Bu Sayı
Editör'den
Güncel
Tekstilde Toplu Sözleşme dönemi başladı
Narin: Başbakan kılıcı vurup düğümü çözmeli
TÜBİTAK TEKSTİL ARAŞTIRMA MERKEZİ'NDE HER AY BİR AR-GE PROJESİ SONUÇLANIYOR
Gündem
Asgari ücretlinin işverene maliyeti 539 milyon liraya düşürüldü
Çalışma hayatı yeni göstergeleri
İstihdamı artırana enerji desteği
Eurocoton
EUROCOTON Genel Kurulu İtalya'da yapıldı
Değerlendirme
İŞ SAĞLIĞI, GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ İLE İŞYERİ HEKİMLİĞİ
Firma
Karsu, Modal'da tek isim
Hukuk
ANTRENÖR HAKLARINDA GÖREVLİ MAHKEME (Karar İncelemesi)
ENGLISH
Summaries in English |
Değerlendirme
İŞ SAĞLIĞI, GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ İLE İŞYERİ HEKİMLİĞİ
Prof.Dr. Faruk ANDAÇ
Erciyes Üniversitesi İİBF iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi
4857 sayılı yeni İş Kanununun 78. maddesi gereğince 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği" ile yine aynı kanunun 81. maddesi gereğince 16.12.2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görev ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik" yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu durumda eski 1475 sayılı İş Kanunun 74. maddesi gereğince daha önce çıkarılarak 11.1.1974 tarih ve 14765 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü" ile adı geçen bu Tüzüğün 91. maddesi gereğince 4.7.1980 tarih ve 17037 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan "İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik" yürürlükten kaldırılmış ve yeni bir uygulama başlatılmıştır.
İşyerlerine sağlık hizmeti götürülmesi ve güvenlik teşkilatları kurulması düşüncesi, sanayi devrimi ile XIX. yüzyılda ortaya atılmıştır. Sanayinin gelişmesiyle oluşan sağlıksız çalışma ortamı işçilerin sağlığını bozmuş ve bunun için önlemler alınması ihtiyacı duyulmuştur. Ancak, işyerlerinde sağlık önlemlerinin alınmasına 20. Yüzyılın başlarında ve sürekli iş hekimi bulundurulmasına da ilk defa 1920 yıllarında İngiltere'de başlanmıştır.
Bu arada Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO);
-1919 tarihli 5 sayılı Tavsiye Kararı ile" işçinin sağlık ve güvenliğini korumak için ülkelerin örgüt kurmaları",
-1923 tarihli 20 sayılı Tavsiye Kararı ile "iş güvenliği hizmetlerini denetlemek için geliştirilecek sistemin genel ilkeleri",
-1926 tarihli 28 sayılı Tavsiye Kararı ile "denetim hizmetini yürütecek örgütün rapor hazırlama yöntemleri, yetki ve sorumlulukları",
-1947 tarihli 81 sayılı Sanayi ve Ticarette İş Teftişi Hakkında Anlaşma ile "çalışma hayatının denetlenmesi", konularına kurallar getirmiştir. ILO, ülkemiz Parlamentosunca da 15.3.1951 tarihinde kabul edilmiş olan 1947 tarihli 81 sayılı Anlaşma ile bazı açıklamalar yapmış, Teftiş sisteminin koruyucu hizmetlere önem vermesini, işçi sağlığı ve güvenliği konularında işçi-işverenin işbirliğinin sağlanmasını önermiştir.
Ülkemizde sağlık hizmeti uygulaması için hekim çalıştırılması ile ilgili yasal düzenleme, ilk defa 1865 yılında çıkarılan Dilaver Paşa Nizamnamesi ile yapılmıştır. Bunu 1869 yılında çıkarılan Maadin Nizamnamesi izlemiş ve 1921 yılında yürürlüğe giren 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Kömür İşletmesi Amelesinin Hukukuna Dair Kanun ile yasallaşmıştır. Ancak bu yasal düzenlemeler hiçbir zaman gerçekleştirilememiştir. Zaten bu düzenlemelerin hepsi yalnız Ereğli Kömür Havzasını kapsıyordu ve hekimin sadece hastalanan işçilerin tedavileri ile ilgilenmesi öngörülüyordu. Koruyucu sağlık hizmetinden sözedilmiyordu.
