ü

[ , ]    Sayı:292 Nisan 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: Çin'le rekabetin yolu ithalatın kontrolüne bağlı

  Öztemir: İstihdam

  Fas Ticaret Heyeti sendikamızı ziyaret etti


 Genel Kurul

  Halit Narin'le devam


Gündem

  Türk sanayiinin önderi veda etti


Ayın Konusu

  İşte Türkiye'nin gerçek gücü: Kişi başına gelir 4731 dolar

  Narin: AB bize fakir ülke diye bakıyor


Panel

  Türkiye Çin'den korkacağına o pazara ihracatı düşünmeli


 Araştırma

  Şahin; Sektörün ağır krizlere ve büyük olumsuzluklara rağmen, ayakta kalması ve dünya ile rakebat edebilmesi iftihar vesilesidir


 Görüş

  2005 SEMBOLİK BİR TARİH OLARAK MI KALACAK?


 Hukuk

  TOPLU SÖZLEŞME YETKİSİNE İTİRAZDA İŞKOLUNUN TESPİTİ

Ayın Konusu

Sendikamız, AB standartlarını baz alarak yaptığı araştırmayla milli gelir hesaplamalarına yeni bir açılım getirirken haklılığını da ortaya koydu...
İşte Türkiye'nin gerçek gücü: Kişi başına gelir 4731 dolar

 

Sendikamız, Türkiye'nin gerçek gücünü ortaya çıkaran dev araştırmaya imza attı. Araştırmayla geçtiğimiz aylarda yaşanan ve basına da yansıyan "milli gelir tartışmalarında sendikamızın haklılığı da kanıtlandı. Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin'in "Bu ekonominin neresi 3 bin dolarlık" sözleri üzerine DİE Başkanı Doç. Dr. Ömer Demir "Biz ölçüyoruz böyle çıkıyor" ifadesini kullanmıştı. Bunun üzerine harekete geçen sendikamız, yaptığı araştırmayla kişi başına milli gelirin 4 bin 731 dolar olduğunu rakamlarla ortaya koydu. Araştırmaya göre milli gelir satın alma gücü parkesine göre ise 11 bin 574 dolarlık bir seviye ulaştı.

Araştırmanın geçici sonuçları 25 Mart'ta Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ve Sendikamız Danışmanı eski Maliye Bakanı Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli'nin katıldığı bir basın toplantısıyla açıklandı.

