Editör'den
Kılıç darbesi

Hükümet 20 aydan fazla uzun bir süreyi geride bıraktı. Bu süre içinde ekonomide yaşanan bahar havası Ankara'da yüzleri güldürüyor. Neden güldürmesin ki?
20 yıl önce 4 milyar doları zar zor bulan ihracat, bugün artık ihracatçımızın bir aylık performansına denk düşer oldu. Enflasyon ise son 35 yıllık tarihin en düşük seviyelerinde... Her ne kadar reel faizler hala yüksek olsa da faizlerde de geçmişe oranla büyük bir düşüş söz konusu...
Peki ama bu performans yeterli mi? Bize göre hayır. Özellikle ihracat cephesinde Türkiye, performansını tam olarak sergileyemiyor. Bunun sebebi ise belli. Hala çözülemeyen düğümler var. En başta da maliyetler ve bürokrasinin terkedemediği birtakım alışkanlıklar... Bunlar uluslararası arenada bizi en çok zorlayan konuların başında geliyor.
Şu anda Çin, Hindistan ve Rusya dünya pazarlarında daha fazla hızlı at koşturmaya başladı. Türk müteşebbisi ise bu zorlu arenada her türlü engele rağmen önemli yer edinme çabasında. Zaten ilk 6 ayda ortaya çıkan 39.3 milyar dolarlık ihracat da bu çabanın en büyük göstergesi. Şimdiden 60 milyar dolarlık ihracat garantilendi bile. Peki ama Türkiye'nin 100 milyar dolarlık ihracat potansiyeli yok mu? Tabii ki var. Ama bu potansiyeli ortaya çıkaracak bir kılıç darbesine de ihtiyaç var. Böyle bir kılıç darbesi hem maliyetler hem de bürokrasi için şart... Maliyetler konusunda şimdiye kadar atılan adımlar belli. Çalışmalar, IMF ile yürütülen program nedeniyle ağır-aksak yürüyor. Maliyet düşürmeye dönük birçok şey zamana yayılmış durumda. Sadece uzun bir süredir elektriğe zam yapılmadı ama Türkiye hala OECD ülkeleri içinde en pahalı enerjiyi kullanıyor. Ancak dünyada rekabet koşulları, maliyetlerin çok hızlı bir şekilde düşürülmesini zorunlu kılıyor.
Bürokrasi konusunda ise söyleyecek fazla bir söze gerek yok. Türk bürokrasisinin azizliği dünyada tescil-lenmiş durumda... Bunu hükümet de zaman zaman dile getiriyor. Hatta son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TİM'in genel kurulunda ihracatçılara seslenirken "Önünüzde estek köstek olmasını istemiyoruz. Fakat alışılmış, geçmişten gelen bürokratik oligarşinin oluşturduğu engeller var" diyerek, engellerin kendi içimizde olduğuna işaret etmişti...
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin'in "Ben Çin'den değil Ankara'dan korkuyorum" şeklindeki sözlerinin bir anlamda tescili sayılabilecek Erdoğan'ın bu ifadeleri umarız engelleri kaldırma yönünde hayatiyet bulur ve bir kılıç darbesi alır...
Bu yapılmazsa iş yapacak olan insanın önündeki hem bürokrasi hem de maliyet engeli, dünyadaki yerimizi tehlikeye sokacak. Zaten şu anda yatırımlar yok denecek kadar az. Dolayısıyla programın en yumuşak karnı olan istihdam hergün yeni bir darbe yiyor. İşsizler ordusuna hergün yenileri ekleniyor, kayıtdışı her geçen gün artıyor... Ve kazanan yine kanunsuz çalışan insanlar oluyor...
|