ü

[ , ]    Sayı:292 Nisan 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: Çin'le rekabetin yolu ithalatın kontrolüne bağlı

  Öztemir: İstihdam

  Fas Ticaret Heyeti sendikamızı ziyaret etti


 Genel Kurul

  Halit Narin'le devam


Gündem

  Türk sanayiinin önderi veda etti


Ayın Konusu

  İşte Türkiye'nin gerçek gücü: Kişi başına gelir 4731 dolar

  Narin: AB bize fakir ülke diye bakıyor


Panel

  Türkiye Çin'den korkacağına o pazara ihracatı düşünmeli


 Araştırma

  Şahin; Sektörün ağır krizlere ve büyük olumsuzluklara rağmen, ayakta kalması ve dünya ile rakebat edebilmesi iftihar vesilesidir


 Görüş

  2005 SEMBOLİK BİR TARİH OLARAK MI KALACAK?


 Hukuk

  TOPLU SÖZLEŞME YETKİSİNE İTİRAZDA İŞKOLUNUN TESPİTİ

Ayın Konusu


AB bize fakir ülke diye bakıyor

 

Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ise konuşmasında, kişi başına milli geliri 2002 yılı için 5 bin dolara yakın çıkaran araştırma sonucuna işaret ederek, "70 milyonluk Türkiye'nin ürettiği rakamların bu olmadığını söylemiştik" dedi. Önceki toplantıda 3 bin dolar rakamına inanmadıklarını söylediklerini anımsatan Narin "O günden bu yana arkadaşlar çalışıyor. Yakında bu sonuçları kitap olarak da basıp dağıtacağız" diye konuştu.

"Bu rakamın Avrupa Birliği'ni ne kadar tahrik edeceğini, iştahım kabartacağını bir kere kamuoyunda herkesin çok iyi bilmesi lazım" diyen Narin Şöyle devam etti: "Pakdemirli Hocam güzel bir yaklaşım yaptı ve dedi ki, 'Bu memleketin Belçika nüfusu kadar olan insanı zaten Belçika standardında yaşıyor. Yani yüzde 20'ye yakın bir üst gelir düzeyi var.' Demek ki, Türkiye'nin bazı yörelerinde gelir dağılımı her ülkede olduğu gibi farklı olabilir ama, Türkiye'de kalkınan ve Avrupa standardının üst kademesinde gelir elde eden ve bunu yapabilen geniş bir kitle var. Oysa Avrupa Birliği bize 'Fakir bir ülke, 70 milyon kitlesi var" diye bakıyor. Hayır, 70 milyon kitlesi var ama, fert başına satın alma gücü 11 bin dolarların üzerinde olan bir kitle. Tabi ortaya çıkan bu 5 bin dolar şu anda kayıt dışının kayıtta tespit ettiğimiz rakamların bir sonucu. Yani, kayıt dışını kayıt içine alabilsek, belki tahminlerin çok ötesinde rakamlara ulaşılacak."

Halit Narin, Türkiye'nin AB'ye girdiği zaman da Türkiye'nin aleyhine konuşan insanlann dediği gibi yük olarak değil, güçlü bir ülkenin vatandaşlan olarak gireceğini kaydetti.


Ankara'da heyet geziyor
Geçtiğimiz günlerde bir heyetle birlikte Ankara'da hükümet yetkilileriyle bir araya geldiklerini anlatan Narin, bir bakanın, son günlerde sektörde KDV indirimi yapılmaması talebiyle ziyarete gelen heyetlerin olduğunu anlattığını kaydetti. Narin, şunları söyledi:

