[ , ]    Sayı:289 Ocak 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  Narin: 2005'te kotaların kalkması uzak ihtimal

  Çin tehlikesine karşı büyük güçbirliği

  Narin: Hükümet Çin'e karşı acilen önlemler almalı

  Başer: Tek taraflı gümrük indirimi olmayacak

  Özelçi: Avrupalı tekstilcide bıçak kemiğe dayandı

  Türkiye markalarını dünyaya 'Turquality' ile tanıştıracak


 Firma

  ORTA ANADOLU


İhracat

  İhracat 50 milyar dolara yaklaştı 2023'te hedef 500 milyar dolar


Tekstil Araştırma Merkezi

  TAM 2 yılda model oldu


 Söyleşi

  Cengiz Narin:
İhracatta başarının yolu şeffaf politikadan geçiyor


 Hukuk

  İHBAR ÖNELİ İÇİNDE HAKLI NEDENLE İŞTEN ÇIKARMA
(Karar İncelemesi)


 

 ENGLISH

  Summaries in English

Söyleşi


Cumhuriyetle yaşıt Broderi Narin'in Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Narin:
"İhracatta başarının yolu şeffaf politikadan geçiyor"

Türkiye'nin ilk broderi üreticisi olan Broderi Narin, insana ve müşteri ilişkilerine yatırım yapıyor. Yurtdışındaki müşterilerini bile çok sık ziyaret ederek sadık müşterilerinin sayısını artırmayı hedeflediklerini belirten Broderi Narin Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Narin, insana yatırım yaparak katma değeri daha yüksek ürün üretmeyi ve bu ürünleri yüksek fiyattan satmayı hedeflediklerini söyledi. Son yıllarda ihracatlarının çok iyi bir yere geldiğini anlatan Narin, ihracatta şeffaf bir politika izlediklerini belirterek, "Her müşteriye göre değişen bir fiyat listemiz yok. Müşterimize karşı açık ve şeffaf bir politika izliyoruz. Bu da başarıyı beraberinde geliriyor" dedi.

Cengiz Narin sorularımızı yanıtladı:

Broderi Narin hakkında bilgi verebilir misiniz?
Broderi Narinin sektörde ilk olma özelliği var. Türkiye'de sanayi makinasıyla yapılan ilk broderi ilk defa 1923'lü yıllarda dedem tarafından yapılmış. Yani aslında Cumhuriyetle yaşıt bir geçmişimiz var. Ben ailenin üçüncü kuşak yöneticisiyim. 1980'li yıllardan sonra perdelik tül üretimi konusunda çalışmaya başlayan Broderi Narin, aynı zamanda tül dokuma üretimine başlamış. Şu anda boyahane, tül dokuma ve broderi üretimimiz bulunuyor. Bir ara fantazi tüller için iplik bükümü de yaptık ama artık yapmıyoruz.
İhracatınız da firmanız gibi çok eski yıllara mı dayanıyor?
Evet gerçekten de çok uzun yıllardan beri ihracat yapıyoruz. Bizim mallarımız uzun yıllar bazı Ortadoğu Ülkeleri'nde ve hatta Türkiye'de İtalyan malı diye satılırdı. Bu bize bir yandan gurur veriyor, diğer yandan Türk malının aynı imajı edinme arzusundan dolayı üzüyor. Son yıllarda ise ihracatımız gerçekten çok iyi yerlere geldi. Toplam üretimimizi yüzde 40 ile 60'ı arasında değişen oranlarda ihraç ediyoruz. Değişik yaklaşımlarla piyasanın içine çok sistematik bir şekilde giriyoruz. Bizim bir fiyat listemiz var ve kişiye göre fiyat uygulamıyoruz. Yani müşterilerimize açık şeffaf bir politikayla hizmet ediyoruz. Bu nedenle de ihracatta başarı elde ediyoruz.
İhracatınız ağırlıklı olarak hangi ülkelere gerçekleşiyor, yeni hedef pazarlar var mı?
Avrupa Ülkelerine ağırlıklı ihracatımız var. Özellikle Almanya bizim için çok önemli bir pazardı ama son yıllarda bu pazarda bir gerileme yaşanıyor. Japonya ise çok gelecek vaat eden bir pazar. Yaklaşık 6 yıldır Japonya pazarındayız ve bu pazarda büyük bir gelişme sağlayabileceğimize inanıyoruz. Çünkü Japonya ile Türkiye'nin çok benzer özellikle var. Bunun başında da aile yapılarımızın ve ahlak anlayışlarımızın benzeşmesi geliyor. Bu nedenle o pazarda çok büyüyebileceğimize inanıyoruz. Japon pazarında kalite ve hizmet konusunda iyi olduğunuzda yüksek fiyatlı mal satabilme imkanınız var. Bizim de Japonya'da kendisi de üretici olan bir partnerimiz var. Partnerimiz bize özellikle depolama ve daha hızlı servis verme açısından büyük fayda sağlıyor.
Çok fazla taklit edilmekten şikayet ediyorsunuz. Bu neden kaynaklanıyor sizce?
Gerçekten çok kaliteli mallarımız var ve biz kalitemizle gurur duyuyoruz. Çünkü çok titiz çalışıyoruz, işimizi resmen iğne iplikle yapıyoruz bu nedenle çok fazla taklit ediliyoruz. Hem iş yaklaşımımız hem de ürünlerimiz taklit ediliyor. Biz dokumaya giriyorsak herkes dokumaya giriyor, biz broderi yapıyorsak herkes broderi yapıyor. Bu da bize hem gurur veriyor hem de üzüyor. Taklit mallarla kanuni yollarla başa çıkmaya çalışıyoruz. Ama kolay olmuyor. Bu sorunun ancak toplumdaki eğitim düzeyinin ve etiğin artmasıyla çözüleceğine inanıyoruz.
Yatırım planlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Biz yatırımlarımızı artık insana ve müşteri ilişkilerimize yapıyoruz. Şu anda 260 civarında çalışanımız var. Çalışanlarımızın eğitimine ağırlık veriyoruz. Çünkü bizim için üretim miktarımızın çokluğu değil kalitesi önemlidir. Ayrıca pazarlama konusunda da yatırım yapıyoruz. Bu kapsamda eskiye oranla yurtdışında çok daha fazla fuarlara katılıyoruz, müşteri ziyaretlerine ağırlık veriyoruz. İç piyasada 15 günde bir nasıl müşteriye gidiliyorsa şu anda yurtdışı müşterilerimize de neredeyse bu sıklıkta gidiyoruz. Kolleksiyon çalışmalarımıza da çok daha fazla zaman ve kaynak ayırıyoruz. Çünkü bizim için en önemli olan sürekli yenilik ve sadık müşteri. Bunlar olduğu zaman gerisi kendiliğinden geliyor.
Euro/dolar parkesinde yaşanan ve özellikle Dolar ile yapılan ihracatı olumsuz etkileyen gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmelere karşı önlem alabiliyor musunuz?
Biz girdilerimizin dolar, ihracatımızın Euro ağırlıklı olduğu bir dönem yaşadık. Aslında bu durum çok şikayet edilecek gibi değildi ama yine de para kazanamıyoruz. Hiçbir ihracatçı firma kurlarda yaşanan bu aşırı değişimlere karşı bir ayarlama yapamıyor. Yani bizim Japonya ile 5 yıldır belli bir temel üzerine kurulmuş iş ilişkilerimiz var. Kurlarda böyle bir değişim yaşanıyor diye biz kalkıp onlara 'Türkiye'de Dolar/Euro parkesinde şöyle bir gelişme oldu' deyip temelleri oynatacak bir şirket değiliz.Kendi çabamızla birşeyler yapıp bu gelişmelerden en az oranda etkilenmeye çalışıyoruz. Bunun içinde hem girdilerimiz ile çıktılarımızın aynı kur üzerinden olmasına hem de katma değeri yüksek ürünler üretip yüksek fiyatla satmaya özen gösteriyoruz. Çünkü biz kur üzerinden rantiyeli bir bakış açısıyla gelir elde etmeyi düşünen bir firma değiliz. İşimizi güzel yapalım istiyoruz ama bir yerden de bir tokat yiyelim istemiyoruz. Bunu yapmak da hiç kolay olmuyor. Çünkü kurlarda yaşanan değişimleri hiçbir şekilde ürün fiyatlarımıza yansıtamıyoruz.
Bu noktada verimlilikte çok önemli. Sizce sektörünüz yeterince verimli çalışıyor mu?
Ben sektörümüzün çok verimli çalıştığını düşünmüyorum. Türkler aslında çalışkan insanlardır ama biraz bolluk içinde yetiştikleri için çok tutumlu değiller. Ben ilk yurtdışına çıkışımda insanların bir domates, iki elma aldıklarını gördüğümde şaşırmıştım, çünkü bizde herşey kilolarla alınır. Aynı bunun gibi zaman kullanımı da çok verimsiz. Zaman çok değerli, çok dikkatli kullanmamız gerekiyor. Ama Türk insanı hiçbir konuda acele etmeyi sevmiyor. Ürün geliştirirken bile çok rahatız, halbuki bu çok kıskanç ve hızlı olunması gereken bir konu. Ayrıca ben bir şirketin büyüdüğü oranda verimliliğinin azaldığını düşünüyorum. Çünkü KOBİ'lerde çalışanlar şirketlerini daha çok benimsiyorlar, bu nedenle de verimlilik daha fazladır.
Reel sektör üzerindeki vergi yükleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de maalesef reel sektör başka işlerle uğraşmaktan kendi işine bakmaya fırsat bulamıyor. Halbuki bizim üretim yapıp işimize bakmamız lazım. Ama hükümetin uygulamaları bizi işimizi yapmaktan alıkoyduğu gibi verimliliğimizi de olumsuz etkiliyor. Çünkü üzerimizde yapmamız gereken o kadar çok angarya iş var ki 1-2 kişilik personel kadrosuyla yapmamız gereken bu işler için, yüklenen bu ekstra yükler nedeniyle çok geniş kadroları bünyemizde bulundurmak zorunda kalıyoruz. Bu durumda işletmeleri verimsizliğe sürüklüyor. Dolayısıyla işletmelerin verimsizliğinde devletin de büyük bir rolü var.
Kayıtdışılık da bundan mı kaynaklanıyor?
Tabii ki, çünkü insanlar bu yüklerden kurtulmak istiyor. Bu nedenle de kayıtdışı artıyor. Sonuç itibariyle hükümetin kendi hantal yapısını işletmelere de yansıtması aslında kayıtdı-şılığm ana nedenlerinden biri.
Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Tekstil sektörü hala gözbebeği, nazar boncuğu. Bu bir müddet daha böyle kalacak. Ama 2005 tabii ki çok önemli. Çin'in yeni dünya düzenine ayak uydurması biraz zaman alacak. Bu zaman içinde Türkiye'nin kendi çözümlerini üreteceğine inanıyorum. Çözüm de seri ve kalite üretimden geçiyor. Ama ne olursa olsun Çin'de çok kısa sürede marka,yeni desen, sürat ve kaliteyi yakalayacaktır. O zaman Türkiye'nin ne yapacağını ise zaman gösterecek. Ev tekstili sektörü diğer sektörlere nazaran biraz daha bilinçli, girişimci, atik ve hızlı.Ben sektörün geleceğinden umutluyum.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net