[ , ]

Ana Sayfa / Editör'den

 

ANMA :

1938-2001: Minnetle Anıyoruz

 

GÜNCEL :

Tekstil sektörünün sorunları Devletin zirvesinde konuşuldu

Başbakanlık'ta tekstil zirvesi

Halit Narin: "Meclis tekstilin gücünü de problemlerini de gördü"

Necmettin Öztemir: "Sorunlar güncellik kazandı"

 

GÖRÜŞ :

Öztemir'den iki aşamalı çözüm planı

 

SEKTÖR :

Dr. BiNHAN BİRKAN (OĞUZ): Doha'da başlayan DTÖ müzakereleri dünya ticaretinde haksız rekabeti önleyecek mi?

 


LİNKLER:

tekstilisveren.org.tr

üyelerimize duyurular

 

 

©2002 TÜTSİS

 

Güncel
 

Tekstil sektörünün sorunları Devletin zirvesinde konuşuldu

Tekstil ve konfeksiyon sanayiinde ortaya çıkan sorunlann ekonomimizi sıkıntıya sokması ve ülkemizin sosyal politikalarını tehdit etmesi konuları devletin zirvesine taşındı. Böylece tekstil ve konfeksiyon sektörünün sorunları Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e aktarıldı.


Sendikamızı ve işçi sendikalarını temsilen oluşturulan heyet 28 Kasım 2001 tarihinde Cumhurbaşkanı Sezer'i ziyaret etti. Tekstil sektörünü temsilen toplantıya, Sendikamız Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, Sendikamız İkinci Başkanı Necmettin Öztemir, Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Çorapçı, Sadık Oğuz, Ertekin Ashaboğlu, Sendikamız Genel Sekreteri Metin Emiroğlu ile sendikamız profesyonel kadrosundan Dr. Binhan Birkan, Av. Ünal Üke, Orhan Ergüneş ve Av. Başar Ay ile Teksif Sendikası Başkanı Zeki Polat, Öz Iplik-İş Başkanı Yusuf Engin ve Tekstil İşçi Sendikası Başkan Yardımcısı Kazım Doğan katıldılar.


Heyet tarafından;
• Gümrük Birliği Anlaşması'nın Türkiye'nin aleyhine bir seyir izlemesi ve AB ile aramızdaki dış ticaret açığının gittikçe büyümesi,
• Ekonomideki küreselleşme olgusunun rekabet şartlarını zorlaştırması, ekonomik ve sosyal açıdan büyük kayıplara neden olması,
• AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının ülkemizi özellikle Uzakdoğu ithalatı karşısında "açık pazar" durumuna getirmesi, denetim ve disiplin altına alınamayan ithalatın bin bir emekle ve 150 milyar doların üzerinde yatırımla gerçekleştirilen tekstil işletmelerini kapanma noktasına itmesi,
• Hükümetin uyguladığı ekonomik programın başarılı olması, rekabet şartlarımızın korunmasını ve reel sektörün yeniden üretici hale getirilmesini zorunlu kılması,
• Bu durumun reel sektörün, finans sektörü ile birlikte rehabilite edilmesini gerektirmesi gibi sorunlar toplantıda Cumhurbaşkanı'na iletildi.


"Ekonomi haraketlenmeli"
Toplantı sonrasında Başkan Halit Narin, basına şu açıklamayı yaptı:


"Sayın Cumhurbaşkanımıza bürokrasinin ve bankacılığın duran sektörleri harekete geçirme konusundaki uzlaşmaz tutumunu anlattık. Duran sektörlerin kanunlarla kararnamelerle daha hızlandırılarak ekonomiye kazandırılması gerektiğini arz ettik.
İşsizliği önleyecek mantığın bir an evvel devreye konularak fabrikaların açılmasındaki sürenin kısaltılmasını, bunun da gerekçesinin bankaların teker teker borçlu firmanın üzerine yüklenip o firmayı yüksek faizlerle boğma yerine grup halinde toplanıp aralarında anlaşıp o borçlu firmaya soluk alabilecek, tekrar üretim yapabilecek imkanı yaratmasını Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ilettik.
Vergilerin yüksek olduğunu, para istemediğimizi, dünya koşullarıyla ve dünya fiyatlarıyla rekabet edecek gücümüzün olduğunu arz ettik.
4 milyon işsiz kalan çalışanımıza tekstilde bir an evvel iş bulmanın çabuklaştırılmasını istedik.
Londra Yaklaşımı'ndan esinlenerek oluşturulan İstanbul Yaklaşımı ve bankacılık sektörü ile uzlaşmak için yapılması gereken kanun teklifinin komisyondan bir an evvel geçip kanunlaşmasının faydalı olacağına olan inancımızı ilettik.
Kamu ve diğer özel bankaların başındaki idareciler yapmakta oldukları işlerin mesuliyetinde serbest olabilmeliler ki iş yapabilsinler. Diğer yönden bankacılık sektörünün üzerinde olan bazı kararname ile değişecek olan kuralların da ortadan kalkması lazım. Yani bir müessese ekonomiye işçisiyle işvereniyle kazandırılacaksa o anlaşmayı banka yapmalıdır. Burada paradan çok sosyal şartlarımız ağırlıklıdır. Sosyal şartlar içerisinde şu andaki 14 milyon işsiz en büyük problemdir. 14 milyon işsiz için para birinci plana çıkamaz. Para burada motivasyonu yapacak, bir hareket yaratacak ve insanları işine çevirecek bir mantığa gelmelidir. Bu da kiminle olacak? Hükümetin kanun ve kararnamesiyle bankacılık sektöründe bu inisiyatifi kullanmayla olacaktır. Yani bankaların işverenle anlaşabilmesidir.

Burada kilit nokta şudur. Biz müteşebbisler, aldığımız ana borcun TL veya dolarını her zaman süresi içinde üretimle ödemeye hazırız. Bütün ekonomi bunu rahatlıkla öder ama faizlerle şişirilerek, rakamlarla çarpılarak ortaya çıkan yüksek borçları hiçbir ekonominin ödemesi mümkün değildir. Bu devlet için de geçerlidir. Her ayına yüzde 10 gecikme faizi koyarak yükseltilen devlete ödenmemiş olan SSK, TEDAŞ gibi borçların ödenmesi mümkün değildir.


Müteşebbisi müteşebbis yapacak olan beceri; hükümetin, bankacılık sektörünü kararname ve kanunlarla yeniden düzenlemesine bağlıdır."