![]()
GÜNCEL :
Halit Narin: Reel
sektörün rehabilitasyonu
Necmettin Öztemir:
Reel sektörün ana sorunları
Sendikamızın
genel kurulu yapıldı
SÖYLEŞİ
:
Sevil Bursa: Geçmişte
yapılan yanlışların bedelini ödüyoruz
SEKTÖR :
Tekstil terbiye
sektörünün çözüm önerileri
ARAŞTIRMA :
GÖRÜŞ :
Güncel bir tartışma:
Türkiye-AB ilişkileri
FİRMA :
Neşe Tekstil, krizi
istikrarlı üretimle aşmaya çalışıyor
LİNKLER:
![]()

TİSK'in evsahipliğinde işçi ve
işveren kuruluşlarının temsilcilerinin biraraya geldiği toplantıda Sendikamız
2. Başkanı Necmettin Öztemir bir konuşma yaptı. Öztemir'in konuşmasını aşağıda
sunuyoruz.
Sayın başkan, milli sanayimizin çok değerli işçi ve işveren temsilcileri,
Üretim ve istihdam dünyamızın içine düştüğü en büyük kriz ortamında bu konudaki tespit ve önlem tekliflerimizi tartışıp, belli bir öneri paketinde buluşmak üzere bizleri biraraya getiren ev sahibi TİSK yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Konunun ciddiyeti Dünya Bankası tarafından da 6 Ağustos'ta Hazine Müsteşarlığı'na sunulan raporda; İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na kote şirketlerin yüzde 80'inin risk grubuna girdiği şeklinde ifade edilmiştir.
Üretim ve istihdam konularının gerçek tarafları olan
bizlerin oluşturacağımız önerilerden tutarlı reçetelere ulaşabileceğimize
inanıyoruz.
Üç maddeden oluşan bugünkü gündemimizin derinliğine ve genişliğine analizini
yaparak acil, orta ve uzun vadeli önlemleri tanzim edebilmeyi bize tanınan
sürede zor hatta imkansız görmekteyiz. Pratik, etkin ve verimli olacağına
inandığımız birinci aşama hedefimiz, "üretim ve
istihdamı kriz öncesi konumuna yeniden kavuşturmak üzere reel sektörün
rehabilitasyonu" olmalıdır. Yeni yatırımlar, yabancı yatırımcıların
kazanımı ve işyerlerimizin sorunları konuları bir başka toplantı konusu olarak
ikinci ve üçüncü aşamada ele alınmalıdır.
Bize göre, reel sektör sanayi kesimimizin ana sorunları başlıca iki noktada ele alınmalıdır;
1) İşletme sermayesi erozyonu sonucu, üretimini kısmen veya tamamen tatil
etmiş olan işletmelerin rehabilitasyonu,
2) Talep yetersizliği, Reel sektörün rehabilitasyonu, Türk ekonomisini yeniden
güçlendirme programında ikinci kademede görüşülecek bir problem olarak
algı-lanmış ve finans kesiminin rehabilitasyonunu takiben ele alınması
öngörülmüştür.
Katma değer üretmeden ekonominin güçlendirilmesinin düşünülmesi, bize göre bugünkü sosyal patlama işaretleri veren sıkıntıların esas sebebini oluşturmuş, bütçelenen vergi gelirlerinin de gerçekleşmesini tehlikeye sokmuştur.
Bu gerçekten hareketle, derhal alınması gereken ilk önlem üretimini kısmen
veya tamamen tatil etmiş işletmeleri yeniden maksimum üretime ve tam istihdama
döndürmektir.
Bunu nasıl yapabiliriz?
Gerek basında, gerek politikacılar arasında, gerekse iş dünyamızın
temsilcileri ve akademisyenler arasında çok değişik öneriler oluşturulmaya
çalışılmaktadır.
Biz bu konuya risk yönetimi olarak bakıyor ve sözü geçen müesseselerin
risklerini satın alabilecek bir oluşumu hayata geçirebilecek pratik bir çözüme
itibar ediyoruz. Batılılar'ın Asset Manegement Company
dedikleri varlık yönetim şirketini oluşturmayı, İcra İflas Kanunu'na
dayanarak, kreditör bankaların birbirinden habersiz sorumsuzca bloke ettikleri
bu şirketlerin borçlarını; alacaklı bankalardan iskonto edebilecek bir şirketi
hayata geçirmeyi doğru buluyoruz.
Bahis konusu olan: Yaşayabilecek yani uluslararası
pazarlarda rekabet gücüne erişmiş veya erişebilecek gücü oluşturmuş
müesseseleri ekonomiye kazandırmaktır.
Sözü geçen şirkete Dünya Bankası'ndan sağlanacağı bildirilen kaynağa ilaveten
bu şirketin ihraç edeceği tahvil gelirleri eklendikten sonra bazı bankaların
da ortak olmaları sağlanabilir. Tesis edilecek bir güven ortamını takiben dış
memleketlerde çalışan Türk işçi ve işverenlerinin tasarrufları bu şirkete
ortaklık statüsü ile davet edilebilir.
Ve nihayet sözü geçen şirket borsaya kota edilerek halkımızın ve birçok sosyal içerikli fon kaynaklarının da bu şirkete ortak olmaları sağlanabilir.
En çok 2-3 milyar dolar sermaye ile kurulacak bu şirket, iskonto yolu ile devralacağı hareketsiz alacakları kadar kreditör bankalardan sermayelerini artırma talebinde bulunabilir.
Bunun karşılığında BDDK'dan Tasarruf Mevduat Fonu kanalı ile sözkonusu bankalara bazı kolaylıklar sağlanabilir. Kreditör bankaların mali yapıları da bu vesile ile güçlendirilmiş olur ki, bu mekanizma hem reel sektöre hem de finans sektörüne aynı anda güç kazandırmış olur.
Bu arada, Bankalar Kanunu, Borçlar ve İcra İflas Kanunları ve Karşılıklar
Kararnamesi'nde gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Londra yaklaşımı da
Türkiyemiz'de uygulamaya konmalı, kayıtsız ekonomiyi de kayda almak için çok
etkin mücadele derhal başlatılmalıdır.
Çok değerli işçi ve işveren temsil-cileri,
Talep nasıl canlanacak sorusuna gelince...
Dış satışlarda belli bir artış yaşamaya başladık. Ancak iç talebin de
dışsatışı desteklemesi ihracatın devamı için elzemdir. Kaldı ki, Amerika'da
resesyon konuşuluyor. Bu hedefe;
1) Vatandaşın beklediği güven ortamını sağlayıp, kredi kartı krizini çözüp onu tekrar harcama alışkanlığına döndürerek,
2) İstihdama iade edilecek milyon civarındaki işsizleri piyasaya çekerek,
3) Boşalan fabrika depolarına ve vitrinlere mal ve çeşit bolluğu kazandırarak,
4) Türk Lirası'na itibar kazandırıp döviz depolarını TL ve harcamaya kanalize
ederek,
Londra yaklaşımı nedir?
Yaşayamaz olan firmaların zamanında kapanması zaten kıt olan kaynakların
emilmesini ve batık kredilerin artmasını önlemektedir.
Tabii ki yaşayamaz olan şirketlerin tespiti, kriz ve sonrası dönemde tüm şirketlerin performansları çok düştüğünden oldukça zordur.
Kar simülasyonu (Dünya Bankası 1999) veya bilanço projeksiyonu en etkin karar
verme araçları olarak kabul edilmektedir. Reel sektörün yeniden
yapılandırmasında ihtiyaç duyulan hükümet aracılığına en iyi cevap Kore'de de
uygulanan "Londra Yaklaşımı"dır.
Bank of England tarafından İngiltere'de uygulanmış olan "Londra Yaklaşımı"
aşağıdaki prensiplere dayanmaktadır:
1- Ödeme zorluğuna düşen bir şirket iflasa zorlanmayacak, aksine bankaların
kredi kolaylığı tanıması sağlanacaktır.
2- Borçlunun geleceği ile ilgili kararlar tüm bankaların ve diğer tarafların
ortak onayını alan anlaşılabilir bilgiler üzerine alınabilecektir.
3- Bankalar beraber çalışacaktır.
4- Zararın önemi anlaşılmakla birlikte
5- Asgari ücreti vergi dışı bırakarak,
6- KDV oranlarını düşürerek,
7- Devlet harcamalarını dış kaynaklı girdiler yerine yerli üretime kanalize
ederek,
8- Yap-işlet-devret modeline bağlı devlet yatırımlarını hızlandırarak,
9- Özelleştirilmeyi bekleyen KİT'leri en kısa sürede taliplilerine devredip
yeni istihdam ve yatırım imkanlarının yolunu açarak ve nihayet,
10- Yol geçen hanı görünümü ve yükün paylaşılması kuralı
geçerli olacaktır.
Bu değerlendirmelerin tarafsız olması, alacaklılararası veya alacaklı-borçlu
arasında çıkacak itilafların çözümü için Reel Sektör Koordinasyon Komitesi adı
altında bir tahkim kurumu kurulmuştur.
Yaşama şansı olmayanların tasfiyesinin hızlanması, devir-birleşme işlemlerinin kolaylaşması için iflas-tasfiye kanunlarında yenilikler yapılmıştır.
Bu modellerde yaşamaz olan şirketlerin iflasını hızlandırmak için, normal
mahkeme yoluyla iflas yerine yeni iflas mekanizmaları getirilmesi
gerekmektedir:
- İflaslara özel mahkemeler bakabilir (Kenya) veya yeni iflas yasası
çıkarılabilir (Tayland)
-1999'da Macaristan'da yürürlüğe giren "İflas Yasası'na" göre firmalar
alacaklılara reorganizasyon planı teklifi verebilirler. Reorganizasyon planı
sürecinde, firmanın yaşayabilirliği kararı çıkana kadar bankalara olan
borçlarının dondurulması, şirketin darboğazı aşma şansını artıracaktır.
- İflas prosedürlerinde bu tarz değişiklikleri yapmayan ülkelerde, Meksika ve
özellikle Endonezya örneklerinde olduğu gibi reel sektör reformunun başarıya
ulaşmadığı görülmüştür.
Büyük emekler ve özverilerle oluşturduğumuz reel sektörümüze bugün sahip
çıkmaz isek, onun tam dibe vurduktan sonra yok pahasına yabancı yatırımcıların
eline geçmesi mukadderdir. O zaman hepimiz çok, hem de pekçok üzüleceğiz.
Türkiyemiz'e aydınlık günler dilerken, hepinize sevgi ve saygılar sunarım...