|
|
|
|
[ , ] |
|
![]()
GÜNCEL :
Halit Narin: Politikada bugün doğru
adım atan, yarının kahramanı olur
SEMPOZYUM
:
Pakistan'a
tanınan haklar sektörü çileden çıkardı
Tekstil sektöründen AB'ye sert tepki
SEKTÖR :
İŞVERENİN GÜNLÜĞÜ :
M. Yaşar
Denizer: Baba tavsiyesiyle tekstile girdi, iplik piyasasının duayeni oldu...
LİNKLER:
![]()
Türkiye'nin en büyük iplik üretici-si DlKTAŞ'ın sahibi M. Yaşar Denizer'le Maltepe Cevizli'deki fabrikasında görüştük. Aslen Rizeli olan Yaşar Bey ve çalışanlarının, bizi sanki evlerindeymiş gibi ağırlamaları doğrusu hoş bir sürpriz oldu. Babası Mustafa Denizer'in baskısıyla 16 yaşında tekstil piyasasına adım atan 70 yaşındaki konuğumuz, işi sözkonusu olunca ilk günkü heyecanını taşıyor. Yanında çalışanlarla birebir ilişkiler kurmaktan yana olduğunu söyleyen Denizer, "Beni bu odada otururken zor görürsünüz" diyor. Bu yüzden olsa gerek oğlu Ahmet Bey şaka yollu "Baba, bu odayı bana bırak. Nasıl olsa sen bütün gün işletmede gezip duruyorsun" diye takılıyor. 1958 yılında Şenol Şeber'le evlenen başarılı tekstilcinin 3 çocuğu ve 5 torunu var.
Okul sıralarından iş dünyasına
Rize'de 1931 yılında doğan M. Yaşar Denizer, 6 yaşında ailesiyle birlikte
İstanbul'a taşınmış. 1938 yılında ilkokula başlayan Yaşar Bey, "Atatürk'ün
öldüğü yıldı. Kaya Bey adlı hocamız bizi toplayıp Ulu Önder'i anlatmıştı"
diye-rek okul yıllarının en unutulmaz anısını anlatıyor.
Sirkeci'de fırıncılık yapan baba Mustafa Denizer bir arkadaşıyla, 1944
yılında, Yeşildirek'te Italyanlar'dan aldığı bir dikiş ipliği atölyesiyle
tekstil piyasasına girer. 1945'te ise ortağından aynlıp tek başına işi
yürütmeye karar verir. Mustafa Bey bu kararı verir vermesi-ne de tek başına
her yere yetişmesi söz konusu değildir. Genç işadamına yardım edebile-cek en
uygun kişi ise henüz ortaokulda okuyan 3 kardeşin en büyüğü, yani Yaşar
Denizer'dir. Babasmın baskısıyla eğitimini yarıda bırakıp çalışmaya başlayan
Yaşar Bey için Ye-şildirek'teki atölye hem lise hem üniversite olur. Üstelik
işe birlikte başladıkları 15 işçi de en yakın arkadaşlarıdır.
Küçük yaşta bir işletmenin sorumluluğunu alan Denizer'in içinde bulunduğu
şartları hafife almayın. Gençtir ve yaşıtları gibi kanı kaynamaktadır. Burada
"En yakın arkadaşlarım" dediği işçiler devreye girer. Futbol maçlarına
düşkündür. Özellikle Galatasaray deyince akan sular durur. Durum böyle olunca
baba Mustafa Bey'den gizlice kaçıp soluğu stadda alırlar. O günleri
hatırlayınca derin bir iç geçiren Yaşar Denizer'in unutamadığı bir anısı
biletsiz stada girmesi. Başarılı tekstilci o günü şöyle anlatıyor, "Atölyedeki
arkadaşlarımla birlikte stada gittik. Ancak onların parası yeterli olmadığı
için stada kaçak girdiler. Her ne kadar durumum iyi olsa da arkadaşlarımdan
ayrılmamak için ben de duvardan atladım."
Bunlar tabii ki işin eğlenceli tarafları. Başta üretim ve satış olmak üzere
işletmedeki tüm birimlerde çalışan Denizer, tekstil dünyasında söz sahibi
olmak için yeni atılımlar içindedir. Eniştesi Hayati Zırh ile kardeşi Ziya
Bey'in fabrikada çalışmaya başlama-sıyla rahat bir nefes alır. İktisat
Fakültesi'ni bitirip askerliğini yaptıktan sonra, 1961 yılında işe başlayan
kardeşine "Gelip hazıra kondu" diye hafif yollu takılmadan geçemiyor.
DlKTAŞ artık bir aile şirketi olmuştur. Ancak Yeşildirek'teki atölye,
piyasanın talebini karşılamakta yetersiz kalır. Bunun üzerine 1972 yılında
Maltepe -Cevizli'de 40 bin metrekare kapalı alanı olan Türkiye'nin ve dünyanın
sayılı iplik üretim tesislerinden DlKTAŞ Iplik Fabrikası'nı kurarlar.
Altınbaşak, Oltalı, Üçbaşak gibi markaların yaratacısı DlKTAŞ, bin çalışanıyla
tam bir aile şirketi. İkinci kuşak Denizerler'den sonra 3 kuşak da yönetimdeki
yerini almış. M. Yaşar Denizer, kendisinden sonra gelenlerin eğitim alması
konusunda çok hassas. Başta kardeşi Ziya Bey olmak üzere oğlu Ahmet, kızı
Sinem, yeğenleri Mustafa, Selim ve Aylin'in üniversite okumasına önayak olmuş.
Bunun içindir ki aile şirketi görünümündeki DİKTAŞ'ın yönetiminde profesyonel
bir ekip bulunuyor. Daha önce de değindiğimiz gibi Yaşar Bey'in başarısının
ardında yanında çalıştırdığı kişilerle yakın diyalog içinde bulunması yatıyor.
Mütevazı kişiliği ile dikkat çeken tekstilci, gururla, "Ben işçilerimle oturup
aynı masada yemek yerim. Gün boyunca onların arasındayım" diyor. Işçilerine
karşı son derece de vefalı. DlKTAŞ'ta işe başlayan bir işçi emekli olana kadar
fabrikada çalışıyor. Sanırım örnek vermek için, sekterinin 20 yıllık olduğunu
söylemek yeterli. Bunun ötesinde onlann özel sorunlarıyla birebir ilgileniyor.
Yanında çalışanların huzursuzluğunun yapılan işe yansıyacağına inanan Denizer,
"Onların sorunlarını çözmek için kapımız her zaman açıktır" diye konuşuyor.
Ülkedeki bütün kuruluşların küçülmeyi tercih ettiği günümüz-de DlKTAŞ,
Uzunköprü'de kuracağı bir tesisle atılımlarını sürdürmeye devam ediyor.
Sosyal aktivitelere zaman yok
Bunca sorumluluk arasında M. Yaşar Denizer'in sosyal faaliyetlere zaman
ayırınp ayırmadığını merak ediyorsunuz. Sizi fazla bekletmeyelim. Yaşar Bey,
Türkiye Tekstil Sanayii Işverenleri Sendikası'nın kurucu üyesi, Maltepe Spor
Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi ve Fahri Başkanı, Maskev ve Rize Vakfı'nın Ku-rucu
Üyesi. Aynı zamanda Galatasaray Kulübü Kongre Üyesi. Koyu bir Galata-saraylı
olan Denizer'in kongre üyesi olmasında işadamı ve Tekstil Işverenleri
Sendikası Başkanı Halit Narin'in büyük payı var. Ancak Yaşar Bey'in en büyük
şikayeti iş yoğunluğu yüzünden sosyal aktivitelere fazla vakit ayıramamak.
Hem şirkette hem evde söz sahibi
M. Yaşar Denizer'in özel hayatıyla ilgili edindiğimiz bilgiler, satır
aralarında geçenlerle sınırlı. 1958'de Şenol Hanım'la evlenen Denizer, 3
çocuk, 5 torun sahibi. Büyük kızı Aynur Şeber ev kadınlığını tercih etmiş.
Elçin ve Şeber isimli çocukları Bilgi Üniversitesi'nde eğitim görüyorlar.
DİKTAŞ'ta satış ve finans birimlerinden sorumlu oğul Ahmet Denizer'in ise
Batuhan ve İlke isimli iki çocuğu var. Ailenin küçük kızı Sinem Denizer Büke
ise 1 aylık bebeği Buse için DlKTAŞ'taki görevine şimdilik ara vermiş. En
büyük keyfınin ailesiyle birlikte hafta sonlarını Tuzla'daki yazlıkta geçirmek
olduğunu söyleyen Yaşar Bey, "Biz evde de işte de biraradayız" diyor.
Karadenizli olup da yeşil sevmemek olur mu? Ama başanlı işadamı, belki de
sorumluluğunun fazlalığından "Ben yeşillendirilmiş bahçeleri seyretmeyi
sevi-yorum" diyerek bu tarz uğraşlara zamanı olmadığını belirtiyor.
Denizer'in en büyük özelliği geçmişine sahip çıkması. Çocuk yaşta çıktığı
Rize'nin gönlündeki yeri bir başka. Sık sık olmasa da yılın belli bölümlerini
memleketinde geçirmek en büyük zevki. Bunun için kardeşi Ziya Bey'le
birlik-te, Karadeniz'in görkemli yeşil manzarasına hakim bir tepede ev bile
yaptırmış. Dedik ya, geçmişine sıkı sıkı bağlı diye. Babası Mustafa Denizer'in
atölyede kul-landığı masa ve çıkrık makinasına hala gözü gibi bakıyor. Bu
eşyalarla fabrika-da küçük bir müze kurmak isteyen Denizer, böylece yeni
nesile de bir miras bırakmayı hedefliyor.