[ , ]    Sayı:264  ARALIK 2001

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

Kapak

Editörden


 Güncel

  Necmettin Öztemir: Bu rehabilitasyon planının sahibi yok!

  Bakan Okuyan ile "tekstil masasında" buluşma...


 Söyleşi

  Necmettin Öztemir: Tekstilde 40 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal değil...


 Endüstri İlişkileri

  Dr. Nihat Yüksel: Çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi ve toplu iş sözleşmesi düzenimizden beklenti ve önerilerim...


 Değerlendirme

  Doç.Dr. Ali Rıza Büyükuslu: Avrupa Birliği'nde ücretlerle ilgili genel trend ve bireysel firma uygulamaları...

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası İkinci Başkanı Necmettin Öztemir;

Tekstilde 40 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal değil

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası İkinci Başkanı Necmettin Öztemir, Türkiye'nin tekstil sektöründe 40 milyar dolarlık ihracat rakamını yakalamasının hayal olmadığını söyledi. Sektörün şu an 10 milyar dolarlık ihracatı bulunduğunu hatırlatan Öztemir, "AB'nin bize karşı Uzak Doğu memleketlerini rakip koyarak bilinçli olarak ihracatımızı frenlemesi olayını da çözebilirsek, Türkiye tekstilde rahatlıkla 20 milyar dolarlık ihracat yapar, bu kademe kademe 40 milyar dolara da gider" dedi.

 

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenlerİ Sen-dikası İkinci Başkanı Necmettin Öztemir ile tekstil sektöründe yaşanan gelişmeler üzerine konuştuk:
- 2002 yılını tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından değerlendirerek başlayalım sohbetimize. Beklentilerimiz neler?

ÖZTEMİR: 2001'de en fazla hırpalanan sektör tekstil oldu. Kriz içinde yaşadık ve bu krizden çıkmanın ışıklarını yavaş yavaş görmeye başladık. Fakat 2002 için yeteri kadar bir ön hazırlık yapıldığını ve planlanmış bir gelecek olduğunu göremiyoruz. Makro ekonominin malum problemlerinden soyutlanması mümkün olmuyor bizim sektörümüzün. En fazla istihdam ve ihracat sağlayan sektörümüze bazı des-tekler -destek derken parasal destekten söz etmiyorum- verilmesi halinde bu sektör ciddi bir kalkınma hamlesinin başlangıcı olabilir. Tekstil ve konfeksiyonda Türkiye'nin mevcut kurulu kapasitesi Avrupa'nın mevcut kapasitesinin yüzde 80'ine bedel. Dünya genelinde 300 nıilyar dolarlık saha olan tekstil içinde Türkiye'nin 10 milyar dolar ihracat yapması tatminkar bir rakam değildir. Bu rakamın en aşağı ikiye ya da üçe katlanması işten bile değildir. Yeter ki ihracata dönük bazı sıkıntılarımız, formalitelerimiz giderilsin. Dövize baskı olmadığı sürece piyasa şartları içinde dünya fiyatlarıyla rekabet ederek rahatça işlerimizi götürebileceğimiz bir ortam yaratılmıştır. Uluslararası anlaşmalarda özellikle ABD ile yapılacak olan ticaret anlaşmasının iyi sonuç vermesini, AB'nin bize karşı Uzak Doğu memleketlerini rakip koyarak bilinçli olarak ihracatımızı frenlemesi olayını da çözebilirsek, Türkiye rahatlıkla tekstilde 20 milyar dolarlık ihracat yapar, bu kademe kademe 40 milyar dolara da gider. 40 milyar doların hayal olduğu fikrine kapılmamak lazım. Çünkü 300 milyar dolarlık iş hacmi içinde Türkiye'nin 40 milyar dolarlık payı özellikle de katma değeri yüksek ürünler cinsinden yapması mümkündür.

IMF'ye borçlarımızı ödeyip, bundan sonra da bu kadar büyük borçlar yapmayarak, memleketimizi dış memleketlerin yardımına mahkum etmemenin yolu açılmalıdır.

