[ , ]    Sayı:291 Mart 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: İthalat disiplin altına alınmalı

  Narin'den Moghadam'a KDV telgrafı

  Narin: Ekonomik kalkınma vatandaştan başlar

  IMF "hayır" demiş!


 Euratex

  Euratex'de Çin için harekete geçti


Gündem

  Eximbank ihracatçılara 7.6 milyar dolar destek verecek

  Üniversite-Sanayi buluşması 12 Mayıs'ta


Ayın Konusu

  Çin mallarına asgari fiyat sınırı


Deklarasyon

  Tekstilde ortak Çin deklarasyonu


 İhracat

  DTM, "81 ilden sınırların ötesine ihracat kampanyası" başlattı

  İhracatta 50 milyar dolar sınırı aşıldı


 Hukuk

  İŞ GÜVENCESİNE TABİ OLACAK İŞYERLERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİ SAYISININ HESABI (Karar İncelemesi)


 ENGLISH

  Summaries in English

Güncel


Narin: İthalat disiplin altına alınmalı

 

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, hükümetten ithalatı disiplin altına alacak önlemleri bir an önce almasını isteyerek "Kararları almakta gecikmesinler, vergi kaçakçılığını mutlaka önlesinler" dedi. Narin, TV8'de yayınlanan 'Ekonomi Gündemi "programına katılarak Sadi Uzunoğlu'nun sorularını yanıtladı. Sayın Narin'in Uzunoğlu'nun sorularına yanıtları şöyle:


UZUNOĞLU: Bir zaman Çin set kurdu bize. Türklerin akınlarını, Moğolların akınlarını durdurabilmek için. Fakat, Çin öyle bir noktaya geldi ki şimdi, bu seddin dışına çıktı, bütün dünyaya saldırıyor. Bu arada tabi herkes "Ne yaparız, Çin'e karşı nasıl bir set oluşturabiliriz?" diye düşünmeye başladı. Sizce nedir Çin'in durumu?

NARİN: Eskiden Türkler girmesin diye Çin Seddi yapılmış. Bence şimdi Çinliler çıkmasın diye Çin Seddi'ni kullanmak lazım. Yani dünya ülkeleri Çin Seddi'nin arkasına geçmeli ve Çinlileri dışarı çıkarmamak için orada müdafaa yapmalı. Bu tabi espri olarak yapılan şey ama esasında gerçek. Yani dünyanın bir bilince varması lazım. Örneğin benim rahmetli babamın kurduğu Narin Mensucat isimli fabrikam var. 70 senedir çalışıyor. Bunun içinde 1500 kişi çalışıyor. Devlete bir sürü vergi veriyoruz. Bir de Çin'i düşünün. Bir milyar 100 milyon çalışan insan var ve bu insanların hiçbirinin vergi verdiklerini düşünmek mümkün değil. Ayda 5-10 dolar arasında konuşulan rakamlar var ve hiçbir güvence yok. Şimdi bütün bu paralar Çin'in hazinesine giriyor. Dolayısıyla Çin bu paralarla dünyaya karşı bir ekonomik savaşa giriyor. O yüzden şimdi herkes ne yapacağız diye düşünüyor. Yapılacak tek şey var önce kendi insanını düşüneceksin. Yani, ekonomik kurallarını dünya şartlarına getireceksin. Dünya buna karşı tedbir alıyor. Oysa Türkiye buna bakıp gülüyor. Örneğin Avrupa Birliği, Çin'den ithalatını frenlemiş.

UZUNOĞLU: Peki nasıl yapıyor?

NARİN: Efendim, gümrük girişini A gümrüğünden yaptırıyor. Formalitelerini biraz daha fazlalaştırıyor, fiyat kontrolleri yapıyor. Dolayısıyla orijini belli etmeye çalışıyor. Nitekim böylelikle Çin'den gelen ithalatı yavaşlattılar. Bizde ise tam tersine, Çin malı geldiğinde bütün kapılar açık, denetim yok. Dahilde İşleme Rejimiyle giriyor. Sonuçta Türkiye'de fabrikalar kapanıyor. Çin malının neden tehlike yarattığına baktığımız zaman; öncelikle sosyal şartlan eşit değil. Katma değer yaratacak olan ana girdiler, ücret, elektrik, doğalgaz eşit değil. O zaman yapılacak şey gayet basit. Avrupa Birliği'nin üretim kriterlerini ele alıp denetim yapmak. Yani Çin'den ithalat yapılırken, Avrupa standartlarında aynı malın üretiminde ne kadar maliyet girdisi var ise bu toplanır ve fiyatı belirlenir. Eğer o fiyatın altındaysa vergi verir. Oysa bugün Türkiye'de Çinliler ofisler, satış mağazalan bile kurdular. Toptancılık yapıp dükkana mal teslimatı yapıyorlar. Konfeksiyon bile satmaya başladılar. Hatta kredi de veriyorlar. Bundan sonra ne olacak derseniz Aksaray'daki bütün dükkanlar kapanacak. Hep Çinlilerin olacak. Toptancılar, konfeksiyoncular da bitecek. Türkiye Çin olacak. Çünkü, biz Çin'in malını pazarlayan ülke durumuna düştük. Ankara bunu anlayamıyor hâlâ. Çünkü, bu konuda Bakanlarla görüşmek için benimle Ankara'ya gelen arkadaşların bir kısmı Çin'in ithalatçısı maalesef. Şimdi Türkiye Çin'in pazarlayıcısı olarak Çin'den aldığı malı Gümrük Birliği'nden dolayı rahatlıkla Avrupa'ya ihraç eden bir ülke durumuna girerse çuvaldızı falan değil kazığı kendimize batırmış oluruz. Çünkü her gelen ithalattan dolayı benim fabrikalarım kapanıyor, işçim işsiz kalıyor.

UZUNOĞLU: Oyuncak sektörü bitti, tamamen Çinlilerin elinde.

NARİN: Ayakkabı da bitiyordu, ama Allah razı olsun gözetim getirdiler. Hiç olmazsa ayakkabı sektörünü biraz korumaya çalıştılar. Ama tekstili korumuyorlar.

UZUNOĞLU: Peki 2005'te kotaların kalkacağı bir döneme giriyoruz. 2005 ve sonrasında konfeksiyon ve tekstil bitecek mi? Avrupa tekstil alımlarını Çin'e kaydırır mı?

NARİN: Çin'e ihtiyaç yok. Biz onu kendimiz kaydırırız zaten, şu anda kaydırmaya başladık. 2005'ten ise ben korkmam. Ama kurallarını korsam korkmam. Çünkü Çin bizim elastikiyetimizle batı dünyasına servis yapamaz. Yani bizim müteşebbis gücümüz, beceri gücümüz hiçbir ülkeyle mukayese edilmez. Bizim korkmamız gereken tek hadise suiistimaller.Yani vergi kaçakçılığı. Dahilde işleme rejimiyle birçok arkadaşımız mal getiriyor. 2002'de 65 bin tane dahilde işleme izin belgesi verilmiş. Bu rakam Almanya'da ise 2 bin civarında. Bu gelen malların birçok avantajı var. Gümrük Vergisi, Gelir Vergisi, KDV vermiyor. Yalnız KDV'den 1 milyar dolar kayıp var. Üstelik 65 bin belgede yazılanın 4-5 katı kayıtdışı mal giriyor.
UZUNOGLU: Ama bir de enerji vb. gibi girdi maliyetleri var. Asıl sorunlardan bir tanesi bu. Kendi mutfağımızda, bir kere iyi yemek pişiremiyoruz. Çünkü maliyeti yüksek.
NARİN: Ama ben önce evimin kapısını bir kere temizlemeliyim ki eve girip çıkma hakkına sahip olayım. Hükümetin yapacağı işleri beklerseniz, bizim bütçelerimiz daha birkaç sene bu tip şeyleri fazla indirmeye müsait değil. Sayın Erdoğan ne derse desin enerji fiyatını fazla indiremez. Ama daha önce de söyledim, bizim becerimizden korkmayın. Biz Çin malını hallederiz; yeter ki sahtekarlık ve vergi kaçakçılığı olmasın. Biz "vergi kaçakçılığı var" diyoruz. Daha ne söylesin bir işveren? Yani memlekete giren malın KDV si verilmiyor, vergi kaçakçılığı yapılıyor diyoruz. Bunun için de bir formül bulduk, ama bir türlü devreye koyamadık. Dünyanın her yerinde "vergiler fazla indirin" diye heyet gider hükümetlere. Ancak bizde "Bu KDV'leri indirmeyin" diye heyet gider Ankara'ya. Niye "indirmeyin" diye şikayet ediliyor. Bunun izahı yok. Çünkü hayali ihracat Türkiye'nin belini büküyor. KDV'nin Türkiye'deki toplamının iki mislinden fazla KDV vergi iadesi olmuş. Şimdi KDV'nin düşürülmesini engellemek için birkaç aydır yapılan obstrüksiyonlarla hükümetin kaybettiği parayı düşünün. Bu yüzden dahilde işleme rejimi sistemiyle gelecek olan mallara bir disiplin koymak lazım.

UZUNOGLU: Peki sadece vergi kaçakçılığı deyip oraya sıkışmayalım. Bu kadar yükselen girdi maliyetleri, hammadde fiyatlarıyla ve bu kurla siz nasıl dünyada fiyat tutturacaksınız?

