Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Narin: 2005'te kotaların
kalkması uzak ihtimal
Çin tehlikesine karşı
büyük güçbirliği
Narin: Hükümet Çin'e karşı acilen önlemler almalı
Başer: Tek taraflı gümrük indirimi olmayacak
Özelçi: Avrupalı tekstilcide bıçak kemiğe dayandı
Türkiye markalarını dünyaya 'Turquality' ile tanıştıracak
Firma
ORTA ANADOLU
İhracat
İhracat 50 milyar dolara yaklaştı 2023'te hedef 500 milyar dolar
Tekstil Araştırma Merkezi
TAM 2 yılda model oldu
Söyleşi
Cengiz Narin:
İhracatta başarının yolu şeffaf politikadan geçiyor
Hukuk
İHBAR ÖNELİ İÇİNDE HAKLI
NEDENLE İŞTEN ÇIKARMA
(Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English
|
Güncel
Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin:
"Hükümet Çin'e karşı acilen önlemler almalı"
Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Organizasyonu (EURATEX), 25 üye ülkede eş zamanlı basın açıklamaları yaparak Çin'e karşı Avrupa Birliği Komisyonu'nun önlem almasını istedi. Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin, Çin konusunda Ankara'nın yaptığı faaliyetlerin Avrupa Birliği'nin çok gerisinde kaldığının çok açık bir şekilde görüldüğünü belirterek, 'Safe-guard'ları kullanmayan bir ülkenin Çin'in haksız rekabeti karşısında ezilmemesinin mümkün olmadığını söyledi. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün Çin'in haksız rekabetine karşı ayakta durabilmesinin ciddi devlet uygulamalarının hayata geçirilmesine ve bunların yakın takipçisi olunmasına bağlı olduğunu vurgulayan Narin, Çin'e karşı önlem alınmaması ve yürürlüğe konulan uygulamaların yakın takipçisi olunmaması halinde Çin'in herşeyi yerle bir etmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Türkiye Çin'in pazarı oldu AB ithalatını Çin'in bütün haksız rekabetine karşı disiplin altına aldığını kaydeden Narin, "Türkiye ise bu disiplin konusunda çok geride kalmış ve Çin'in pazarı olmuş durumdadır. Yani Sayın Başbakan'ın dediği gibi işsizliğe çare arıyoruz ama maalesef işsizliği tahrik eden ucuz ithalat karşısında mahcup olmuş bir tablo çiziyoruz. İtalya Çin'e karşı sanayisini boru sistemi denilen bir sistemle koruyor. Esasında sistemin tam tabiri hortum sistemidir. Ancak hortum bizde çok yanlış anlaşıldığı için boru sistemi diyorum. İtalya boru sistemiyle tekstil ve konfeksiyon sektörlerini ayakta tutmaya çalışıyor. Yani pamuktan konfeksiyonun perakendeye intikaline kadar bir çalışma sisteminin peşinde koşuyorlar. Bununla da Uzakdoğu rekabetine karşı durmaya çalışıyorlar" dedi.
Çin'le rekabet çok zor Çin'de bankalardan alman kredinin hesabını krediyi kullanan firmanın vermediğini ifade eden Narin, "Aynı şekilde ihracatta kullanılan her türlü girdinin maliyeti ciddiye alınmıyor çünkü parayı veren de alanda Çin hükümeti. Bu noktada şunu dile getirmekte fayda var; bizler işadamları olarak yüzbinlerce insana iş sahası yaratıp oradan para kazanan işyerlerinin üye olduğu teşkilatların başlarında olan insanlarız. Kazandığımız paralarla da- kapital üretiyoruz, yatırım yapıyoruz. Çin'de ise bir milyara yakın insanın bütün emeğinin karşılığı bir tek bütçeye yani devletin bütçesine gidiyor. Böyle bir kapital birikimi ile normal hudutlarını ve ithalatını disipline etmeyen bir ülkenin mücadele etmesi mümkün değildir. Böyle birşey hayal bile edilemez. Liberal ekonominin savunucu olan hükümetlerin ve bürokratların, öncelikle milletinin ve vatandaşlarının menafaatini savunma mecburiyetleri vardır. Bunu artık kamuoyunun da bilmesi gerekiyor. Benim vatandaşım herkesin vatandaşından önce gelir. "Benim vatandaşımın üretimi, haklı rekabet içinde mücadeleye irilmelidir, haksız rekabet karşısında ise mutlaka korunmalıdır" felsefesini benimsemek gerekiyor. Ama maalesef Türkiye'de olaylar bittikten sonra tedbir almaya çalışıyoruz"dedi.
Döviz kazandırana eziyet
Türkiye'de en iyi örgütlenmiş sektörünün tekstil ve konfeksiyon sektörü olduğunu belirten Narin, "Bu nedenle 1988'den beri hükümetler, 'onlar nasıl olsa işlerini yapar, biz diğer sektörlere destek verelim, geliştirelim' felsefesiyle hareket ediyorlar. Ankara'nın öncelikle bu felsefeden kurtulması gerekiyor. Türkiye'de liberal ekonominin uygulandığını söylüyoruz. Ama bu liberal ekonomi içinde ithalatçıya hiçbir sual sorulmuyor. İthalatçının ithalattan dolayı elde ettiği kar var mı yok mu sormayız ama en küçük sanayicinin her türlü yaptığı yatırım ve ihracat için sormadık soru bırakmayız. Yani Türkiye'de yurtdışı-
na para transferi liberal, döviz getirmek ise ancak hükümete hesap vermekle mümkündür"görüşlerini dile getirdi.
Müteşebbisin önünü açacak reformlar yapılmalı
Türkiye'nin eski standartları iyileştirerek bir yere gitmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Narin şunları söyledi: "Türkiye reformist kararlar almak zorundadır. Bugünkü hükümette bunu yapabilecek güçtedir. Yani ekonomisini teşvik edecek her türlü manüplasyonu yapabilecek güçtedir. Bu enerji, yatırım ve ihracat içinde böyledir. Devlet güçlü teşkilatını, müteşşebisinin ve vatandaşının önünü açacak şekilde reforme edebilir. Bu, haksız rekabeti ortadan kaldırır, Çin'in ihracatını disipline eder, Avrupa standartlarının Türkiye'ye gelmesini sağlar. Yani devlet mekanizmanın özel sektör mantığıyla yeniden yapılanması lazım. Türkiye bu yıllarda çok ciddi bir şekilde reformist bir yapılanmaya gitmezse sanayimizin geleceği, vatandaşlarımızın huzuru ve mutluluğu emniyet altında gelişmeden duraklama dönemine girebilir ki bizim durma şansımız yok, büyüme şansımız var. Bu büyüme şansımızı kullanmak için hükümetlerin gerek maliye gerek sosyal güvenlik bütün bakanlıkların reformist hareketleri devreye koyması lazım. Alıştığımız sistemlerle bir yere gidemeyiz. Alıştığımız sistem diye birşey de yok zaten. Yeni bir çağın içine girmişiz, bu çağın kurallarına başta hükümet olmak üzere hepimizin alışması gerekiyor. Sistemi yeniden kurmak zorundayız, çünkü dünyanın acımasız rekabet koşulları içine giren liberal bir Türkiye'yi yaratmak için çalışıyoruz, kuralları yeniden yapmak zorundayız. Bu nedenle maliyet girdilerini yeniden ele almak zorundayız. Ekonomimizin, yalvarıcı, rica edici, bir zihniyetle yapmayın, etmeyin' diyerek bir yere gitmesi mümkün değildir."
|