"Bakan hayretle bize anlattı, (Herkes indirim istiyor bunlar indirmeyin diyor) diye. Bunlar hayali ticaret yapanlann, büyük ihracatçıların dernek kurmuş teşkilatlarıdır. Her türlü ziyareti resmi olarak yapıyorlar. Hükümetin geliri, vergi indirimi yapınca artar. Niye? Çünkü KDV yüzde 8'e inince ne alıcı ne de satıcının yüzü tutmaz oturup bunun pazarlığını yapmaya. İlaçta indirim söz konusu olunca niye kıyamet kopmuyor? Çünkü orada 8-10 tane belli başlı şirket var ve disiplinli bir şekilde çalışıyorlar. Ama bizde yüzde 18 KDV, kayıtdışını beslemekten başka birşey değildir. Tekstil sektöründe KDV oranlarının indirilmemesi kayıtdışı ekonomiye yarıyor. Üç aydır bunu indirmemek için Ankara'ya her türlü ziyareti resmi olarak yapıyorlar."

Hükümetin bu heyetleri kabul etmesinin bile "Faul" olduğunu ifade eden Narin, kayıtdışı olduğu sürece Türkiye'nin istikrarlı bir kalkınma ortamına giremeyeceğini bildirdi. Kalkınmanın yegane yolunun kayıt dışındaki ekonomiyi kayıt içine almaktan geçtiğine dikkat çeken Narin şöyle devam etti: "Vergi indirmeyin diyen bir teşebbüsün ahlaksızlığı meydandadır. Yapılan ihracatta vergi iadesinin ne kadar yüksek olduğu resmi deklarasyonlarla belli olduğu halde son üç aydır KDV'de tekstilin, konfeksiyonun halen yüzde 18 vergi iade sistemiyle beslenmiş olması kayıt dışı ekonomiyi beslemek demektir. Yani, vergiyi kaçıran, devleti soyan insanlara bir süre daha vermek demektir. Bir kere bundan mutlaka vazgeçilmesi lazım. Bunun başka hiçbir çaresi yok. Kayıt dışı ekonomi kaldığı sürece de Türkiye'yi istikrarlı bir kalkınmaya itmek, istikrarlı bir yatırım düzenine sokmak mümkün de- . ğildir. Şu anda büyük yatırım yapan arkadaşımız yok. Halbuki herkes istiyor. Faizler düşüyor, enflasyon düşüyor ama yatırım olmuyor. Çünkü kayıt dışı, bizim gibi insanlarla alay ediyor. Kayıt dışı çalışanlar beyanname vermez, ne SSK'ya prim öder ne vergi verir. Kayıtdışını kayıt içine alamıyoruz. Peki, kayıtlı olanı ne yapalım? Beyanname verip de ödemedi miydi onu cezalandıralım. Niye? Çünkü kayıt içinde. Ekonomik krizi siyasetçiler yaratır, cezasını teşebbüsler çeker. Vergileri siyasiler kor, yükünü müteşebbisler çeker. O yüzden Sayın Başbakan, beyanname veren vatandaşlara bakış açısını değiştiren yeni düzen getirmelidir. Bizim istediğimiz, hiç kimse üretim yapmadan para kazanmasın. Yatırımcı teşvik edilsin, manen de olsa teşvik edilsin.'Ben müteşebbisim, üretimim var, vergimi de senelerdir veriyorum bir sıkıntım var1 diye gittiği zaman Yakaladım seni" diyen bir devlet ve bürokrasi çarkının yanında olmamamız lazım."

"Tekstile yatırım yapılırsa Türkiye geri gider" şeklindeki yaklaşımları da eleştiren Narin "Çünkü 'tekstilde mama yok...' Ancak, kaçakçılık yaparsan mama var. Masa arkasında para kazanan adamlar tekstile laf atmak, onu kötülemekten başka bir iş yapmazlar. Gazetelere bakarsanız göreceksiniz, bunu söyleyen bir arkadaşımızın söylediği laflar" dedi.

