[ , ]

Ana Sayfa / Editör'den

 

GÜNCEL :

Halit Narin: Politikada bugün doğru adım atan, yarının kahramanı olur

 

SEMPOZYUM :

Pakistan'a tanınan haklar sektörü çileden çıkardı
Tekstil sektöründen AB'ye sert tepki

 

SEKTÖR :

Nereye Gidiyoruz?...

 

İŞVERENİN GÜNLÜĞÜ :

M. Yaşar Denizer: Baba tavsiyesiyle tekstile girdi, iplik piyasasının duayeni oldu...

 


LİNKLER:

tekstilisveren.org.tr

üyelerimize duyurular

 

 

 

Hangi otobüsün yolcusuyuz?

Kendi krizimiz bize yetmedi, üstüne bir de savaş sosu eklendi. Ekonomi de siyaset de şimdi, "çık işin içinden çıkabilirsen" durumunda. Tüm dünyada olduğu gibi elbetteTürkiye'de de tüm olasılıklara karşılık "ne getirir-ne götürür" muhasebesi yapılıyor. Fakat aradan geçen günlerin ardından bir de geriye dönüp bakıyoruz ki...

Bir; şoku yaşayan dış dünyada, hatta toplumsal deprasyon geçirdiği söylenen ABD'de bile, hedefler ve bunun için seçilen araçlarda (yanlış veya doğru) belirgin bir netleşme var.

İki; dünya ekonomisi sarsıntınm etkilerini kısa sürede hesapladı, global ekonominin yüzde 1 daha az büyüyeceğini ortaya koydu, işinin başına döndü.

Üç; Arap dünyası "Taliban mı, ABD ve müttefikleri mi" sorusunu kendince yanıtladı ve kara sahasını da hava sahasını da süper lige açtı.

Aynı süre içinde Türkiye'de neler oldu.. Daha doğrusu neler olamadı?..

Bir; Türkiye Afganistan'a asker gönderecek mi, göndermeyecek mi, hatta ABD bizden bu konuda bir şey istedi mi istemedi mi, uzun bir süre anlaşılamadı.

İki; 11 Eylül saldırısının ekonomik maliyeti konusunda merkezi bir çalışma yapılamadı.

Üç; tekstil sektörü savaş bölgesinin iptal edilen siparişlerine sevinmeli mi, yoksa kotalar nedeniyle kaçmak üzere olan yeni fırsatlar için kahrolmalı mı, karar veremedi.

Üstüne üstlük...

Bu kritik dönemde milletvekillerinin maaş sorununun tetiklediği seçim ihtimali kamuda zaten yürümeyen işleri de durdurdu. Seçimden yana mı tavır koymalı, yoksa her fırsatta eleştirilen hükümetin devamı mı istenmeli, iş dünyası şaştı kaldı.

Hükümetortakları, "KDV indirilsin, yok çıkarılsın" tartışması başlatınca, vatandaş, (bu krizde bir de saf duruma düşmeyeyim diye) alışverişi tamamen kesti..

 

***

Butün bunların elbette ekstra maliyeti var. Piyasanm ruh halinden de belli oluyor bu.

Merkez Bankası her ay Türkiye'nin önde gelen 500 işyerinde anket yapıyor ve sonuçlarını "iktisadi yönelim anketi" adıyla yayımlıyor. Daha önce de bu anketten söz etmiş, ağustos ayında umutların biraz arttığı sonucunu çıkarmıştık. Ancak tahmin edilebileceği gibi Eylül ayında moraller yeniden bozuldu.

Ankette önümüzdeki aylara dair ipucu veren iki önemli soru var. Birincisi, iç piyasada alınan yeni siparişlerin gelecek üç ay trendine ilişkin. Bu soruya yukarı diye cevap verenlerin oranı yüzde 17,3. Bu oran Mayıs ve Ağustos aylarında sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 21 olarak gerçekleşmişti. Bu veriler, iç talebin yılın son çeyreğinde de azalmaya devam edeceği yönünde işaret veriyor.

Bir de iç telepteki gerilemeye ilaveten, son çeyrekte dış talepte de bir azalma söz konusu olacak.

Yani yeni heyecanlarla asılıyoruz her yeni döneme, ancak kısa sürede umudumuzu yitiriyoruz. 2002 otobüsünü de mi kaçıracağız yoksa.

 

*****

Geçen ay ünlü iktisatçı Friedman'ın benzinlik tezini anlatmıştık, konu bizi yine bir benzinliğe sürükledi. Ordan devam edelim öyleyse.

 

- Erzurum'dan hareket eden şehirlerarası yolcu otobüsü bir benzin istasyonunda mola vermiş. Erzurumlu vatandaşımız, çayını içmiş, otobüse dönerken bakmış, aynı yere üç otobüs daha yanaşmış. "Acaba benim otobüsüm hangisiydi" diye düşünürken, araçlardan biri hareket etmez mi? Kendisini can havliyle hareket eden otobüse atan Erzurumlu, yolculara seslenmiş:

- Ula dadaşlar! Hele bakın, ben bu otobüsün yolcusu mıyam?