Bu Sayı
Editör'den
Güncel
NARİN: Türkiye üretmiyor, Çin malı satıyor
NARİN: Türkiye 3 bin dolarlık ülke değil
Çin'e karşı Türk-ABD tekstilcileri birleşti
Uluslararası hazır giyim alıcıları İstanbul Moda Fuarı'nda buluştu
TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler:
"Türkiye ulusal rekabet gücü politikasını belirlemelidir"
Firma
Akın Tekstil: "Silahlar aynı olduğu sürece biz dövüşmekten çekinmeyiz"
Görüş
Orhan Yıldırımçakar, 36 yılını tekstil sektörüne verdi
Eğitim
TÜRK TEKSTİL VAKFI 2003 YILI FAALİYETLER
Hukuk
DEĞİŞİKLİK FESHİNDE KÖTÜNİYET (Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English |
Güncel
Dahilde işleme rejimindeki çarpıklıklara dikkat çeken Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin:
"Türkiye üretmiyor, Çin malı satıyor"
Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, Türkiye'nin tekstilde mal üretemeyen, Çin'in ürettiği malları satan bir ülke konumuna geldiğini söyledi. Narin DÜNYA Gazetesi'nde 12 Şubat'ta yayınlanan söyleşide Çin malları ile yapılan ihracatın Türkiye'de yatıranları engellediğini kaydederek, önlem alınmazsa gelecekte iç pazarın Çin'in istilasına uğrayacağından yakındı. İhracat rakamları içinde Türk mallarının miktarının ne kadar olduğunun açıklanmamasını eleştiren Narin, "İhracatın artması, üretimimi, yatırımını yoksa istihdamımı artırdı? Artan ihracatın içinde Türk ve Çin mallarının oranının ne olduğu açıklanmalı" diye konuştu.
Türkiye'de üretilen malın ihraç edilmesinin ülkeyi kalkındıracağını vurgulayan Narin, Uzakdoğu'dan gelen mallann dahilde işleme rejimi altında vergi vermeden ihracat içinde sayılmasının aldatıcı olduğunu dile getirdi.
Yeni bir organizasyon şart
Tekstil sektörünün sorunlarını halledecek yeni bir organizasyona ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Narin, "Herkes sadece ihracattan bahsediyor, 'ne kadar güzel ihracat yapıldığını' anlatıyor. Ancak, pek işlerine gelmediği için 2 önemli konudan bahsetmiyorlar. İhracat yapılan malın içinde ne kadar Türkiye'nin ürettiği mal, ne kadar ithalata dayalı Çin malı var. Kamuoyuna açıklanan ihracat rakamlarında bunların da söylenmesini istiyoruz" dedi.
2004 yılında Türkiye'de ithalatı disipline edecek, ihracatı ciddi olarak teşvik edecek olan yeni bir mantaliteye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Narin, KDV'nin düşürülmesi ve ihtiyaç olan mal kadar dahilde işleme rejimine lisans verilmesi gerektiğini kaydetti. Kayıt dışı ekonominin yüzde 60'larda olduğunu hatırlatan Narin, bunun temelinde yanlış yapılan suistimalli ithalatın yattığını dile getirdi.
Gümrüklerin disipline edilmesini isteyen Narin, belge verirken ve belgeyi takip ederken daha katı davranılması gerektiğini söyledi. Maliye Bakanlığı'nın
dahilde işleme rejimi ile mal getirenlerin peşine düşmesini isteyen Narin, Türkiye'nin kaynak boşluklarının buradan doldurulabileceğini anlattı.
