[ , ]    Sayı:264  ARALIK 2001

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

Kapak

Editörden


 Güncel

  Necmettin Öztemir: Bu rehabilitasyon planının sahibi yok!

  Bakan Okuyan ile "tekstil masasında" buluşma...


 Söyleşi

  Necmettin Öztemir: Tekstilde 40 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal değil...


 Endüstri İlişkileri

  Dr. Nihat Yüksel: Çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi ve toplu iş sözleşmesi düzenimizden beklenti ve önerilerim...


 Değerlendirme

  Doç.Dr. Ali Rıza Büyükuslu: Avrupa Birliği'nde ücretlerle ilgili genel trend ve bireysel firma uygulamaları...

Dr. Nihat YÜKSEL : Sabancı Holding Çalışma İlişkileri Daire Başkanı

Çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi ve toplu iş sözleşmesi düzenimizden beklenti ve önerilerim

 

Üretim ve milli gelirde en büyük katkısı olan işletmelerin, hukuksal kaynakları çeşidi, karmaşık ve bezdirici boyutlara ulaşmış olan yükümlülükleri kayıtdışı kesimin giderek büyümesine, işsizliğin artmasına, ekonominin rekabet gücü kaybına, devletin vergi gelirinin düşük seviyelerde gerçekleşmesine vb. önemli sorunlara sebep olmaktadır.
Çalışma hayatı, sosyal güvenlik sistemimiz ve toplu iş sözleşmesi düzenimiz ile ilgili öncelikli konular ve bunlara ilişkin önerilerim aşağıda belirtilmiştir.

 

 

 

1. Yeni bir İş Kanunu ihtiyacı

Modern toplumların çalışma hayatını ve yasalarını karakterize eden özelliklerden biri haline gelmekte olan "esneklik", özellikle işsizlikle rnücadele amacıyla, atipik/standart-dışı istihdam türlerini, değişken çalışma süreleri uygulaması ve eskiyen yasaların günümüze taşıdığı katkılar giderilerek, çalışma mevzuatımızda gerekli esnek düzenlemelerin yapılmasını zorunlu hale getirmiştir.
Özellikle son ekonomik kriz, İş Kanunu'nun değişen şartlara uyumsuz, katı bir düzenleme olduğunu, ülke yararına uygulanamadığını çok açık biçimde ortaya koymuştur. Gerek kriz ortamında, gerekse ülkemizin bundan sonraki piyasa koşullarında rekabet edebilmesinde, esnek bir çalışma yasasına ihtiyaç olduğu görüşümü yinelemek istiyorum.

Bu bağlamda "Çağdaş bir İş Kanunu" adı altında işverenler, uygulama uzmanları ve akademisyenlerce hazırlanmış olan taslağın, resmi kurumlara iletilmesinde gecikildiği bir gerçektir.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) yeni yönetiminin, önümüzdeki çalışma döneminde öncellikli girişim ve çabalarını bu yönde göstermesi gerektiğini bu vesileyle ve özellikle belirtmek istiyorum.

 

2. Sosyal güvenlik sistemi
Sosyal Sigortalar Kanunu uygulamasında, sigortalının hak ve çıkarları açısından, önemli eksiklik ve aksaklıklar vardır. İş-yerlerine de giderek taşınamayacak mali yükler yükletilmesi bakımından önemli sıkıntılar yaşanmaktadır.

08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren ve Sosyal Güvenlik Reformu olarak adlandırılan 4447 sayılı kanun gereği, SSK'nın prim gelirini artırmak amacıyla, ortaya çıkan rakamlar ve sonuçları düşünülmeden yürürlüğe konulan madde hükümleri, istihdam maliyetini artırarak, kayıtdışılığı teşvik eder niteliktedir.