Ülkemiz işyerlerinde sağlık hizmetlerinin uygulanmasını öngören hekim çalıştırılmasına ilişkin diğer yasal düzenleme, 1930 tarihinde çıkarılan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'dur. Adı geçen bu yasanın 180. maddesine göre, "devamlı en az 50 işçi çalıştıran işverenler, asgari bir tabibin murakabesini temine mecburdur. Hastanesi olmayan veya şehir haricindeki yerlerde, bir hasta odası ve ilkyardım vasıtaları bulundurulacaktır. 100-500 daimi işçisi olan işyerlerinde bir revir, 500 den fazla işçisi olan işyerlerinde her yüz işçiye bir yatak hesabıyla hastane yapılacaktır."
Sağlık hizmetlerinin işyerlerinde uygulanması ile doğrudan doğruya ilgili olmakla beraber hasta işçinin muayenesi ve tedavisi ile ilgili başka bir yasa da, 1950 yılında çıkarılan İşçi Sigortalan ile ilgili 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu'dur. Bu yasa 1964 tarih ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış, Hastalık ve Analık sigortaları, Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamı içine alınmıştır..
Bugün işyerlerinde hekim çalıştırılması ile ilgili hüküm getiren diğer bir önemli yasa olan 1964 tarihli 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 114. maddesidir. Bu maddeye göre; hastalık sigortası ile ilgili hükümlerin uygulandığı yerlerde çalışan ve hastalanan sigortalıların tedavileri, Hıfzısıhha Kanunun 180. maddesi gereğince işyerinde bulundurulması gereken hekim tarafından yapılmayacak, sigortanın kendi hekimlerince tedavi edilecektir. Ancak, Hıfzısıhha Kanununun 18O.maddesi gereğince işyerinde bulundurulacak hekim, sigorta ile anlaşarak, işyerinde hastalanan sigortalı işçilerin sıhhi durumlarının denetlenmesini, muayenesini, tedavisini, ilk yardım hizmetlerini de yaparsa SSK buna ait ücretler ve harcanan ilk yardım malzemesi bedellerini ödemeyi kabul etmektedir (SSK md.114).
Eski 1475 sayılı İş Kanunun 74. maddesine dayanılarak çıkarılmış 1974 tarihli İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 91. maddesinde ve yeni 4857 sayılı İş Kanununun 81. maddesinde de bu konuda bir hüküm getirilmiştir. Şöyleki; sürekli olarak en az elli işçi çalıştıran işyerlerinde Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin, sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve diğer koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere işveren,, işyerindeki işçi sayısına ve işteki tehlikenin büyüklüğüne göre, bir ya da daha fazla hekim sağlamak zorundadır. Bu hekimlerin çalışma şartları ile görevlerini nasıl yürüteceklerini ayrıntılı şekilde gösteren 1980 tarihli İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları İle Görev Ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik 16.12.2003 tarihine kadar yürürlükte idi. Şimdi ise 16.12.2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "İşyeri Sağlık Birimleri Ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik" ile İşyeri Hekimlerinin görevleri ile çalışma usul ve esasları yeniden düzenlenmiştir.
Ancak 1950 tarihli İşçi Sigortaları Kanunu kapsamı içinden çıkartılan Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu uygulaması ile işyerinde eskiden Hıfzısıhha Kanunun 180. maddesi gereğince İş Hekimi bulundurulurken, bu defa 1950 yılından itibaren işverenler bu işin sigortanın görevi sayarak hekim bulundurmaktan vazgeçmişlerdir. Bugün dahi halen Hıfzısıhha Kanununun 180. maddesi yürürlükte olmasına rağmen, işverenler tarafından Sosyal Sigortalar Kanunun 114. maddesi gerekçe gösterilerek birçok işyerinde İş Hekimi bulundurulmamak-tadır. Yeni getirilen bu 16.12.2003 tarihli yönetmelikle bu kopuya açıklık getirilmiş olup, 4857 sayılı yeni İş Kanunun 81. maddesine uygun olarak Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin -de yararlanabileceği, tüm işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere İşyeri Hekimi bulundurma zorunluluğu öngörülmüştür.