 

- Ağırlıklı olarak dış piyasa-dan söz ettik. Peki iç piyasada durum ne?
ÖZTEMİR: İç pazarı olmayan bir sanayi üretim merkezinin, dış kaynaklardan beslenme şansı yoktur. İç pazar istikrarlı bir pazardır. Dış pazar dalgalı bir pazardır. Onun için iç pazardaki talebi belli bir noktaya getirmenin yolu öncelikle işsizliği çözme ile olur. İşsizliği çözebilmek için gerekli adımlarm atılması ve reel sektörün rehabilitasyonu dediğimiz olayın artık gündeme alınması, çabuklaştırılması gerekmektedir. Hepimizin bildiği gibi 2000 senesinin Kasım ayı arkasından 2001 Şubat ayı, arkasından 11 Eylül derken üç önemli darbe yedik. Bu üç darbenin sonunda bir çok endüstri kurumumuz öncelikle işletme sermayelerini yitirdiler ve üretimlerini kısmak ya da tatil etmek zorunda kaldılar. Bunun üstüne bir de icra takipleri gelince, aşağı yukarı 1 milyon civarında tekstil işçisi işsiz kaldı. Buna mutlaka bir çözüm bulunması gerektiğini yaklaşık 10 aydır biz sendika olarak dile getiriyoruz.

 

Sonuçta reel sektörün rehabilitasyonuna yönelik ana çerçeve sözleşmesi TOBB ile hükümet tarafından imzalandı. 14 maddelik ana çerçeve sözleşmesi 2002 senesi için hepimize ümit vaat eden düzenlemeler içeriyor. Bu düzenlemeler 2001 yılında yapılmış olan makro düzenlemelerin üzerine ila-ve edildiğinde, daha iyimser bir tablo çıkıyor. Yani 2001 senesinde bankacılık sektörünün üzerindeki iyileştirme ve siyasi tasarruflardan arındırılabilmek için yapılan çalışmalar Türkiye için önemli reformlardır. Bunların üstüne İhale Kanunu, Tütün Kanunu ve devletin borçlanması ile ilgili düzenlemelerin yapılması ile zannediyorum ki bütçe disiplini ve de borç ödeme dinamiği diye bahsedilen hadise de çözümlenmiş olacak. Bunun üzerine reel sektörün artık hükümet tarafından öncelikle ele alınma şansı artmış olacaktır. Bugüne kadar makro ekonomiyi ve devlet çatısını ekonomik anlamda en iyi şekilde oluşturmak için gerekli çalışmalar yapıldı. Bundan sonra sıra geç de olsa reel ekonomiye gelmiştir. 2001 yılında kaybedilen zamam 2002 yılında telafi etmeliyiz.


- Çalışmaları süren ve borcu olan işletmelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefleyen, Avrupa'daki Londra Yaklaşımı'na benzer girişimler konusunda neler düşünüyorsunuz?
ÖZTEMİR: Sektörde borcu olan rnüesseseleri değil de, aslında döner sermaye yetersizliği dolayısı ile kapasitesini tam kullanamayan müesseseleri de içine alan anlayışla bir kanun hazırlandığını gördük. Bu kanunun Meclis'ten geçmesi yetmiyor. Bu kanunun yanına mali sektörümüzün çerçeve anlaşması hazırlıklarını da bir an önce tamamlaması gerekiyor. Bunu maalesef çok geciktirdiler. Biz beklerdik ki, mali sektör kendi arasında gönüllü anlaşma ile tıpkı Avrupa'da Londra Yaklaşımı olarak adlandırılan global yaklaşıma benzer bir yaklaşımı imzalayıp deklare etse idi, bugün en az 300-400 bin işçi işine dönme şansını yakalardı. Ancak bu konuda şu ana kadar herhangi bir ilerleme yok. Biz çerçeve anlaşmasının bir an önce imzalanmasını bekliyoruz.

 

- Tüm sektörlerin en büyük baş ağrılarından birisi de kayıtdışı ekonomi.
ÖZTEMİR: Kayıtsız ekonomi konusunda siyasi irade bizim beklediğimiz iradeyi göstermiyor. Biz kayıtsız ekonomiden çok şikayetçiyiz. Kayıtsız ekonomi Türkiye'nin dününü de geleceğini de tahrip eden önemli bir orana ulaşmıştır. ANAP Başkanı Mesut Yılmaz, kayıtdışı ekonomi oranını yüzde 50 olarak anlatıyorsa, bu bana göre yüzde 70 demektir. Bir ülkede yüzde 70 kayıtsız ekonomi var denildiğinde orada devlet sorgulanmalıdır. Kayıtsız ekonomiyle çalışan işyerlerini kayda aldığınız zaman "acaba bu işyerleri yaşayabilir mi" diye sual sorulması bile çok yanlış bir şey. Bir ülkede vatandaşlar arasında bu kadar fark yaratmak, müesseseler arasında bu kadar haksız rekabet yaratmaya göz yummak hiçbir parlamentonun hakkı değildir. Tüm işletmeler kayıt altına alınmalıdır.

