Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Rekabet koşullarını eşitlendirecek destek istiyoruz
Toplu Sözleşme görüşmeleri devam ediyor
Ayın Konusu
A.B.: İkinci etap daha zorlu geçecek
ITMF
Halit Narin, ITMF Başkan yardımcılığına seçildi
İnceleme
Grev Uygulaması ve Bazı Sonuçları
Eğitim
Saori, mucize yaratıyor
Hukuk
ÜCRET ZAMMINI YETERSİZ BULUP İŞTEN AYRILMA
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English |
Ayın Konusu
Türkiye, AB yolunda ilk virajı döndü, sırada müzakereler var:
İkinci etap daha
zorlu geçecek
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dahil olması rüya olmaktan çıkıyor. Yarım asra yakın bir süredir inişli-çıkışlı seyir çizen Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde taşlar yerine oturdu.
Türkiye'nin 1964 Ankara Anlaşmasıyla başlayan AB macerası, 17 Aralık liderler Zirvesi öncesi 6 Ekim'de açıklanan İlerleme Raporu'yla farklı bir boyut kazandı. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine başlamayabilmesi için tavsiye niteliği taşıyan İlerleme Raporu, her ne kadar müzakerelere başlangıç için bir tarih içermese de, tam üyelik müzakerelerinin başlayabilmesi adına önemli bir adım oldu.
Türkiye'nin AB yolunda attığı adımları ele alan raporda dikkat çeken nokta ise, demokratikleşme ve insan haklan ihlali konusunda sorun yaşandığı takdirde üyeliğin askıya alınabileceği ifadesi. Komisyon, Türkiye'de siyasi iktidarsızlık veya temel hak ve özgürlükler konusunda bir sorunla karşı karşıya kalındığını tespit ettiği andan itibaren, AB devlet ve hükümet başkanlarından müzakerelerin askıya alınmasını talep edebilecek. Rapora göre, AB devlet ve hükümet başkanlarının da bu karan nitelikli oy çoğunluğuyla almalan gerekiyor. Şimdi ise bütün gözler, AB yolunda Türkiye'nin kaderinde dönüm noktası yaratacak 17 Aralık'ta. Zirvede müzakereler için Türkiye'ye bir tarih verilmesi beklenirken, bu konuda Avrupa Komisyonu'ndan ya da ilgili ağızlardan net bir tarih çıkmasa da müzakerelerin başlaması için en sık teleffuz edilen tarih 1 Temmuz 2005.
Verheugen'in rest çektiği an
Aslında 6 Ekim İlerleme Raporu öncesi Eylül ayında Türkiye'yi ziyaret eden ve gelişmeleri yerinde görmek isteyen AB Komisyonu İlerlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen'in mesajlan, Türkiye'nin önemli bir mesafe katettiği yönündeydi. Verheugen'in ziyareti sonrasında gündeme gelen TCK krizi, ikili ilişkilerde gergin bir hava yaratsa da bu süreç erken aşıldı ve buzlar eridi. Dolayısıyla daha rapor açıklanmadan önce Türk kamuoyunda iyimserlik havalan esmeye başladı. Ve 6 Ekim... Fırtınalı bir süreç sonrasında Türkiye ile ilgili kararını netleştiren Avrupa Komisyonu, Türkiye'ye "yeşil ışık" yaktı. Türkiye karşıtlarının tavsiye metninde son dakika değişikliği yaptırma çabalan yüzünden, komisyon tarihinin en kıran kırana pazarlıklarından birine sahne olan rapor, sonunda yayımlandı. Hiç kuşkusuz, metinden herhangi bir sapmaya izin vermemek için sıkı direniş gösteren Verheugen'in rest çekerek, "Metnin ruhunun değiştirilmesine izin vermem. Değişeceğine hiç çıkmasın" demesi raporun Türkiye lehine dönmesinde etkili oldu. Reformların geriye dönüşü yok
Peki, Türkiye açısından bu denli önem arz eden İlerleme Raporu neyi kapsıyordu? Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterli derecede yerine getirdiğine dikkat çeken Avrupa Komisyonu, bu çerçevede tam üyelik müzakerelerinin başlamasını önerdi. Raporda, Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı reformların da artık geriye dönüşü olmadığının Türkiye tarafından da teyid edilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca rapor, Türkiye ile ilişkilerde üç ayaklı bir stratejinin geliştirilmesini öneriyor. Bu stratejilerin birinci ayağı Türkiye'deki siyasi reformlan içeriyor. Stratejinin ikinci ayağı ise müzakere yönetimi ve kaidelerini be-lirliyor. Raporda, Türkiye'nin hangi konulan müzakere edeceğini tespit etmek için hükümet-lerarası konferansın toplanması gerektiğine işaret ediyor. Bir müzakere başlığının tamamlanması için Türkiye'nin muk-tesebatı ulusal yasaya çevirip, aynı zamanda uygulamış olması gerektiği de Komisyon raporunda altı çizilen önemli bir nokta. Raporda, stratejinin üçüncü ayağı sivil toplum kuruluşlarıyla yapılacak ortaklıklara ayrılırken, AB üyelerinin Türk sivil toplum kuruluşlanyla muntazam bir diyalog kurması gerektiğine dikkat çekiliyor. Raporda aynca, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin önünün açık olduğu, müzakerelerin ne zaman tamamlanacağı konusunda ise kesin bir tarih olmadığı vurgulanıyor. Şimdi gözler 17 Aralıkla
Açıklanan İlerleme Raporu'nun ardından Aralık 2004 Türkiye için tam bir kader anı olacak gibi görülüyor. 17 Aralık'ta toplanacak liderler zirvesinde, ya Türkiye'nin 1959 resmi ortaklık başvurusuyla başlayan AB rüyası bitecek, ya da başka bahara ertelenecek. Her ne kadar İlerleme Raporu Türkiye'nin önünü açsa da burada başka bir ihtimalin tamamen rededilme olduğunu da unutmamak gerekiyor. Kararın siyasal otoriteye bağlı olduğu gerçeği ve Avrupa Birliği içinde Türkiye aleyhine yükselen küçük seslerin gözardı edilmemesi gerekiyor. Öyle ki, Türkiye'nin AB sürecinde geçirdiği yolda, aday üyelik talebinin çeşitli zaman dilimlerinde ertelendiği gerçeği tüm kesimlerce biliniyor. Türkiye'den daha sonraki süreçlerde başvuru yapan aday üye ülkelerden Bulgaristan ve Romanya tam üyelik için 2007 yılına tarih alabilirken, Türkiye'nin aday üyelik talebinin Kopenhag siyasal kriterlerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle 2004 Aralık ayına ertelenmesi bu ihtimalleri kafalardan silmiyor. Bu nedenle bir çok olumlu göstergeye rağmen Türkiye'nin AB'ye aday üyelik müzakerelerinin aralık ayında nasıl bir seyir izleyeceği tam anlamıyla öngörülemiyor. Buna bir de Avrupalı Hristiyan demokratların Türkiye aleyhine yürüttüğü çalışmalar eklenince öngörüsüzlük iyice belirginleşiyor. Ancak, AB Komisyonu Başkanı'nın AB'nin Hristiyan birliği olmadığı ve Türkiye'nin katılımı için dinin engel olamayacağı açıklaması, birlikteki çoğunluğun Türkiye lehine davranacağının sinyallerini de veriyor.
Müzakere süreci nasıl işliyor?
AB Komisyonu'nun açıkladığı İlerleme Raporu'ndan sonra Türkiye açısından daha da zorlu bir sürecin adımı atıldı. Türkiye, 17 Aralık'ta AB'den müzakere tarihi alabilirse, yeni ancak uzun ve çok daha teknik bir sürece girecek. Her ne kadar İlerleme Raporu Türkiye'nin reformlarda başarılı olduğunu söylese de, müzakerelerin hızı Türkiye'nin reformları uygulama hızına bağlı olacak. Bilindiği gibi AB ile tam üyelik müzakereleri, biri hükümetlerarası görüşmeler, diğeri teknik toplantılar olmak üzere iki aşamada yürütülüyor. Siyasi konuların ele alındığı, üye ve aday ülkelerden bakanların katılımıyla gerçekleşen hükümetlerarası toplantılarda, temel pozisyonlar ve stratejiler ortaya konuluyor. Müzakerelerin ana kısmını oluşturan teknik toplantılar ise, AB daimi temsilcileri ve aday ülke baş müzakereci başkanlığındaki müzakere heyeti arasında yapılıyor. Müzakereler sürecinde Avrupa Parlamentosu da aday ülkeler için hazırladığı raporlarla tutum belirliyor ve son aşamada basit çoğunluk oylama sistemiyle katılım anlaşmalarını onaylıyor. Türkiye'nin önündeki kritik noktalar
2005 yılında AB ile müzakerelere başlamayı umut eden Türkiye'nin önüne müzakere sürecinde bu kez, ekonomik kriterler ve mevzuat uyumu konuları çıkıyor. 31 konu başlığı üzerinde yoğunlaşacak görüşmelerin en zor kapsamının ise tanm, çevre, adalet, içişleri, kişilerin serbest dolaşımı, finansman ve bütçe olacağı öngörülüyor. Bu süreçte, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı, şirketler hukuku, rekabet, ulaştırma, vergilendirme, enerji, istihdam ve sosyal politika geçiş düzenlemeleri sağlanarak aşılan konu başlıklarını oluşturuyor. Bu aşamada da Türkiye'nin karşısına çıkacak üç kritik noktanın, Türkiye'nin katılımının AB bütçesine etkisi, ağırlıklı oy kullanma sorunu ve serbest dolaşım olacağı konuşuluyor. Türkiye'nin müzakereler için tarih verilmesi durumunda, gerek ekonomik, gerekse siyasal alanda başlayan reformlan aksatmadan sürdürmesi gerekiyor. AB Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin "koşullu evet"i de, Türkiye'de daha atılacak çok adım olduğunu gösterdi. Üstelik bu süreçte sürekli gözetim altında tutulacak Türkiye'nin, çok dikkatli davranarak uzun gözüken yolu kısaltması gerekiyor. Hırvatistan'a da yeşil ışık yakıldı
Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan ile ilgili görüşlerini de açıklayan AB Komisyonu, Bulgaristan ve Romanya'nın strateji belgelerinde bu ülkelerin söz verdikleri reformlan yerine getirme konusunda daha gayretli olması gerektiğini belirtti. Komisyon, bu ülkelerin üyeliklerinin 2007 yılında gerçekleşmesinin gerektiğini belirtti. Strateji raporunda aynca Hirvatistan ile katılım müzakerelerine gelecek yılın başlarında başlanacağı bildirildi. Demokrasi ve hukuk ilkelerinin ihlali halinde Hırvatistan'la müzakerelerin dondurulabileceği de vurgulandı.
|