[ , ]

 

Ana Sayfa / Editör'den

 

GÜNCEL :

Halit Narin: "Ekonomik krizin temelinde siyaset ve bürokrasinin krizi var"

 

Tekstil İşverenlerinin gurur günü: Yalova Meslek Yüksek Okulu mezuniyet sevinci yaşadı

 

Tekstilciler neler bekliyor?

 

Yeniden gülümsemeye başlıyoruz

 

Tekstil Raporu Mecliste

 

ARAŞTIRMA :

Kotalar, Türkiye ve Amerika ile AB'nin tekstil stratejileri

 


LİNKLER:

tekstilisveren.org.tr

üyelerimize duyurular

 

 

 

 

Dr. Binhan Birkan Oğuz

 

Dünyada tekstil ve giyim alımlarının en güçlü iki bloğu olan AB ve Amerika'nın bir çok ülke ile imzaladığı yeni ticari taviz anlaşmalarına baktığımızda Türkiye'nin orta vadedeki pazar şansını sorgulamamak mümkün değil.

 

Her iki bölgenin de etki altında tutma savaşı verdiği üçüncü ülkeler, sanayileşmemiş veya emek-yoğun sektörlerde ihtisaslaşmamış olduğundan, tekstil ekonomik çıkar ilişkilerinin merkezine oturmamaktadır.

 

*Amerika, coğrafi yakınlığı nedeniyle Karayip ülkelerini Amerikan girdilerinden oluşan konfeksiyon merkezi olarak kullanmaktadır.

 

*Amerika-Karayipler arası tercihli rejim sonucunda ise bu bölgeden yapılan alımların yarısı tekstil ağırlıklıdır.

 

*Sonuç olarak Amerika Karayiplere tanıdığı bu tercihli ticaret ödünleri karşılığında büyük bir avantaj elde etmektedir; 1983'ten beri ABD'nin bu bölgeye ihtacatı 3 ile çarpılırken Karayip'lerin ihracatı sadece ikiye katlanmış ve Amerika lehine 2 milyar dolar bir dış ticaret fazlası oluşmuştur.

 

Karayiplerden sonra Afrika da Amerika'nın "konfeksiyon atölyesi" ne dönüşüyor ABD yeni yönetimi ekonomik ilişkileri, Amerika'nın diplomatik ve güvenlik hedeflerine ulaşmasında etkin bir silah olarak kullanılmaktadır.

 

Örneğin ABD'nin Afrika ülkelerinden alımlarının % 70'e yakını petroldür.

 

Bu yüzden de:

 

* ABD, Mayıs 2000'de Sub-Sahara Afrika ülkelerine, Karayip ülkelerine 1983'ten beri verdiği, ticari tercihleri tanımıştır.

 

Amerika, Afrika ülkelerine Amerikan kumaşı veya ipliğiile yapılmış hazır giyimde kotasız ve gümrüksüz ihracat hakkı tanırken, yerel ürünlerle üretilenler için gelişen bir kota sistemi uygulamaktadır; ilk yıl Amerikan tekstil ithalatının % 1,5'u ile kısıtlanırken, 8 yıl sonunda bu % 3,5'a çıkmaktadır.

 

Amerika'ya 500 000 giyim eşyasının Asya'dan Amerikan malı ile üretilerek tekrar ithal edildiği hatırlatılacak olursa Afrika'nın da bir "konfeksiyon atölyesi" olarak çok uzak olamadığı söylenebilir.

 

AB ve ABD farklı çıkarlardan hareket etseler de Afrika-Karayip ülkelerinde Genelleşmiş Tercihler Sistemi ile benzer tavizler tanımaktadırlar.

 

*AB, Afrika ülkeleri ürünlerinin % 99'una gümrükten muaf girme hakkı tanımaktadır ve 30 yıldır Afrika ülkelerine sunduğu avantajlı ticaret haklarını sürdürmektedir.

 

*ABD'de 24 Karayip ve Orta Amerika ülkesine gümrükleri, sadece Amerikan girdileri ile üretilmiş mallar için, indirmektedir.

 

Ameriken lifinden üretilen tekstillerde, sadece bitmiş malın katma değeri vergilendirilmektedir ABD Karayiplere yeni tercihler vermektedir; bunun en büyük nedeni NAFTA çerçevesinde Meksika'ya kaptırılan piyasaları geri kazanmak için bu ülkelerdeki ucuz işgücünden daha fazla yararlanmaktır.

 

Amerika'da saatte 10 dolar olan işgücü maliyetinin Honduras'ta 90 cent olduğu belirtilmektedir. (Uluslararası Ticaret Komisyonu Temmuz 2000 raporu)

 

Bugün Afrika'nın Amerika'ya 600 milyon dolar civarında olan tekstil ihracatının 2008'de 4 milyar dolara yükseltilmesi beklenmektedir. Amerika, özellikle narkotik trafiğini engelleyebilmek amacıyla, Ant ülkelerine de yeni tavizler vermeye hazırlanıyor.

 

1999'dan beri Bolivya, Kolombiya, Ekvator ve Peru'dan gelen ithalatın 2/3'si Amerika'ya gümrükten muaf gelmektedir ve Aralık'ta son bulacak bu anlaşmanın yeni tavizlerle devam ettirilmesi düşünülmektedir. Bu konuda 13 Mart 2001'de Senato'ya sunulan kanun taslağının amacı verilecek tavizlerin Ant ülkelerindeki uyuşturucu üretimi ile savaştır.

 

Dünya kokain tekelini ellerinde tutan bu ülkelerde hazır giyim sanayiinin gelişmesi için ABD, Karayiplere olduğu gibi, Amerikan iplik ve kumaşı ile üretilmiş konfeksiyona pazarlarını daha fazla açmayı düşünmektedir.

 

Amerika, Latin Amerika'da AB rekabetine karşı Amerika Serbest Bölgesi (ASB) oluşumunu hızlandırıyor ASB 850 milyon nüfus ve 13000 milyar dolar GSMH ile Avrupa'nın 350 milyon kişi ve 8700 milyar dolar GSMH değerindeki pazarında çok daha güçlü bir bölge olmaya adaydır.

 

*Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguay, Şili ve Bolivya'dan oluşan MERCOSUR'ün ihracatının % 30'unu AB ile yapması Amerika'yı tedirgin etmektedir. Meksika ile Temmuz 2000'de yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile Latin Amerika'ya adım atan AB'nin gündeminde MERCOSUR ile de benzer bir STA'nın bulunması Amerika'yı harekete geçirmiş ikili, çok taraflı, bölgesel bir çok anlaşmaya hız verdirmiştir.

 

*ABD, 1994 sonrası NAFTA'ya ağırlık verdiğinden Avrupa'ya kapırdığı Güney Amerika'yı 2005'e kadar tekrar etki alanına katmayı hedeflemektedir. Tüm bu ülkelerin ve özellikle ABD'de kısıtlarla karşılaşan Brezilya'nın tekstil ve hazır giyim de alacağı ödünlerle Amerika'nın kısa zamanda önemli tedarikçileri olacaklarına kesin gözüyle bakılabilir.

 

Dış ekonomik ilişkilerdeki menfaat sisteminin net olarak okunabildiği bu tavizler ile AB ve ABD piyasaları hızla üçüncü ülkelere açılmaktadır; bu çıkar alışverişi ve etki alanı savaşı çerçevesinde Türkiye kendi tekstil haritasını nasıl çizecek? Türkiya, bugün Amerika'nın "tekstil-hazır giyim" pazarının % 14,4'üne sahip, birinci tedarikçi konumundaki Meksika'nın şansına sahip değilmiş gibi gözüküyor.

 

Meksika, % 35'e varan gümrük vergileri ile, emsal fiyat, etiket yasası gibi tarife dışı engeller ile pazarını AB'ye çok sıkı bir şekilde kapalı tuttuğundan, Latin Amerika'da mutlaka yer almak isteyen AB, oldukça önemli tavizler vererek Meksika ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalamayı tercih etmiştir.

 

Türkiye, Amerika pazarındaki tekstil kotalarını kaldırtmaya AB desteğini isteyecek konumda gözükmektedir. Oysa, Türkiye'nin pazarı zaten çok açık olduğundan tekstilde ABD'nin uyguladığı kota sınırlamalarını kaldırtmak için kullanacağı ticari kozlar oldukça hafiftir; Gümrük Birliği kararları çerçevesinde Ortak Gümrük Tarifesine uymakla yükümlü olan Türkiye'nin üçüncü ülkeler, dolayısıyla ABD'ye sanayii ürünlerinde uyguladığı ortalama gümrük oranı 2000 sonunda % 4'e düşmüştür. (ABD Trade Representative Office " Turkey: Foreign Trade Barriers" raporu).

 

Dünya Ticaret Örgütünün Doha'daki gelecek toplantısında tarife oranlarının yeniden düşmesi gündemdeyken, Amerika dev bir Serbest Bölge kurarak tekstilini daha da serbestleşirken, Türkiye'nin tek şansının AB'nin desteği ile ABD pazarını kendine açtırmak olduğu düşünülebilir.

 

Türkiye, AB ile Gümrük Birliği nedeniyle karşılığında hiçbir taviz alamadan açık pazar olmakta, buna rağman tam üyelik hakkı askıda kalmakta, ve mali yardımlardan veya AB'nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalrından faydalanamamaktadır.

 

Bu istisnai durumda, Türkiye'nin Amerika ve diğer tekstil pazarlarını kendine açtırmada AB'nin desteğini ısrarla isteyecek konumda olduğunu düşünmek yanlış olmaz.