Türkiye'nin serbest bölgelerle dolduğunu savunan Halit Narin, buraların disiplin altına alınmasını istedi. Narin, gelen malların Türkiye'nin içinde hareket görmeyecek şekilde serbest olması gerektiğini hatırlattı. Türk malı desteklenmeli
İthal ürünün ambalajına bazı katkılarda bulunup, yatırımcıya teşvik vermekten, kaynak yaratmaktan kaçınıldı-ğına dikkat çeken Narin, şunları kaydetti:
"Kimse Anadolu'da pamuktan üretilmiş bir malla ilgili, komple bir tekstil fabrikasının yatırımı ile ilgili beyanatta bulunmuyor. KOBİ'lerin geliştirilmesi, Anadolu'ya yayılma çok güzel bir felsefedir. Ancak, bu felsefenin temelinde Türkiye'de üretilen malı bütün dünyaya ihraç etme mantığı yatmalıdır. Ne Eximbank ne de gümrükler buna uygun bir çalışma düzeni içinde değiller. Eximbank kaynakları Türkiye'nin pamuğundan, Türkiye'nin sanayicisinin, üreticisinin yaptığı malı desteklemeli."
İhracat büyüdüğü için ekonominin düzelmeyeceğini vurgulayan Narin, ekonomik büyüme için öncelikle alt yapının sağlam olması gerektiğini kaydetti.
Narin "Hükümet ihracat biryerlere geldi, ekonomi büyüyor diyor. Oysa ekonominin büyümesi ihracat rakamıyla eşdeğer değildir. Yani ihracat rakamı büyüdü diye ekonomi büyümez" dedi.
İhracatta rakamların büyümesine yönelik bir politika izlendiğini vurgulayan Narin, "İhracat rakamlarını Türk'ün emeği olmayan mallarla büyüttüğünüz zaman herhangi bir darboğazla karşı karşıya kalındığında perişanlık olur" dedi.
Narin, bir yılda dahilde işleme rejimi adı altında 56 bin tane DIR Belgesi verildiğini, bu yolla gelen malın dolar bazında değerinin, bunu getiren firmaların kaç tanesinin sanayici, kaçının tüccar olduğunun, bu insanların nasıl ve ne kadar vergi verdiğinin açıklanmasını istedi.
Çin mallarını satıyoruz
Dahilde işlem rejimiyle Uzakdoğu'dan gelem mallara getirilen ön koşulların Türk vatandaşının ekmeğiyle oynayan insanlar tarafından sulandırıldığını savunan Narin, "İthalat böyle devam eder, gümrüklerde fiyat konrolleri olmazsa nasıl yeni üretim alanları kurulacak? Sadece Çin'den gelen malları Avrupa'ya Amerika'ya mı ihraç edeceğiz? Pamuk fiyatına kumaş ithal ediliyor. Artık Çin malı olmayanı bulmak çok zor. Herkesin elinde Çin malı var. Türkiye, tekstilde mal üretmeyen, Çin mallarını satan bir ülke konumuna geldi. Gelecek yıllarda Çin, Türkiye pazarının tamamına hakim olacak" şeklinde konuştu.
Çin'de çocuk işçi çalıştırıldığını, SSK
primlerinin olmadığını hatırlatan Narin, Türk tekstilcisinin bunlara karşı rekabet etmeye çalıştığını dile getirdi. Avrupa'nın da Gümrük Birliği nedeniyle belge değişikliği ile Çin'den gelen mallan Türkiye'ye yolladığını savunan Narin, şunları kaydetti:
"Gümrük Birliği'nden dolayı Avrupa'dan bize kumaş geliyor. Oysa Avrupa kumaş üretmiyor. Avrupa belge değişikliği yapıyor ve serbest ticaretten dolayı Çin'den gelen malı Türkiye'ye yolluyor. Ama Türkiye Avrupa'ya mal yollayamıyor. Türkiye'ye giren bu malların üzerinde hiçbir takip olmadığını bilen yetkililerin, Türkiye'nin bu malları Amerika'ya ve Avrupa'ya ihraç etme hakkının olmadığını da bilmeleri gerekir. Sayın Başbakan 'şu kadar işyeri şu kadar işçi alırsa işsizlik ortadan kalkar' diyor ancak, fabrikaların kapanmasını nasıl önleyeceğiz? Türkiye'yi kalkındıracak şey ihracattır. Ama Türkiye'nin üretmiş olduğu malın ihracatıdır. Uzak Doğu'dan gelen malı dahilde işleme rejimi altında Türkiye'de vergi vermeden ve vergi kaybı yaratarak yapılan ihracat aldatıcıdır. "Benim malım" dediğimiz malı ihraç etmeliyiz Çinli'nin malını değil. Bu diğer sektörlerde de böyle. Otomotivde 1 milyar dolarlık ihracat diyorlar, herkes memnun. Ama ne kadarı ithal malı, ne kadarı benim yan sanayimin parçası? Yani her sektör kendisinin Türkiye'de ürettiği malın rakamını bilmeli. Yetkililer de o ayki ihracatın ne kadan Türk malı, ne kadarı ithalden desteklenmiş mal şeklinde kategorik olarak açıklamalı ve kamuoyuna duyurmak. Hedefler de buna göre çıkarılmalı. Çünkü ihracatla ilgili rakamlar, beyanlar Türkiye'de sanayicinin ürettiği rakamı ifade etmiyor."
