[ , ]    Sayı:290 Şubat 2004

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editör'den


Güncel

  NARİN: Türkiye üretmiyor, Çin malı satıyor

  NARİN: Türkiye 3 bin dolarlık ülke değil

  Çin'e karşı Türk-ABD tekstilcileri birleşti

  Uluslararası hazır giyim alıcıları İstanbul Moda Fuarı'nda buluştu

  TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler:
"Türkiye ulusal rekabet gücü politikasını belirlemelidir"


 Firma

  Akın Tekstil: "Silahlar aynı olduğu sürece biz dövüşmekten çekinmeyiz"


Görüş

  Orhan Yıldırımçakar, 36 yılını tekstil sektörüne verdi


Eğitim

  TÜRK TEKSTİL VAKFI 2003 YILI FAALİYETLER


 Hukuk

  DEĞİŞİKLİK FESHİNDE KÖTÜNİYET (Karar İncelemesi)


 ENGLISH

  Summaries in English

 

Firma

Akın Tekstilin aslarından Ragıp Akın, hem şirketlerinin yeni yatırımlarını anlattı, hem 2005 sonrasını değerlendirdi:
"Silahlar aynı olduğu sürece biz dövüşmekten çekinmeyiz"

 

Türkiye'de 7 kuşak, tamı tamına 300 yıldır tekstille uğraşan bir ailenin aslarından biriyle röportajda ne konuşabilirsiniz? Hele bu isim, tekstil camiasında büyük izler bırakan Rüştü Akın'ın oğlu ise? Ya bir de Haydar Akın amcası ise?

1956 yılından bu yana faaliyet gösteren Akın Tekstil, şu sıralar hummalı bir faaliyet içinde.. Taşınıyor.. Lüleburgaz'daki yeni fabrikayı entegre hale dönüştürecek son bölüm olan iplik fabrikası da yıl sonuna kadar İstanbul'dan Lüleburgaz'a taşınmış olacak..

Biz Ragıp Akın ile hem bu yatırımı, hem de sektörü konuştuk, rahmetli Rüştü Akın'ı hayırla andık 2005 yılında kotalann kalkmasının ardından yaşanacak gelişmeler için, korkuyor musunuz sorumuza". Silahlar aynı olduğu sürece biz dövüşmekten çekinmeyiz", Hükümeti nasıl buluyorsunuz sorumuza "Bu günkü hükümete bakıyorum belki de son 50 senenin en iyi takımını görüyoruz" gibi içten yanıtlar veren Akın Tekstil AŞ Yönetim Kurulu üyesi Ragıp Akınla yaptığımız söyleşiden satırlara dökülenler şöyle:

Tekstil sektöründe en çok konuşulan konulardan birisi 2005 ve kotaların kalkıyor olması. Sizi 2005 korkutuyor mu?
AKIN: Biz bir taraftan korkuyoruz, bir taraftan da yatınmlarımızı sürdürüyoruz. Biliyorsunuz büyük bir yatırımın son aşamasındayız. Mevcut yatırımın İstanbul'daki yerinden Lüleburgaz'a taşınması, taşınırken eski makinelerin revize edilmesi, yeni makinelerin ilave edilmesi, teknik donanımın tamamen değiştirilmesi halen sürdürdüğümüz çalışmalar. Biz 1996 yılında başladığımız Lüleburgaz'da komple yeni yatırım ve full entegre tesis yatırımımızın şu an iplik bölümünü hayata geçiriyoruz. İstanbul'daki tesisimizin taşınma çalışmalan boyahanesinde 1998 yılında, dokuma tesislerinde 2002 yılında tamamladı. Full entegrasyonu sağlayacak sadece iplik kalmıştı onu da taşıdığımızda zaten tamamıyla taşınmış olacağız. İstanbul'daki tesislerimizde ise sadece hazır giyim birimi kalıyor.

Halen planlama çalışmalarını sürdürdüğünüz iplik yatırımı hakkında ayrıntı verimlisiniz?
AKIN: Lüleburgaz'da 15 bin iğlik compag bir iplik fabrikasına başlıyoruz. Sadece iplik fabrikası olsaydık bu yatınım yapmayı düşünmezdik, çünkü maliyeti çok yüksek. Ama entegre olduğumuz için ve dışa dönük çalıştığımız, kalitemizden de taviz vermediğimiz için bunu yapmak zorundayız. İki senedir de düşünüyoruz. Yapalım mı yapmayalım mı diye. Çok fırtınalı tartışmalara kadar gittik zaman zaman. En sonunda doğru yolun bu olduğuna inandık. İstanbul'daki iplik fabrikamızı da Lüleburgaz'a taşıyoruz.

Ne zaman tamamlanacak taşınma işlemleri?
AKIN: Bu sene sonuna kadar yani Kasım 2004 tarihinin sonunda tamamen bitirip, çalışmaya başlamayı planlıyoruz.

Maliyeti?
AKIN: Toplam bize 15 milyon dolara malolacak diye düşünüyoruz. Tabi bu rakam yüzde 1-2 artı eksilerle oynayabilir ekonomide çok büyük zigzaglar olmassa tabii..
Neden taşınma? Şehrin içinde kalmak mı, alan mı dar, yerel yönetimlerin bir yönlendirmesi mi?
AKIN: Kimse bizi tutup da illa taşınacaksınız, biz buraya şunu yapacağız, bunu yapacağız diye zorlamadı. Ne belediye, ne herhangi bir kamu kurumundan uyan geldi. Bu güne kadar da böyle bir durum yaşamadık. Çünkü biz çalışmalarımızın hiçbir safhasında ne belediyeyi, ne halkımızı, ne de devletimizi sıkıntıya sokacak bir şey yapmadık. Biz kendiliğimizden baktık ki her yönüyle şehiriçindeydik. Ama şunu da unutmamak lazım burası 50 sene önce şehir içinde değildi. Şehir içinde kalmak görünüm açısından iyi olmuyor. Burada yerimiz de dardı, 75 dönümü kapalı 144 dönüm arazi olmasına rağmen yeterli değildi. Yeni makinelere yer açmak, teknolojiye ayak uydurmak istiyorduk Lüleburgaz'da 380 dönüm içinde 150 dönüm kapalı alana sahip bir tesisi planladık.. Bir arazi bulduk ve çalışmalara başladık.

Yatırım 1996 yılında başladı ama 2004 yılında devam ediyor. Oldukça uzun bir evre değil mi?
AKIN: Biz 5 senede çalışmalan tamamlamak istiyorduk, yani 2001 yılında ama ekonomik kriz siyasi istikrar yoksunluğu bizi yatırımı ancak bu sene sonu itibariyle bitirme imkanı verdi. Bu yatırımı bitirme durumu hem siyasi hem ekonomik istikrara bağlı. Biz milenyum dönemine uygun bir yatırım planladık.

Buradaki arazinizi nasıl değerlendireceksiniz? Hem değerli hem büyük bir alan.
AKIN: Konfekisyon bölümümüz burada kalacak. Konfeksiyonu da oraya taşımak bu arazinin üzerinde yapılacak pozitif bir değerlendirmeye bağlı. Önce grubumuz için sağlıklı mı ona bakıp bize ne getirir ne götürürün hesabını yapacağız tabiii. Bugün iyi bir teklif gelse herhalde hızlandınnz Lüleburgaz tesislerine taşınma işlemini.

Yani tekliflere açıksınız.

AKIN: Eğer bu arazimizi değerlendirecek bir yatırım teklifi olursa hazır giyim bölümünü taşımak çok kısa sürede tamamlanabilecek bir olay. Bir teklif gelirse değerlendiririz.

AK Parti Hükümetini nasıl buluyorsunuz?
AKIN: Bu hükümet istikrarlı gidiyor. İnşaallah bu istikrarı ileriye dönük olarak sağlar, bizleri eski hükümetler gibi strese sokmazlar. Ekonomik göstergeler fena gözükmüyor. Siyasi göstergeler derseniz hükümete bakıyorum belki de son 50 senenin en iyi takımını görüyoruz. Bir kere hem dürüst, hem çalışkanlar. Umarım bu çalışkanlıklarından, iyiliklerinden ve dürüstlüklerinden ayrılmazlar.

