[ , ]    Sayı:293 Mayıs 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Antalya Semineri

  Antalya Semineri


 Değerlendirme

  Ankara'dan duyarlılık bekliyoruz

  Adres verin baskın yapalım


Gündem

  Kayseri eğitimleri

  10. Uluslararası İzmir Tekstil ve Hazır Giyim Sempozyumu

  Suriye'nin ucuz ipliği üreticileri zorluyor


Ayın Konusu

  Ekonomide öncelikli rota: Yoksullukla mücadele


Tekstil Kongresi

  Taklitçilikle bir yere varılamaz


 Fuar

  Türk ev tekstilcileri Rusya pazarında iddialı

  EVTEKS-2004 CNR Expo'da kapıların açtı


 Hukuk

  BORDRO DIŞINDA ÜCRET ÖDENDİĞİNİN İSPATI
(Karar İncelemesi)


 ENGLISH

  Summaries in English

Tekstil Kongresi

 

İTÜ'nün düzenlediği Tekstil Kongresinde konuşan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Narin uyardı:
Taklitçilikle bir yere varılamaz

 

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, "Bir moda yaratmak, bir milletin beraber paylaşabileceği bir hadisedir. Taklitçilikle bir yere gidilmez" dedi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Tekstil Mühendisliği Bölümü tarafından düzenlenen II. Uluslararası İstanbul Tekstil Kongre-si'nin açılışında konuşan Narin İTÜ öğrencilerine şöyle seslendi. "Ufku dar olan insanlarla geniş ufuklara yelken açmak mümkün değildir. Görgüsü ve bilgisi olmayan ve düşünce limiti olmayan insanların size söylemiş olduğu laflarla hiçbir yere gidemezsiniz. Duyduğunuz ve okuduğunuz şeyler de sizi bir yere götürmez. Duyduğunuz ve okuduğunuz şeylerin üstüne kendi düşüncelerinizi ve yapmak istediklerinizi koyabilirseniz bir yere gelirsiniz" dedi.

Moda yaratmak, bir milletin beraber paylaşabileceği bir hadisedir.

Muvaffak olmanın temelinde kendinizi iyi yetiştirip, üniversitelerle olan diyaloglarda onun üstüne de kendinizden bir şey koymak mecburiyeti olduğunu söyleyen Narin "Yoksa dar bir çerçeve içerisinde kalırsınız ve her insan gibi doğarsınız, yaşarsınız ve gidersiniz. Düşündüğünüz bir dünya yaratmalısınız. Bu dünya nedir? Bu dünya yokları var etme dünyasıdır. Olmayan parayı yaratmak gibidir" diye konuştu.

Narin sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin sanayisi, 16, 17, 18. yüzyıllarda Avrupa'ya örnek teşkil etmiş, kılığıyla, kıyafetiyle modayı oluşturmuştur. 20'nci yüzyıla geçtiğimizden bu yana Batı, bize örnek olmaya başlamıştır. Moda yaratmak, bir milletin beraber paylaşabileceği bir hadisedir. Taklitçilikle bir yere gidilmez. Dünyanın kabul edebileceği bir fikri, bir esası dünyaya kabul ettirebilecek beceriyi ancak bir güç birliği ile yapabilirsiniz. Bunun için modayı yaratarak bir ülkeyi kalkındıramazsınız. Bu yanlıştır. Moda gerçeği, arkasından gelecek geniş üretim kitlelerinin ancak önünü açabilir. Mesela Mercedes ve Volkswagen'in yaptığı gibi. Siz de her biriniz o büyüklükte bir marka oluşturacağım diyorsanız, kaybolursunuz. Onların arkasından gidecek olan becerileri, sonra toplaya toplaya tepeye doğru çıkacak bir düzeni ancak modada yaratabilirsiniz ve bunun temelinde de mutlaka ve mutlaka bir tekstil sanayisine ihtiyaç vardır" diye konuştu.

Türkiye'de aşırı menfaatçi bir grubun, 1988 yılında dönemin iktidarına tekstili dışlattığını ve o yıldan sonra sektörün büyük darbe yediğine dikkat çeken Narin şöyle devam etti:

"O yıllarda olmayan konfeksiyon sektörünün önü açılsın diye büyük tekstil sektörü ikinci ve hatta üçüncü plana itilmiştir. Birkaç oportünistin getirmiş olduğu fikirler ile bu hale gelinmiştir. Tekstil sektörüne dayanmayan bir sektörün, konfeksiyonda ve pazarlamada muvaffak olamayacağı fikrini ciddi bir şekilde belirtmekte yarar görüyorum."

