Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Ekonomide büyüme rekorlarına rağmen kayıtdışı ekonominin giderek artması, son derece olumsuz ve endişe verici
Narin'den Germir'e modern ilköğretim okulu
Tekstilciler Kayseri ve Çerkezköy'de İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi kuruyor
Tekstil sektörü gümrük istiyor
Gündem
Tekstilciler Çin'le işbirliği arayışında
Ücret Garanti Fonu kuruldu
Ayın Konusu
2005K sendromuna hazır mıyız?
Değerlendirme
Çin'e karşı, Kalite-Teknoloji-Verimlilik
2004 ilk yarıyıl değerlendirmesi
Aslını arayan kilimler
Eğitim
S.D.Ü. Tekstil Mühendisliği Bölümü Penye İplik Uygulama İşletmesi Açıldı
Hukuk
Toplu sözleşmedeki ücret zammını düşürme
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English |
Güncel
Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin:
Ekonomide büyüme rekorlarına rağmen kayıtdışı ekonominin giderek artması, son derece olumsuz ve endişe verici
Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, tekstil sektörünün durumunu işsizlik, kayıtdışı ekonomi ve haksız rekabet sorunları çerçevesinde değerlendirdi.
Türkiye'nin geleceğinde istihdam yaratacak olan temel ekonominin modelinde güçlü bir tekstil sanayisine ihtiyaç olduğunu ifade ediyorsunuz. Tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin Türk ekonomisindeki yeri ve önemi nedir?
Türkiye dünyanın en büyük konfeksiyon ihracatçısı ülkeleri arasında 4. sırada Meksika, ABD ve Hindistan gibi ülkelerin önünde yer alıyor. Ayrıca dünyanın en büyük alım bölgelerinden olan Avrupa Birliği ülkeleri arasında da tekstil ve konfeksiyonda 2. sırada.
Dünyadaki rekabet gücünün yanı sıra sektörlerin Türkiye ekonomisine katkısına bazı rakamsal verilerle açıklık getirelim... Tekstil ve konfeksiyon sektörü; kayıtlı istihdamın yüzde 11'ini, kayıtdışı istihdamın yüzde 25'ini, kayıtlı GSMH'nin takribi yüzde 10'unu, kayıtdışı ekonominin ise takribi yüzde 20'sini gerçekleştiriyor. Bu iki sektörün toplam ülke ihracatındaki payı ise yüzde 38. Bu sebeple iki sektörün dış pazarlarda rekabetin güçlendirilmesi için her türlü desteğin sağlanması, Türk ekonomisi için ayrıcalıklı bir önem taşımakta.
Bugün Türkiye'nin ihracatı otomotiv, beyaz eşya gibi bir çok sektörde hızla artıyor ve bu son derece olumlu bir gelişme. Ancak, bu sevindirci artış, "Bu sektörlerle tekstil ve konfeksiyon ikame edilecek" gibi yanlış bir yoruma yol açmamalı. Zira Çin ve Uzakdoğu'nun, AB ve Amerika gibi geleneksel pazarlarımızı kapması ve ihracatımızın gerilemesi istihdam açısından son derece olumsuz bir tablo yaratabilir. Bu sektörün zarar görmesi ülkedeki işsiz sayısını iki-üç katına çıkartır ve sosyal dengeleri tamamen bozar.
Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
AB raporlarında, Türkiye'nin 2005 sonrasında tekstilde yüzde 20, konfeksiyonda yüzde 35 kapasite ve istihdam kaybı yaşayacağı öngörülüyor. Bu da önümüzdeki yıl sektörde 500 bin kişinin işsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya olacağını gösterir.
Sektörümüzdeki DTÖ kararları uyarınca kotaların kalkması ile ortaya çıkacak olan olağanüstü rekabet ortamı tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından daha endişe verici. Dengelerin bozulması, Türkiye'deki genel işsizlik sorununun boyutlarını artıracaktır. Zira ekonomik büyüme artan nüfusun istihdam sorununu çözemiyor. Büyüyen nüfusa rağmen istihdamın yerinde sayması sorunu daha da güçleştiriyor. 1996-2002 arası nüfus 8 milyon artmış. İstihdam ise 6 yıl öncesine göre daha düşük seviyede.
Ekonomide olumlu göstergelere rağmen kayıt dışı ekonominin önüne geçilemiyor. Bunun sektördeki etkileri nelerdir? Ekonomide büyüme rekorlarına rağmen kayıtdışı ekonominin giderek artması, son derece olumsuz ve endişe verici. 1985'te yüzde 38 olan kayıtdışılık, bugün yüzde 66'lara ulaşmış durumda.
Resmi açıklamalara göre Türkiye'de her 10 işçiden 4'ü kayıtdışı çalışıyor. SSK'ya kayıtlı işçi sayısı 5 milyon 300 binken, 3 milyon 400 bin kayıtdışı işçi var.
Ekonomik göstergelerdeki tüm iyileşmelere rağmen bu konuda maalesef hiçbir adım atılamadı. Ekonominin deliklerini bir avuç kayıtlı sanayiciden artırılarak alınan vergi ve istihdam yükleri ile tıkama gibi kestirme bir yol seçilmiş durumda.
OECD ülkeleri arasında yüzde 44 ile en yüksek istihdam yüküne sahip olan Türkiye'nin bu ülkeler arasında en' düşük istihdam oranına (yüzde 46) sahip olmasına şaşmamak gerekir. Oysa bundan önceki hükümetlere de anlatmaya çalıştığımız gibi, kayıtdışı ekonomiyi ve kayıtdışı istihdamı bu oranlara getiren önemli bir neden, vergi ve SSK prim tabanının çok dar olması. Kayıtlı kesime getirilen yükümlülüklerde aşın artışlar tabanın daha da daralması sonucunu getiriyor. Kısacası işletmelere yönelik aşırı vergi ve prim yükü kısır döngüyü körükleyerek, üretimi baltalıyor.
Kotaların kalkacağı söylenen 2005 yılı İle ilgili olarak her ülkenin kendi tedbirlerini almış olacağını öngörüyorsunuz. Türkiye tedbirlerini aldı mı? Hangi çalışmalar yapıldı?
Sektörde bu yılın ilk sayılarına göre ithal girdi oranı yüzde 40'ın üzerinde. Geçen yıl bu sayı yüzde 25 iken, bu yıl böyle bir sıçrama yapmış olması üretim ve istihdam tehdidini açıkça ortaya koyuyor.
Sektörde alınan önlemlere rağmen haksız ithalatın önünün kesildiği söylenemez. İlk 3 ayda Malezya'dan metrekaresi 31 centten 30 milyon metrekareye suni sentetikten dokunmuş kumaş giriş yaptı. İtalya'dan ithal edilen aynı kalem malın birim fiyatı 4 dolann üzerinde. Tayland'dan ilk 3 ayda metrekare fiyatı 9 centten ithal edilen 19 milyon metrekare pamuklu mensucatı neyle açıklayabiliriz? Nitekim aynı mal İtalya'dan 6.5 dolara ithal ediliyor!
31 Temmuz 2004 tarihinde Cenevre'de yapılan DTÖ toplantısı sonrasında, gerek sektör olarak, gerek bürokrasi olarak kotaların ertelenmesi gibi bir olasılığa bel bağlanmaması gerektiği de artık kesinleşmiş durumda. Çin'e karşı bir yaptınm ise zaten çıkmayacak. DTÖ kurallarına uygun bir şekilde elimizdeki imkanların kullanılmasını talep ediyoruz.
Çin ve benzeri ülkelerle sadece anti-damping değil DTÖ'nün izin verdiği 'safeguard' kuralları uygulansın. Hatta bu uygulama işsizlik tehdidi altındaki tüm emek yoğun sektörlere yayılsın.
Sektörün kapasite kullanım oranları (KKO) alarm veriyor. KKO'nun yüzde 40'ların altında olduğu pamuk ipliğinde yılın ilk 3 ayında Hindistan ve Pakistan'dan 5'er bin ton mal 2 dolar civarında fiyatlarla ithal edildi.
Tekstil genelinde KKO yüzde 73.6'ya (geçen yıl yüzde 75.1) konfeksiyonda ise yüzde 76.9'a düşmüştür. Bunun en önemli nedeni talep daralması ve üretim maliyetlerinin kayıtlı sanayici için taşınılmaz hale gelmiş olması.
Tekstilde üretimin ve istihdamın artırılması için hükümet hangi politikaları izlemelidir? İthalatı caydırmak ve üretimi
teşvik etmek anlamında; yatırım teşvikleri neler olmalıdır? İç tüketimi kısarak, iş ve aşı azaltarak ekonomik göstergelerde elde edilen iyileşmenin refah yaratır bir büyüme dönüşmesinin tek şartı, Türkiye'de üretimin öncelikli hale gelmesi ile mümkündür. Nitekim ülkede gerçek işsizlik oranı yüzde 2 2'yi buluyor.
Son yıllarda yüksek oranlı ekonomik büyümeye ve enflasyondaki düşüşe rağmen istihdamın azalmasının en önemli nedenlerinden biri kayıtlı istihdam üzerindeki vergi, sigorta primi ve bürokrasi yüklerinin işvereni işçi çalıştırmaktan caydırıcı olmasıdır.
OECD ülkeleri arasında yüzde 44 (OECD ortalaması yüzde 24-25) ile en yüksek istihdam vergi oranlarının uygulandığı ülkemizde üretim ve yatırım beklemek hayal. SSK primleri işveren hissesi oranı yüzde 14 seviyelerine belli aralıklar ile çekilmeli; ikramiye, sosyal yardım ve ek yardımların ölçülebilir verimlilik kriterlerine bağlanması sağlanmalıdır.
Emek yoğun sektörlerde enerji maliyeti 9 sentin üzerindedir. Bunun OECD ortalama oranlarına çekilmesi şarttır. Özellikle, emek yoğun ihracat ve tarım sektörlerine enerji fiyatının AB ortalaması olan 4 cent/Kwh olarak acilen sağlanması gerekir.
Kayıtdışı faaliyetleri özendiren çok yüksek kurumlar vergisi, KDV ve en direkt vergilerin, kayıtiçi ekonomiyi Türkiye'de emek yoğun sektörlerde yatırımları teşvik edecek seviyelere indirilmesi aciliyet taşımaktadır.
AB kriterlerinde kayıtlı iş ve aş yaratan, insanı mutlu bir toplum olmak ancak Türkiye'de üretim hedefine kilitlendiğimiz zaman mümkün olacaktır.
|