Ben en başa döneceğim, 2005 yılı sonrası tekstilde neler değişecek sizce?
AKIN: 2005'le tüm kapılar açılacak ve otomatikman daha zorlanacağız. Ama biz zorluklarla yaşayan, zorluklarla mücadele etmeyi seven ve hiçbir zaman pembe hayallerle hareket etmeyen bir grubuz. 2005'ten itibaren kotalar kalkacak. Kotalar ne demek, gümrükler demek. Gümrükler ne demek maliyet demek, maliyet ne demek senin ürettiğin malın satılabilirlik durumunun güçleşmesi demek, satılamaz duruma gelmesi demek. Kendinden fedakarlık edeceksin, gümrüğe rağmen fiyatının maliyetini düşüreceksin, dolayısı ile satış fiyatın otomatikman düşecek. Çünkü bu senin üretmiş olduğun satılabilirliği arz ve talebe bağlı. Biz bugüne kadar bunu becerdik.

Türk tekstili çok kayıp verecek mi bu süreçte?
AKIN: Babam Rüştü Akın hep şunu söylerdi; "Büyük fırtınalar kopar ormanın içinde. Bazı ağaçlar devrilir, bazı ağaçlar yan yatar, bazıları kırılır, bazı ağaçlar yaralanır ama ulu çınarlar dimdik ayaktadır." Babam bizim firmayı ulu çınara benzetirdi. Siz başkasının hakkına gaspetmedikçe, doğru yolda ilerledikçe ve bir çok kişiye iş aş sağladıkça Allah katında muteber kişilersiniz, o zaman sizin sağdan soldan çekinecek, korkacak, imtina edecek bir durumunuz yok. Demek ki doğru yoldasınız iyisiniz. Ben 2005'in bizim sektörümüze ve bize çok büyük darbe indireceğine inanmıyorum. Sadece bizim sektörlere değil. Türkiye'deki tüm çekişmeye rağmen, bütün doğal yapımızda olan kıskançlığımıza, birbirimizi çekemezliğimize rağmen ki bunu bir türlü atamıyoruz üzerimizden, atsak bileğimizi büken dünyada nadir çıkar. Atamamıza rağmen yine de dünyada çok ender gelişen bir kaç ülkeden birisiyiz. Bu demek ki kim olursa olsun Uzakdoğu'dan gelsinler, biz dövüşmeye hazırız. Gelsinler ama yeterki arenada silahlar aynı olsun. Silahlar aynı olduğu sürece biz dövüşmekten çekinmeyiz. Biz bir kere yöre olarak Denizli'nin Buldan ilçesindeyiz. Biz Buldanlılar zorluklardan asla kaçmayız. Biz zor günlerin adamıyız.

Silahlar aynı değil.. Mesela maliyetler..
AKIN: Şimdiye kadar devlet yardımcı olmuyordu. Mesela elektrik dünya birim fiyatlarından kullanılamıyordu. Sektörel kuruluşların uğraşılan sonucu bazı düzenlemeler gündeme geldi. Şu an bu düzenlemelerin daha da geliştirilmesini bekliyoruz. Hükümet bu konuda da akılcı davranacaktır. Zamanımız azaldı. Hızlı olmalılar ama..

Akın Tekstil ürünlerini kaç ülkeye satıyor?
AKIN: Evet. Ürünlerimizin tamamı yurtdışına veriliyor. Çin'den Amerika'ya kadar 27 ülkeyle çalışıyoruz.Şu an Rusya piyasasını zorluyoruz. Dünyada Ortadoğu ülkeleri hariç tüm bölgelere mal satışımız var. Neden Ortadoğu yok derseniz, babam Rüştü Akın ve amcam Haydar Akın zorluklan severler.Basit işlerle uğraşmak yerine Avrupa pazarlan-nı zorlamayı, Avrupa'ya mal satmayı, onlara kendimizi beğendirmeyi hedeflediler. Hedef bugünkü dünya konjonktüründe para hareketini elinde tutan Amerika, Kanada, Japonya gibi ülkelerle boğuşmak, onlara birşeyler satabilmekti. Başardık.

İhracatınız kumaş mı yoksa hazır giyim mi ağırlıklı?
AKIN:Yüzde 55 kumaş, yüzde 45 hazır giyim..En büyük ihraç pazarı İspanya. Eskiden Almanya idi. Bu ülkeye ihracatımız Almanya ekonomisindeki daralmaya parelel olarak geriledi.

İhracatta en büyük sıkıntınız ne?
AKIN: Termin konusunda sorunlar yaşanabiliyor. Bunu da mümkün olduğu kadar müşterilerimizle birlikte çözmeye çalışıyoruz.

İhracat rakamlarınız nasıl?
AKIN: 2002 yılında 106 milyon dolar ciro, 66 milyon dolar ihracat yaptık. 2003 yılında bu rakamlar ciro 109 milyon dolar, ihracat ise 77 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakamları 2004 yılında da artırmayı hedefliyoruz.

Tekstile Türkiye'nin en köklü ailelerinden birinin ferdisiniz. Geleceğe doğru baktığınızda ne görüyorsunuz?
AKIN: 7 kuşaktır tekstildeyiz. Biz 10'uncu kuşağa yetecek kadar yatırım yaptık. 2015-2020 yılına kadar ne olur? Bir kere Türkiye çok iyi bir konumda olacak.. Bütün bu çekişmeye rağmen ülke olarak başaracağız bunu. Sektörümüz ne olur derseniz, biz bir kere İtalya'nın yerini alıp, sektör olarak lider olacağız. Akın Tekstil olarak da alanımızda ilk 3 sırayı almak isteriz. Ben ancak benden sonraki üçüncü kuşağa kadar düşünebiliyorum ve hem Akın Tekstil'e, hem Türkiye'ye güveniyorum. Türkiye'nin geleceğindeki en parlak sektörlerden biri teksil olacaktır.

Markalaşma düşünceniz var mı?
AKIN: Markalaşma konusunu ancak bizim yapacağımız yatırımın kon-feksiyodaki yenilenme bölümünün ardından gündeme alabiliriz. Bu işler fi-nansa paraya bağlı. Biz banka kredisini en az kullanmayı yeğleyen, bunu da en çabuk döndürmeyi hedefleyen bir kuruluşuz. Borç alarak büyümek bize ters geliyor. Kendi yağımızla kavrulmayı seviyoruz. Markalaşma hadisesi nereden bakarsanız bakın 2005 sonrası düşünülebilecek bir şey. Çünkü markalaşma lafla olmuyor, nereden bakarsanız bakın bugünkü yatırımımız kadar para gerektiriyor.

Tekstilde başarının püf noktaları ne sizce?
AKIN: Bir kere doğru ve pozitif düşünme..İkincisi kararlarınızı, hedeflerinizi çok iyi bilmeniz lazım. Hedeflerinizi bildikten sonra çok iyi koordine etmek lazım. Ürününüzü taklit etmeden yaratabilme becerisine sahip olmanız lazım.. Biz sektör olarak hala ürünümüzü kendimiz yaratmıyoruz. Bunu yarattığımız anda zaten kefeni yırttık demektir. Bir de ülke olarak tekstil makineleri de üretmemiz lazım. Bu çok kritik.

Ragıp bey, siz tekstile kaç yaşında başladınız?
AKIN: Ben tekstile 10 yaşında başladım. Babam Rüştü Akın bizleri yazları çalıştırırdı. Diğer çocuklar oyun oynarken çalışırdık.. Biz de çocuk halimizle o sıcakta çalışmayı zul olarak görürdük. Ben süpürgecilikten başladım işe.. Hatta tuvalet falan da temizlettirdi babam. O zaman bunlar zul gelirdi.. Şimdi düşünüyorum, çok iyi yaptırmış. Çünkü ne ben, ne abim, ne amcam, böyle milletin ilkel diye burun kıvırdığı işlerden pek kaçmayız.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002-2004 TÜTSİS      -      boratur.net