|
|
|
|
[ , ] |
|
![]()
ANMA :
GÜNCEL :
Tekstil sektörünün sorunları Devletin zirvesinde konuşuldu
Başbakanlık'ta tekstil zirvesi
Halit Narin: "Meclis tekstilin gücünü de problemlerini de
gördü"
Necmettin Öztemir: "Sorunlar güncellik kazandı"
GÖRÜŞ :
Öztemir'den iki aşamalı çözüm planı
SEKTÖR :
LİNKLER:
©2002 TÜTSİS
"Meclis'e
gidip gördük ki, parti liderleri de dahil herkes Türk tekstil sanayiinin
çalışanlarıyla birlikte ekonomide büyük bir güç olduğunu, bu gücün ihmal
edilemez bir boyuta geldiğini görmüş durumda.
200 milyar dolarlık yatırımın yapıldığı bu sektöre Hükümetin mutlaka el atması
gereki-yor. Milletvekilleri de ciddi yaklaşımlarla bu potansiyelin
canlandırılması icap ettiğini, 5 saate yakın yaptıkları aralıksız konuşmalarla
dile getirdiler.
Hükümet bunu duymazlıktan gelir mi, gelmez mi, onu şimdilik bilmiyoruz.
İnşallah artık tatbikata girerler. Yani, bütün partilerin ittifak ettiği bir
ekonomik-sosyal problemin Meclis'te ele alınması önemli. Artık Hükümetin de
problemi çözmesi icap ediyor."
"Başbakanlık zirvesi"
"Bakanlarımız, müsteşarlar, genel müdürlerle toplantı yaptık. Bazı yaklaşımlar
temin edildi. Bunlar gayet basit, gayet ciddi olması icap eden şeyler.
Çünkü, tekstilin bir gerçek, ihmal edilemeyecek bir potansiyel olduğunu herkes
görüyor.
Müsteşarlıklar arasında, bakanlıklar arasında iletişim eksikliği var. Bununla
alâkalı zaten çalışmalar var. Ama mühim olan şuydu: Türkiye şeffaflığı
konuşuyor ama şeffaf değil. Türkiye ithalat yapıyor, ne ithal edildiği belli
değil. Biz Çin'den ne kadar pamuklu mal ithal edildiğinin, Avrupa'dan ne
geldiğinin açıklanmasını istiyoruz. Bu şeffaflıktır. Bu konuda anlaşmaya
varıldı. Bu güzel bir yaklaşım.
Öbür taraftan herkesin konuştuğu, ama ispat edilmesi zor olan konuların da
açıklığa kavuşturulmasını istedik. Belgeyle yapılan ama şüphe uyandıran
ithalattan söz ediyoruz. Şüphelerin giderilmesi lazım. Bu konuda da ciddi
adımar atılıyor.
Türk tekstil sektörü korumacılık istemiyor, bunu herkesin doğru anlaması
lazım. Sonuçta iyi bir anlayışla, güler yüzle ayrıldık hepimiz;
bakanlarımızla, müsteşarlarımızla, genel müdürlerle. Ama herkes, artık
anlaşmaların gerisine saklanılamayacağını, işin içine girilmesi icap ettiği
mantığını anladı."