılık devamlı kan kaybetmektedir. AB'nin de bu konuda olumsuz baskıları olacaktır. Bizim kanaatimize göre dünyanın geleceği tarım ve hayvancılığa büyük ihtiyaç duyacaktır.
Yapısal reformlar ve özelleştirme konularında maalesef istediğimiz hızda yol alamıyoruz. Finans sektörünü yeniden ayağa kaldıracak ve reel sektöre rekabetçi fiyatlardan kaynak sağlar duruma getirecek düzenlemeleri, bir türlü tamamlayamıyoruz .
Uygulanan kamu politikaları işsizliğe çare olmamıştır. Ayrıca, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdam, daha da büyüyüp serpilmiştir. Teftiş sistemimiz yanlıştır. SSK ve vergi kontrol ekipleri korumasızdır. Bu tarz teftiş sistemi, kaçak çalışmayı önleyemez.
Türkiye işsizlik sıralamasında OECD ülkeleri arasında 4. sırada yer almaktadır. Bugün Türkiye'de her 3 işçiden 1'i kayıtdışında çalışmaktadır.
Yüksek oranlı büyümenin tek başına işsizliğe çare olmadığını yaşayarak görüyoruz. Bazı özel sektör kuruluşlan-nın masabaşı önerileri de işsizliğe çare olamayacaktır."
"Ekonomik büyümeye rağmen, işsizliğin azaltılamamasının en önemli sebebini, işverenlerimizin, istihdam üzerindeki ağır vergi, prim ve çeşitli sosyal yükler ile, bürokrasi yükleri dolayısıyla, işçi çalıştırmaktan caydırılmış olmalarında görüyoruz."
Vergi ve sosyal güvenlik prim tabanının darlığından, vergi ve prim gelirlerinin düşüklüğünden yakınan, Türkiye gibi ülkelerin seçmesi gereken akıla yol, vergi ve sosyal güvenlik prim oranlarını indirmektir. Sigorta primlerine devlet işverenle paralel katılmalıdır."
"4857 sayılı İş Kanunu'nun Türk Çalışma Hayatını çağdaş ve esnek bir hukuki çerçeveye oturtma yolunda atılmış, ciddi bir adım olduğu şüphesizdir.
Yalnız, Konfederasyonumuz,yeni İş Kanunumuzda esneklik ile güvence arasında denge kurulabilmesi için,kıdem tazminatında her yıl için işçiye ödenecek 30 günlük ücretin, 15 güne indirilmesi ve hak kazanma süresinin 1 yıldan 3 yıla çıkartılması gereğine inanmaktadır.
İşsizliğin temel itici gücü hızlı nüfus artışı ve eğitimsizliktir. Konfederasyonumuz, mesleki eğitimi ve yaşam boyu eğitimi temel ulusal önceliklerin başında görmektedir."
"Hükümetimizin ve Ana Muhalefet Partimizin, TBMM'nin AB'ye üyelik doğrultusundaki çalışmalan takdire şayandır. Bu başanyı devam ettirmek ve sonuca ulaşmak birincil hedefimiz olmalıdır. Bu vesile üe ölmüş bir devletten modern Türkiye'yi yaratan ve bize devrimleriyle Avrupa hedefini veren Yüce Atatürk'e şükranlarımızı arz ediyorum.
Şimdi önümüzde yeni ve sıkı bir çalışma dönemi açılmış bulunmaktadır. Bu dönemi çok iyi değerlendirmek zorundayız, özellikle müzakere süreci için şimdiden yoğun hazırlıklar yapmak ve
sürece sadece devletin değil, özel sektörün, sosyal tarafların, sivil toplum kuruluşlarının, akademik çevrelerin yeterince katılımını sağlayacak düzenlemeler gerçekleştirmek zorundayız."