Toplantının başında kısa bir sunum yapan Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, daha önce bir toplantıda "Milli gelirin AB standatlanna göre yemden hesaplanırsa Türkiye'nin milli geliri daha yüksek çıkar. Satın alma gücü pariteleriyle 9-11 bin dolar çıkar" dediğini hatırlatarak "Bazılarının tüyleri diken diken olmuş, birçokları da gülmüştü. Şimdi, o günden beri Sayın Pakdemirli ve akademisyenler çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamlamak üzereler. Çalışmanın ikinci etabı ise 23 Nisan'da açıklanacak" dedi. Çalışmanın ilk sonuçlarının Başbakan'a da aktarıldığını söyleyen Narin "Geleceği Avrupa Birliği içinde olan bir Türkiye'nin, AB'a girdiği zaman yük getirme yerine Avrupa'ya potansiyel alıcı ve satıcı durumunu yarattığını rakamlar ortaya koyuyor" dedi. "AB'a giriş dönemeci içinde aleyhimize konuşacak olan ve fakir ülke edebiyatı yapan insanların 'Bu kadar geniş bir kitleyi bünyemize alırsak ne olur?' diyenlere gerçek Türkiye'nin rakamlarını vermeye çalışacağız" diyen Narin, araştırmanın geçici sonuçlarını açıklamayı ise Pakdemirli'ye bıraktı.
Türkiye'nin milli gelirinin göründüğü gibi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, konuşmasına milli gelir hesaplamâlarıyla ilgili bir anısını anlatarak başladı. Pakdemirli, DiE'nin, geçen yıl Nisan ayının başında Türkiye'nin 2002 yılı milli gelirini 2605 dolar olarak açıkladığını hatırlatarak, "1989'da DİE Başkanı'yla konuşuyoruz. 'Başkan, senin yaptığın milli gelir hesapları 1968
serilerine dayanıyor. 1968 yılındaki tüketim kalıpları, ihracat, ithalât, Türkiye'nin sanayileşmesi bambaşkaydı. Şimdi yıl 89; gel bunu öne alalım. Böyle 68'e dayanarak bir şey yapmamız doğru değil' dedim. Hak verdiler ve 1990'a geldiğimiz zaman 87 yılının doneleriyle milli geliri yeniden hesap ettiler. O hesaplama tarzıyla 19ö8'e göre yapılan hesaplama tarzında yüzde 45'e kadar varan bir fark göründü. Yani, Türkiye aslında hâlâ 1968'i baz alıyor olsaydı bugün 1700-1800 dolarlardan bahsedecektik" dedi.
1987 rakamları kullanılıyor
Aradan 16 sene geçtiğini ve halen 1987 serilerinin kullanıldığını söyleyen Prof. Pakdemirli "Ama geçen süreç içinde tüketim kalıplan ve tercihleri değişti, Türkiye'nin ithalatı ve ihracatı farklılaştı, üretim kompozisyonları değişti" dedi.
Türkiye'de yapılagelmekte olan milli gelir hesapların bugün AB'nin uyguladığı standartlara uygun olmadığını da kaydeden Pakdemirli şunlan söyledi:
"Kendimize göre bir yöntem geliştirmişiz, bazı malları ve hizmetleri hiç dikkate almıyoruz. Bir seri tutturmuşuz ve serilerin hiçbir tanesi de, tam sayıma dayanmıyor. Biz örnekleme metoduyla işletme ve çalışan sayısını çıkarmışız. Ama bunların dışında iki tane önemli şey yapmışız. Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından; 2002 yılında genel sanayi iş yeri sayımı yapılmış. Burada çok küçük istisnalar dışında sayıya güveniyoruz. Ama o sayımda sorulan suallerin alınan cevaplarına güvenmiyoruz. Mesela 'Kaç kişi çalıştırıyorsun?' sorusuna işletme 9 yanıtını vermiş, halbuki orada 15 kişi çalışıyor. Cirosu 3 trilyonsa 500 milyar demiş. Sayıyı doğru verse SSK ve Maliye hesap soracak. Serbest mesleklerde de bu çok sık görülüyor. Taksi şoförü de aynı şeyi yapmış, avukat da doktor da. Çok gülünç rakamlar göstermiş. Kuyumcu bile yanında çalıştırdığı adamın verdiği vergiden daha az veriyor. Yani, bunlan ortadan kaldıracak bir sistemi geliştirmek lazımdı. Biz de DİE'nin yapmış olduğu genel sanayi işyeri sayımından işyerleri sayısını aldık. Ondan sonra da yine DİE'nin yaptığı ve güvenilir bir rakam olduğu tarafımızca tespit edilen hane halkı işgücünü aldık. Çünkü DİE gelmiş hane halkına "Sen nerede çalışıyorsun?' diye sormuş. O da 'filanca yerde' yanıtını vermiş. Yani beyan ederken gizleme ihtiyacı duymamış. Buradaki bilgileri doğru kabul ediyoruz, çünkü hiçbir baskı veya bağımlılık olmadan cevap vermiş. Bunlan toparlayınca Türkiye'de işgücü ile bir tarafta da sanayi sayısını, sa-
nayi işyeri sayılarını toparlayıp bir model içinde yeni milli gelir katma değerini bulduk, hesap ettik. DİE öyle yapmıyor. DİE; su ürünleri çalışması yapıyor ama o çalışmadaki sonuçlan milli gelire yansıtmıyor. Yine ihracat-ithalatla ilgili 84-85 yılındaki endeksler alınmış. O zaman toplam dış ticaretimiz 11 milyar dolar, şimdi 100 milyar dolar. Aynca DİE ürettiği rakamların yüzde 90'ını kullanmıyor. Mesela, toptan eşya ve perakende ticaretle ilgili endeksleri buluyor, ama bu fi-yatlan tutup milli gelir serisinde kullanmıyor. İşte bu eski seriye dayanma ve şimdiye kadar bir genel işyeri sayımı olmaması dolayısıyla Türkiye'nin milli geliri hep geride kalmış."


2003'te 5000 doları geçecek
"Bu yüzden Sayın Halit Narin'in öncülüğünde istatistikçi arkadaşlarımızla bu işe sistemli yaklaştık ve bugün ilk neticeleri aldık" diyen Pakdemirli, AB standartlarına göre yaptıklan hesaplamalar ile DİE'nin 2002 yılı verileri arasında farklar bulunduğunu belirterek, "Bu farkların toplamında fert başına düşen 2 bin 605 dolarlık gelir, 4 bin 731 dolara çıkmaktadır. Bu hesaplama ile 2003 yılı fert başına düşen milli gelirin 5 bin doların üzerinde olması beklenmektedir" dedi.
Mal ve hizmetlerde toplumun tüketim kalıplarının hızlı gelişmesinin mevcut serilerin yeniden değerlendirilmesi zaruriyetini ortaya çıkardığını da aktaran Pakdemirli, Türkiye'de bulunan bir başka zorluğun da derlenen istatistiklerdeki ciro, kar, çalışan sayısı gibi büyüklüklerin güvenilir olmaması olduğunu kaydetti. Pakdemirli, bunun ana sebebini ekonominin yüzde 50'den fazlasının ka-yıtdışı olması olarak gösterdi.
Gelişen şartlar altında DİE'nin çok hızlı bir şekilde milli gelir hesaplarını 2000'li yılların donelerine dayandırması gerektiğini kaydeden Pakdemirli, Türkiye'nin milli gelirinin göründüğü gibi olmadığını söyledi.
Pakdemirli, köy sanayisiyle ilgili hesaplamalarda halen 1961 yılının köy sanayi anket sonuçlannın baz alındığını, konut sahipliği hesaplamalarında ise nüfusu 20 binden fazla olan yerlerin şehir, daha az nüfusa sahip yerlerin ise kır olarak sınırlandırıldığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

