![]()
GÜNCEL :
Halit Narin: Reel
sektörün rehabilitasyonu
Necmettin Öztemir:
Reel sektörün ana sorunları
Sendikamızın
genel kurulu yapıldı
SÖYLEŞİ
:
Sevil Bursa: Geçmişte
yapılan yanlışların bedelini ödüyoruz
SEKTÖR :
Tekstil terbiye
sektörünün çözüm önerileri
ARAŞTIRMA :
GÖRÜŞ :
Güncel bir tartışma:
Türkiye-AB ilişkileri
FİRMA :
Neşe Tekstil, krizi
istikrarlı üretimle aşmaya çalışıyor
LİNKLER:
![]()
Sevil Triko Yönetim Kurulu Başkanı Sevil Bursa:

"Önde siyasi çıkarlar olduğu müddetçe Türkiye'de ekonominin düzelmesi mümkün değil.
Ekonomide herşeyden önce istikrar şart. Bana göre bugünkü kredi şartlarıyla ne yatırım yapılır, ne de döner sermaye olarak kullanılır."
Sanayicilikte
77 yılı geride bırakan Sevil Triko Sanayi AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanı Sevil
Bursa, 50 yıllık iş hayatında sık sık krizlerle karşılaştığını belirterek, bu
dönemleri sağlıklı olarak atlatmak için borçlanmamak ve olabildiğince küçülmek
gerektiğini söyledi.
Sevil Triko'nun uzun bir süredir hiçbir yatırım yapmadığına dikkat çeken Bursa, şirketin bundan sonra da bu çizgide devam edeceğini dile getirdi.
Bursa, meslek hayatındaki bir ilkesini şöyle dile getirdi: "Hayatımda hiçbir zaman dövize bağlı bir yatırım yapmadım, dövizle borçlanmadım."
Türkiye, tarihindeki en derin ekonomik krizlerden birini daha aşmak için uğraş
verirken, firmalar da ayakta kalma mücadelesini sürdürüyor. 77 yıl önce
kurulan Türkiye'nin köklü sanayi kuruluşlarından Sevil Triko da küçülerek
krizi atlatmaya çalışıyor. Şirketin patronu Sevil Bursa, bu ortamda
borçlanmadan ayakta kalmaya çalışmanın en doğru yol olduğunu söylüyor.
Rehabilitasyona ihtiyaç var
Türk sanayiinin geçmişten kaynaklanan yanlışlıklar içinde bulunduğunu belirten
Bursa, bu nedenle Türk firmalarının rehabilitasyona ithiyaç duyulan bir
noktaya geldiğini söyledi.
Bursa, "Önde siyasi çıkarlar olduğu müddetçe Türkiye'de ekonominin düzelmesi
mümkün değil. Ekonomide herşeyden önce istikrar şart. Bana göre bugünkü kredi
şartlarıyla ne yatırım yapılır, ne de döner sermaye olarak kullanılır. Eğer
uyuşturucu madde satarsanız, banka kredisiyle iş yapabilirsiniz. Bugünkü
şartlarla kredi faizi üzerine kar marjınızı koyduğunuzda özellikle ihracatta
satış olanaklarınız yok denecek kadar az. Şu anda öyle bir noktadayız ki
rehabilitasyona ihtiyacımız var" diye konuştu.
Ümitli değilim
İçinde bulunulan kriz ortamının borçlanmadan atlatılması gerektiğinin altını
çizen Bursa, ekonominin rayına oturması açısından ilerisi için de çok fazla
ümitli olmadığını dile getirdi.
Bursa, "Uzun bir süredir firma olarak hiçbir yatırım yapmıyoruz. İhracata yönelik yatırım yapanlar oldu, onların branşı ayrı, ama biz iç piyasaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bu pazara yönelik yapılacak yatırımla makinelerin parasının çıkartılabileceğine bile inanmıyorum. Şu anda halen ayaktayız ancak önemi bir ölçüde küçüldük, artık çizgiyi çektik. Optimum noktayı bulmaya çalışıyoruz. Bunu tüm firmaların yapması gerekiyor" dedi.
Makineler ambalajlarda kaldı
Türkiye'de son 5 yılda özellikle döviz kredisiyle birçok yatırım yapıldığını
kaydeden Bursa, Türkiye'nin tekstil makineleri fuarlarında en fazla alışveriş
yapan ülke olduğuna dikkat çekti.
Bursa, "Kahramanmaraş'ta tekstille hiç ilgisi olmayan kişiler fizibilite yapmadan fabrikalar kurdular. Türkiye'de 'yatırım yapılır, sonradan nasıl olsa bir yolunu buluruz' gibi garip bir anlayış var. Tabi bu yatırımlar sonradan başınıza dert oluyor.
1970'lerde makine almak için Odalar Birliği'nden izin almak gerekiyordu. Trikotaj Meslek Komitesi'nde başkanlık, İstanbul Sanayi Odası'nda meclis üyeliği yaptım. Sırf makine ithal etmiş olmak için makine getirip bunun ambalajını açmayan insanlar gördüm" şeklinde konuştu.
Türk firmalarının profesyonelliği daha yeni yeni öğrenmeye başladıklarını
ifade eden Bursa, şöyle devam etti:
"Bu işlerin profesyonelce düşünülmesine daha yeni yeni başladık. Bu fabrikanın
kurulduğu dönemlerde elinizi neye atsanız para kazanıyordunuz. Ancak daha
sonra bu sektör kitlendi. Biz halen Uzakdoğu ile rekabet havasındayız. Oysa
bizim emeğimizin rekabeti İtalya gibi katma değerli ürünler üreten ülkelerle
olması lazım. Uzakdoğu ile rekabeti artık bir kenara bırakmalıyız.
İhracat yapıyoruz diye geçiniyoruz ama ihracat yapmak için önemli miktarda da ithalat yapıyoruz. Normal ithalatı bir tarafa bırakıyorum, bir de gayri resmi ithalat var. Özellikle Laleli piyasası kontrol altına alınmadığı sürece kayıtdışı ekonomi kontrol altına alınamaz."
Varlığımızı hovardaca harcadık
Meslek hayatı boyunca Türkiye'nin birçok kez kriz yaşadığını hatırlatan Bursa,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye çeşitli dönemlerde çeşitli krizler yaşadı. Sahip olduğumuz
varlığımızı hovardaca tükettik. 1957-1960 yılları arasında son derece kıt bir
evre geçirdik. Muhtelif vesileler ihtilalleri doğurur ama bunlardan en
önemlisi de ekonomik nedenlerdir.
1973-1979 arasında 1980 ihtilaliyle sonuçlanan, sana yağının, peynirin bile karaborsada satıldığı bir devre var. Bu dönemde de daha önce yapılan ve ilerisi düşünülmeyen birçok hatalar oldu. Daha sonra Özal'ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra yine çok büyük harcamalar yapıldı, çok yüksek enflasyon rakamlarına ulaşıldı.
Hem işçilik hem de tüketim mallarında çok büyük zamlar yapıldı. Bu dönemde birçok zengin yaratıldı. Ardarda rantabıl olmayan yatırımlar gerçekleştirildi. 50 yıllık iş hayatımda insanların şans faktörünü çok fazla ön plana çıkardığına şahit oldum. Bugün maalesef halen o dönemlerde yapılmış olan yanlışlıkların bedelini ödüyoruz."