|
|
|
|
[ , ] |
|
![]()
GÜNCEL :
Halit Narin: Politikada bugün doğru
adım atan, yarının kahramanı olur
SEMPOZYUM
:
Pakistan'a
tanınan haklar sektörü çileden çıkardı
Tekstil sektöründen AB'ye sert tepki
SEKTÖR :
İŞVERENİN GÜNLÜĞÜ :
M. Yaşar
Denizer: Baba tavsiyesiyle tekstile girdi, iplik piyasasının duayeni oldu...
LİNKLER:
![]()
"Şu anda ayakta kalan zordaki şirketlerin kurtarılması ile ilgili çahşmalar
var.
Program iyi ama düşünce yanlış. Ayakta olan şirketleri kurtarmak ne demek?
Türkiye'nin problemi ayakta olan şirketler midir, yoksa kapanmış şirketler mi?"
Ekim ayının son haftasında CNBC-e ekranlannda ekonorni dünyasırun son zamanlarda en fazla üzerinde durduğu ihracat konusu ve hükümetin reel sektöre ilişkin aldığı kararlar masaya yatırıldı. Gündemdeki konulan enine boyuna ele alan konuşmalardan biri, "politikada bu kritik dönemde atılaçak doğru adımlann büyük sonuçlar doğurabileceğine" işaret eden sendikamız Başkanı Halit Narin'di. Programın diğer konuğu Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) yeni başkanı Oğuz Satıcı ise, hedefin daha fazla ihracat olması gerektiğini söyle
di.
TİM Başkanı Oğuz Satıcı, ihracata olabilmesi için öncelikle üretimin olması gerektiğine işaret ederken, mali ve reel sektörün bir bütünün parçası olduğuna dikkat çekti.
"Bunlan birbirinden çok fazla koparmadan hareket eder hale getirmek gerekiyor" diyen Satıcı sözlerini, "Ülkemiz şu anda ihracatta ihtiyacı olan payı
alamıyor. Hiç olmazsa mali sektörün buna çok dikkat etmesi lazım. Reel sektör için başlayan toplantılar tamamlanamadı. Ama devamı gelecek. Gerçekten
de reel sektörün, tekstilcinin ve ihracatçının sorunlan o kadar büyük ki, bunlar çözülmeden adım atmak imkansız artık" diye bağladı.
Narin: Türkiye'nin gerçek problemi nedir?
Başkan Halit Narin ise sözlerini özellikle temel problemlerin ortaya çıkarılması noktasında yogunlaştırdı. Zordaki şirketlerin kurtanlması girişimleri için önce "Türkiye'nin öncelikli problemi nedir?" sorusunun yanıtlanmasını isteyen Narin, bu konuda şunlan söyledi:
"Şu anda ayakta kalan zordaki şirketlerin kurtarılması ile ilgili çalışmalar var. Program iyi ama düşünce yanlış. Ayakta olan şirketleri kurtarmak
ne demek? Türkiye'nin problemi ayakta olan şirketler midir, yoksa kapanmış şirketler mi? Kapanan işyerleri nedeniyle işsiz kalmış, patlamaya hazır geniş bir kitle var.Buna karşılık yapılan çalışmalarda hala "bankacılık sektörünü kurtarma" ön sırada. Ekonomisi olmayan bir yerde bankacılık sektörü ne yapacak.
Bankacılık sektörünün elindeki dövizi yurtdışına çıkarmasına mani olamıyorsunuz, aynı bankalar senelerden beri üretene kredi ambargosu koymuş, buna çare üretemiyorsunuz. Üstüne üstlük bir de yüksek faizli Hazine bonolarıyla bu çarpık sistemi besliyorsunuz. Şimdi de kalkmış önce bu sistemi kurtaralım, diyorsunuz.
Bankacılık sektörünün kaynağı üretimdir. Şimdi de diyorlar ki büyük şirketleri kurtaralım. Türkiye'de bilmedigimiz yeni bir düzen mi inşa ediliyor? Türkiye'de olağanüstü yeni bir tatbikat mı var, diye düşünüyorum. Bunlar sanayici olarak bize çok yalnış geliyor. Çünkü KOBİ'lere, sanayiciye, çiftçiye, esnafa göre doğru mantık, yaygın sosyal ekonomik dengeleri kurmaktır.
Yani yeniden sosyal dengenin kurulmasına ihtiyaç varken, büyük şirketlerin kurtanlması planlan yapılıyor. Sonra küçük şirketler bu kurtarılmış büyük şirketierle işbirliği yaparak kurtulsun, deniyor. Bunu tartışmak bile aslında anlamsız artık bu zamanda.
Sosyal şartlar ne durumda?
Narin'in önemle üzerinde durduğu ikinci nokta ise sosyal şartlar oldu.
Ankara'nın durumun farkında olmadığını söyleyen Başkan Narin, "Şimdi yapılması
gereken, masaya yatınlması gereken Türk milletinin sosyal ve ekonomik
şartlardır" diye konuştu. Narin sözlerini şöyle sürdürdü:
"Masaya yatınlan bir grup sektör veya bir grup işveren olduğu sürece bu
masadan çıkacak karar da hiçbir zaman memleketin, milletin beklediği karar
olmaz. Yani alınan karar; şoförün, armatörün, çiftçinin ulaştırmacının,
KOBİ'lerin beklediği bir karar olmaz. Tepedeki 30-40 tane bankayla büyük
birkaç holdingine yarar bunlar. Bence, bu toplantılar sosyal dengesizliğin
daha da bozulduğuna işaret ediyor. Bundan da çok üzüntü duyuyorum.
Sesini çıkaran sanayiciye, "ihracat yükseliyor ya" deniyor. Peki neyin
ihracatı bu?.. Türkiye'de üretilen malın ihracatı mı yapılıyor? Kimse bunları
konuşmuyor. Dışandan gelen malın yine dışarıya gönderilmesine ihracat deniyor
şu sıralarda.
Türkiye'nin gerçeklerinin ortaya konması lazım. Çiftçi ve sanayici niye
bağrıyor.. Tekstilde gerçekleşen ihracatın ne kadan ithalata dayalı, bunlar
konuşulmuyor.
Türkiye'nin gerçeklerini bilmeyenler, Türkiye'yi oyalıyor. Odalar birliği ile
odalann başkanları, Türkiye'nin gerçeklerini en iyi bilen konumdadırlar.
Bunlar gerçekleri açık açık kamuoyunda tartışsınlar. Neden tartışmıyorlar?
Sosyal dengenin ve ekonominin gerçek hakimi TÜSİAD değil TOBB'dur. TOBB
başkanlarının söylediği ve onların vereceği bütün rakamlar ve ifadeler yüzde
100 bu memleketin gerçeklerini yansıtır. Türkiye'nin geleceği ve kurtuluşu
bundadır."
Bankaların alacakları sorunu
Programın dikkat çekici noktalanndan biri de fınans kesiminin reel sektöre
kullandırdığı, ancak tahsil edemediği söylenen büyük borç rakamlarıydı. Çünkü
uzun zamandan beri, bankaların sanayiciye kullandırdığı kredileri geri
alamadığı için krize girdiği söyleniyordu.
Başkan Halit Narin bunun gerçek olmadığını, bu konudaki tüm rakamlann en açık
bir şekilde kamuoyu önünde tartışılması gerektiğini ısrarla belirtti. Banka
alacaklarının astronomik faizlerle şişirildiğini belirten Narin, "Gerçekte
telafuz edilen rakamların 5'te biri bile reel sektöre kullandınlmadı" dedi.
Narin şunları söyledi:
"Bankaların beyanları gerçekleri yansıtmıyor. Gösterilen borçlar aslında
sanayicinin, KOBİ'lerin, ziraatçinin borcu değildir. Onların almış olduklan
para bugün deklare edilen borcun 5'te birinden bile daha azdır. Bu sanayinin
bankalara borcu yok. Astronomik faizlerle şişirilmiş borç rakamlan var ortada.
Özel sektör beceriksiz, başansız olarak tanıtılıyor. Bankacılık sektörü de
sanayiciye para kaptırmış mağdurlar olarak gösteriliyor. Bu yalnıştır. Bu
gerçekler açık açık konuşulmadığı sürece Türkiye'de uygulanacak olan reçeteler
gerçekçi olamaz."
Narin'in kamuoyunda tartışılan diğer konulara ilişkin sözleri ise şöyle:
Gerçek ihracat mı yapılan?
"Gerçek ihracat Türk emeği ile üretilen malın ihracatıdır. Bizim ürünümüzü,
emeğimizi pazarladığınız sürece gelirimiz artar. Tekstil ve konfeksiyonda bile
30-40 milyar dolarlık ihracat hayal değildir. Ama bunun için desteğe ihtiyaç
var. Kısa süreli mallarla bunu yapamazsınız. Biz diyoruz ki Hükümet o
maddeleri bir kenara bıraksın. Gümrük lerde kontrolleri sıklaştırsın, fıyat
kontrolleri gümrüklerde yapılsın.
Doğru politika ihtiyacı
"Konsensüse ihtiyaç var. Yani biz beyaz sayfa açtık, bu memleketin problemini
hep beraber sırtlayalım. Ekonomik ve Sosyal Konsey bu işi yürütemiyor. Çünkü,
konseye gelen insanların bir kısmının bankası var. Hükümet el koymasın diye
çırpınıyor. Bir kısmının büyük ithalatı var. Aman orası durmasın diye
çabalıyor. Bir kısmının işçi kitlesi var. Aman orda kimse işsiz kalmasın diye
uğraşıyor. Bu nedenle orada işler yürümüyor.
Konsensüsü sağlaması gereken hükümetin radikal tedbirler almak mecburiyeti
vardır. Bu tedbirler, bütçe ile alakalı değildir. Bütçe gelirinin yüzde 50'den
fazlasını faiz olarak verebiliyorsan, bunun kaba tarifi 65 milyon vatandaşın
35 milyonu, hükümetin vergisi için çalışıyor demektir. Böyle bir ekonomik
modelin gelişmeye uygun, sosyal patlamayı önleyici, istihdamı açıcı bir model
olmadığını herkes biliyor. Demek ki bir yerlerden başlamak lazım.
Sosyal patlama noktası görülmedikçe, aşağıdaki olaylar hissedilmediği sürece
Türkiye'nin gerçeği yakalanamaz. Ankara toplantıdan Türkiye'nin gerçeği
olmaktan çıkmıştır. Milletin gerçekçi politikacıya, bürokrata ihtiyacı var.
İşi yarına havale etmeyen ve bugün yaptığı işi milletine söyleyen adama
ihtiyaç var. Hep yann diyorlar. Bugün ne yaptınız diye sorulduğunda; toplantı
yaptık" diyorlar. Bu yalnış.
Hükümet bu radikal kararları alabilir rni? Bugün bizim sözünü ettiğimiz
politikalarda bir adım öne çıkan, yarının kahramanı olur."