Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Rekabet koşullarını eşitlendirecek destek istiyoruz
Toplu Sözleşme görüşmeleri devam ediyor
Ayın Konusu
A.B.: İkinci etap daha zorlu geçecek
ITMF
Halit Narin, ITMF Başkan yardımcılığına seçildi
İnceleme
Grev Uygulaması ve Bazı Sonuçları
Eğitim
Saori, mucize yaratıyor
Hukuk
ÜCRET ZAMMINI YETERSİZ BULUP İŞTEN AYRILMA
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English |
Editör'den
Şimdilik talep var ama...
Külüstür dikiş makineleri, paslı makaslar ve her yanı dökülen ütü masaları... Ve çoğunluğu çocuk denecek yaşta 18 milyona yakın tekstil işçisi... Bunlar Çin'in dünyanın en önde gelen tekstil gücü olduğu gerçeği ile taban tabana çelişen bir manzara olsa gerek... Ancak bu durum Çin'in ciddi boyutta fiyat kırarak dünyada birçok pazara hakim olmaya başladığı gerçeğini değiştirmiyor...
Öyle ki dünya tekstil piyasasında şu anda yüzde 20'lik paya ulaşan Çin, tahminlere göre kotaların 2005'te kalkmasıyla birlikte bu payını pek yakında yüzde 50'lere çıkarabilecek.
Ucuz işgücü ve ucuz enerji avantajını fiyatlara yansıtarak Türkiye'den yüzde 60 daha ucuza üretim yapan Çin, maliyetlerini kısmak isteyen yabancı alıcılar için cazip. Alıcılar özellikle "uzun vadeli" ve "niteliksiz" ürünlerinin siparişini bu ülkeye veriyor. Bize ise kısa vadeli ve küçük miktarları kapsayan nitelikli ürün siparişleri kalıyor ki asıl tehlike de burada başlıyor. Çünkü Çin'in verdiği fiyatları baz gösteren Avrupalılar, bu ülkenin verdiği fiyatları öne sürüp yüzde 30'la-ra varan indirim talepleriyle masaya oturmaya başladılar bile...
Türk tekstil ve hazır giyim sanayicileri, işte bu zorlu durumu hızlı teslim kaabiliyeti, kaliteli üretim ve sosyal sorumluluk ilkelerine uygun üretim yaparak şimdilik frenlemeye çalışıyorlar.
Ancak yeni dengelerin kurulacağı 2005 öncesi Çin de boş durmuyor. Devlet güvencesi altındaki birçok fabrika daha fazla ve daha kaliteli üretim hedefiyle geleceğe dönük yatırımlarına durmaksızın devam ediyor. Birçok fabrikasını modernize eden Çin'in zaman içinde kalite sorununu da gidereceği kaydediliyor. Çin'in kaç yıl sonra kaliteyi yakalayacağı bilinmez ama Türkiye ile teknolojideki mesafesi hızla kapanıyor.
Evet Türkiye şimdilik "kalite" üreterek bir adım önde. İhracatının yarısını Euro bölgesine yapan Türkiye'ye şimdilik talep de var. Peki ya yarın? Kalıcı önlemler alınmadığı sürece bunun garantisi var mı? Bin-bir güçlükle bir nefer gibi savaşarak girilen pazarlarda süreklilik garanti mi? Girdi maliyetlerinin daha az olduğu bir rekabet ve yatırım ortamı yaratılmadıkça maalesef yok. Ve yıllardır yaratılmayan bu ortamı sağlayamadığımız sürece ucuz işgücü silahını elinde bulunduran Çin'in kalite silahımızı da elimizden alması kaçınılmaz olacak. Belki de biz rekabet silahı için gerekli barutu ararken Çin çoktan ateşlemiş olacak.
|