"Oysa nüfusu 2 biriden fazla olan yerlerin bir çoğunda belde belediye teşkilatlan kurulmuş ve son 20 yıl içinde bu beldelerin iman yapılmıştır. Bunlar değiştirilmek zorundadır. Çünkü kırlarda kira hesaplamalan 1973/1974 bazlı kırsal bölgeler tüketici fiyat endeksleri için derlenen kira değerleri artış oranıyla genişletilerek yapılmaktadır. Bunun çarpık neticesi alınarak ortalama kira değerleri kır için ayda 14 dolar, şehir içinse ayda 56 dolar gibi gerçeği yansıtmayan rakamlar ortaya çıkmaktadır."
Bu olumsuzlukları DiE'nin 2005 yılında kaldırarak AB standartlarını kullanacağını ve bu çerçevede hesaplayacağı milli gelirin daha doğru olacağını kaydeden Pakdemirli, kendi çalışmasının bu standartlara uygun olduğunu söyledi. Kendi çalışmasıyla DiE'nin 2002 yılı GSMH verileri karşılaştırıldığında; tarım sektöründe yüzde 4, sanayi sektöründe yüzde 113 ve hizmetler sektöründe de yüzde 45 artı bir fark bulunduğunu anlatan Pakdemirli, "Devlet hizmetlerini DİE 27 katrilyon gösteriyor, biz 39 katrilyon bulduk. Ticarette de DİE 56 katrilyon bulmuş, biz 115 katrilyon bulduk. Bunlan böyle topladığımız DİE 2002 yılında o günün parasıyla, 273 katrilyonluk bir milli gelire ulaşıyor. Halbuki biz 2002'yi hesap ettiğimiz zaman 497 katrilyon liralık bir gelire ulaştık. Yüzde 181 fark doğuyor. Bu şu demek: Türkiye'deki milli gelir görüldüğü gibi değil. 2002 yılında bizim ortalama döviz kurumuz 1 milyon 505 bin 840 liraydı. Satın alma gücü dikkate alındığı zaman ise 1 dolar 618 bin 281 liraydı. Bunlan kullandığımız zaman DİE'ye göre fert başına gelir 2002 yılında 2604 dolar ve satın alma gücüne göre de 6341 dolarken, bizim araştırmamızda fert başına gelir 4731 dolar ve satın alma gücüne göre de 11.524 dolar oluyor" dedi.

Tekstilin katma değeri 26 katrilyon
Pakdemirli DiE'nin 2002 yılında tekstil sektöründe 9 katrilyonluk bir katma değer yaratıldığını açıkladığını da belirterek "Bizim hesabımızda 26 katrilyon görülüyor. Tersten çapraz kontrolü yaparsanız, Türkiye'nin tekstil ve hazırgiyim ihracatı 16 milyar dolar. Yani bu ihracatı yapan sektör nasıl olur da sadece 9 katrilyonluk katma değer yaratır?" dedi.

Pakdemirli, hesapların güncellenmesiyle Türkiye'nin İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya'dan sonra AB'de 5. büyük ekonomi olacağını aktardı. Pakdemirli sözlerini şöyle tamamladı: "Yine şöyle bir tahmin yürütüyorum; Türkiye'nin milli geliri 2005 yılında, eğer inşallah bir kriz olmaz büyüme devam ederse, 1 trilyon doları bulabilecek. Türkiye öyle zannedildiği gibi fukara bir ülke değil. Milli geliri 1 trilyon doları yakalamış dört ülkeden sonra gelen 5. ülke oluyor. Yani, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya'dan sonra Türkiye, AB'ye en büyük ekonomi olarak girecek. Ama şu anda sıralamaya bakarsınız çok gerideyiz. Çünkü bizim hesaplama sistemlerimiz tarihte kalmış, yenileyememişiz. Ben bunu şuna bağlıyorum: 70'li yıllardaki koalisyon dönemlerinde DİE erozyona uğradı. Çok insan gitmiş, her gün politika değişmiş, bir gün bir partide olmuş, ertesi gün bir başka partide olmuş, insanlar değiştirilmiş. Bu erozyonla Türkiye'nin hesaplan doğru yapılamaz hale gelmiş. Bir de AB standartlarını kullanmak lazım. O standartları da kullanınca bir fark doğuyor ve Türkiye'nin gelecek yılki milli geliri, satın alma gücüyle 1 trilyon doları yakalamış oluyor."

 

4731 DOLARLIK MİLLİ GELİR HESABI NASIL YAPILDI?


Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net