Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: Çin'le rekabetin yolu ithalatın kontrolüne bağlı
Öztemir: İstihdam
Fas Ticaret Heyeti sendikamızı ziyaret etti
Genel Kurul
Halit Narin'le devam
Gündem
Türk sanayiinin önderi veda etti
Ayın Konusu
İşte Türkiye'nin gerçek gücü: Kişi başına gelir 4731 dolar
Narin: AB bize fakir ülke diye bakıyor
Panel
Türkiye Çin'den korkacağına o pazara ihracatı düşünmeli
Araştırma
Şahin; Sektörün ağır krizlere ve büyük olumsuzluklara rağmen, ayakta kalması ve dünya ile rakebat edebilmesi iftihar vesilesidir
Görüş
2005 SEMBOLİK BİR TARİH OLARAK MI KALACAK?
Hukuk
TOPLU SÖZLEŞME YETKİSİNE İTİRAZDA İŞKOLUNUN TESPİTİ |
Güncel
İstihdam
Necmettin ÖZTEMİR
TİSK Başkan Vekili
Günümüzün gündemi, ülkemizin 1 no'lu problemi, TiSK'in de üzerinde çalıştığı temel problem, Eİkonomik Sosyal Konsey (ESK)'in de kabul ettiği DPT Müsteşarlığına bağlı çalışan Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOIKK)'nun da üzerinde çalıştığı bir numaralı sorun istihdam olmaktadır. İstanbul'da en zengin 10 CEO toplantısında 8 maddelik reçete oluştu.
Bir yanda rant ekonomisi cenneti diğer tarafta dayanılmaz işsizlik, Morgan Stanley'e göre de Türkiye'de işsizlik yüzde 16.1 seviyesinde.
Türkiye'de bir sene evvel dolar bozdurup devlet tahvili alan yatırımcı dolar bazında yüzde 60 kâr sağlamış. Bu şartlar altında sanayici nasıl fonlanır, yatırım yapmayı kim düşünür anlaşılmaz bir durum.
Neler söyleniyor,
söylenmeyen neler var.
Makro seviyede ekonomi politikamız IMF'ye endeksli 1 no'lu hedef düşük enflasyon; amenna sağlıklı bir düşük enflasyona kavuştuk mu? Hayır. Üretim bolluğu olmadıkça, ciddi rekabet olmadıkça sağlıklı ve sürekli düşük enflasyon bence hayaldir.
Faiz ve kur arasında belli dengeler ve özellikle faizdışı fazlaya odaklanmış bir anlayışla amaca ulaşmanın rehaveti yaşanıyor. Talep ve arz dengesine bağlı hakiki anlamda her türlü imkânlan kullanan bir üretim bolluğu içinde ciddi bir rekabet ortamı yaşanıyor mu?
Talep yeterli mi?
Üretim bolluğunu tahrik edecek kıvamda mı?
Bu çerçevede pazarın durumu ne?
Mevcut işsizliği azaltacak, belli süreçte yok edecek istihdamı yaratabilmek için takip edilmesi gereken politika ve stratejiler neler olmalıdır? İstihdam artışı nüfus artışına yetişememektedir. Ekonomik büyüme istihdam artışına dönüşememektedir. İstihdamda düşük verimlilik sorunu yaşanmaktadır. Tarımın istihdamdaki payı çok yüksektir. Her üç kadından ikisi işsizdir. Her üç eğitimli gençten biri işsizdir. Aynca mesleksizler ordusu iş arayışındadır.
Bize göre, istihdamın talebe dönüştüğü, talebin üretim ve yatırıma dönüşerek hem mevcut istihdamın devamını sağladığı hem de yeni yatırımların yolunu açtığı bir mekanizma bu sorunun en etkili ilacıdır.
Bunun için:
1. Hükümetin rant ekonomisine paydos deyip, üretim ekonomisine geçiş için kesin bir dille tedbirlerini ilan etmesi lazımdır. 1978 yılında Belçika'nın yaptığı gibi özel bir sanayi teşvik kanunu ile devlet hükümetlere hedef veren kazanana destek ol (back to winner) benzeri bir destek politikasını ilan etmelidir. Bu ne demektir? Yeterli katma değer yaratan veya yaratabilecek konumda olan büyüklü küçüklü her üretim birimine devletin destek verebileceği bir seferberlik yaratılmalıdır.
2. Bu memleket yatırım ve üretim yapan işletmelerin; alat-ı sabite ve motor resmi gibi vergilerle cezalandınldığı günler yaşadı. Bugün de gerek ücretler üzerindeki dayanılmaz SSK ve muhtasar vergi yükü, gerekse yüzde 18 gibi dünyanın en yüksek KDV ve peşin vergi uygulaması ile üretim birimlerinin nefesleri kesilmektedir.
3. Kayıtsız ekonomi bir başka bela, yüzde 65'lere ulaşmış dolayısıyle yukarıda bahsi geçen yük yüzde 35'lik orana giren namuslu, kayıtiçi çalışan vatandaşın sırtında bulunmaktadır.
4. Devlet üretim ve finans pazarından yüzde 100 çekilmeli, düzenleme ve denetleme görevini tam tarafsızlıkla üstlenmelidir. Agora kültürünün gelişmesini, demokratik çarkın tüketici lehine çalıştırılmasını sağlayacak anlayışa gelmelidir.
5. Kayıtsız ekonomi ve diğer kaynaklardan beslenen haksız rekabet minimize edilmelidir. Faize dayalı rant piyasasının rantiyeye yeterli verim sağlamaması halinde vatandaşın tasarrufu Menkul Kıymetler Borsaları'na yönelecektir. Bugünkü yapısı ile İMKB Türkiyemiz yatırımcılarının ihtiyacına cevap verebilecek derinlik ve hacim ile zenginlikten çok uzaktır. Halen kayıtsız ekonominin cazibesi İMKB'ye olması gereken ilgiye engel olmaktadır.
6. Türkiyemiz geçirdiği krizler ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle ülke riski raporlarında çok kötü ve haksız bir sıra-
lamaya maruz kalmaktadır. Bunu hak etmedik ve etmiyoruz. Tarihinde borcunu inkar ettiği görülmemiş bu ülkeye böyle bir yaklaşımı hoş görmemiz mümkün değildir.
7. Çalışma başarımızı korumaya dönük mevzuat ve uygulamalar da maalesef işyerimizin reikabet gücüne saygı anlayışından uzak "zengin ve zayıf' çatışması zihniyetinden arındınlamamıştır. Ücretin tarifi yoktur. Haksız grev veya lokavtın önünü kesecek bir uzlaşı kültürümüz yoktur. 2182 sayılı kanunun 47. maddesi kötü niyetin çerçevesini çize-memektedir.
8. Yukanda belirttiğim tabloya eklenecek daha nice olumsuzluklar ile dolu memleketimize bırakalım yabancı yatı-nmcılann gelmesini, mevcut fabrikalan-mızın yurtdışına taşındığına şahit olmaktayız.
9. Amerika ve bazı devletlerde eyaletler yatırımcılan özel desteklerle ülkelerine çekebilmek için yanş halinde bulunuyorlar. Aynca, KDV uygulamalarında sık sık ayarlama yapabiliyorlar (state ve national ayının olduğu için)
10. Ar-Ge çalışmalarının desteklendiği ulusal mevzuat şemsiyesi önemli bir yaklaşımdır.
11. Finans kuruluşlarımız ile sınai müesseseler arası ilişkiler de ayn bir karmaşa. Devlet bankalardaki mevduatın yüzde 65'ini kendi finansmanında kullandığı sürece, finans kurumları da sanayicinin ürettiği ürünün katma değer ve diğer özelliklerine bakmadan somut, elle tutulur, kolayca paraya çevrilebilir teminatını getir, parayı al dediği sürece bu işbirliği nasri. gelişebilir. (Non woting share) Holding anlayışı ile zora giren işletmelere destek anlayışı bizim memleketimizde maalesef yerleşmemiştir.
12. Bürokrasiden de yeterli destek görülmemektedir. "İşveren, para babası ve devleti istismar eden bir varlık" zihniyeti bürokrasiye hakimdir. Bilmiyor ki her üretim birimi, cirosunun en az yüzde 15-20'sini devlete nakden aktarmaktadır.
Sonuç: Memleketimizin kaynaklarının dar, borcunun çok, ekonomisinin cılız olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmıyorum. İstikrarlı sürdürülebilir politika ve stratejiler ile yastıkaltı kaynaklar, devletimizin sahibi olduğu gayrimenkul değerler mobilize edilip yönlendirilerek topyekün kalkınma ortamı yaratılabilir. 11 milyon nüfusu ile 175 milyar dolar borcuna karşın 266 milyar dolar/yıl ihracat gerçekleştiren fert başı 30.000 dolar yıl gelire ulaşmış Belçika'dan geri bir ülke olmayı bu millet içine sindirmeyecektir.
|