[ , ]    Sayı:264  ARALIK 2001

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

Kapak

Editörden


 Güncel

  Necmettin Öztemir: Bu rehabilitasyon planının sahibi yok!

  Bakan Okuyan ile "tekstil masasında" buluşma...


 Söyleşi

  Necmettin Öztemir: Tekstilde 40 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal değil...


 Endüstri İlişkileri

  Dr. Nihat Yüksel: Çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi ve toplu iş sözleşmesi düzenimizden beklenti ve önerilerim...


 Değerlendirme

  Doç.Dr. Ali Rıza Büyükuslu: Avrupa Birliği'nde ücretlerle ilgili genel trend ve bireysel firma uygulamaları...

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkan Vekili Necmettin Öztemir:

Bu rehabilitasyon planının sahibi yok!

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkan Vekili Necmettin Öztemir, "Reel sektörün rehabilitasyonu " konulu toplantıda yaptığı konuşmada, "Reel sektörü rehabilite etmek bir misyon ise bu misyonun kime verildiği belli değildir" dedi. Öztemir'in toplantıda yaptığı konuşma özetle şöyle...

 

Mali sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması"na dönük tasarı hakkında, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu olarak eleştiri ve önerilerimizi bilgi ve değerlendirmelerinize sunuyoruz.
Türkiyemiz'in en önemli sorununun istihdam ve üretim olduğu şu günlerde konfederasyonumuz bu konunun gecikerek de olsa bu heyet huzurunda ele alınmış olmasını büyük memnuniyetle karşılamaktadır. Sayın devlet bakanımızın TRT'deki konuşmasında "tartışmalar ayrıntılar üzerinde devam ediyor" dediler. Biz de bu davete uyarak diyoruz ki:

 

Öncelikle reel sektörü rehabilite etmek bir misyon ise bu misyon kime verildi?

Bu belirsizdir ve sahibi ne yazık ki yoktur.


1. Bu taslak, borçlarmı yeniden yapılandırarak ödemek isteyen işverene herhangi bir makama müracaat hakkı tanımamakta ve işvereni alacaklı mali kuruluşların davetini bekleyen adeta bir mazlum veya sanık konumuna itmektedir. İşveren olarak bunu içimize sindiremiyoruz.

 

2. Bu taslak borçlu işverene yeniden yapılandırma müzakerelerini başlatma inisiyatifi vermediği gibi; ona uluslararası benzer uygulama alanlarında yürürlükte olan bekleme süreci de vermemekte; cebri icra takiplerini de bu süreçte askıya aldıracak bir yol açmamaktadır. Demokles'in kılıcı işverenin tepesinde, İcra memurları evinin ve İşyerinin içinde, ya alacak tahsili için birbiri ile yarışa girmiş bankaların davetini bekleyecek ya da bu baskı altında müzakere masasına oturacaktır.

Kriz nedeniyle iki yıldır geri dönen para yoktur. Bunun için bankalar adeta tahsilat yarışma girmişlerdir. Zira, bir yıl önce 1 milyar dolar borcu olan bir işverenin 650 milyar TL borcu varken, bu rakam bugün 1.5 trilyon TL'ye yükselmiştir. Borç bir kat artmıştır. Cebri icra sonucu fabrikalar satılmaktadır. Arsa, bina ve makineler durmakta, ancak fabrika ortada yok, çalıştıran yok. Tam bir ekonomik açmaz.

 

3. Bu tasarıdan; Bakanlar Kurulu'nun gönderdiği metnin 5'inci maddesinde varolan TMSF'nin aktif yönetim şirketlerinin kuruluşuna sermaye koyarak katılımını sağlayan hüküm çıkartılmış böylece aktif yönetim şirketlerinin kuruluşları; teşvik edilmek bir yana adeta engellenmiştir.
Ayrıca bu tasarı ile alacaklı bankalara harç ve vergi istisnası kolaylıkları dışında alacaklarını yeniden yapılandırmalarını teşvik edecek, nakde dönük özendirici imkânlar sağlanmamıştır. Herhangi bir reeskont imkânı yok; karşılıklar kararnamesinde ilave bir imkân yok, dolayısıyla ek sermaye yükümlülüğünde bu işlem nedeniyle ilave bir kolaylık yok. Bir de kamu alacaklarının faiz oranları ve hesap tarzları göz önüne alındığında borcun diğer alacaklarla birlikte tasfiyesi zorunlu hale getirilmediği müddetçe tasfiye anlaşmasının bir anlamı kalmıyor.

 

4. Alacaklı bankalar ile borçlu müesseseler arasında düzenlenecek çerçeve sözleşmesi veya protokole diğer alacaklıların da katılabilecekleri ifade ediliyor (md.2). Ancak devlet alacaklarının da; mali kurumlar dışında kalan alacakları kategorisinde olması hasabiyle, sözleşmelere dahil edilebilmesi için somut bir yönteme ihtiyaç olacak mıdır? Tasarıda bu konu belirsiz kalmıştır.

