[ , ]    Sayı:297 Eylül 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: Rekabet koşullarını eşitlendirecek destek istiyoruz

  Toplu Sözleşme görüşmeleri devam ediyor


Ayın Konusu

  A.B.: İkinci etap daha zorlu geçecek


ITMF

  Halit Narin, ITMF Başkan yardımcılığına seçildi


İnceleme

  Grev Uygulaması ve Bazı Sonuçları


Eğitim

  Saori, mucize yaratıyor


 Hukuk

  ÜCRET ZAMMINI YETERSİZ BULUP İŞTEN AYRILMA

(Karar İncelemesi)


 ENGLISH

  Summaries in English

Güncel


Narin: Rekabet koşullarını eşitlendirecek destek istiyoruz

 

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, hükümetin sanayiciyi yatırıma teşvik etmesi gerektiğini söyledi. Narin dahilde işleme izin belgesi alanların da sorgulanmasını istedi.

Narin, Uzakdoğu'dan yapılan ithalatın en çok tekstili olumsuz etkilediğine de işaret ederek, kontrolsüz ithalatın, yatırımların önüne geçtiğini kaydetti. Konuşmasına "Türkiye'de sosyal, siyasal ve toplumsal yapıyı geliştirecek bir mantaliteye ihtiyaç olduğunu belirterek başlayan Narin, "Türkiye'nin siyaset politikasında en başa geçen insanlar her dönemde her geleni ağırlayan, her dönemde her gelene aynı iltifatları yapan insanların yanından ayrılmama gibi bir zaaf içindedirler. Politikacılarımız bu zaaftan kendilerini kurtarabildikleri zaman Türkiyemiz daha iyiye gider" dedi. "Milletleri kanunların altında değil, toplumun menfaatleri ve kanunların üstünde tutan bir mantaliteye ihtiyaç var" diyen Narin "Bu yüzden Türkiye'nin, sosyal ve ekonomik şartlarını geliştirecek olan bir Türkiye'nin geleceğe daha huzurlu ve daha güçlü gidebilmesi için bürokrasinin kanun ve mevzuatları milletin lehine ve milletin istediği dinamizme uygun bir şekilde değiştirme ve tefsir etme mantığını geliştirmesi lazım. Gelin görün ki, Türkiye'nin bürokrasisi daima halkın üzerine çıkmış, milletin üstünde ona fren yapan, dinamizmini durduran ve ayağında bağlı büyük bir yük gibi hareketine mani olmuştur" dedi.

Vergi mükellefine yardımcı olmak lazım

Batılı insanların vergi mükellefi olma konusunda övündüğünü kaydeden Narin konuşmasına şöyle devam etti: "Oysa Türkiye'de bence büyük bir ayıp. Türkiye'de vergi mükellefi olmak bütün mevzuatların ve bütün bürokrasinin ağırlığı altında olmak demektir. Çünkü vergi mevzu-unun içine girmeyen herkes benim müteşebbis ve düzgün çalışan arkadaşlarımı ve bizi çok demoralize eden bir sistemle moralimizi bozuyorlar. Oysa her yerde her türlü ahkamı kesen, insanların yüzde 98'i vergi mükellefi değil zaten. Peki vergi mükellefi kim? Vergi mükellefi de bildiğiniz gibi bizler, yani yatırım yapmışız, elimizdeki 3 kuruş parayı 103 kuruşluk yatırımla geleceğimizi işimize esir etmişiz, Atatürk'ün bize vermiş olduğu direktifle bu memleketi Ba-tı'ya örnek olacak bir Türkiye yaratmak için seferber etmişiz. Ama gelin görün ki biz mükellef olduğumuz için bütün kanunlar, mevzuatlar bizimle mücadeleye girmiş, ka-yıtdışı ekonomiye hiçbir şey yapmamıştır. O yüzden devletin bütün kademelerinin vergi mükellefine yardımcı olması lazım.

Kayıtdışı ekonomisi yüzde 60'ı bulmuş olan Türkiye'de vergi vermeyen insanların kamuoyunda tartışılır hale gelmesi icap ederken, vergi verecek kadar cesaretli, inançlı ve köklü müesseselerin vergi yüzsüzü gibi tanıtılmasına ben her zaman reaksiyon gösteriyorum. Bizler eğer müteşebbis isek becerikli insanlanzdır. Boynu bükük insan olsaydık zaten müteşebbis olmazdık, yatırım yapmazdık, yanımıza işçiyi almazdık, o insanların ailesinin yükünü üstümüzde taşımak için gönüllü olmazdık."

