Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Çin'le rekabetin yolu ithalatın kontrolüne bağlı
Öztemir: İstihdam
Fas Ticaret Heyeti sendikamızı ziyaret etti
Genel Kurul
Halit Narin'le devam
Gündem
Türk sanayiinin önderi veda etti
Ayın Konusu
İşte Türkiye'nin gerçek gücü: Kişi başına gelir 4731 dolar
Narin: AB bize fakir ülke diye bakıyor
Panel
Türkiye Çin'den korkacağına o pazara ihracatı düşünmeli
Araştırma
Şahin; Sektörün ağır krizlere ve büyük olumsuzluklara rağmen, ayakta kalması ve dünya ile rakebat edebilmesi iftihar vesilesidir
Görüş
2005 SEMBOLİK BİR TARİH OLARAK MI KALACAK?
Hukuk
TOPLU SÖZLEŞME YETKİSİNE İTİRAZDA İŞKOLUNUN TESPİTİ |
Görüş
2005 SEMBOLİK BİR TARİH OLARAK MI KALACAK?
Dr. Binhan OĞUZ
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri
Sendikası Ekonomi Müşaviri
Dünyanın belli başlı üretici ülkeleri kotaların kalk-1 masının ertelenmesini istiyor.
Türk ve ABD tekstil ve konfeksiyon sanayiinin en önemli kurumları, kotaların kalkacağı 2005 sonrasında Çin tehlikesine karşı birlikte ortak hareket etme kararı aldı. Dünya Ticaret Örgütü'nün en kısa süre içerisinde harekete geçerek kotaların kalkacağı son entegrasyon aşamasının uygulanmasını 31 Aralık 2007 tarihine ertelemesi için İstanbul Deklarasyonu imzalandı.
Ve bu deklarasyona dünyanın belli başlı üretici ülkeleri imzalarını hızla koymaktadırlar. Zira Uruguay Round 'da kotaların kaldırılma süreci kararlaştırılırken, tahmin edilmeyen çok önemli ve somut bir durum var buda Çin'in şu anda DTÖ üyesi olarak kotalarının kaldırılması ile elde edeceği haksız avantajlar. Kotaların kaldırılması ile hedeflenen global üretimde ve refahta artış yerine sadece Çin'e yarayacak bir durum ortaya çıkmaktadır çünkü kotalar kalktığında bugün Çin'in dünya tekstil ve konfeksiyon ticaretinin % 50 veya daha fazlasına sahip olacak gücü olduğundan ve bunun dünya üzerinde 30 milyon tekstil ve konfeksiyon çalışanını işsiz bırakacağından söz edilmektedir.
Kotaların kalkmasının ertelenmemesi halinde Türkiye'yi neler bekliyor?
Teoride 2005 sonrası Türkiye'yi bekleyen tabloda ana hatları ile görülen :
• ABD ve AB gibi güçlü alıcılar ve Türkiye'nin ihracatının önemli kısmının yöneldiği ülkelerin kotaları 1 Ocak 2005'te kaldırarak pazarlarını özellikle Uzakdoğu'nun haksız rekabetine tamamen açacak olması,
• Cancun'da ortaya çıkan taslak da olduğu üzere GYÜ'lere ve dolayısıyla Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerine avantajlar sağlayan bir tarife indirme formülü kabul edilmesi halinde pazarı tarifelerle de korunmayan bir AB, ABD ve Türkiye pazarı.
Türkiye'nin dezavantajları nelerdir?
• Bu müzâkerelerde Gelişmekte olan ülkeler gerçekleştirdiği kuvvet birliği ve bunların lehine olan her gelişme Türkiye'nin aleyhine bir durum yaratmaktadır.
• Gümrük Birliği nedeniyle ortak ticaret politikalarında AB ile hareket etmek zorunda olduğumuz için kotaların kalkması ve AB'nin bu gelişmekte olan ülkelere tarife indirimini kabul etmesi ülkemizin çıkarlarına karşı olmaktadır.
• Hem ülkemiz Çin, Hindistan gibi ülkelere daha açık pazar olacaktır,
• Hem AB'deki avantajlarımızı kaybederek pazar payımızı önemli ölçüde bu ülkelere kaptıracağız.
2005 bir çok uluslararası platformda sembolik bir tarih olarak anılmaya başlamıştır.
• Uluslararası platformda beliren gruplar ve bunların dirençlerinin sonucu ertelemeler olabileceğini göstermektedir.
• Doha müzakerelerinin 1 Ocak 2005'te sonuçlanması gerekirken 6. Bakanlar Konferansının yeri ve tarihi halen kesinlik kazanamamıştır.
• ABD 2004'de Hong Kong'da olmasını önermiştir. Ancak ev sahibi ülke 2005'e ertelenmesini tercih ettiğini bildirerek karşı çıkmıştır.
• Ayrıca, ABD ticaret temsilcisi Zoellick geçtiğimiz ay 148 DTÖ üyesi ülkeye gönderdiği mektupta AB'yi tarımdaki sübvansiyonları ve ihracat desteklerini kaldırmaya davet etmiştir. Müzakerelerin yeniden başlamasını
ister görünmüştür ama en çözülmez konu tarımı ön plana çıkarması aslında çıkmaza götürdüğünü göstermektedir. Burada müzakerelerin önündeki temel engel olarak AB'yi işaret etmesi de bu müzakerelerin "sulandırıl-dığını" göstermektedir.
• Artı, Zoellick'in tarımdaki sübvansiyonların ve ihracat desteklerinin kaldırılmasının zaman içinde devam edeceğini savunmasına rağmen Amerika'daki seçim ortamında bunun çok zor olacağı da bilinmektedir.
• AB'nin 25 ülke olması, sene sonunda Komisyon'un yenilenmesi ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinin de müzakereleri uzatacağı inancı hakimdir.
DTÖ "safeguard" ile Çin'e karşı 2008'e kadar uzatma süresi tanımıştı
• Olumlu gelişmelerden biri de şüphesiz Çin'in DTÖ'ye katılım Anlaşmasının 11. maddesidir.
• Bu maddeye göre Pazar bozulması ve iç üretimin ciddi zarar görmesi hallerinde DTÖ üyesi ülkeler 31 Aralık 2008 tarihine kadar Çin'e karşı özel korunma önlemleri alabileceklerdir.
• Bu gelişmeye istinaden AB, üçüncü ülkeler menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatını düzenleyen 3030/93 sayılı Konsey Yönetmeliğinin miktar kısıtlamaları bölümünü Çin'e göre yeniden düzenlemiş ve Resmi Gazete'de yayınlamıştır.
Bu bağlamda ülkemizde de 31 Aralık 2008 tarihine kadar miktar kısıtlamalarına imkan veren AB mevzuatına uygun bir düzenleme yapılmıştır ; 1 Haziran 1995 tarih ve 22300 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 95/6815 sayılı Karara bağlı Belirli Tekstil ürünleri ithalatında gözetim ve korunma önlemleri hakkında yönetmelikte değişiklikler yapılmıştır.
Ancak Çin'e karşı bu koruma önlemlerini almada en büyük engel yine kendimiz : • 2008 sonuna kadar Çin'e karşı özel korunma önlemlerini uygulayabilmemiz için Çin meşeli malların ithali nedeniyle pazarın bozulduğu ve/veya iç üretimin ciddi bir şekilde zarar gördüğünün kanıtlanması gerekmektedir.
• Oysa ülkemizde sektöre ait, kategoriler bazında üretim ve istihdam verileri bulunmamaktadır.
• Sektör de mevcut durum tespiti, envanter yapılmadan, veri alt yapısı olmadan DTÖ kurallarına uygun özel korunmada olmayacaktır.
Çin'e pazarını açmadan ihracat olanağından söz etmek çok zor
AB ile aramızdaki gümrük birliği dolayısıyla ithalatta uygulanan OGT hadleri giderek düşürülme durumunda kalınmıştır. Ülkemiz, tekstil ve hazır giyim sanayii, 2005 yılında kotaların kalkması ile aynı döneme rastlayacak olan, tarifelerin ve tarife dışı engellerin azaltılması veya mümkünse tamamen kaldırılmasını amaçlayan Pazara Giriş Müzakerelerinde Çin ne yapacağını dikkatle izlemektedir.
Tekstil ve hazır giyim sanayiimiz Çin gibi yüksek gümrük tarifeleri ile pazarlarını koruyan 3- ülkeler tarifelerini indirmeden yeni bir tarife indirimi ve pazar açılımına tamamen karşıdır. Can-cun'da yapılan DTÖ Müzakerelerinde ABD ve Pazara Giriş Müzakere Grubu başkanının tarifelerin sıfırlanması ve AB'nin mümkün olduğunca sıfıra yakın olmak üzere daha derin indirimlere gidilmesi yönündeki önerilerine kesinlikle karşı olunmuştur. Çin'in sunacağı fırsatlarına bakabilmek için her şeyden önce Çin ve diğer haksız rekabet ile pazarlar elde eden Uzakdoğu ülkelerinin pazarlarını açtırmak gerekmektedir.
Çin'in bugün sunduğu ucuz hammadde sektörün yarını için büyük tehdit
Bugün bazı kulislerde Çin'in sunduğu ucuz hammadde ile ihracatın artışına katkıda bulunulduğu savunulmaktadır. Ancak, haksız ticaret uygulamalarını kullanan ülkelerin Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon ticaretini yönlendirmelerini sağlamak kabul edilir bir durum değildir.
Çin'in bu sektörde büyümesi, para birimi manipülasyonu, devlet teşvikleri, geri dönüşümsüz veya çok düşük faizle kredi olanaklan gibi ticareti bozucu uygulamalar ile teşvik edilmiştir. Bunların hepsi DTÖ kurallarına aykırıdır. Ticareti bozucu bu uygulamalar Çin'in tekstil ve konfeksiyon da haksız avantajı ürünlerinin fiyatlarını % 75'e varan oranlarda düşürmesine imkan veren sübvansiyonlarla sağlamaktadır.
Çin ve Uzakdoğu'dan ilk aşamada hammadde gelirken bugün iç pazarımızda her şey 1 milyona mağazaları hızla açılmaktadır. Olayı bir bütün olarak ele aldığımızda Çin'in haksız rekabeti genel refah ve istihdam üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir.
|