NARİN: Ama bu iş öyle bir boyuta ulaştı ki, memleketin nüfus kağıdına geçecek kadar işin artık tadı kaçtı. Yani biz yapılandan artık utanmaya başladık. Devlet, yapanları kıstırama-dığından dolayı da çok üzülüyoruz. Çünkü, bu o kadar basit bir hadise ki, dahilde işleme rejimiyle gümrükten girerken dünya standardında girecek. Deklarasyon yapacak ve bunu ihraç ederken normal fiyatla dünyaya yollayacak. Orada herhangi bir maliyet artışı yok. Ama kötü olan şu: Çin fiyatını ciddi olarak düşük tutuyor. Çin'in dünyaya karşı bir savaşı var. Ama bizim? Devalüasyonun üzerinden şurada kaç sene geçti? Dolar kuru 700 bin lira civarındaydı. Hükümetler bunu 1 milyon 700'e kadar çıkardı. Bu olay işin çivisini çıkardı ve bir avuç insanı besledi. Bir avuç insanın zengin olması için bir ülkenin ekonomisi feda edilemez. Ben daha önce de söyledim doların şu an 1 milyon lira olması lazım.

UZUNOĞLU: Ben bunu kabul edemiyorum.

NARİN: 1 milyon 300 binde kalacak. Ben bilmeyenlere söyleyeyim. UZUNOĞLU: O başka, ona katılıyorum, hatta 1 milyona insin.
NARİN: Merkez Bankası'nın rahat çalışma ortamıyla izlediği kur politikası "bana göre iyidir", "bize göre kötüdür." Yani, biz sanayiciler için kötüdür girdilerimiz düşmediği için, ama memleket için iyidir. Yurtiçindeki bankalarda Türkiye'nin 250 milyar dolar tasarrufu var. Yani Türkiye üretmese bu tasarrufu yapamaz. TL değerlendikçe Türkiye bu parayı yatırıma sevk edecektir. Böyle hayali ithalatlarla, ihracatlarla artık zengin olma döneminin kapanmış olması lazım. Biz Türkiye'nin geleceğinde insanların iş sahibi olarak mutlu olmasını istiyoruz. Ama gelin görün ki, son iki senedir ihracatımız artıyor ancak bir tek ana yapıda yatırım yok.
UZUNOGLU: Peki, büyümeye ne diyorsunuz?
NARİN: Büyümeye büyüyoruz ama kayıt dışını kayıt içine çekemiyoruz. Türk bürokrasisi öyle küçük olaylar ve de yanlış şeylerle uğraşıyor ki büyük işleri takip edemiyoruz. Şimdi açık açık bir ithalat yapılıyor. Ayrıca Avrupa Birliği vergi alıp, bizim ekonomimize ters düşecek olan istikamette Çin malını bize yolluyor. Şimdi bu kadar beleş para kazanan bir ekonominin içinde insanlar yatırım yapar mı? Yapmaz. İhracatta da tabiri caizse büyük mama var. KDV'de vergi iadesi yüzde 18. Bir yerine "beş yolladım" de; bunun kontrolünü yapacak olan bürokrasi ona vereceği vakti bulamazsa bunun altından çıkamayız. Biz şuna inanıyoruz: Sağlam sanayici, müteşebbis, esnafı, hepsi bu memlekete inanıyor ve hükümetin öncelikle bazı şeyleri değiştirmesini istiyor. Bu kadar basit. Türk parası mutlaka değerlenmelidir. Eğer TL'ye yeniden değer kaybetti-rirseniz Türkiye'nin bütün rezervleri yeniden yatırıma dönmeyi düşünmekten vazgeçer. Türkiye yeniden tasarrufla para kazanan ülke olur. Yani parası gece çalışan bir ülke olur. Bu bizi kalkındırmaz.

Kaynak: TCMB, SPK.-Hisse senetleri Eylül ayı, diğer bütün değerler yıl sonu itibariyledir.

 

UZUNOĞLU: Geçenlerde İTO Başkanı Mehmet Yıldırım "Biz bir araştırma yaptık, eğer bir işveren her şeyini tam kayda alır, her şeyini tam kayıtlı bir şekilde devam ettirirse, vergisini, asgari ücretini tam anlamıyla gösterirse, 3-4 yıl sonra bütün sermayesini yitirir" dedi.

NARİN: İşte ciddi sanayiciler niye böyle perişan vaziyette. Bunun yüzünden.

UZUNOGLU: Şimdi kayıt dışı ekonomiyi kayda alabilmemiz için ve sizin söylediklerinizi yapabilmemiz için ben de diyorum ki, tabi ki Türk Lirası değerlensin. Ama, bunu değerlendirirken girdi maliyetlerini aşağıya çekersek dünyada rekabet gücümüz artar...

NARİN: Yapılamayacak bir iş değil bu. Hükümetin yapacağı işler var. Bankacıyı, faizi konuşmuyorum. O artık geçti, çünkü hakikaten tadı kaçtı artık. Yani kaç kere davul çalıyorsun kulağı duymuyor. Düşünebiliyor musunuz, halen kredi kartına yüzde 7.5 aylık faiz alıyorlar, temerrüt faizi getiriyorlar. Bu halka yapılan zulümden başka bir şey değil. Yıllık yüzde 80-110'lan buluyor. Kredi kartı kullanan vatandaşa bugünkü enflasyonla yüzde 100'e yakın faiz tahakkuk ettireceksin ve ondan sonra da sektör olarak ben kâr ettim diye piyasaya çıkacaksın. Bu yanlış bir şey. Disiplin altına alınmalı. Öbür taraftan hükümetimiz şunu yapmalı: Bize, sen doğal gaz istiyorsan dolarla al diyebilmeli. Elektriğini dolarla al, ihracatınla bunu karşıla diyebilir. Bunlar yapılabilinir. Ama ben "Türk işçisini sosyal sigorta kapsamı dışına çıkar" dediğim zaman bunu yapamaz. Çünkü bütçesi çok açık. Aynı şekilde vergileri de indiremez.

UZUNOĞLU: O zaman kur tabi ki sizin sorununuz olur.

NARİN: Sorunum olur ama bu memleketin geleceği, yüksek devalüasyonlar, enflasyonlarla da bir yere gidemez.

UZUNOGLU: Devalüasyonu, enflasyonu zaten savunmuyorum, paramız burada dursun diyorum. Ancak maliyetleri aşağıya çekecek önlemleri almak şart. Yoksa çok ciddi bir sorunumuz var: Çin geliyor. Çin bütün dünyayı tehdit ediyor şu anda. Maliyet avantajı yaratamıyorsak Çin'le, farklılaşma stratejileri uygulamak bir çözüm yolu olabilir mi? Nasıl farklılaşacağız bilmiyorum, siz olaya nasıl bakıyorsunuz?

NARİN: Vahşi kapitalizm diye bir şey var; yani alır vermez, zulmeder bakmaz. İşte Çin'deki ve Asya'daki sistemleri biraz yanlış da olsa buna benzetmek lazım. İnsanları çalıştırırsın, karşılığını vermezsin. Mesela Türkiye'de Ukrayna'dan gelen, çalışan insanlar var. Soruyorum; Ukrayna'da ayda 30 dolar maaş alıyorlarmış. Bunun çok daha kötüsü Çin gibi bazı ülkelerde var. Biz ideal olarak Batı'yı seçmişiz. Atatürk'ün koyduğu çizgide biz ideal onu seçmişiz. Biz Batı'ya örnek olmak için yaratılmışız, Batıdan örnek almak için değil. Atatürk bize "Batıya bak" demiş "Batı gibi ol" dememiş, Doğu'ya zaten baktırmamış bizi. Ama bu gidişle biz Doğu'ya bakacağız herhalde.

UZUNOGLU: Çin'e doğru bakacağız gibi geliyor bu durumda.
NARİN: Çin sorunu halledilir.

UZUNOGLU: Ama 400 milyar dolar döviz rezervleri var şu anda.

NARİN: Bizde de var, Türkiye'nin 250 milyar doları Merkez Bankası resmi kayıtlarında mevcut. Bunun yarısını yatırıma çevirsek Türkiye'nin borcu kalmaz. Türkiye ekonomisi ikiye katlanır. Bizim derdimiz Batı'dan önde olmak. Bakın, Batı çöküyor. Almanya'da ne oldu? Kimse yatırım yapmıyor. Bu yüzden Almanya sürekli geri gidiyor. Türkiye de öyle olsun istemiyoruz. Orta ölçekli ve küçük ölçekli yatırım yapılıyor ama büyük ölçekli yatırım yapılmıyor. İngiltere ve İtalya'da yatırım yapılmıyor diye, yatınm yapan adama kucağını açmış. Biz yatırım yapan adama yük bindiriyoruz. İthalatçıya hiçbir sual sormuyoruz, ihracat yapanı soruşturuyoruz. O yüzden ekonomi büyümüyor. İhracat rakamları doğru değil. İthalat da lüzumundan fazla ekonomiyi ve vatandaşlan rahatsız ediyor, insanlan işsiz bırakıyor. İthalatı disiplin altına alacak önlemleri istiyoruz. Sayın Unakıtan'la konuştuk, Tüzmen ile konuştuk, Ali Coşkun ile konuştuk, hepsiyle konuştuk. Kararları almakta gecikmesinler, vergi kaçakçılığını önlesinler.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net