 

5. Bankaların rehabilitasyonu da bu kanuna eklendi. İtirazımız yok. Sayın Devlet Bakanımız'ın ifade buyurdukları gibi "bir sektör hasta olursa makro düzeyde milli ekonomi batmaz ancak bankacılık sektörü hastalanırsa tüm ekonomi zarar görür". Bu görüşe katılıyoruz. Bankacılık sektörüne bugüne kadar aktarılan fonlara ilaveten (20 katrilyon) Sayın BDDK Başkanımız 4 milyar dolar daha destek sağlanacağından bahsettiler. Bu azim destekler için kaynak bulunabiliyor da milyonlarca işsiz ve binlerce fabrika ve işyerinin rehabilitasyonu için 3-4 milyar dolarlık kaynak nasıl oluyor da bulunamıyor? Biz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.

 

6. Rehabilite edilecek bankalara verilecek kredilerin geri dönüşü için 7 sene süre tanınıyor. Buna karşın işverene; mevcut borcunu maksimum 4 senede öde deniyor! Genel ekonomik koşullar düzelmeden 4 senede borç ödenmesini istemek; borçluyu günü kurtarma anlaşması yapmaya itmek anlamına geliyor. Bu adaletsiz bir yaklaşımdır.

 

7. Ayrıca, rehabilite edilecek bankalar hükmi şahsiyetine verilecek krediler yetmeyebilir deniyor; bu bankaların ortaklarına da sermaye artırımında kullanabilmeleri için ferdi kredi tahsisi öngörülüyor. Reel sektöre gene bir şey yok. Bankaların da birer ticari müessese oldukları göz önüne alındığında reel sektörün iki tarafından biri olan bankacılığa bu derece ayrıcalıklı yaklaşımı anlamak mümkün değildir.

Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş'in, 4 Ocak 2002 tarihinde TRT'de yayınlanan söyleşisinde, "bankacılık sektörünün kur çıpası mağduru olduğu" ifade edilmiştir. Bankalar, çıpa mağduru ise kredi kullanarak ihracata mal üretmek için varını yoğunu borçlanarak, makine yatırımına harcayan, benim işverenim neyin mağduru oluyor?

Rehabilite edeceğiniz bankalarla gerektiğinde, devletin geçici ortaklık anlaşması yapması normal ise milyarlarca dolar ihracat yapan; kur çıpası yüzünden finans darboğazına düşmüş, işletme sermayesini yitirmiş, devlet Hazinesi'ne KDV, muhtasar, SSK primleri, kurumlar vb. vergilerle katkıları olan, istihdamın tüm yükünü çeken işverene neden benzer yaklaşım sergelenemiyor?

 

8. Bankalara rehabilitasyon operasyonları sürecinde ihtilafların çözümü için mahkemelere başvuru yolu açılırken, işverene; alacaklı Bankalar Konsorsiyumu ile anlaşamaz ise Bankalar Birliği'nin tayin edeceği üç bankacıdan oluşacak Hakem Kurulu'na başvuru imkanı verilmesi kanımızca yanlıştır. Hakem Kurulu'na reel sektör kuruluşlarından eşit miktarda üye alınması daha adil olacak ve hakemlik müessesesinin tarifine ve ruhuna uygun bir çözüm getirecektir. Biz, işverenimize de ihtisas hakimine başvuru yolunun açılmasını tercih ederiz.

 

9- Tasarının emri; BDDK yeniden yapılandırma sürecinde uyulması gerekecek prosedür kurallarını düzenlemek üzere bir yönetmelik hazırlayacak; bu arada bakanlıklar da tebliğler neşredecekler. Gerek yönetmelik gerekse tebliğler ile yeni bir hak ihdası veya herhangi bir hakkın iptali bahis konusu olamayacağına göre, yukarıda bahsi geçen taleplerimizin birer hak olarak mevcut tasarıya uygun önergeler ile eklenmesini hükümetimizden talep etmeyi tarihi bir görev kabul ediyor ve kendimize göre hazırladığımız önerge taslaklarını takdim ile gereğini rica ediyoruz.

 

10. Son olarak bir hususa daha değinmeden edemiyoruz, Yeniden yapılandırma işlemleri için zorunlu; gerek yönetmelik, gerek bakanlıkların hazırlayacakları teklifler, gerekse çerçeve anlaşması ve bunun BDDK tarafından tasdiki; alacaklı bankaların davet prosedürü ve nihayet alacaklı banka veya bankalar konsorsiyumları ile sürdürülecek müzakere ve pazarlıklar için konan bir süre var, 3 sene.

Bu sürenin uzunluğu, hazırlanacak mevzuatın beklentisi ve nihayet yeniden yapılandırmayı organize edecek bankalara, elle tutulur belirgin nakdi teşviklerin öngörülmemesi gibi nedenlerle, alacaklı bankalara yeniden yapılandırma sorununu acilen çözüm konusunda yeterli heves, ne yazık ki verilmeyecektir. Böylece, yeniden yapılandırma konumuz, bankacılık sektörünün bu işin acelesi yoktur veya bekle gör gibi davranışları sonunda, korkarız güncelliğini kaybedecektir.
İşsiz işçimiz işini ister, hasta işyerlerimiz yoğun bakımdan çıkarılmayı bekler.

 

Bir Fransız deyimi ile sözü bağlayalım. Zamanını öldürme, zaman senden öcünü alır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım