|
|
|
|
[ , ] |
|
![]()
GÜNCEL :
Halit Narin: Politikada bugün doğru
adım atan, yarının kahramanı olur
SEMPOZYUM
:
Pakistan'a
tanınan haklar sektörü çileden çıkardı
Tekstil sektöründen AB'ye sert tepki
SEKTÖR :
İŞVERENİN GÜNLÜĞÜ :
M. Yaşar
Denizer: Baba tavsiyesiyle tekstile girdi, iplik piyasasının duayeni oldu...
LİNKLER:
![]()
Sendikamızın
Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nün gelişmesi için yaptığı
katkılardan dolayı verilen "Teşekkür Plaketi"ni Sendikamız Yönetim Kurulu
Üyesi Sayın Yakup Güngör Sendikamız adına aldı.
Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü ve Ege Üniversitesi Tekstil ve
Konfeksiyon Araştırma-Uygulama Merkezi tarafından bu yıl 9. düzenlenen
Uluslararası İzmir Tekstil ve Hazır Giyim Sempozyumu 26-29 Ekim 2001 tarihleri
arasında Çeşme Altınyunus Oteli'nde yapıldı.
Sektördeki krize rağmen yoğun bir katılımın olduğu sempozyuma, binin üzerinde yerli ve yabancı sektör temsilcisi katıldı. Sektörün sorunlarınm, çözüm önerilerinin ele alındığı sempozyuma, Avrupa Birliği'nin (AB) Pakistan'a tek taraflı olarak sağladığı gümrük muafiyeti ve kota arttırımları damgasını vurdu. Sektör temsilcilerinin ABD kotaları konusunda da acil çözüm istedikleri sempozyumda, tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihracatı ve istihdamıyla Türkiye için önemi vurgulandı.
Sempozyumun açılış töreninde konuşan Ege Üniversitesi Tekstil ve Konfeksiyon Araş-tırma Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu, "1970'li yıllarda bir ara yo-gun bir şekilde öne sürülen ve ne yazık ki sanayileşmekte olan ülkelerde bugün hâlâ birçok kişi tarafından doğru olarak kabul edilen -sanayileşmiş ülkelerin, tekstil sanayiini uluslararası bir işbirliği ve iş bölümü çerçevesinde sanayileşmekte olan ülkelere terkedeceği- iddiasının inanılmaması gereken bir masaldır" dedi.
AB'nin Çin, Hindistan, Endonezya, Pakistan gibi ülkelerden çekinmediğini
belirten Tarakçıoğlu, "Çünkü AB, bu ülkelerle farklı kategorilerde, farklı
kulvarlarda yarışıyor. Son 20-25 yıl içerisinde AB ülkeleri ve ABD, bir
taraftan kota uygulamaları, MFA ve ATC gibi uluslararası anlaşmalarla tekstil
sanayilerini korurlarken, diğer taraftan da gerçekleştirdikleri yapısal
değişikliklerle sanayilerine yeni, güçlü rekabet üstünlükleri kazandırmayı
ba-şardılar. Sonuçta tekstil sanayinden umutlannı kestikleri için değil, tam
tersine kendilerine güvendikleri için 2005 yılından itibaren kotaların
kaldırılmasını kabul ettiler. Hatta mevcut kota uygulamalannı hemen kaldırmaya
ve gevşetmeye bile razıdırlar, yeter ki bu ülkeler de AB tekstil ürünlerine
karşı uyguladıkları tarifeli ve tarife dışı engellemeleri azaltsınlar. Çünkü
AB tekstil sanayileri için önemli olan ve iştahlannı kabartan, gelecekte daha
da bü-yüyecek olan bu pazarlara daha etkin bir şekilde girebilmektir"
görüşlerini dile getirdi.
Başer'den rapor
Sempozyumun ilk bölümünde Türkiye Tekstil Sanayü İşverenleri Sendikası adma
bir rapor sunan Bülent Başer de, AB'nin tekstil ve konfeksiyon sektörüne
yönelik menşe ve gümrük kurallarını aşırı serbest olarak belirlediğine dikkat
çekerek, AB'nin bununla da yetinmeyerek 20'nin üzerinde ülke ile serbest
ticaret ve serbest kota anlaşması imzaladığını hatırlattı. AB'nin bu
anlaşmaları Türkiye'nin hayati çıkarlarını gözardı ederek tek taraflı olarak
yaptığını, ama anlaşmaların Türkiye'yi de kapsadığını vurgulayan Başer, son
olarak Pakistan'la yapılan anlaşmanın da bunun iyi bir örneği olduğunu
söyledi.
AB'nin bu stratejisinin Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda değiştirilmesi
için gerekli resmi girişimlerin derhal başlatılması gerektiğini kaydeden
Başer, "AB'nin Çin ve benzeri ülkelerle yapacağı serbest kota ve ticaret
anlaşma-larına tekstil ve konfeksiyon ile tüm emek-yoğun sektörlerin dahil
edilmesine resmi makamlarımızca AB nezdinde engel olunmalıdır. Ayrıca bu tek
taraflı anlaşmalar karşısında, AB Gümrük Birliği Karma Protokolü'nun 60.
maddesi çekinmeden tek taraflı uygulanmalı ve AB ortak gümrük tarife oran-ları
yerine Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre 3. dünya ülkelerinin Türkiye'ye
uyguladıkları gümrük vergi oranları daha fazla geciktirilmeden yürürlüğe
konmalıdır" görüşlerini dile getirdi.
Gümrük Birliği anlaşmasının bugüne kadar Türkiye'ye faydadan çok zarar
verdiğini kaydeden Başer, "Bu nedenle diğer AB aday ülkelerinde olduğu üzere,
Gümrük Birliği'nin AB Yol Haritası'ndan ve AB ulusal programımızdan
vazgeçmemek kaydıyla serbest ticaret anlaşmasma dönüştürülmesi gerektiğini
düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye'nin başta tekstil ve konfeksiyon sektörü olmak
üzere en fazla istihdam ve GSMH'yı sağlayan tüm emek yoğun sektörlerin
geleceğini belirlemede tüm tarafların Gümrük Birliği ortaklık sorumluluklarını
hatırlamaları ve gerekli acil önlemleri almaları gerekmektedir" diye konuştu.
ABD'nin Avrupa Birliği'ne tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde kota
uy-gulamadığını hatırlatan Başer, "Avrupa Birliği'nin ABD nezdinde Türkiye'ye
Avrupa Birliği tarafından uygulanan kotaların derhal kaldırılması için Türkiye
ile ortak hareket etmesi sağlanmalıdır. Ayrıca Avrupa Birliği'nin Doğu Avrupa
(Pan-Avrupa) ve Kuzey Afrika Ülkeleri ile yaptığı ve yapacağı serbest ticaret
anlaşmalarına Türkiye'nin de doğrudan katılımı Avrupa Birliği nezdinde
sağlanmalıdır" görüşlerini dile getirdi.
GB sadece Avrupa lehine çalıştı
Gümrük Birliği'ne giriş sonrası AB'ye olan ihracat cirosunun son 5 yılda kayda
değer bir artış kaydetmediğini, aksine ihraç birim fiyatlarını sürekli olarak
çok büyük oranlarda ucuzladığına dikkat çeken Başer, "Gümrük Birliği'ne giriş
sonrası AB'den ithalatımız 5 yılda ortalama yüzde 117 artmış ve Gümrük Birliği
sadece AB lehine çalışmıştır. Türkiye-AB dış ticaret dengesi Gümrük Birliği
beklentilerimize rağmen 1995'ten bugüne kadar sürekli yüzde 200'lere varan
oranlarda aleyhimize gerçekleşmiştir. AB, tekstil ve konfeksiyon sektörü için
üçüncü dünya ülkelerine yö-nelik uyguladığı sıfır/sıfıra yakın gümrük ve
serbest kota stratejisi ile Türkiye'yi Uzakdoğu ve Doğu Avrupa ülkelerinin
haksız rekabetine teslim etmiş ve Türkiye'nin AB'ye yönelik tekstil ve
konfeksiyon ihracatı miktar olarak artarken, birim fiyatlarının sürekli
düşmesine ve sektörümüzün sürekli zararma satış yapmasma yol açmıştır" diye
konuştu.
"Türkiye, GB'nin tahribatına daha fazla dayanamaz"
AB'nin Türkiye'yi adeta sıfır mali-yetle, sembolik karşı yükümlülüklerini bile
yerine getirmeden iç pazarına dahil ettiğini vurgulayan Başer, "Böylece AB
yönünden bir sorun kalmamış, aksine talebi ve bağımlılığı hızla artan
pazarımızın tüm imkanları Brüksel'in önüne serilmiştir. Üçüncü dünya
ülkelerinden hem AB'ye hem de ülkemize yönelik haksız ithalatın arttığı ve
ihracatın aynı seviyelerde kaldığı bu tablo ile, 10 yıllık bir perspektif
içinde bile Türkiye'ye yer vermeyen AB ile ticaretimiz, mevcut Gümrük Birliği
çerçevesinde belirsiz lem menşe kuralı yerine sadece AB menşeli ipliklerden
üretilen tekstil ve konfeksiyon ürünlerine ATR serbest dolaşım belgesi
verilmesi resmi ma-kamlarımızca AB nezdinde sağlanmalıdır. Ayrıca AB'li
tekstil ve konfeksiyon yatırımcılarının Türkiye'de ortaklık ve yatırım
yapmalarını tercih etmeleri için gerekli yatırım, kredi, istihdam ve vergi
indirimi teşvik mekanizmaları AB Brüksel ve Ankara nezdinde sağlanmalıdır"
dedi.
Türkiye bu sektörü gözden çıkaramaz
Tekstil ve konfeksi-yon sektörünün toplam AB istihdamının sadece yüzde
3.6'sını sağlarken, AB'nin bu sektörü gözden çıkarma lüksüne sahip olduğunu
vurgulayan Başer şöyle devam etti:
Türkiye'de ise tekstil ve konfeksiyon sektörü ülkemiz kayıtlı istihdamının
yüzde 11'ini, kayıtdışı istihdamın yüzde 25'ini ve kayıtlı GSMH'nin takribi
yüzde 10'unu, kayıtdışı ekonominin ise takribi yüzde 20'sini sağlamakta ve
ülkemiz ihracatının yüzde 40'ını gerçekleştirmektedir. Bu nedenle sektörümüz
hiçbir şekilde gözardı edilemez durumda olup bu sektörde ve tüm emek yoğun
sektörlerde Türkiye AB'nin tek taraflı strateji tespitini kabul etmemelidir."
• AB'nin serbest ticaret ve imtiyaz anlaşmaları
yaptığı bazı ülkeler
Çin, Hong Kong, Kamboçya., Laos, Pakistan, Singapur, Sri Lanka, Tayland,
Vietnam, Kuzey Afri-ka Ülkeleri, Ukrayna, Arjantin, Peru, İsrail, Ürdün,
Suriye.
• Sektörün işletilmesini istediği AB ile Gümrük
Birliği kararının 63. maddesi ile teyit edilen katma protokolün 60. maddesi:
"Türk ekonomisinin bir faaliyet sektörünü veya dış mali istikrarını tehlikeye
düşürecek ciddi bo-zukluklar ortaya çıkaracak veya Türkiye'nin bir bölgesinde
ekonomik durumun bozulması şeklinde güçlükler belirlenirse, Türkiye gerekli
tedbirleri alabilir."
• Türkiye tekstil sektörü kurulu kapasitesi
Teşvik edilen hızlı yatırımlar sonucunda Türkiye'nin ring iplik kapasitesi
AB'nin yüzde 97'sine, open-end iplik kapasitesi AB'nin yüzde 78'ine, mekikli
dokuma tezgah kapasitesi AB'nin yüzde 80'inine, mekiksiz dokuma tezgah
kapasitesi AB'nin yüzde 27'sine ulaşmıştır.
Tekstil Araştırma Merkezi'nin
kuruluş protokolü imzalandı
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün en büyük sorunlarından biri olan AR-GE
ça-lışmalarını yapmak üzere Ege Üniversite-si, Türkiye Tekstil Sanayii
İşverenleri Sen-dikası ve Türk Tekstil Vakfı işbirliğiyle Tekstil Araştırma
Merkezi kurulmasına karar verildi. Kuruluş protokolü imzalanan Tekstil
Araştırma Merkezi, TÜBİTAK tara-fından destekleniyor.
Kuruluş protokolü imzalanan Tekstil Araştırma Merkezi, Türk tekstil ve
konfek-siyon sektörünün en büyük sorunlarından biri olan AR-GE konusunda
çalışmalar yapacak.
Tekstil Araştırma Merkezi'nin imza töreninde konuşan Ege Üniversitesi Tekstil
ve Konfeksiyon Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu,
Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon konusundaki AR-GE faaliyetlerini son derece
yetersiz olduğuna dikkat çekerek, "Üniversite mensupları olarak başta altyapı
ve kadro eksikliği olmak üzere maddi imkansızlıklar nedeniyle bu konuda
sanayiciye ihtiyaç duyduğu hizmetleri verememenin üzüntüsünü her zaman
hissettik. Bilinçli sanayicilerimiz de ciddi AR-GE desteğinden yoksun kalmanın
eksikliğini her zaman hissettiler ve sektör bu eksiklikten çok zarar gördü.
Birkaç ay önce Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası ve Türk Tekstil Vakfı
yetkililerinin gayretleriyle bu eksikliğin giderilmesi için girişimler
başlatıl-dı. Sanayinin büyüklüğünü ve önemini gözönüne alan TÜBİTAK'ın da
konuya sıcak bakması üzerine, TÜBİTAK'ın üniversite-sanayi ortak araştırma
merkezleri programı çerçevesinde bir Tekstil Araştırma Merkezi kurulmasına
karar verildi" bilgilerini verdi.
Merkezin üniversite ayağını Ege Üniversitesi ve istanbul Teknik
Üniversite-si'nin birlikte oluşturmasının amaçlandığını kaydeden Tarakçıoğlu,
"Ancak İTÜ'nün bu merkezde görev almak istememesi üzerine bu göreve tek başına
talip olduk. Talip olduğumuz görevin zorluğunu biliyoruz ama bir şeylerin
değişmesi şart" dedi.
Projenin 500 bin dolarlık bir proje olduğunu ifade eden Türk Tekstil Vakfı
Yö-netim Kurulu Başkanı Sadık Oğuz, "Bunun yarısını biz, yarısını da TÜBİTAK
kar-şılıyor. Projeyi Ege Üniversitesi'ne götürdük, bize destek verdiler. Bütün
üniversi-teleri, tekstile gönül veren araştırma görevlilerini ve profesörleri
bu projeye katılmaya davet ediyorum" diye konuştu.