 

- İş güvencesi yine gündemi oluşturan bir diğer konu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
ÖZTEMİR: Şu an Türkiye'de kayıtsız ve de inanılmayacak ucuzlukta çalışmaya hazır Romen vatandaş saldırısı var. Bir yanda böyle kayıtsız işçi saldırısı olacak, öte yanda işyerinde satış zorlukla rı ile finans zorlukları ile cebelleşen işverenin karşısına işçi ile işvereni her gün münakaşa zeminine çağıracak bir işgüvencesi oltası koyacaksınız. Bu mutlaka istikrarı ve kalkınmayı gerçekleştirmiş memleketlerin bir kademede ihtiyacı olan bir uygulamadır. Ben bunu inkar etmiyorum. Ama bu bir sene içinde rehabilitasyon dediğimiz yeniden yapılanmayı sağlamamız ve işverenin önünü açmamız gerekirken, ona devamlı yatırım gücü sağlamamız lazımken, bir de iş güvencesi tartışmaları ile uğraşmanın zamansız olduğuna inanıyorum. Biz bu işe ne zaman gireriz? Ne zaman kriz meselesini çözeriz, memleketimizde yeniden çalışma barışının her türlü altyapısını oluştururuz, ondan sonra oturur işçi işveren olarak konuşuruz. Zaten kriz nedeniyle kenetlenmiş vaziyetteyiz. Biz işçimize güveniyoruz, sendikalarımıza güveniyoruz. Biz otururuz iş güvencesinin işyerinin güvencesi haline dönüştürülebilecek şartlarını birlikte konuşuruz.

İşyeri güvencesini sağlamadıktan sonra ne işçinin güvencesi vardır ne işverenin. Yoksa konuyu siyasi bir yatırım olarak ele alıp da "memlekette iş güvencesi lazım, işveren işçiyi haksız yere işinden atıyor" edebiyatı yapmanm anlamı da yok, gereği de yok. Bugün işine yarayan bir işçiyi, işi varsa bir işveren neden kapıya koysun ki. Öncelikle kıdem tazminatı, sonra işsizlik sigortası, sonra esnek çalışma dediğimiz olay var, öncelikle onları çözmemiz lazım. Finans meselelerini çözmemiz lazım, dış pazar sorunlarını çözmemiz lazım ki bunların rahatlığı içinde ben oturup, işçime iş güvencesi vereyim.

 

- Ekonomik krizlerden en büyük yarayı alan sanayicilerimizden birisi de sizsiniz. Sektöründe en önde giden firmalardan biri olan Gümüşsuyu, üretimine ara vermek zorunda kaldı. Neler oldu?
ÖZTEMİR: Dört fabrikam vardı. Şayet Türkiye'de, dünya genelinde uygulama halindeki icra iflas hukuku olsa idi, yani Avrupalılar'ın Londra Yaklaşımı dediği olay Türkiye'de olsaydı, bugün gecikmiş bile olsa Meclis'e sunulmakta olan kanun o zaman olsaydı, bu tesisler bugün üretimde olurdu.
Çok acı bir şey. 50 senelik fabrikamı ve diğer fabrikalarımı şubat krizinde kapatmak zorunda kaldım. 1500 çalışan malesef işinden oldu. Krizden evvel tam kapasite ile çalışıyordum ve müşterilerimin o günün şartları ile 4 trilyon liralık siparişleri vardı. Hayatımı sanayicilikle geçirmiş bir adamım. Başka hiçbir mesleki faaliyeti olmayan, al-satçılıktan değil, üretmekten hoşlanan bir adam olarak hiç kolay değil. Biz bu olayı kriz vesilesi ile yaşadık ama Allah mernlekete zeval vermesin. Biz devletimizin her zaman emrindeyiz. Birikimimizle, deneyimimizle kendimizi sanayi hayatında ispat etmeye hazırız.

 

- Gümüşsuyu'nun Türk sanayiindeki yeri neydi?
ÖZTEMİR: Gümüşsuyu 20 milyon dolar ihracat, 100 milyon dolarlık ciro kapasiteli halka açık bir şirkettir. Şu anda tesislerimizin bakımını yaptırıyorum. işçilerimin büyük kısmı bekliyorlar. Onlara sabırlı olmalarını telkin ediyorum. Bundan sonra ne olacak derseniz, üretmek istiyorum. Gümüşsuyu gibi işletmelerin bir gün bile tatil edilmesi hem devlet hem toplum için önemli bir kayıptır.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım