[ , ]    Sayı:299 Kasım 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Halit Narin'in en mutlu günü

  Devletin verimliliğini gençler yukarıya taşıyacak

  Bürokrasi yanımızda olsun Türkiye uçar

  Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandı


Değerlendirme

  Türk tekstili için Çin bir tehlike midir?


Araştırma

  TEKSTİL SANAYİİ GELECEKTE NEREDE ÜRETECEK?


 ENGLISH

  Summaries in English

 

Değerlendirme


Türk tekstili için Çin (ÇHC) bir tehlike midir?

 

Prof. Dr. Adnan GÜLERMAN
DE Üniversitesi İİB Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

 

A. Tekstil sektöründe uluslararası rekabet

2004 yılının sonunda, dünya kota sisteminin sona ermesiyle, aralarında tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin de bulunduğu pek çok sanayi mamulünde büyük bir rekabetin başlayacağı kuşkusu pek çok ülkenin ve bu ülkelerdeki pek çok sektörün karabasanı haline gelmektedir.

Daha bu günden dozu kaçmaya başlamış bulunan rekabetin 2005'den itibaren, yıkıcı bir haksız rekabete dönüşmüş olması ülkeleri, kuruluşlarını, sendikalan çözüm yollarını bulmaya yöneltmiştir.

Son yıllarda piyasada olumsuz etkileri görülen ve başta ÇHC olmak üzere bazı ülkelere karşı nasıl bir önlem alınmasının uygun olacağı arayışlarına girişildiği görülmektedir.

Bu yazımızı kaleme almadan önce, dolgun bir içeriği olan "Tekstil İşveren" dergisinin son aylarda yayınlanan 289-265 sayılarında bulunan yazılan incelediğimiz zaman hemen her sayıda 3-4 yazının 2005 yılından itibaren yüz yüze gelinecek durum ile bu dönemde ÇHC'nin rekabetine karşı neler yapılması gerektiğinin tartışıldığını gördük.

Aslında, UzakDoğu'nun Türk piyasasındaki olumsuz etkisi ve bu etkinin alanı içinde kalan Türk tekstili sadece son birkaç yıl içinde bu haksız ve yıkıcı rekabetle yüzyüze gelmemişti.
Söylediğimizi açıklığa kavuşturabilmek için bundan 15-16 yıl önce yaşadığım bir olayı burada nakletmek isterim.

Uşak'da sentetik iplik üreten bir fabrikadaki toplu sözleşme görüşmelerindeki uyuşmazlık üzerine Resmi Arabulucu olarak görevlendirilmiştim. Uşak'ta işçi sendikasının yöneticisi ile buluştum. Arabamla işyerine giderken uyuşmazlık hakkında "Ne kadar ücret zammı istiyorsunuz?" sorum üzerine sendika yöneticisi "Uzakdoğu'dan fabrikanın kapısına gelen aynı kalitedeki ipliğin kilo fiyatı işyerimizin ürettiği ipliğin fiyatına eşit. Bu şartlar altında zam istemekten vazgeçtik. Eğer bu işverenin Denizli'deki işyeri bu fabrikaya destek olmasa, fabrikamız çoktan kapanmış olacaktı" cevabını almıştım.

Bu olay da özellikle tekstil ve konfeksiyon sektörümüzün 10-15 yıldır bir ölümkalım mücadelesi içinde bulunduğunu ve ayakta kalabilmek için olağanüstü bir çaba harcadığını ortaya koymaktadır.

Öteki savaşlarda olduğu gibi, bu rekabet savaşında da en az aynı silah donanımına sahip olmadığınız takdirde yenik düşmeniz kaçınılmazdır. Düşük nitelikli silahınızla dünyanın hangi pazarını seçerseniz seçin, rakibiniz karşınızda yerini alacak ve o piyasada da yeniliği kaçınılmaz olacaktır.

Hemen hemen bütün ülkelere ve yaklaşık bütün sanayi dallarında ezici bir rekabet gücüne sahip olan ÇHC ile ilgili aşağıdaki değerlendirme yeterli bir bilgi vermektedir:

"Son yıllarda emek-yoğun Çin sanayi mallarının dünya pazarlarında edindiği yer, tüm gelişmiş - gelişmekte olan ülkeleri endişelendirmeye başlamıştır. ÇHC'in özellikle aynı gruba

giren mallar üretim satan gelişmekte olan ülkeleri dünya piyasalarından "silinmesinden" korkulmaktadır. Fakat benzer kaygılar gelişmiş ülkelerde ve onların en başında yer alan ABD'de de dile getirilmektedir. ÇHC'nin ABD'nin onda birinden az ücret düzeyleriyle ve kasten az değerlenmiş durumda bırakılan bir parayla bu ülkelerdeki fabrikaları haksız şekilde kapanmaya ittiği ve milyonlarca Amerikan işçisini işsiz bıraktığı ileri sürülmektedir.(1)

B- Çin Halk Cumhuriyeti ticaretinin dışa açılma politikası
ÇHC'nin ekonomiyi dışa açma çabalan arasında gümrük vergilerini önemli ölçüde düşürmesi gelmektedir. Aşağıdaki tabloda ÇHC'nin vergi oranı Toplam vergi geliri kıvam noktası üe hiçbir ilgisi olmayan vergi oranı düşürmesi görülmektedir. Bu oran düşürmede toplam vergi gelirinin maksimizasyonu yerine, dış ticarette haksız rekabet şartlarının oluşturulması birinci planda yer almaktadır.(2)

Yıllar/Vergi oranı
1982 55.6
1985 43.3
1988 43.7
1991 44.1
1992 42.9
1993 39.9
1994 36.3
1996 23.6
1997 17.6
1998 17.5
2000 16.4
2001 14.0
2002 12.7
Genellikle, satınalma güçleri kısıdı olan tüketiciler kalitesi aynı olan maldan, ucuz olanını tercih edecektir. Hatta bu kısıtlılık bazen kaliteyi bir kenara iterek ucuz fiyatlı olanı ön plana çıkartacaktır. Hele, fert payına düşen milli geliri düşük olup, bu dağılım da adil olmayan ortamlarda, düşük fiyat çoğu zaman kalitenin de önüne geçecektir.

Uzun sözün kısası, düşük maliyet ve düşük satış fiyatlı bir rakiple başa çıkmanın başta gelen şartı aynı silah donanımına sahip olmaktır.

C. Üretim faktör fiyatlarının maliyete etkisi
Ülkemiz şartlan incelendiğinde, üretim maliyetini etkileyen hemen hemen bütün faktörlerin pahalı olması yanında, verimliliğin de maliyeti olumsuz yönde etkileyecek ölçüde düşük olduğunu görmekteyiz.

Açıklığa kavuşturalım;
- İstihdam vergilerinin işçilik maliyeti içindeki payı yüksektir.
İstihdam vergilerinin ağırlığı bakımından 30 OECD ülkesi üe ilgili olarak yapılan karşılaştırmada Türkiye yüzde 42,4 oranı ile en yüksek noktada bulunmaktadır. Bu yüksekliği, bir sınai veya ticari kuruluşun işçi çalıştırmasının SSK primi ve vergi yüksekliği yolu ile cezalandırılması olarak tanımlamak yanıltıcı olmaz.Türkiye'deki bu yüksek orana karşılık öteki bazı OECD Ülkelerindeki oranlar şöyledir; İsveç ( 40,5 ), Fransa ( 39,2 ), Yunanistan ( 35,1) , İtalya ( 34,0 ), İspanya ( 31,4 ).
- Sanayide kullanılan enerji maliyeti yüksektir.

Üretimde enerji giderleri önemli bir maliyet unsuru olarak yer almaktadır. Bu yüzden enerji fiyatlarının yüksekliği üretim maliyetlerini de büyük ölçüde ve olumsuz yönde etkileyeceğinden, rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Türkiye'nin ( Cent/Kwh) olarak enerji fiyatının 3,8 olmasına karşılık bazı ülkelerdeki enerji fıyatları şöyledir: Çin ( 2,1), Hindistan ( 2,8 ), İtalya ( 1,6 ), Polonya ( 1,5 ) v.s.

Başka bir anlatımla Türkiye de sanayide kullanılan elektriğin fiyatı ( 100 ) varsayıldığında, İtalya ( 82 ), Yunanistan ( 42 ), İspanya ( 33 ), Fransa ( 29 ), OECD ortalaması ( 32 ) dir.

Türkiye'deki enerji fiyatının yüksek olmasının bir nedeni de enerji fiyatı içindeki vergi oranının yüksekliğidir. Elektriğin sanayiye satış fiyatındaki vergi oram 1995 yılında yüzde 13,9 olmasına karşılık, bu oran 1999 yılında yüzde 15,3 ve 2003 yılında da yüzde 16,1'e yükselmiştir.

Maliyeti etkileyen öteki faktörler de incelendiğinde sonuç değişmemekte ve olumsuzluklar peşpeşe gelmektedir.

Bütün bunların Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflatacağı ve rekabet gücü sıralamasında geri plana iteceği kuşkusuzdur. Nitekim Uluslar arası Yönetim Geliştirme Merkezi'nin 2004 yılı için yaptığı sıralama aşağıdaki gibidir.

D. Türkiye'nin haksız rekabet karşısındaki durumu
Tekstil ve konfeksiyon maddeleri Türkiye'nin en önde gelen ihracat kalemleri arasında yer almaktadır. 2005 başında kotaların kaldırılacak olması Tekstil Sanayisi ve dış ticaret politikası yönünden büyük önem taşımaktadır.

2005 yılından itibaren birkaç ülke dışında hemen bütün ülkeler özellikle ÇHC'nin ezici bir rekabeti ile karşılaşacaklarından, bu rekabete karşı nasıl karşı kurulacağının araştırılması gündeme gelmiş ve bazı öneriler de ortaya atılmıştır.

ÇHC'nin 11.11.2001 tarihinde Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization) ne üyelik anlaşmasını imzalamasından sonra ÇHC'nin tekstil ve hazır giyim ihracatı üzerindeki 2006 yılına ait muhtemel etkileri aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir. (3)

Tabloya göre ÇHC tekstil ve hazır giyim mallarının şu günlerde karşı karşıya bulunduğu kotaların 2005 yılında bütünü ile kaldırılmasından sonra sadece iki bölgenin dışında kalan bütün ülkelerin 2006 yılındaki olumsuz etkilerinin ülke ekonomilerinde çok şiddetli sonuçlar vereceği görülmektedir. Olumsuz etki özellikle "emek" faktörünün önemli yer alması sebebiyle "Hazır Giyim" sektöründedir.

Bu zarar karşısında, başka bir önlem alınmayacağı varsayımına dayanan bu tahminlere, önlemler üzerinde henüz bir fikir birliği sağlanamamış olması sebebiyle zararlara katlanmaktan başka bir yol gözükmemekte ve her ülkenin kendi başının çaresine bakmasının gerekeceği beklentisi içinde bulunmaktadır. Aslında 15 Ocak 2004 tarihinde İstanbul da yapılan Avrupa Hazırgiyim ve Tekstil Organizasyonu ( EURATEK) toplantısında da dile getirildiği üzere sorun sadece Türkiye'nin değil yukanda tabloda yer verildiği gibi öteki üretici ülkeleri-nindir de.Bu yüzden alınacak önlemler bireysel olarak değil üretici ülkelerin ortak bir politikası biçiminde olmalıdır.

Çünkü, ÇHC'nin ihracatına karşılık doğrudan uygulamaya çabaladığınız bir önlem, Çin malının başka bir ülke üzerinden iç piyasaya girebilmesi ile etkisiz kalabilmektedir.
Durum böyle olunca, özellikle ÇHC tekstil üretiminin uyguladığı haksız rekabete ne firma bazında, ne de ülke bazında karşı koymak mümkün olamayacaktır. O halde, bu haksız rekabetten zarar görenlerin ortak bir karşı koyma politikası geliştirmeleri ve uygulamaya koymalan gerekecektir.

Her nekadar, AB'nin bu haksız rekabete karşı , karşı koyup koymayacağı ve hangi önlemleri planladığı hakkında bu güne kadar bir açıklama yapılmamışsa da, Birlik üyelerinin toplam ihracatı içinde tekstil ürünlerinin payı, Türkiye'nin ki kadar yüksek oranda olmadığından, AB den güçlü bir tepki ve etkin bir önlem önerisi beklemek de yanıltıcı olabilir.

Türkiye'nin ihracat pazar payının yüzde 75'inin AB pazan olması sebebi ile Birliğin ÇHC ihracatı için alabileceği önlemler Türkiye açısından büyük önem taşımaktadır. Başka bir anlatımla, ÇHC'nin AB pazarına girme oranının artması, Türkiye'nin AB pazar payının azalması sonucunu verecektir.

Türk tekstilinin yeni pazarlar araması da yeterince fayda sağlamayacaktır. Çünkü, Türk tekstili her girdiği pazarda ÇHC haksız rekabeti ile karşı karşıya gelecektir.

Olaya bu yönü ile daha yakından bakabümek için ÇHC'nin AB'deki ve Türkiye'deki pazar payının artış oranlarını incelemek uygun olacaktır.

Tablodaki veriler ÇHC'nin sadece Türkiye tekstili için değil, AB tekstili için de ciddi bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

E. Kota tarihinin ertelenmesi bir çözüm mü?
Öncelikle kota tarihinin 2005 yılından, daha sonraki yıllara ertelenmesi mümkün olsa bile, başka önlemler alınamadığı takdirde sorun erteleme süresi tamamlandıktan sonra daha büyük boyutlanyla ortaya çıkacaktır.

Bu yüzden olay hem erteleme, hem de erteleme süresi içinden hangi önlemlerin alınabileceği boyutlarında düşünülmelidir.

ÇHC mallarındaki
-Ürünlerin standart dışı olması,
-Mallarla ilgili belgelerin gerçekleri yansıtmaması,
-Malların garanti belgesine sahip olmaması,
-Etiket noksanlığı veya mevcut etiketlerdeki bilgilerin gerçeği yansıtmaması, gibi hususlar karşı koymanın başlıca noktalandır.

Maliyet unsurlarından ötekilerin yanında işçilik ücretinin çok düşük olması, fiyat yönünden Çin mallan ile rekabet edilemez bir piyasa oluşturmuştur. Böyle bir fiyat politikasına karşı koymanın başta gelen yolu "ithalatta asgari fiyat uygulamasıdır.

ÇHC malları ile rekabet edebilmek için Türk tekstilinin de yukanda sıraladığımız Çin politikalarına benzer bir politika uygulayarak, başka bir anlatımla, fiyat ve kaliteyi aynı ölçülerle düşürmesini beklememiz akılcı değildir.

Burada önlemlerin alınmasının yeterli olamayacağı, yoğun bir denetimin kaçınılmaz olduğu bilinmesidir.

Olayı uluslar arası veya ülke geneline önlemler alınması, uygulanması ve yoğun denetimi çerçevesine indirgemenin yeterince etkili olacağı kanaatinde değiliz.

Artık günümüzde "tüketici davranışlan" en etkin yasal düzenlemeden daha fazla sonuç alıcı bir niteliğe kavuşmuştur.

Tüketiciler, menşei ne olursa olsun ucuz malı tercih etme gibi bir davranış içine girdikleri takdirde bu davranışlarının kısa vadede kendilerine belki faydalı olabileceğini ama orta ve uzun vadede kendileri ve yakınları da içinde olmak üzere ülke ekonomisinin zarar göreceğinin bilincinde olmalıdırlar.

Sadece ucuz malı tercih düşüncesi, kısa bir süre sonra fabrikaların kapanmasına ve işsizliğin artmasına sebep olacaktır.

Bu mücadelede işçisi, işvereni, müstahsili ve aracısı ile ham maddeden tüketiciye kadar ulaşan bir zincirinin de haksız rekabete karşı koymada görevleri bulunduğu unutulmamalıdır. Düşük verim, yüksek ücret, aşın aracı karları ÇHC mallarının haksız rekabetine karşı koymada mücadelenin başka bir yumuşak karnıdır.
Son olarak, ürün fiyatlarının rekabet edemez duruma gelmesinin bir sebebi de vergi ve sigorta primi gibi maliyet unsurlarının yüksekliğidir ve gözden kaçırılmaması gereken başka bir husus olmaktadır.

Görüldüğü gibi, Türkiye'nin ÇHC'nin tekstil ihracatındaki haksız rekabeti ile baş edebilmesi için, üreticileri kendi sorunları ile yüzyüze bırakmak yerine alınacak bir dizi ve etkin önlem bulunmaktadır.

Üretici ülkelerden bir kısmı, 2005 yılında kalkacak olan kota sınırlamasında tarihin ileriye atılması girişimi içine girmişlerdir. Bu, sonuç alıcı bir önlem olmakla birlikte, hastanın bir. ağn kesici ilaçla istirabını bir süre ertelemesi anlamını taşır. Yeni süre dolduğunda, başka ve sağlıklı önlemler alınmamışsa ÇHC'nin haksız rekabeti daha büyük boyutla hem Türkiye tekstilinin, hem de öteki üretici ülkelerin karşısına dikilecektir.

Üstelik sorun sadece tekstil alanında da değildir. ÇHC hükümeti, üretim ve ihracatına ağırlık verme yönünden otomotiv,demir-çelik, petrokimya, telekominikasyon, enerji ve beyaz eşyayı belirlemiştir.

Nitekim, bu strateji sonucunda 2003 yılı verilerine göre dünya piyasasında yer alan klimaların yüzde 30'u, kameraların yüzde 50'si, çeşitli cinsteki beyaz eşyanın yüzde 30 dolaylarındaki miktan Çin malıdır.

Bir yandan tekstilin Türkiye'nin ihracat kalemleri arasında üst sıralarda yer alması, öte yandan ÇHC'nin pamuk lifli tekstil ürünleri ile dünyada birinci sırada ve yüzde 80 oranı ile, sentetik lif üretiminde ile ikinci sırada bulunması, iplik üretiminde en büyük kapasiteye sahip olması Türk tekstilcileri için görmezlikten gelinemeyecek bir endişe kaynağı olmaktadır.

ÇHC'nin hangi teşvik tedbirleri ile bu üretim ve ihracat gücüne ulaştığı tam olarak bilinmese de, hiçbir ülkenin ulaşamadığı düşük satış fiyatı, maliyet unsurları olan hammadde, işçilik, enerji ve benzeri girdilerin düşüklüğünden kaynaklanmaktadır.

Türkiye ve öteki ülkeler rekabet edebilmek için maliyet unsurlarını ÇHC'nin düşük seviyesine çekme güç ve imkanına sahip değildirler.

Bazılarının bir çare olarak ileri sürdükleri ÇHC'de yaünm yapma "alternatifi belki yatırımcı firmanın hayatta kalmasını sağlar ama, öte yandan ÇHC'nin ezici rekabet gücüne bir ek güç daha katar.

Öteki bütün ülkelerin sadece tekstil alanında değil öteki sanayi alanlarında da gelecekte daha büyük zarar göreceği göz önünde bulundurularak ortak ve geniş kapsamlı hareket edilmesi zorunluluğu vardır.

ÇHC, Dünya Ticaret Örgütüne üye olması ile uluslararası nitelikli bazı kurallara uyum sağlama taahhüdünde de bulunmuştur.

-Gümrük tarifelerinin indirilmesi,
-Hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi,
-Miktar kısıtlamalarının kaldırılması,
-Standardların uyumlaştırılması,
-Kamu alımlarına şeffaflık getirilmesi,
-Ulusal Muamele" uygulamasının giderilmesi,
-Sektör özellikli uluslararası anlaşmalara taraf olunması,
gibi alanlarda taahhüt altına girmiştir. ( 4 )
Bu taahhütlerin yerine getirilmesi için, konularına göre 5-10 yıllık bir geçiş dönemine ihtiyaç vardır.

Bu intikal döneminde ÇHC ihracatının dünya sanayisini tahrip etmesini engellemek için de kota'nın kaldırılması yılını elden geldiğince ÇHC'nin uyum programına paralelleştirme etkili bir önlem olarak görülebilir.

Ne var ki, böyle bir öneri yerli sanayinin gümrük duvarlarını ardına sığınarak her türlü maliyet ve kalite unsurunu bir tarafa atması gibi bir ters etkiye sebep olmaması için, kişi kurum ve devlet olarak denetimi elden bırakmamak gerekmektedir.


Kaynaklar
(1) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Dünya Ekonomisinin Yeni Sorunu Çin Tehdidi Yayın No.243 s.19
(2) Yongzheng Yang China's İntegration in to the World Economy İmplications for Developing Countries IMF Working paper Dec. 2003 s.5
(3) Yongzheng Yang Age , s. 12
(4) İGEME'den Bakış Ocak-Nisan 2004 s.26

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2005 TÜTSİS      -      TBT Bilgi Sistemleri