Dinamik bir yapıya sahip olan bu milletin önünde hiçbir şeyin durması mümkün değildir.

Avrupa Birlği konusuna da değinen Narin bu konuda da şunları söyledi: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne gireceğini hayal olarak görün lütfen. Bizi Avrupa Birliği'ne almazlar. Çünkü o iş başka bir kavgadır. Yunanistan'ın Türkiye ile Ege sorunu var. Yunanistan'ın da Makedonya, Arnavutluk ve Sırbistan'la da sorunu var. Ama Yunanistan, Avrupa Birliği'ne girdi. Türkiye giremiyor. Giremeyecektir de. İstanbul'un dörtte birinden daha küçük olan Güney Kıbns ve Malta da devlet olarak girecek. Şimdi İspanya'nın problemleri, İngiltere'nin problemleri, Belçika'nın problemleri kendi içlerinde varken kapı önünde duran ülkeleri göz önüne aldığınız zaman hayalinizi gerçeklerle yer değiştirmek zorundasınız. Peki girişin yolu yok mudur? Tabii ki var. Ama sistemi iyi kullanmanız lazım. Bundan 7-8 sene önce bizim fert başına düşen milli gelirimiz ise 2 bin dolar civarındaydı. Fransızlar 6.500 buldular o zaman, tüylerimiz diken diken olmuştu. O zaman nüfusumuz aşağı yukarı 60 milyondu. Biz de Prof. Ekrem Pakdemirli'ye Tekstil İşverenleri Sendikası olarak bir araştırma yaptırdık. İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika ve İtalya dahil oraya ekiplerle gittiler onların milli gelir hesaplama yöntemleriyle bizim milli geliri hesap ettiler. 2002 senesinde fert başına düşen milli gelir 4 bin 731 dolar, satın alma gücüyle de 11 bin 574 dolar seviyesinde çıktı. Bu rakamlar içinde de 496 milyar dolar gayri safi milli hasılamız var. Bunların hepsi, devletin yapmış olduğu rakamların iki misline yakın. Şimdi resmi rakamları dünya kamuoyunda tartıştığımız zaman, sizlerin de gücü ile Türkiye'nin gerçek rakamlarını dünyaya duyurmanız lazım. Bu rakamları 1 trilyon dolara çıkarttığımız zaman bizim, AB içinde otomatik yerimiz olur. İsteler de istemeseler de. Çünkü bu dinamik yapıya sahip olan bu milletin önünde hiçbir şeyin durması mümkün değildir. Becerisi dünyanın hiçbir ülkesi ile mukayese edilmeyecek bir topluma sahibiz. Avrupa maalesef, geleceğe yatırım yapmaktan çekinen, geleceğe fazla ümit ile bakmayan bir toplum haline geldi. Biz de Türk milleti ve Atatürk'ün çocukları olarak hep geleceğimize, bu topraklar üzerinde gelişmemize, refahımıza ve mutluluğumuza devamlı yatırım yapıyoruz. Eğer rakamlanmızı gerçeklere yaklaştırabilsek, kayıt dışını da kayıt içine alabilirsek, GSMH otomatik olarak 700-800 milyar dolara çıkar. Böyle bir Türkiye'nin Avrupa'ya da büyük katkısı olur. Bakın tarih kitaplarında ülkelerin birbiriyle savaşının esası, siyasi değildir, ekonomik kavgadır. Ekonomik temele dayanmayan hiçbir harp çıkmaz. Demek ki, bizim de siyasi kavgamızı, bir ekonomi temeline oturtma mecburiyetimiz var. Yani bizimle birleşsin, biz kendi ekonomimizle onlara katkıda bulunalım, onlarla kucaklaşalım."

Kapitale beceriyi ilave edeceksiniz.
Narin yalnız bu ekonomiyi kurarken dikkat edecek hususlar olduğunu-nu da beriterek "Kazanacağım diye büyük para yatırarak, bizim çektiğimiz büyük sıkıntıyı çekmeyin. Hayalci olmayın. Hayal gücünüz olsun ama yatırımda hayalci olmayın. Bankalara, hükümetlere, siyasi partilere güvenerek hiçbir zaman yatırım yapmayın. Biz son elli senedir siyasetçilerin getirdiği kaoslarla kevgire döndük. Her sabah yara aldık. Şimdi gene bana göre, sermayeye beceri ilave etmek suretiyle genişleme olması lazım.

Krediye değil, yani kapitaliniz olacak ve o kapitale beceriyi ilave edeceksiniz. Arkanıza bakarak ileriye gidemeyeceğiniz gibi, arkanıza bakarak becerinizi ikinci plana itme gibi bizlerin düştüğü yanlışlıklardan mutlaka sıyrılmanız lazım. Eğer biz size çektiğimiz eziyetlerin bir kısmını anlatırsak, oturup ağlarsınız. Benim Maliye Bakanım, neredeyse bir odacıdan daha az vergi veren bir Türk toplumu var. Böyle bir şey olabilir mi?" diye bir gerçeği gözler önüne sergiliyor dedi.

Yatırım yapmayan, üretmeyen bir insanın ülkesinde ihracat artışı olamaz
Çin tehlikesine de değinen Narin, Çin'in problem olmadığını belirterek "Çin'in batıya vereceği hizmet ile bizim verdiğimiz hizmet mukayese edilemez. Hiçbir zaman Çin'i kendinize rakip olarak görmeyin. Becerinizle ve mantığınızla Avrupa'ya verdiğiniz hizmet Çin'i yok eder. Ancak bunun için Dahilde İşleme Rejimi namı altında Türkiye'ye mal getirip de, Türkiye'de kaybolan, tekstil lata dayanan yanlış sistem, Türkiye tekstil sanayinde büyük çapta işsiz yaratmıştır. Bu sistem, çok haksız kazanç yaratmıştır, çok insanın emeğini çalmıştır. Ahlaksızlığa neden olmuştur, çok insanı yoksul bırakmıştır. Yatırım yapmayan, üretmeyen bir insanın ülkesinde ihracat artışı olamaz" dedi.

Narin konuşmasını şöyle tamamladı: "Gördüğü kadar akıllı, duyduğu kadar mantıklı olan insanla hiçbir yere gidilmez. Duyduğunuz kadar akıllı, gördüğümüz kadar mantıklıysanız, herkes sizi mankafaya çevirir. Siz duyduğunuzun ve gördüğünüzün üstüne bir şeyler ilave ederek Türkiye'mize çok güzel şeyler sağlayabilirsiniz. Şimdiye kadar çok yatırımlarını durduran ve işsizliğe iten sistemden kurtulmak lazım. Hükümetimiz bunu sağladğı zaman tekstil ve konfeksiyon sanayimiz hiçbir zaman Çin tehlikesi ile karşı karşıya kalamaz. Bundan 15 sene evvel, fırsat kollayan sanayici arkadaşlarımız, Çin'den iplik ithalinin kapısını açtıklarında o zaman 'Bakın iplik getiriyorsunuz, yarın bez gelir' dedik. Yok gelmez1 dediler. Ama arkasından bez geldi, şimdi mamul geliyor. Şu an ise herkes kıyameti koparıyor, 'Konfeksiyon geliyor' diye. O kapıyı açtığınız zaman, her şey içeri girer. Önemli olan o düşüncelerde uzun vadede mantığı geliştirmektir. Yanlış şeyler yapıldı. Ama geldiğimiz yol Türkiye için kafi değildir. Türkiye'mizde çok şey yapmanın başlangıç yoludur. Eğer Türkiye'yi temsil ediyorsanız, anne ve babanızın zamanındaki Türk filmlerine lütfen on defa bakın. 30-40 sene evvelki Türkiye'yi görün. Ve bugünkü Türkiye'ye bakın. 30-40 senede geldiğimiz yol, büyük bir yol. Ama gitmemiz gereken yolun yansı bile değildir. Yolu o şekilde görerek gidebilecekseniz, sizlerle mutlu bir Türkiye yaratmak, her ülkeden daha kolay olacaktır ve biz Avrupa'ya örnek olacak bir Türkiye'nin meydana gelmesi için sizlere güvenmek istiyoruz."

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net