"Ekonomisi büyüyen ülkelerin içinde bizim gibi ülkelerin tekstili küçülmez" diyen Narin sözlerini şöyle tamamladı: "Tekstilin ekonomi içinde almış olduğu paydada küçülme olur kendisinde küçülme olmaz. Turgut Bey zamanından beri, büyük teşkilatlar, 'Tekstil demode sektördür' diye ortaya çıktılar. Paraların hepsini ihracattan götürdüler. Halen aynı terane bugün devam ediyor. Anandan doğar doğmaz kumaşa sarıldın, imam 'nasıl bilirdiniz' dede-ğinde kumaşa sarılacaksın. Bize sarılmadan ne doğmak, ne ölmek mümkün değil. Bizim 70 milyon vatandaşımızın önünde tekstili atlayarak başka sektöre gitme şansı uzun seneler daha gözükmüyor. Uzun seneler görünse bile Amerika'nın milli gelirdeki fert başına düşen rakamları ne kadar yüksek olursa olsun, bir türlü tekstilden uzaklaşma imkânım vermiyor. Çünkü, bir milletin tamamının ileri teknolojiyle çalışma şansı hiç yok. Tarımda modernizasyon sistemlerine geçerek çalışan adamın adedini azaltabilirsiniz, ama onun yerine o insana iş bulmak mecburiyetindesiniz. İşte Sayın Bush'la Sayın Erdoğan'ın yaptığı konuşmalarda Bush'un 'Benim de orada işsiz kalacak olan bir sürü tekstil işçim var. Onun için size burada tekstil için bir avantaj veremem' dediğini hepiniz biliyorsunuz. O yüzden tekstil bitmez. Bugün İsviçre'de halen tekstil var ama daha ince, daha fazla katma değerli tekstil var. Biz bir elli sene daha beraber olduğumuz zamanı göreceğiz ki, halen tekstili konuşacağız. Ama elli sene içinde çok değişik şeyler giyerek konuşacağız. Yani, tekstilin bitmesi mümkün değil."


ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?
Sendikamızın 16 Aralık 2003 tarihinde İktisadi Araştırmalar Vakfı ile birlikte düzenlediği "Milli Gelir Hesaplamaları Semineri"nde milli gelir rakamı tartışma konusu olmuştu. Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Halit Narin, 3 bin dolar rakamına inanmadıklarını belirterek, "Bu ekonominin neresi 3 bin dolarlık, böyle rezillik olur mu?" derken, DİE Başkanı Doç. Dr. Ömer Demir de "10 bin dolar olabilir mi? Olabilir diyenin göstermesi lazım. Biz ölçüyoruz böyle çıkıyor" ifadesini kullanmıştı. Bu tartışma öncesinde ise Sendikamızın Mayıs ayında yapılan geleneksel toplantılarından birinde Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Narin'e o tarihlerde 2605 dolar olarak açıklanan kişi başına milli gelirin kendilerini tatmin etmediğini ve bunun tartışılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine harekete geçen Sendikamız, Prof. Pakdemirli'nin öncülüğünde bir çalışma başlattı. Avrupa Birliği istatistik standartları ve ülke uygulamaları da yerinde incelenerek yürütülen ve aylar süren çalışmaya akademisyenler, DiE'den emekli uzman ve istatistikçiler de katıldı. Temmuzda başlayan çalışmanın geçici sonuçları Mart ayı sonunda ortaya çıktı. Çalışma, hesaplama yöntemleri ve tabloları da içerecek şekilde kitaplaştırılarak kamuoyunun bilgisine sunulacak. Kişi başına milli geliri 4731 dolar olarak ortaya koyan çalışmayı, hükümete de sunmayı amaçlayan Sendikamız, 23 Nisan'da yapılacak seminerde de konuyu yeniden tartışmaya açacak. DİE en son geçtiğimiz ay kişi başına milli geliri 2003 için 3383 dolar olarak açıklamıştı. DİE daha önce 2604 dolar olarak açıkladığı 2002 yılı kişi başına milli geliri de 2584 dolar olarak revize etmişti.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net