[ , ]

 

Ana Sayfa / Editör'den

 

GÜNCEL :

Halit Narin: Reel sektörün rehabilitasyonu

Necmettin Öztemir: Reel sektörün ana sorunları

Sendikamızın genel kurulu yapıldı

 

SÖYLEŞİ :

Sevil Bursa: Geçmişte yapılan yanlışların bedelini ödüyoruz

 

SEKTÖR :

Tekstil terbiye sektörünün çözüm önerileri

 

ARAŞTIRMA :

Türk ekonomisinde tekstil

 

GÖRÜŞ :

Güncel bir tartışma: Türkiye-AB ilişkileri

 

FİRMA :

Neşe Tekstil, krizi istikrarlı üretimle aşmaya çalışıyor


LİNKLER:

tekstilisveren.org.tr

üyelerimize duyurular

 

 

 

 

 

Başkan Halit Narin "üretim herşeydir" derken çarpıcı ifadeler kullanıyor. Önce Narin'in dergimizin bu ayki sayısına da aldığımız tespitlerinden bazı cümleler alalım ve bu cümlelerin mevcut durumun ışığında nasıl önem kazandığına bir bakalım.


Küçük bir not düşmek gerekiyor buraya. Parantez içine aldığımız cümleler DİE, Merkez Bankası ve DPT gibi kamu kurumlarının periyodik açıklamalarından alındı.

Ne diyor Başkan Halit Narin?..
".. Bugün için hükümetçe belirlenen orta ve uzun vadeli önlemler geçerliliğini kaybetmiş olup reel sektörü rehabilite edecek kısa süreli ve acil çözümlere ihtiyacı vardır."


İşte mevcut durumun fotoğrafı:
(Çeşitli önlemlerle canlandırılması düşünülen reel sektörde göstergeler iyiye işaret etmiyor. Birçok sanayi ürününde, kur artışıyla birlikte şubat sonrası dönemde ithalat hızla geriledi, ihracat önemli ölçüde yükseldi. Ancak, bütün bunlar üretimin artması için yeterli olmadı.)


Bir başka öneri...
".. ihracat teşvikinde yerli girdiler dikkate alınmalıdır. Eximbank kredileri, yerli girdi oranı yüzde 70'in üzerinde olan ihracat projelerine verilmelidir."


Peki ihracatta durum nedir?
(Bu yılki dış ticaret rakamları oldukça iyi. Son yılların en yüksek rakamlarına ulaşıldı. Ancak, ihracatta bu performansın sürdürülebilmesi zor görünüyor. İhracattaki artış hızı yılın ilk yarısından sonra düşmeye başladı. Haziran ayı ihracatında dikkat çeken yan, Mayıs'a göre gerçekleşen azalma. Haziran ayındaki ihracat Mayıs'a göre yüzde 13.2 oranında azaldı. Bu rakam ihracatta devalüasyon etkisinin azaldığına işaret ediyor.)


".. Bankacılık sektörüne aktarılan 30 milyar dolarlık kaynak yerine üreten sektörlere 10 milyar dolar verilseydi, işyerlerimiz ayakta kalırdı."


(Merkez Bankası'nın periyodik anketlerine göre, temmuzda yurtiçi satışlar beklentilerin çok altında kaldı. Yılın üçüncü dönemi için yurtiçi satışlarında artış bekleyen sanayicilerin sayısında ikinci döneme göre fazla bir değişiklik olmadı. Yani işyerini kapatmayı düşünenlerin sayısı artıyor.)


"İstihdam korunmalıdır."
(Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu uzun süreden beri işsizlerin umut kapısı olmaktan çıktı. Buna rağmen yılın ilk yarısı için kurumdan yapılan açıklama istihdamdaki büyük sorunu gözler önüne seriyor. Tek kişilik iş için beş işsiz sırada. Bu dengesizlik bazı illerde çok daha yüksek boyutlarda. Örneğin, Zonguldak'ta talep edilen her bir işçiye karşılık 85, Batman'da 31, Kütahya'da 21, Bingöl'de 20, Eskişehir'de 18, Muşta 17, Balıkesir'de 15, Kahramanmaraş, Siirt ve Bitlis'de de 10'ar kayıtlı işsiz bulunuyor.)


".. Milletin güvenini kazanmak ve istikrar programları hakkında millete güvence vermek hükümetin asli görevi olmalıdır."
(Merkez Bankasfnın dövizdeki yükselişle ilgili açıklaması: Bu kadar olumsuz beklentiler yaşanan ekonomide ne faiz düşer, ne döviz kuru. Herkes döviz yükselecek diye beklerse, buna göre tutum takınırsa kur doğal olarak artar. Şimdi Türkiye'nin içinde bulunduğu durum da buna benziyor. Biz döviz konusunda ne çekiyorsak, beklentilerimizi olumluya çevirememekten, bu ortamı bulamamaktan çekiyoruz.)


***
Karadenizli vatandaşımız 40 yıllık hayat arkadaşı karısıyla birlikte doktora derdini anlatmaya çalışıyor. Sözünü bitirdiğinde, doktor önüne kayıt defterini çekerek bizimkine sormuş:
- Nerelisiniz?
Temel, doktora dik dik baktıktan sonra karısına dönmüş:
- Yürü hanum, cidelum.. demiş.
- Ne oldi, demiş karısı, niye cidiyruk?
- Ula bi saat koniştuk, herif nereli olduğumuzi anlamadi, hastaluğumuzi nasil anlayacak!

***


İş dünyası bu kadar sözden sonra, artık doğru teşhisin konulmasını bekliyor. Yoksa çok mu şey isteniyor?.. Yeniden buluşmak dileğiyle...