Editör'den
Kalkınma ve maliyet...
Irak Savaşı ve yaşanan terör olaylarına rağmen 2003'ü sorunsuz atlattık. Üstelik enflasyon ve faizlerdeki düşüş umut verdi, ihracattaki rekor artış da büyük bir heyecan... Kuşkusuz gelinen nokta birçok kesimi görünürde mutlu etti.
Ancak 2004'e yeni adım attığımız şu günlerde bu olumlu tablonun devamı konusunda çekinceler de de oldukça ciddi. Üstelik bu çekinceler ekonominin temelindeki "yapı taşları"na işaret ediyor: Üretim, yatırım, istihdam...
Kısacası kalkınma...
Ancak bugün gelinen noktada enflasyon ve faizdeki iyileşmeden kalkınmanın payına hiçbir şey düşmedi. Bunu sektör temsilcileri de üstüne basa basa söylüyor:
'İyi gidiyoruz' ancak sırtımızdaki yük nefesimizi kesiyor...
Evet, enflasyon düşüyor, faizler geri çekiliyor, ama bunlar yatırım ortamına yansımış değil. Çünkü girdi maliyetlerinin yatırımcıyı rekabetçi olmaktan çıkarttığı bir ortamda kim yatırım yapar?
Bugün zorlu bir rekabetin yaşandığı dünyada Türk tekstilcisi de yoluna devam etmeye çalışıyor. Yatırım yapmadan sadece hızlı üretim yaparak öne geçme çabası veriyor. Ancak tekstil ve hazır giyimcileri rakipleri karşısında zayıf konuma düşüren vergi, enerji ve istihdam maliyetleri gibi birçok yük adımları yavaşlatıyor.
Dahası bu adımların bir yerde tamamen duracağı endişesi de şimdiden başladı.
Serbest ticaret kurallarının uygulamaya gireceği ve kotasız bir dönemin başlayacağı 2005 yılına bir yıldan az bir zaman kaldı. Girdi maliyetlerine yansıyan bu yüklerin ağırlığı Türk tekstilcisinin gücünü zayıflatıyor. Üstelik bu yükler her geçen gün istihdamı azaltıp, kayıtdışının da artmasına neden oluyor.
Eğer bu maliyetler dünya ortalaması düzeyine çekilmezse daha da vahim sonuçlar doğuracak. Dünya pazarlarında belli bir yer edinen tekstil ve hazır giyimci bu pazarları birer birer kaybedecek.
Sonuçta işçi maliyeti Türkiye'den 4 kat daha düşük olan Çin kazanacak.
Bizden hatırlatması...
|