Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN: Türkiye'de vergi vermemek için yarış yapılıyor
Dünya çapında 30 milyon işini kaybedecek
Abdülkadir Konukoğlu
İş Kanunu'ndaki aksaklıklar izlemeye alınıyor
IMF heyeti TİSK'İ ziyaret etti
Gündem
Asgari Ücret Komisyonu toplandı
Asgari ücret 318 milyon lira
Dornbirn Kimyasal Elyaf Kongreleri
İş dünyası bir duayenini daha kaybetti
2005 için sonun başlangıcı
ILO Konferansı
92. Uluslararası Çalışma Konferansı toplandı
Söyleşi
ÖZKAN: İçimizdeki Çinliler'le de savaşıyoruz
Firma
Saray Halı hedef büyüttü
Araştırma
2003 TEKSTİL MAKİNELERİ YATIRIMLARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Hukuk
ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNDE MUVAZAA (Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English
|
Araştırma
2003 TEKSTİL MAKİNELERİ YATIRIMLARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Prof. Dr. Işık TARAKÇIOGLU
TÜBİTAK Tekstil Araştırma Merkezi Müdürü
ITMF'in her yıl yayınladığı "Uluslararası Tekstil Makineleri Sevkiyatları İstatistikleri" elime geçince, eskiden ilk yaptığım, "Türkiye ne yatırım yapmış" ona bakmak olurdu, şimdi ile birlikte "Çin ne yatırım yapmış" bakıyorum hemen. İsterseniz önce Çin'le ilgili tespitlerimi arzedeyim, ondan sonra Türkiye değerlendirmesine geçelim. Zira artık tekstil sanayiinde Çin'deki gelişmeleri göz önüne almadan yapılacak her türlü değerlendirme yalnız eksik kalmıyacak, aynı zamanda değerlendirmedeki yanılma payı da yüksek olacaktır.
Tablo 1'e bakıldığında, Çin'in, hafif bir düşüşe rağmen, 2003 yılında da Dünya'daki tüm mekiksiz dokuma makinesi yatırımlarının % 70'inden fazlasını tek başına gerçekleştirmeye devam ettiği görülmektedir. 2002 yılından farklı olarak 2003 yılında Çin, OE-iplikçilik ve yalancı büküm tekstüre iplik yatırımlarındaki payını da % 70'lerin üzerine çıkarmıştır. Ama 2003 yılında Çin asıl büyük patlamayı kısa elyaf ring iplikçilikte sağlamış olup, 2002 yılında % 21,4 olan payını, % 60'ın üzerine çıkarmayı başarmıştır. Çin, Uzun elyaf ring iplikçilikte ve yuvarlak örgü makinelerinde de, 2002 yılında Dünyadaki yatırımların yaklaşık 'ü kadar olan payını, 2003 yılında 1/3'ün üstüne çıkarmayı, düz örgü makinelerinde de payını % 50'ye yaklaştırmayı (Hong-Kong dahil) başarmış ise de, bu artışlar kısa elyaf (pamuk tipi) ring iplikçilikteki patlamanın yanında çok müte-vazi kalmıştır.
2003 yılında Çin'in kısa elyaf ring iplikçilik yatırımları % 550 artarak 4.951-308 iğ'i bulmuştur. Dolayısıyla Dünyadaki toplam kısa elyaf ring iplik yatınmlan da % 129 artarak, 8.157.556 iğ ile bir rekor kırmıştır. Ancak Çin hariç tutulduğunda, Dünyanın geri kalan ülkelerindeki artışın çok daha mütevazi (% 14,6) olduğu görülmektedir.
2003 yılında Çin hariç tutulduğunda Dünyada makine yatınmları az da olsa (% 3,5) artan diğer bir alt sektör, tekstüre iplikçiliktir. Bu ikisinin dışında kalan tüm alt sektörlerde makine yatınmla-n, az (Yuvarlak örgü makineleri: - % 2,3; Mekiksiz dokuma makineleri: - % 7,8; Yuvarlak örgü makineleri: - % 12,1) veya çok (OE-iplikçilik: - % 28,2; Uzun elyaf ring iplikçiliği: - % 39,8) azalmıştır. Çin'de ise, mekiksiz dokuma makineleri (- % 13,5) ve uzun elyaf ring iplikçiliği (- % 6,7) dışında kalan tüm alt sektörlerdeki makine yatınmlan artmıştır (bkz. Tablo 3).
Türkiye'deki yatırımlara gelince, 2003 yılında 2002 yılına nazaran 3 alt sektörde (tekstüre iplikçilik, OE-iplikçilik ve uzun elyaf ring iplikçiliği) yapılan yatırımların azaldığı; 4 alt sektörde de (kısa elyaf ring iplikçiliği, düz örgü makineleri, mekiksiz dokuma makineleri ve yuvarlak örgü makineleri) arttığı görülmektedir. Ancak asıl çarpıcı olan husus, 2003 yılında Dünya tekstil makineleri yatırımlarının, en zayıf olduğu alt sektörlerde bile 1/3'ünü ve 3 alt sektörde de % 70'inden fazlasını tek başına gerçekleştiren Çin'in arkasından, Dün-ya'nın ikinci büyük yatırımcısının Türkiye olmasıdır. 2003 yılında Türkiye: Uzun elyaf iplikçiliği, OE-iplikçilik, Mekiksiz dokuma makineleri, Yuvarlak örgü makineleri ve Düz örgü makineleri yatırımlarında Dünyanın 2. Kısa elyaf iplikçiliği yatırımlarında 4. ve Tekstüre iplikçilik yatırımlarında da 5- büyük yatırımcı ülkesi olmuştur.
Şekil 1 incelendiğinde, Türkiye'de 1999 yılında 79.488 iğ ile dip yapan kısa elyaf ring iplik yatırımlarının 2000,2001 ve 2002 yıllarındaki artışlardan sonra 2003 yılında da büyük (% 100'e yaklaşan) bir artışla 595.392 iğe çıkarak, 1997 yılındaki rekor yatırıma (668.352 iğ) iyice yaklaştığı görülmektedir. Dünyadaki ve Türkiye'deki geçmiş yıllardan gelen ciddi kapasite fazlalıklarına ilaveten, Çin'de 2003 yılında meydana gelen anormal büyük artış ve bu artışın çok büyük bir kısmının Çin'in artık ihraç da etmeye başladığı yerli iplik makineleriyle gerçekleştirilmiş olması ve nihayet Çin'den sonraki en büyük pamuk ipliği üreticileri Hindistan ve Pakistan'ın da yatırımlarını % 21,2 ve % 28,9 artırmış olmaları gerçekleri de gözönüne alınınca, bana "İnşallah bu büyük yatırımların arkasından 1999'ı tekrar yaşamayız" diye dua etmekten başka bir şey kalmamaktadır.



Yıllardır, tekstil sanayiinin en sermaye yoğun alt sektörü olduğu ve sağladığı katma değer en düşük olduğu için, Türkiye gibi sermayenin kıt olduğu, fakat bundan daha önemlisi istihdam yaratmanın ülkenin en önemli sorununu oluşturduğu bir ülkede, OE-iplikçilik yatırımlarının rantabl olmadığını anlatmaya çalıştım. Fakat çok az insana inandırabildim. Özellikle 126.389 rotorluk yatırımla, Çin hariç Dünyadaki OE iplikçilik yatırımlarının % 43,3'ünü tek başımıza gerçekleştirdiğimiz 1996 yılından sonra Türkiye'nin OE iplikçilik yatırım şampiyonu ilimiz Kahramanmaraş'ın Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Sayın Mehmet BALDUK'un "Tamamen robotlarla çalıştığı için az sayıda işçi çalıştıran, ring ipliğe göre daha kalitesiz mal üreten, Avrupa pazarında pek yeri olmayan open-end iplikçiliğine çok aşırı şekilde yatırım izni vermek, teşvik etmek bir cinayettir. Yatırımcıyı yanlış yönlendirmektir ve korkarım ki iflasına sebebiyet vermektir." feryadı da bir işe yaramayıp, sonunda kaçınılmaz hale gelen kriz ile birlikte 1999 yılında OE iplik yatırımları 4012 rotora düşünce, hiç olmazsa "Bir musibet bin nasihhattan evlâdır." diye teselli bulmaya çalışırken, bir de baktık ki, 2000 yılında Türkiye yine Çin hariç Dünyanın en büyük OE iplik yatırımcısı olmuş.
"Yapmayın, etmeyin" diye anlatmaya başladık yine ve ITMF'in (Uluslararası Tekstil Sanayicileri Federasyonu'nun) 2 yılda bir yayınladığı "Uluslararası Maliyet Karşı-laştırmaları"na göre amortisman ve finansman giderleri de göz önüne alındığında Türkiye'nin Dünyada OE-ipliği en pahalı üreten ülke olduğuna dikkatleri çekmeye çalıştık. Ama ne yazık ki yine inandıramadık insanlarımıza ve bu arada bazılarını kızdırdık, hatta bir tekstil Dergimizin söylediğimiz ekonomik gerçekleri anlamakta zorlanan sahibinin "İplik eğirme sistemleri arasında ring iplikçiliğini kon-vansiyonel sıraya indiren ve yeni teknolojiler arasına giren öpen end'e bu kin nedendir? Open end, ring iplik ile amansız bir yarışa girmiştir. Sonunda hangisinin galip geleceği bilinmez." beyanına bile muhatap olduk.
Bu kafalara, Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin, 20-30 numara iplik üreterek, sıradan kumaşlar dokuyarak, örerek ve sıradan don, fanila, t-şört, gecelik, çorap, havlu, bornoz, nevresim takımı üreterek, dünyada üretim fazlası olan bu ürünlerde başta Çin, Hindistan olmak üzere Asya, G.Amerika ve Afrika ülkeleriyle fiyat kırarak rekabet etmeye çalışarak artık bir yere varamayacağını; Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nin özgün tasarım, kalite, verimlilik, pazarlama ve dağıtım yeteneklerini daha da geliştirerek, üst sınıf modaya yönelik ve moda-marka ürünler grubuna yönelmesi, kısacası farklılık yaratması gerektiğini ve hatta yeni ürünlere ve yüksek performanslı teknik tekstiller, çok fonksiyonlu tekstiller, akıllı tekstiller... gibi yeni ürün gruplarına yönelmesi gerektiğini anlatabilmek ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunu anlatamayınca, eğiti-min-öğretimin, Ar-Ge'nin, kısacası insana ve bilime yatırım yapmanın önemiyle ilgili olarak söylediklerinizin hepsi de havada kalıyor. Ve sonuçta da, ekonominin, işletmeciliğin en temel prensiplerinin bile hiçe sayıldığı Türkiye'nin, 2003 yılında da Çin'in arkasından Dünya'daki en büyük OE iplikçilik yatırımcısı olmasını yadırgamamak gerekiyor. Ama ne yapayım, huyum kurusun, ben bu durumumuz karşısında yine de üzülmeden yapamıyorum.
Türkiye, 2003 yılında mekiksiz dokuma makineleri yatırımlarını % 60 artırarak 4.505 tezgah ile, 1996 yılındaki 4.329 tezgahlık rekorunu yenilemiştir. Aynı şekilde yuvarlak örgü makineleri yatırımlarını % 26 artırarak 1.470 yuvarlak örgü makinesiyle, 1996 yılındaki 1.257 makinelik rekorunu yenilemiştir. Düz örgü makineleriyle ilgili rakamlar ITMF İstatistiklerinde 2000 yılından itibaren yer almaya başlamış ise de, 2003 yılında bir önceki yıla göre % 62'lik artışla ulaşılan 2.334 makinelik yatırımın da (Dünyadaki tüm düz örme makinesi yatırımlarının % 25'i) bir rekor olduğunu tahmin etmek de pek yanlış olmaz herhalde.
Türkiye'nin dokuma (Dünya'daki toplam yatırımın % 7'si), yuvarlak örgü (Dünya'daki toplam yatırımın % 15'i) ve düz örgü (Dünya'daki toplam yatırımın % 25'i) yatırımları, belki de aşın yüksek yatırımlar değildir. Zaten beni rahatsız eden, endişelendiren husus da, esasında başka :
- Yıllardır Türkiye'de artık salt kapasite artına ve yeni tekstil yatırımlarının teşvik edilmemesi, bunun yerine mevcut işletmelerin:
• Kaliteyi artırıcı
• Üretim verimini artırıcı
• Dar boğaz giderici
• Başta su ve enerji olmak üzere, hammadde, kimyasal madde, yardımcı madde, vs. tasarrufu sağlayıcı
• Çevreyi koruyucu yatırımları ile
• Ar-Ge ve hizmetiçi eğitim üniteleri oluşturma amaçlı yatırımlarının özendirilmesi ve hatta son zamanlarda :
 
• Tekstil sanayicilerinin, konvansiyonel üretim paletinin dışında yeni ürünlere ve yüksek performanslı teknik tekstiller, çok fonksiyonlu tekstiller, akıllı tekstiller... gibi yeni ürün gruplarına yönelmesini sağlayacak yatırımların da özendirilmesi gerektiği söylenirken ve
• Tam Dünyada ve Türkiye'de sıradan (commodity) tekstil ürünlerinin üretimi için ciddi bir kapasite fazlalığının mevcut olduğu ve Çin'in gittikçe artan dev yatırımlanyla bu fazlalığı anormal bir şekilde daha da arttırdığı,
• 1 Ocak 2002'de kota kısıtlaması kaldırılan 29 kategoride
Çin'in ABD ve AB pazarlarında fiyat da kırarak sağladığı büyük pazar payı artışının görüldüğü ve Çin'in iç pazarımız için de bir tehlike olmaya başladığı,
• Bütün Dünya ülkelerinin 1 Ocak 2OO5'te tüm kategorilerde kotalar kalkınca mevcut tekstil ve konfeksiyon sanayilerinin en az zarar görmesi için önlemler almaya başladığı bir dönemde, Türkiye'nin Çin'in arkasından Dünyanın 2. büyük tekstil yatırımcısı veya daha doğrusu tekstil makineleri ithalatçısı olmasına ben sevinemiyorum doğrusu.
İnsana yatırım yapmadan, Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayiinin Ar-Ge, Ür-Ge yetersizliklerini gidermeden yapılan bu bilinçsiz ve aşırı yatırımların sonunun iyi olabileceğine, bu filmin bir mutlu sonla biteceğine, bağışlayın beni ama, ben inanamıyorum artık.
SON SÖZ: Kendi düşen ağlamaz.
|