Uygulamada sigorta primine esas kazançların alt sınırı asgari ücretin çok üstünde belirlenip, işyerlerine ödemedikleli ücret için işçi-işveren prim hisseleri toplamı tutarı ödettirilmektedir. Yasa hükmünde değişiklik yapılarak, prime esas tutulacak günlük kazancın alt sınırının, İş Kanunu'nun 33. maddesinde gösterilen sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilen günlük asgari ücret tutarında olması, asgari ücreti kesinlikle aşmaması sağlanmalıdır.

Öte yandan sigorta primlerinin 01.04.2002 tarihinden itibaren 2001 sonu itibariyle gerçekleşecek enflasyon ve eksi olan gayri safi yurtiçi hasıla ikilisi üzerinden hesaplanarak yüzde 60'ın üzerindeki orandan artırılması, işyerlerini ciddi sıkıntılara sokacak, kayıtdışına kaçışı daha da hızlandıracaktır.
Bu olumsuz koşulların düzeltilmesi yönünde, aynı şekilde yeni yönetimin büyük çaba göstermesi gerektiğini, özellikle vurgulamak istiyorum.

 

3. Vergi ve fon sistemi
Vergi sistemimiz istihdamı korumayı ve ilave istihdam yaratmayı desteklememekte, mükellef sayısını artırmak suretiyle vergiyi tabana yaymak yerine, halihazırda vergilendirilen kesimlerin yükünün artırılmasının tercih edildiği görülmektedir. Vergi oranlarının yüksekliği kayıtdışı sektörün büyümesine, vergi vermekten kaçmayarak kayıtlı çalışan ve çalıştıran mükelleflerin cezalandırılmasına neden olmaktadır.


4. Toplu iş sözleşmesi düzeni

Toplu iş sözleşmesi düzenimiz 1963'lerde başladığı gibi ücret sendikacılığı biçiminde devam etmektedir. İşveren sendikalarının, toplu iş sözleşmelerindeki temel-genel hükümleri birbirinden farklılık göstermekte, verimlilik-ücret ilişkisi, performansa dayalı çağdaş ücretlendirme yöntemleri ve esnek çalışma modellerine ilişkin hiçbir hükme rastlanmamaktadır.
Toplu iş sözleşmelerinde yine seyyanen-maktu-oransal zam yapma yöntemi sürüp gitmektedir. İnsan emeğinin maksimize edilmesinde ve şirketlerin rekabet gücünün artırılmasında önemli katkısı olacak ücret-verimlilik ilişkisi, performansa göre ücret ödenmesi yönünde de mevcut toplu İş sözleşmelerinde bir hüküm bulunmamaktadır.

Toplu iş sözleşmelerinde üretimi kısıtlayıcı, verim ve kaliteyi düşürücü hükümlere yer verilmemeli, amaç, verimlilik ve kalitenin artırılması olmalı, yatırımlar ve buna bağlı İstihdam artışı, çalışanların eğitimi ve teknolojik gelişmelere uyumu teşvik edilmelidir. Ülkemizde toplu iş sözleşmesi düzeni, esas ücret dışında sağlanan ve ücreti bir katlayan yan ödemeler, ücretin etkinliğini ortadan kaldırmış olup gerek ücretin tanımlanmasında, gerekse yapılanmasındaki karmaşa maalesef sürüp gitmektedir. Batı normlarında olduğu gibi asıl ücret esas olmalı, üretim ve kaliteyi teşvik edecek ilkelere bağlanmalıdır.
Bir yönüyle mevzuat konusu olmakla beraber, esnek çalışma, ücretsiz izin, part-time çalışma, telafi çalışması vb. hususlarda toplu iş sözleşmelerinde düzenlemeler yoktur. Bu tür yöntemlerin uygulaması ile işçi-işverenin daha az kayıpla krizlerden çıkma imkanı varken, gerek mali gerek sosyal boyutu ile iki taraf için de olumsuz uygulamalar yapılmakta, çok ağır faturalara katlanılmaktadır.