"Tam 5 dönem, yani 15 yıldır bana, her faniye kısmet olmayan itimat ve itibar göstererek destek oldunuz. Ben de bu desteğinize layık olmaya çalıştım. İçeride ve dışarıda, hep uzlaşma ve anlaşma yollan aradım. Ancak, gerektiğinde eğilmeden ve çekinmeden savaşmaktan kaçmadım. Bu yapılan hizmetleri beraber yaptık. Bu hizmetlerin doğru olanlarında sizlerin desteğiniz ve tecrübeleriniz ağırlıktadır.
15 yılda ne yapabildiysek sizlerle yaptık. Bu süreçteki basanlarımız önce temel tercihleriyle sizlere, sonra uygulamalarıyla Yönetim ve Yürütme Kurulu'nda görev verdiğiniz arkadaşlarıma aittir.
Her zaman çalışmalarımıza destek olan ve bu desteklerini yeni binamızın yapımı için de esirgemeyen Üye İşveren Sendikalarımıza ve onların değerli yöneticilerine teşekkürü, bir borç biliyorum."
TİSK'in yeni başkanı Tuğrul Kudatgobilik
M.ŞÜkrü KOÇOĞLU ve Sadık OĞUZ Başkan Vekilliğine Seçildiler.
Ankara'da yapılan seçimlerde, Yönetim Kurulu Başkanlığına, MEŞS Başkanı 98 oyla seçildi.
Başkan Vekilliklerine ise, M.Şükrü Koçoğlu (İN-TES) ile Sadık Oğuz (TEKSTİL) getirildiler.
29 kişilik Yeni Yönetim Kuruju şu üyelerden oluştu:
D.Solmaz Coşkun (AĞAÇ), İlhan Karavelioğlu (ARMATÖRLER), Ali Nafiz Konuk (CAM), Ahmet Eren ve Eşref Baltah (ÇİMENTO), İrfan Karaca (DERİ), Necdet Buzbaş (GIDA), Dr.Tandoğan Tokgöz (İLAÇ), M.Şükrü Koçoğlu (İNTES), Rıza Kutlu Işık (KAĞIT), Erhan Po-lat (KAMU-İŞ), Refik Baydur ve Erol Kiresepi (KİP-LAS), Tuğrul Kudatgobilik, Bedirhan Çelik, Uraz Tantuğ, Sedat Fenerci (MESS), Rahmi Cıbıroğlu (MIKSEN), Muhsin Alkan (PÜİS), H.Gültekin Acar (SEİS), M.Az-mi Aksu (ŞEKER), Cansın İnan-(Kavukçu) (TEKİŞ), Halit Narin, Sadık Oğuz, Necmettin Öztemir, Şeze'r Mavituncalılar (TEKSTİL), Zekai Erez (TOPRAK), Gökhan Koçaklı (TURİZM), Adnan Çiçek (TÜHİS).
Denetleme Kurulu'na Oktay Varlıer (İNTES), Erdoğan Çiçekçi (KİPLAS), B.Nizam Uluatlı (MESS) seçildiler.
Disiplin Kurulu ise şu üyelerden oluştu:
Engin Kaptanoğlu (ARMATÖRLER), Lütfü Yücelik (ÇİMENTO), Atilla Önen (İNTES), Erdoğan Karakoyunlu (MESS), Mehmet Şuhubi (TEKSTİL).
ERDOĞAN: "GELECEK
TÜRKİYE'NİNDİR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
TİSK Genel Kurulu'na hitaben yaptığı konuşmasında, uzun ve sıkıntılı günlerden sonra Türkiye'nin aydınlığa kavuşmakta olduğunu; ekonomide belirlenen
hedeflere ulaşmada gereken adımların cesaretle atıldığını; siyasetin yeniden milletin hizmetine sunulduğunu ve ülkenin zenginliklerine olan inancın tazelendiğini belitti.