Buna göre İş Hekiminin esas görevi, İşyeri Sağlık Birimleri Ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesinde belirtildiği gibi; tedavi edici sağlık hizmetleri değil, koruyucu sağlık hizmetleri vermektir. Yani İş Hekiminin esas görevi, işyerinde hastalığın ortaya çıkmamasına, işkazası olmamasına, işçinin meslek hastalığı veya işkazasına yakalanmamasına çalışmaktır. Ancak, hastalık veya kaza yine de ortaya çıkmışsa, o zaman derhal ilk müdahaleyi yapacaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu Hekiminin görevi ise, hastalık veya kaza ortaya çıkmış ve devam ediyorsa tedavisini yüklenmektir. Zaten Hıfzısıhha Kanununun 268.269.270.271. 272.274 ve 275 maddeleri de toplum sağlığını koruyucu nitelikte olup, Sosyal Sigorta Kanunu ile getirilen önlemler ise tedavi edici niteliktedirler.
İşyeri Hekimi olarak görevlendirilecek olan hekimlerin Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca eğitimden geçirilerek ve sınavda başarılı olduktan sonra verilen İşyeri Hekimliği Sertifikasına sahip olmaları gerekir. İşyeri Hekiminin işyerindeki görev süresi sürekli olmayıp, işkazası ve meslek-hastalığı derecesine göre işyerleri beş riskli bölgeye ayrılarak her riskli işyerinde ayda en az bir veya beş iş günü hizmet vereceklerdir. 4857 sayılı İş Kanunun 105. maddesine göre işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya işveren vekiline 642 milyon 500 bin lira idari para cezası verilebilecektir.
Ülkemizde işyerlerinin sağlık ve güvenlik bakımından denetiminde yalnızca Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu tutulmamış diğer bazı Bakanlık ve Kuruluşlarda sorumlu tutulmuşlardır.
1475 sayılı eski İş Kanunun 76. maddesi ve diğer maddelerine göre işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili konularda genel denetim yetkisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan-lığı'na aitti. Yeni İş Kanununun 78. maddesine göre bu yetki yine Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiştir. Ancak, 1930 tarihli 1539 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun çeşitli maddeleri ile işyerlerinde ve diğer koruyucu sağlık hizmetleri ile ilgili denetim görevleri Sağlık Bakanlığına aittir. 1930 tarihli 1580 sayılı Belediyeler Ka-nunu'na göre ise, işyerleri yeni kurulduğu ve çalışmasını sürdürdüğü esnada motor ve elektrik tesisatının denetimi, pansiyon olan işyerlerinde yatakhane, mutfak ve lokantanın sağlık denetimi Belediyelere aittir. Ayrıca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 124. maddesiyle, Sosyal Sigortalar Kurumuna da işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği bakımından denetim yapma yetkisi tanınmıştır.
Durum böyle olunca ülkemizde işyerlerinde sağlık ve güvenlik bakımından denetim yetkisi karmaşası yaşanmaktadır. Ancak yine de yasal düzenlemelere göre denetimler, hem ulusal düzeyde ve hem de işyeri düzeyinde olmak üzere Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İş Güvenliği Müfettişleri tarafından yapılmaktadır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ulusal düzeyde denetimden genel olarak Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu tutulmuş olan Bakanlık, kendi bünyesi içinde İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı kurmuş, buna bağlı olarak İşçi Sağlığı - İş Güvenliği Merkezini oluşturmuştur. Bakanlık, İş Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı İş Güvenliği Müfettişlerini görevlendirerek, İş Kanunu ve bu kanun gereğince çıkarılmış yönetmeliklere uygun olarak sağlık ve güvenlik ile ilgili denetimlerini yapmaktadır.
İş Kanunu'nun 77. maddesine göre, her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almak, bu konudaki şartları sağlamak ve
araçları noksansız bulundurmak zorundadır. İşçiler de, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler. İşverenler, makinelerin kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek zorundadırlar. İşverenler, işyerlerinde meydana gelecek kazaları en geç, kazadan sonraki iki iş günü içinde yazı ile ilgili Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. Aksi halde İş Kanunun 105. maddesi gereğince ağır para cezasına çarptırılırlar.
Bugün işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlayacak geniş kapsamlı bir yasal düzenleme, 4857 sayılı yeni İş Kanunun 78. maddesi gereğince 9.12.2003 tarihinde Çalışma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından beraberce hazırlanıp Resmi Gazetede yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğedir.
Adı geçen bu Yönetmelikte, işverenin genel yükümlükleri belirlenmiş, özellikle risklerin önlenmesi, değerlendirilmesi, risklerle mücadele edilmesi, işin kişilere uygun hale getirilmesi, teknik gelişmelere uyum sağlanması, toplu korunma önlemlerinin öncelikle alınması, işçilere bu konularda talimat verilmesi, koruyucu ve önleyici hizmetler, ilk yardım, yangınla mücadele ve kişilerin tahliyesi, ciddi ve yakın tehlike ile ilgili genel ilkeler belirlenmektedir.