Dünyanın her yerinde gümrüklerde suistimaller yapıldığına da dikkat çeken Narin, Türkiye'de de dahilde işleme rejimi yoluyla bu tür suistimallerin yaşandığına dikkat çekti. Kayıtdışı ekonominin temelinde de yanlış yapılan ithalat ile suistimalli ithalatın olduğuna dikkat çeken Narin şöyle devam etti:
"Gümrüklerde bunu denetlemenin bir tek yolu var. Belge verirken de takip
ederken de çok katı olacaksın. Mutlaka belgeyi kullanan adamın Gelir Vergisi'ne ve beyannamesine sahip olacaksın. Maliye Bakanımız dahilde işleme rejimiyle mal getirmiş olanlann peşine düşmeli. Geçmişteki ithalatlardan dolayı 'Arkadaş sen bu kadar mal getirdin ne yaptın? Ne kadar Gelir Vergisi verdin?' demesi lazım. Aynı zamanda gümrüklere de 'Bu kadar gemi geldi, mallar tahliye edildi. Bu mallar nereye gitti?' diye sorması şart. Türkiye'nin kaynak boşluğu buradan sağlanabilir. Yani işçiye memura zam verirken ıstırap çektiğimiz yerde, havadan para kazanıp da keyif yapan insanların kazandığı parayı Hazine'ye intikal ettirip Hazine'nin açığını oradan kapatmak lazım."
İthalat rejimi disipline edilmeli
Gümrükleri ve dahilde işleme rejimini disiplin altına almanın şart olduğuna da dikkat çeken Narin sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrıca serbest bölge tanımını da iyi yapmalıyız. Serbest bölge, orada üretilen malın yurtiçine girmeden yurtdışına gitmesi demektir. Oraya gelen mal tıkır tıkır sayılır, aynı sayıda dışarı çıkar. Ama Türkiye'de serbest bölgeler böyle mi çalışıyor? Her yerde serbest bölge var. Ne kadar mal girmiş ne kadarı çıkmış veya nereye çıkmış kaydı yok. Ancak serbest bölgeye verilen teşvikler ve haklar çok. Herşey serbest. O yüzden bu bölgelerin Türkiye içinde hareket görmeyecek şekilde hareket etmesi lazım. Yani oraya giren sanki Türkiye'ye girmemiş gibi, oradan çıkan da Türkiye'ye uğramamış gibi işlem görmeli. Bütün ülkelerde bu böyle. Ama bizde öyle değil ki. Bu nedenle yeniden yapılanma mecburiyeti var. Eğer Türkiye 2004'ü bitirip 2005'te dünya pazarlarında rekabete devam edecekse Avrupa'nın getirmiş olduğu kurallara uymamız lazım. Ben Avrupa'ya mal yol-layamıyorsam, Avrupa da bana mal gönderememeli. Ben çocuk işçi çalıştırmıyorsam, Çin'de de çocuk işçi çalıştıran insanın malını ben almamalıyım. Bu kuralların oturup teker teker yazılması lazım."
|