 

5. İş Güvencesi Yasa Tasarısı
Birkaç kez gündeme getirilip son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca yasalaşmasında ısrar edilen "İş Güvencesi Yasa Tasarısı" ile getirilen yükümlülüklerin ekonomimize ve sosyal yaşamımıza yarar getirmekten çok ciddi sıkıntılar yaratacak nitelikte olduğu defalarca belirtilmiştir. Bunun yerine işyerinin güvenliğinin sağlanmasına özen gösterilmelidir. Bu gerçekleştiği takdirde esasen işçinin de güvenliği sağlanmış olacaktır.
Diğer yandan iş güvencesi, kıdem tazminatı ve işsizlik sigortasının üçlü olarak ele alınıp, AB'deki örneklerine uyarlanması bir çözüm yolu olabilir. İşyerlerinin kıdem tazminatı ve işsizlik sigortası yükümlülüklerinin mevcut hali ile devamına iş güvencesinin sorumluluk ve yükümlülüklerinin eklenmesi, ikileşim yaratacaktır. AB ülkelerinde böyle bir model bulunmamaktadır. İş güvencesi yasa tasarılarının her akla geldikçe ortaya konmasının iş hayatında yarattığı kaygılar sebebiyle artık bu konunun gündemden kaldırılması gerekmektedir.

 

6. Milli ücret politikası
Ücretli kesimler arasındaki uçuruma varan gelir farklılıkları ve kamu kesimi ücret ve maaşlarının tespitinde yapılan hatalar sosyal barışı tehdit etmektedir.
Artık konfederal düzeyde temel-çerçeve toplu iş sözleşmelerinin gündeme getirilmesi zamanı gelmiştir. Bir zamanlar devletin toplumsal uzlaşma gibi makro bir modeli uygulamaya koyduğu bilinmektedir.
Ücretin yapısının, makro ekonomik politikalarla verimliliği destekleyici yönde değiştitilmesi ve ücret artışlarının, yüksek oranda seyreden işsizliği de dikkate alan, adil, bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz, oluşturulacak milli ücret politikası; çalışma ilişkilerinde istikrar ve uyumun sağlanması, uyuşmazlıkların azaltılması, toplumun ekonomik ve sosyal performansının geliştirilmesi yönünde atılmış bir adım olacaktır.

 

7. Ekonomik ve Sosyal Konsey
Nisan 2001 tarihinde çıkarılan kanunla toplumsal uzlaşmanın kurumsallaştığı Ekonomik ve Sosyal Konsey, yıl sonuna kadar hiçbir etkinlikte bulunmamıştır. 2002 yılında konseyin yapacağı çalışmalardan öncelikli beklentilerimiz; ekonomik krizin aşılmasına katkıda bulunulması, ülkemizin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara ışık tutulması ve AB yasaları ile uyum sağlayacak tavsiye kararlarının oluşturulması şeklindedir.

 

Sonuç
Yaşanan ekonomik krizle birlikte çok ciddi boyutlara ulaşan işsizlik sorununa; işletmelerin istihdama ilişkin vergi, fon vb. yükümlülüklerinin azaltılması, üretimin vergi yükünün tüm ekonomi bazında indirilerek tabana yayılması, böylece sanayiin iç ve dış piyasalardaki rekabet gücünün artırılması yoluyla çare bulunmalıdır.
2002 yılında; hükümet, işçi Sendikaları Konfederasyonları ve sendikaları ve üniversiteler ile daha etkin bir diyalog süreci başlatılarak ulusal ve uluslararası ekonomik ve sosyal gelişmeler konusunda bilgi paylaşımının sağlanması, genel ekonomik yapıda, sektörde ve işyerlerinde yaşanan sorunlar konusunda sürekli bilgi alışverişinde bulunulması yerinde olacaktır.

 

Yukarıda belirttiğim hususların yasal düzenlemeler yoluyla halline kadar, TİSK'in organizasyonunda, gerekli çalışmaların yapılması ve önümüzdeki süreçte öncelikle hayata geçirilmesi zorunluluğunun altını çizmek istiyorum.

Tespit edilen yeni asgari ücret hakkında

Asgari ücret 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olarak 16 yaşından büyükler için 222.000.750 TL/ay olarak tespit edilmiştir. Belirtilen bu miktara, mevcut asgari ücret yüzde 32 oranında artırılarak varılmıştır.
1 Temmuz 2002 tarihinde yılın 2'nci 6 ay için asgari ücret yeniden belirlenecektir. Gerçek değerlendirme toplam kümülatif artış miktanna göre yapılmalıdır.

 

Hükümetin 2002 yılı İçin TÜFE hedefi yüzde 35 olup, 2001 yılının 2'nci yarısı 6 ay, TÜFE yüzde 27.7 dolayındadır.
Bu veriler göz önünde tutulduğunda işveren kesimi olarak belirlenen yeni asgari ücrete, ekonomik kriz şartlarında çalışanların ve işletmelerin içinde bulunduğu durumu; hükümetin istikrar tedbirlerini ve enflasyon hedefini; işgücü piyasasında artan işsizlik tehdidini dikkate aldık ve çalışma barışının devamı anlayışı içinde olumlu oy kullanmış bulunuyoruz.


Asgari ücret tespit modeli, çalışanların geçim şartları ile ekonomik durum dengesini öngören Anayasa ve yönetmelik hükmü paralelinde; istihdamı teşvik edecek, işsizliği artırmayacak ve kayıtdışı ekonomiyi caydıracak biçimde olması gerekmektedir.
Asgari ücret sisteminde uygulanan 16 yaş kriteri, mevcut yasal düzenlemelerle uyumlu değildir. Söz konusu yaş ayrımı genç yaş gruplarında işsizliğin ve kayıtdışı İstihdamın artmasına neden olmaktadır. AB ülkelerindeki uygulamalar da dikkate alınarak, asgari ücretteki yaş ayrımının 20 yaşın üzerinde belirlenmesi isteğimiz haklılık kazanacaktır.

Toplu iş sözleşmeleri gereğince çalışanlara yapılan yan ödemeler ücreti ikiye katlamakta, buna karşılık mevcut asgari ücret sisteminde bu ödemeler dikkate alınmamaktadır. Bu durum, toplu iş sözleşmesi uygulayan işyerleri aleyhine haksız rekabete sebep olmaktadır.
Öte yandan, devlet memurlarının maaş dışındaki tüm yan ödemeleri asgari ücrette hesaba katılmaktadır.
Beliıtilen bu gerçekler ışığında, asgari ücretin toplu iş sözleşmesi yapan ve yapmayan işyerleri için farklılaştırılmaması adil değil, çifte standarttır. Bu vesileyle bazı temennilerimizi de belirtmek istiyorum.

 

1. Asgari ücret üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır.
3824 sayılı kanunla yapılan düzenleme ile Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin kullanılması ve özel gider indirim tutarının asgari ücretin yarısı düzeyine yükseltilmesi konusunda aldığımız ortak temenni kararının hükümetçe hayata geçirilmesinde ısrarlıyız.
2. Asgari ücret üzerindeki SSK prim yükü azaltılmalıdır.
a. SSK primine esas kazancın alt sınırı önümüzdeki süreçte de asgari ücreti aşmamalıdır.
b. SSK primine esas kazancın alt ve üst sınırları tespit edilirken aşırı oranlarda artış yapılmamalı, makul düzeylerde tutulmalıdır.
Bu konuda da aynı şekilde temennimizin ivedilikle ele alınması konusunda işçi kesimi ile mutabık kalmış bulunuyoruz.

3- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan'ın da beyan ettikleri gibi, yürürlükteki bazı yasalarda öngörülen çeşitli idari para cezalarının asgari ücretle bağlantısı kesilmelidir. Çalışma hayatı alanmdaki idari para cezaları, kanun düzenleme tekniği ile uyumlu hale getirilerek, maktu miktarlarda belirlenmelidir.
Yeni Asgari Ücretin uygulamasının, ülkemiz iş hayatında önemli sorunlar yaratmamasını ve hayırlı olmasını temenni ederim.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım