[ , ]

 

Ana Sayfa / Editör'den

 

GÜNCEL :

Halit Narin: "Ekonomik krizin temelinde siyaset ve bürokrasinin krizi var"

 

Tekstil İşverenlerinin gurur günü: Yalova Meslek Yüksek Okulu mezuniyet sevinci yaşadı

 

Tekstilciler neler bekliyor?

 

Yeniden gülümsemeye başlıyoruz

 

Tekstil Raporu Mecliste

 

ARAŞTIRMA :

Kotalar, Türkiye ve Amerika ile AB'nin tekstil stratejileri

 


LİNKLER:

tekstilisveren.org.tr

üyelerimize duyurular

 

 

 

"Revizyon"

Büyük devalüasyon, mevcut siyasi yapıya kabinede küçük çaplı revizyondan daha pahalıya mal olabilirdi. Buna rağmen hükümet birinci paketten vazgeçmeyi göze alabildi. Bu kritik tercihin en önde gelen nedeni de cari dengedeki büyük bozulmaydı. Hem dış dinamikler (IMF ve Dünya Bankası), hem de ekonomi yönetimi, yüksek oranlı devalüasyonun maliyetinin ağır olacağını elbette hesaplamışlardı. Sonuçta cari açığın yaydığı korku galip gelmişti. Amaç ihracat ve turizm gelirleriyle dengeyi yeniden sağlamaktı. İhracatta patlama henüz yok ama, ithalattaki büyük düşüş bu konudaki endişeleri şimdilik gidermiş gibi.

Yani cari açık şimdilik acil durum potasından çıktı ama, eyvah!..Bir sorun var.

Eyvah ki ne eyvah!.. Hazine iç borç yönetiminde köşeye kötü sıkışmış durumda. Başka çare kalmadı ve TL borçlar, dövize endeksli kağıtlarla değiştirildi. Ancak bunun son olmayacağını düşünenler çoğunlukta. Mayıs ayından itibaren ilk kez devletin toplam gelirleri, faiz giderlerini (evet, sadece faiz giderlerini) karşılamaya yetmedi. Yetmedi derken yanlış anlaşılmasın, ucu ucuna kaçmış değil ipin ucu. Toplam bütçe gelirleriyle mayıs ayında faiz giderlerinin sadece yüzde 79.5'lik kısmı karşılanabildi.

Ne olacak şimdi?.. Dikkatli okuyucular farketmiştir; ekonomi yönetimi de sorulara yanıt vermekte zorlanıyor artık. Önceleri "yılın ikinci yarısına havale edilen ekonomideki canlanma, "yılın son çeyreği" olarak "revize" edildi bile. Sahi reel sektörün umutlarını "revize" etme şansı kaldı mı?
***

Hazine daha az borçlanarak ve faizi düşürerek uzun vadede kamunun giderlerini düşürmeyi amaçlıyor. Bir yandan da devletin gelirlerini arttırmak lazım doğal olarak. O iş nasıl olacak?.. Önce reel sektör canlanacak, bu hareket Hazine'nin kasasına akan vergilere doping etkisi yapacak.

Peki somut bir adım var mı bunun için?

Banka sahibi de olan işadamlarından biri sanayi çarklarının dönebilmesi için "yağlanmaya ihtiyaci var sistemin, o yağ da kredidir" demişti.

Hakkını vermek lazım, bankacılık sistemini rahatlatmayı amaçlayan hükümet elinden ne geliyorsa yaptı. Sonuç şimdilik şöyle:

Bankaları mevduat ve mevduat dışı kaynakları 31.9 katrilyon, kullandırdıkları nakdi krediler ise 15.1 katrilyon arttı. yani krediye dönüşen bölüm, kaynaklarındaki artışın yarısına bile denk gelmedi...
***

Gelişmeler gösteriyor ki; hükümet reel sektördeki canlanmayı dört gözle bekliyor, ancak bunun için izleyeceği "yol haritası"nı hazırlamaya da yanaşmıyor. "Bari kayıtdışılığa bir çare bulun" deniyor, "birazı dinamizm getirir" yanıtı geliyor.

Hani devekuşuna sormuşlar...

- Madem devesin, şu yükleri taşımamıza yardım et bakalım..."

- "Yok öyle değil, ben kuşum" demiş devekuşu. 

- "Ee, uç bari demişler."

Devekuşunda yanıt hazır:

- "Ben deveyim nasıl uçayım!.."

Durum biraz dramatik ama, tekstil sektörü yeni ekonomik dönemde de önerileri, çalışmalarıyla katkı sunmaya devam ediyor.

Gelecek ay görüşmek üzere, Hoşçakalın...