İçinde bulunduğumuz günlerde Türkiye'nin önümüzdeki on yıllarını şekillendirecek bir aşamada bulunduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 2 yıl gibi kısa bir zaman içinde nereden nereye geldiğine herkesin tanık olduğunu; 35 yıla yakın bir zaman kabus olan enflasyonun bu dönem içinde dizginlendiğini; 2003'te büyümede hedef olan %5 rakamının aşıldığını; %12 olan yıl sonu enflasyon hedefinin de yakalanmış olacağını; yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi konusunda önemli gelişmeler kaydedildiğini; girişlerin Ocak-Ekim 2004'te bir önceki yılın aynı dönemine göre %83 oranında artarak 2.4 milyar dolara ulaştığını ve bu rakamının Cumhuriyet tarihinde bir rekor olduğunu; 2002 yılında %14.6, 2003 yılında %11.3 olan bütçe açığının GSMH'ya oranının 2004'te %8 ve 2OO5'te %6.1 olarak hedeflendiğini; 2005'te ihracat rakamının da 70 milyar doların üzerinde olmasının beklendiğini söyledi.
Erdoğan, Türkiye'nin gösterdiği yüksek performansla şimdiden dünyanın dev ekonomileri arasına adını yazdırma noktasına geldiğini ifade etti. Erdoğan, "Elbette bugün geldiğimiz bu güzel seviyenin sarhoşu olacak değiliz." dedi. Erdoğan şöyle konuştu: "Türkiye bundan böyle AB ülkeleriyle daha yakın tanışma fırsatı bulacak. Hükümetimizle AB arasında gerçekleşen trafik, Cumhuriyet tarihinde olmamış bir trafiktir. Gelecek Türkiye'nindir. Bundan hiç endişem yok. Gelecek Türk milletinindir. Türkiye çağdaş dünyanın parlayan bir yıldızı haline gelmedikçe bizim işimiz bitmeyecek."
Erdoğan, "Kendimize, ülkemize, insanımızın büyük girişim ruhuna güveniyor, ama tedbiri de elden bırakmıyoruz." dedi.
Erdoğan şöyle konuştu: "Türkiye'nin önümüzdeki on yıllarını şekillendirecek müstesna bir zaman dilimi olduğunu ve Türkiye'nin yeni açılımlan çok iyi değerlendirmesi gerektiğini aklımızdan çıkarmıyoruz. Lüzumsuz kahramanlıklara prim vermediğimiz gibi popülizm tuzaklarına da düşmemeye özen gösteriyoruz."
Erdoğan, 5084 sayılı Teşvik Yasası ile çıkan ve genişletilecek olan illere yönelik yatırımlarda Türk girişimcisini görmek istediklerini; bu sayede göç dalgasının duracağını; halkımızın kaynaşacağını ve zengin-fakir ayrımının ortadan kalkacağını kaydetti. Başbakan Erdoğan, sağduyu, bilgiye ve tecrübeye dayanarak, demokrasi ve hukuku işleterek geleceği oluşturmak zorunda olduğumuzu sözlerine ekledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioghı, dünyada sendikal
alanda yaşanan olumsuz gelişmelerin Türk sendikacılık hareketini de etkilediğini; hükümetin güçlü sendikacılık hareketini desteklediğini ve bu desteği sürdüreceğini; işsizlikle mücadelenin hükümetin öncelikli hedefleri arasında olduğunu belirterek, "İşsizlikle mücadeleyi yoksullukla mücadeleyle eşdeğer tutuyoruz, terörle mücadele kadar anlamlı buluyoruz" diye konuştu.
İstihdam artışı için ekonomik büyümede sürekliliğin sağlanması gerektiğini; Türkiye'nin son iki yıldır bu açıdan olumlu bir performans yakaladığını, bunda da siyasi ve ekonomik istikrarın etkili olduğunu ifade eden Bakan Başesgioğlu, işsizlikle mücadelede aktif istihdam politikalarının önemine değindi. Murat Başesgioğlu, istihdamın artırılmasının sadece kamu sektörünün sorumluluğunda olmadığını, sosyal ortaklar ile toplum kesimlerinin işbirliğini gerektirdiğini; özel sektörün yeni iş alanlarının açılmasında çok önemli bir rolü olduğunu belirterek, hükümetin işsizliği azaltmak için önemli teşviklerde bulunduğunu ve önümüzdeki dönemde bunların sürdürüleceğini söyledi.
TİSK Onursal Başkanı ve T. Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, ülkenin gelişmesi için kayıt içinde çalışan müteşebbislerin çalışmalarını kolaylaştırmak üzere hükümetin desteğine ihtiyaç olduğunu ve yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini; sınırsız ithalat imkanlarının devam etmesinin ve kayıtdışı ekonominin büyümesinin sorun oluşturduğunu; reel faiz oranlarının düşürülmesinin, sınırsız ithalatın bir an önce denetim altına alınmasının ve kanunların kayıtlı müteşebbisler yararına yorumlanmasının önem taşıdığını belirtti.
Müteşebbislerin bankacılık sisteminden de şikayetçi olduklarını ifade eden Narin, bankaların devleti finanse etmek yerine ekonomiye katkıda bulunmalan gerektiğini; bankaların kredi kartlarına uyguladıktan faizlerin ve limitlerin halkın satınalma gücünü düşürdüğünü ve bu yanlışın düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Salih Kılıç, verimliliğin, kârlılığın ve iş banşının olduğu bütün büyük işletmelerde işçi ve işveren sendikalarının bulunduğunu ve endüstriyel ilişkilerin sağlıklı bir biçimde yürüdüğünü ifade etti.
Kılıç, ülkemizde ekonomik göstergelerin nispi olarak iyileşmekte olduğunu, ancak bu iyileşmenin istihdam artışında gözlenemediğini, bu nedenle yatırımların önündeki engellerin kaldırılmasını, ihracata dayalı büyüme hedeflerinin artırılmasını ve özel sektörün desteklenmesini istediklerini; kayıtdışı ekonominin yok edilmesi için seferberlik ilan edilmesi ve bütün kesimlerin bu mücadelede yer alması gerektiğini belirterek, AB'ye tam üyelikten yana olduklarını, ancak Türk işçilerinin serbest dolaşımına getirilmek istenen kısıtlamalan kabul etmediklerini sözlerine ekledi.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye-AB ilişkileri sürecinde sosyal konuların ihmal edilmemesi gerektiğini; sosyal tarafların sürece aktif şekilde katılımlarının kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, mevcut Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Ka-nunu'nun çağın gerisinde kaldığını ve sosyal diyalog ortamı dahilinde yeniden yapılandırılmalarına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Çelebi konuşmasında, vergi ve sigorta primlerinin, bütçede vergi geliri kaybına ve sosyal yardımların azalmasına neden olmayacak şekilde bir plan dahilinde düşürülmesi gerektiğini kaydederek, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlı-ğı'na devrine karşı olduklarını belirtti.
HAK-İŞ Başkanı Salim Uslu, AB'ye üyelik için müzakere tarihi alınmasıyla Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını; önümüzdeki dönemin hükümetlerin sivil toplum kuruluşlan ile yakından çalışmasını kaçınılmaz kıldığını; reformlarla ilgili bir yol haritası yapılmasının, önceliklerin ve ihtiyaçların doğru belirlenmesinin önem taşıdığını; müzakere heyetlerinin içinde yer almak istediklerini söyledi.
Uslu, müzakere sürecinde hükümete düşen en büyük görevin ilgili kurul, komite ve platformlan katılımcı bir şekilde oluşturup, çalıştırmak olduğunu; sivil toplum kuruluşlarının da koşullara ve konjonktüre göre vaziyet alan, sadece şikayet eden ve eleştiren kuruluşlar olmak yerine, sorunlan önceden görüp, çözüm üretme yeteneklerini ve pozisyonlarını geliştirmeleri gerektiğini kaydetti.
Açılış konuşmalarından sonra düzenlenen plaket töreninde, TİSK Başkanı Refik Baydur, Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda gösterdiği üstün gayretler ve basan dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, çalışma yaşamındaki tarafsızlık ve üstün çalışmalan nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'na birer şükran plaketi verdi.
Refik Baydur'a TİSK adına Onursal Başkan Halit Narin, T.Toprak, Seramik, Çimento ve Cam Sanayii İşverenleri
Sendikası Başkanı Zekai Erez, TESK Başkanı Derviş Günday, Ankaralı Gazeteciler ve TİSK Çalışan Çocuklar Bürosu tarafından birer şükran plaketi sunuldu. Genel KuruFda, yeni dönemde Konfederasyon Yönetim Kurulu Başkanlığı'na aday olmayacağını açıklayan Baydur'a, "TİSK Onursal Başkanı Unvanı" verilmesi oybirliği ile kabul edildi.
TİSK'in yeni genel merkezini Başbakan Erdoğan hizmete açtı
TÜRKİYE İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun yeni Genel Merkez Binası 25 Aralık 2004 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından törenle hizmete açıldı.
Açılış töreninde Devlet Bakanları Beşir Atalay ve Kürşad Tüzmen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Ankara Valisi Kemal Önal,TİSK Onursal Başkanı Halit Narin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek, ILO Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Salih Kılıç, ATO Başkanı Sinan Aygün, HAK-İŞ Genel Başkanı Şalim Uslu, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile siyasi partilerin temsilcileri, milletvekilleri, yargı organlarının temsilcileri, öğretim üyeleri ve bürokratlar hazır bulundu.
Törende konuşan TİSK Başkanı Refik Baydur, sivil toplum kuruluşlarının verdikleri hizmetlerle geçerli olduklarını, TiSK'in üyelerine ve ülkemize daha iyi hizmet vermesine ortam sağlamak bakımından, İşveren Sendikalarının mali destekleri sayesinde yaptırılan yeni genel merkez binasının önem taşıdığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TİSK Genel Merkezinin Açılış Töreninde yaptığı konuşmada böylesine modern bir binaya sahip olmanın büyük bir sorumluluk getireceğini belirterek bunun bir yerde temsil edildiği Kurumun ne kadar önemli ve ağırlıklı bir görevi ifa ettiği ile alakalı olduğunu; ancak salt mekanın yeterli sayılmayıp katlanarak büyüme imkanı yakalamanın esas olduğunu; mekanların ise yöneticilerle değer bulduğunu söyledi.
Türkiye'nin 10-15 yıl öncesine kadar dünyaya kapalı bir ekonomik sistemi benimsediğini ve dünyaya öyle baktığını ifade eden Başbakan, artık dünyaya açılmak zorunda olduğumuzu; AB sürecinin hep birlikte devlet, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, medya ile elele, dayanışma ile yürütüleceğini; AB'de ülkemiz için kapalı alanların açılması suretiyle faaliyetlerin sürdürüleceğini; gelişmelerin olumlu olduğunu, daha da iyiye gitmesini beklediğini vurguladı.
Binanın bulunduğu arsanın toplam alanı 1260 m2 olup,
Konfederasyona üye işveren sendikaların maddi katkılanyla 1 yıl içinde tamamlanmıştır.
Genel Merkezi girişinde bulunan heykeller, rölyef ve vitraylar Heykeltraş Sait Rüstem tarafından yapılmıştır.
Bina zemin kat üzerine 3 kat ve teras katının yanı sıra üç bodrum katından oluşmaktadır.
Yeni Genel Merkezin toplam kullanım alanı 3500 m2 olup biri 150 kişilik olmak üzere farklı büyüklüklerde toplantı salonlan bulunmaktadır. |