Ayrıca, işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili çalışmalara katılmak, çalışmaları izlemek, önlem alınmasını istemek, önerilerde bulunmak ve benzeri konularda işçileri temsil etmek üzere işyerinde çalışan işçiler tarafından seçilen bir veya daha fazla sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi bulundurulmak zorunluluğu getirilmiştir. Bu yönetmeliğin uygulanmasını Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütecektir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olarak ve yetkili makamlardan izin almak suretiyle kurulan ve işlemeye başlayan bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma metot ve şekillerinde makine ve cihazlarında işçilerin hayatı için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse bu tehlike giderilinceye kadar Bölge Çalışma Müdürü başkanlığında, işyerlerini işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından teftişe yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcilerinden oluşan beş kişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulabilmektedir.
4857 sayılı Yasanın 79. maddesine göre, işi durdurma veya kapatma kararına karşı işverenin İş Mahkemesinde altı iş günü içinde itiraz etme hakkı vardır. Mahkeme itirazı altı iş günü içinde karara bağlamak zorundadır ve verdiği karar kesindir.
Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık durumları böyle bir ortamda çalışmalarına engel oluyorsa bunların çalışmaları da engellenir.
Diğer taraftan, işyerinde makine, tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan işçilere işveren, ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir azalma olmadan meslek veya durumlarına uygun başka bir iş vermeye
mecburdur. Aksi halde Borçlar Kanunun 325. maddesi gereğince işveren iş vermede temerrüde (direnme) düşmüşse yani işçiye iş vermiyorsa işçi, işin durdurulması süresince veya işyerinin yeniden açılışına kadar geçen süre içinde ücretini işverenden çalışmış gibi isteyebilme hakkına sahiptir. Ancak iş vermede imkansızlık söz konusu ise ve işyerinde işin durdurulması veya kapatılması bir haftalık süreden fazla ise, bu durumda İş Kanunun 24/III. maddesi gereğince işçinin zorunlu nedenlerle hizmet akdini feshetme hakkı doğmaktadır. Böylece işçinin, kıdem tazminatı ve bir haftalık yarım ücretini alması gerekir.
İşyeri düzeyinde denetim, İş Kanununun 80. maddesi gereğince işyerleri içinde kurulacak İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu'na ait olacaktır. Buna göre; sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı her işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere birer İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu kurulacaktır. İş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşumu, çalışma yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri hazırlanan ve 7 Nisan 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan "İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik" ile belirlenmiş bulunmaktadır.
İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulları Hakkındaki Yönetmeliğin 2. ve 4. maddelerine göre; sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran, altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işverence iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması zorunludur. Kurul, işveren veya vekili, iş güvenliği ile görevli mühendis, işyeri hekimi, personel işleri ile ilgili kişi, işyeri sivil savunma uzmanı, işyeri ustabaşlarından biri, sendika temsilcisi ve işçi temsilcisinden oluşmaktadır. İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Kurulunun ödev ve yetkileri; İş sağlığı ve güvenliği konularında o iş yerinde çalışanları bilgilendirmek, Makine ve tezgahlarla gerekli koruyucuların yerleştirilmesini sağlamak, İşkazası ve meslek hastalığı ile ilgili önlemlerin alınmasını işverenden istemek, İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili eğitimler vermek, bu konuda yayınlar yapmak, İşçilerin zamanında sağlık kontrollerini yaptırmak, İşyerinde yangınla ilgili tedbirlerin alınmasını sağlamak, Sağlık ve güvenlikle ilgili yeni gelişmeleri takip etmek, İşyerinin sağlık ve güvenlikle ilgili yıllık raporunu hazırlamaktır. Bu yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütmektedir.
Diğer taraftan, geçici veya belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçilerin sağlık ve güvenlikleri bakımından işyerinde çalışan diğer işçilerle aynı düzeyde korunmalarını sağlamak amacıyla 4857 sayılı İş Kanunun 78. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 15 Mayıs 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlan "Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik" ayrıca yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Böylece İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yasal düzenlemeler oldukça geliştirilmiş olup, ancak uygulamalar da beklenilen sonuçların alınmasında halen şüpheler vardır.
|