"Borcunu ödemek isteyen bir mükellef iyi bir insandır"

diyen Narin "Borcu vardır diye karşısındaki kişiye hükmetmek isteyen insan ise zayıf bir insandır. Hele bu bürokrasi içindeyse üstelik kötü bir insandır. O yüzden hükümetimiz, müteşebbisine, yatırımcısına güç verecek şekilde bu sistemi yeniden gözden geçirmelidir. Türkiye'nin kalkınması için sarfedilecek bu borcun mutlak surette rahatlıkla ödeneceği inancında olan bir avuç insanız" dedi.

Tasarrufların % 52'sini devlet kullanıyor

Narin konuşmasında Türkiye'deki bankacılık sistemine ve işleyiş şekline de dikkat çekerek "Bankaların ilan ettikleri kârlılık rakamlarıyla iftihar ediyoruz. Ama bir sanayici olarak şunu sormadan da edemiyoruz. Acaba bunlar, hangi büyük yatırım için kullanarak bu parayı elde etmişler? Bütün gelirleri yüksek faizden elde edilen miktarlar mı veya devlet tahvillerini alarak mı, yoksa yalnız kredi kartlarının getirmiş olduğu rant mıdır diye düşünmek icap ediyor. Hükümetimizin kâr eden müesseselere destek vermesinden çok mutluluk duyuyoruz. Ama kamu hizmeti yapan bankacılık sektörü bir ölçüde kârlılığını, yani mevduatı, tasarrufları is-tikametlendirecek bir fonksiyonu da kullanmalı. Benim bildiğim kadar, büyük yatırım yapılan hiçbir yerde devletin ve kamu bankalarının parası yok. O yüzden hükümet, bu trilyonları kazanan müesseselere bir istikamet vermeli. Ayrıca tasarrufların yüzde 52'sine yakınını devletin kullandığına dair de rakamlar var elimizde. Tasarrufların yüzde 52'sini devlet kullanıyorsa peki özel teşebbüs nasıl kalkınacak, hangi şartlar altında nasıl yatırım yapacak?" diye konuştu.

Çinliler toptancılığı Türklerin elinden alıyor

Narin, Uzakdoğu'dan yapılan ithalatın en çok tekstili olumsuz etkilediğine de işaret ederek, kontrolsüz ithalatın, yatırımların önüne geçtiğini kaydetti. Dahilde işleme rejiminin Türk tekstilini tükettiğini belirten Narin, "Dahilde işleme rejimiyle Türkiye'ye gelen malların belgelerinin bir hak olduğunu ve bu belgelerin kullanılması icap ettiğine dair de Ankara'dan kararlar çıkıyor. Yani belgelerin yüzde 9O'ı dahilde işleme rejimiyle Türkiye'de kaybolup bizim tekstil ve konfeksiyon sanayimizi baltalıyor. Bu hareket bizim yeni alacağımız işçilerimizi, yeni yapacağımız yatırımları ortadan kaldırıyor.

Yani, hiç olmazsa, dahilde işleme kapsamında mal getiren müessese kâr ediyor mu, vergi veriyor mu, ne yapıyor diye denetlenmesi lazım. Tekstili kurtarmak istiyorsak ayrıca referans fiyatları ve gözetimin de mutlaka uygulanması şart. Bu yapılmadığı zaman biz ne yaparız? Bizler de herhalde ileride 20-30 konteynır mal getirip, fabrikaları-mızdaki makineleri atıp oralarda böyle açık pazar yapıp, 1 dolara kazak, 1 dolara oyuncak, satan müesseseler haline geliriz. Durum öyle gözüküyor. Çünkü iş o duruma düştü ki artık Laleli'de Çinliler ofis açtılar. Toptancılığı Türkler'in elinden alıyorlar. Laleli'de, Merter'de, Perşembe pazarında toptancılığı, Türkler'in elinden alan bir Çinli grubu olursa, konfeksiyon ithalatı da oradan yapılırsa o zaman bize ne kalıyor? Bize, ancak onların verebildiği kadar mal getirip yerlere serip, "batan fabrikanın malıdır" deyip satmak kalıyor. Bunlar laftır deyip bırakmak yerine gerçekçi tarafına bakıp bu duruma Türkiye'nin düşmemesi için bu konuya eğilme mecburiyetimiz var. Şu an Türkiye güzel bir kalkınma hamlesi içinde gibi görünüyor. Halbuki yatırım yapmadan kalkınmak mümkün değildir. Kaynakları kullanıp onlara istikamet vermeden kalkınma olmaz" dedi.

İthalattan vergi alınsın

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'dan, ithalattan alınan vergiyi sorgulamasını da isteyen Narin, "40-50 milyar dolarlık ithalat yapılıyor, kaç lira vergi alıyorsunuz diye kendinizi lütfen sorgulayın. İthalat yapan insanlar gelir vergilerine mahsuben bir taahhütte bulunsunlar. İthalattan vergi alın, ithalatçıyı bu yolla sorgulayın. Sorgulayın ki bu memleket vergi verme alışkanlığını elde etsin, hep beraber kalkmalım. Bunlardan yüzde 20, yüzde 30 gelir vergisi alabilseler, Sayın Unakıtan'ın hiçbir problemi olmaz. Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası olarak dahilde işleme rejimiyle ithalat yapılan malların denetimi için bir-iki tane sistem geliştirdik. Referans fiyatları dedik; ancak Çin'in referans fiyatı dünya standartlarına uymuyor. Hemen onu sulandırdılar. Halbuki referans fiyatı dünya referans fiyatı olması lazım. Çocuk çalıştıran, sosyal şartları olmayan Çin'in referans fiyatı olur mu? Bu, bizim tekstil sanayiini öldürüyor, işçimizin emeğini alıyor. İkinci olarak bakanlığın gözetim yapması lazım. Ancak Türkiye'nin medarı iftiharı, lokomotifi olan tekstilde, gözetim bir türlü devreye konulamıyor. Demek ki bu hükümet ve hükümetler tekstilde yanlışlıkların yapılmasını müsamahayla karşılıyorlar. Şimdi güneye Adana civarına baksınlar. Güneyde kombine çalışan fabrikaların 7 bin olan işçi sayıları ikişer bine düştü. "Bu insanlar ne yapıyor?" diye hükümetlerimizin bir araştırma yapması lazım. Herkes ithalat karşısında eli böyle açık Allah'a bakıyor. Ama hükümetin bizi tahrik etmesi lazım. Para istemiyoruz, kredi istemiyoruz, mevzuatları hafifletin, vergi vermeyen insanlara da hesap sorun. Başka birşey istemiyoruz" diye konuştu.

Milletini düşünen bir bürokrasiye ihtiyaç var

Narin, Çin tehlikesi konusunda ise "Çin bir demokrasi ülkesi olamaz; çünkü Çin Avrupa kıtasından çok daha büyük bir toprak parçasına sahip, içinde de 1.5 milyar insanı var. Çin'in yaptığı hiçbir şey bizim mantığımıza uymaz. Ama gelin görün ki, bizim Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptığı da hiçbir dünya mantığına uymaz. Çünkü Amerika, Avrupa, ithalatını kısıtlamış; Çin'e karşı tedbirler almış. Biz ise kapıları açmışız" dedi.

Yıllardır ATR belgesine menşe yazdıramadıklarını da belirten Narin, "Hollanda ve İtalya, Çin malına Türkiye'ye gitmek şartıyla ATR belgesi veriyor, onu Türkiye'ye yolluyor. ATR belgesi Avrupa'da serbest dolaşım değil Türkiye'de serbest dolaşım oldu. Ankara'da 3 senedir toplantılar yapıyoruz. Milletinin düşüncesine birinci planda yer vermeyen bir bürokrasiyi istemiyoruz. Milletlerarası kavgada milletini düşünen bir bürokrasiye ihtiyacımız var" dedi.

Narin sözlerini şöyle tamamladı: "Teşvik Yasası kapsamına alınan 36 ile bedava arsa vererek, vergiden düşerim diyerek kalkınmak mümkün değildir. Oraları kalkındırırken mevcutları da devam ettirecek olan politikaya ihtiyaç var. Hükümetimiz, her yerde gösterdiği kararlılığını tekstil sektöründe de göstermelidir. Kayıtdışı ekonomiyi, SSK primlerini, KDV'yi hâlâ halledemedik. KDV'yi yüzde 8'e düşüreceğiz diye hükümetle mutabık kalındı. Sayın Unakı-tan da bunu deklare etti. Halen büyük kaçakçılığın temelinde bu yüzde 18 KDV yatıyor. Hükümet bu adımı atmalı ve KDV'yi bir defa yüzde 8'e, SSK'yı üçte bire çekmeli. Sosyal güvencesi olmayan bir yerde tekstil sektörü canla-namaz. Biz Sayın Başbakan'dan, sayın bakanlardan para istemiyoruz, destek istiyoruz. Rekabet koşullarını eşitlendirecek destek istiyoruz."

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net