|
|
|
|
[ , ] |
|
![]()
ANMA :
GÜNCEL :
Tekstil sektörünün sorunları Devletin zirvesinde konuşuldu
Başbakanlık'ta tekstil zirvesi
Halit Narin: "Meclis tekstilin gücünü de problemlerini de
gördü"
Necmettin Öztemir: "Sorunlar güncellik kazandı"
GÖRÜŞ :
Öztemir'den iki aşamalı çözüm planı
SEKTÖR :
LİNKLER:
©2002 TÜTSİS
Sektör
Dr.
BiNHAN BİRKAN (OĞUZ)
Tekstil, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) yeni müzakerelerinde yine odak noktası
olmaktadır.
DTÖ'nün 9-14 Kasım tarihlerinde Doha'da düzenlenen Bakanlar Konferansından
önümüzdeki yıllarda sonuçlandırılacak geniş bir müzakere programı çıktı.
Konferans açıklaması, zirai ürünler, hizmeter veya sanayii ürünlerine
uygulanan gümrük vergileri, ticaret, yatırımlar, çevre gibi bir çok alanda
yapılacak müzakerelerin amaç ve takvimini belirlemiştir.
2003 yılında sonuçlandırılacak uyuşmazlıklar yönetmeliği dışında tüm müzakerelerin en geç 1 Ocak 2005'te bitirilmesi kararlaştırılmıştır.
DTÖ
Yer: Cenevre
Kuruluş: 1 Ocak 1995, Uruguay Round müzakereleri sonunda (1986-1994)
Üyeler: 142 ülke
Gelecek üyeler
(26 Temmuz 2001 itibariyle): Çin, Tayvan
Bütçe: 2000 yılı için 127 milyon İsviçre Frankı
Personel: 500
Oysa, AB'nin pazara giriş ve geniş açık pazar politikasının olumsuz
etkilerinden Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii müthiş zarar görmektedir.
1996'da Gümrük Birliğinin başlangıcından itibaren sınai mamuller için ortalama
ithalat gümrük vergileri %16'dan %5,4'e indirilirken, tekstil ve konfeksiyonda
bu vergiler ortalama %27'den %6'ya kadar düşürülmüştür. Türkiye, buna
ilaveten, Avrupa Birliği'nin ithalat ve ticaret kurallarını uygulamak,
dolayısıyla ithalatı kolaylaştırmak durumunda kalmıştır. Bu Türkiye ile
ticaret yapan tüm ülkelerin yararına olmuştur.
Anormal düşük fiyatlı Asya ürünleri bu şekilde Türkiye pazarına akmaya
başlamıştır. Türkiye'nin toplam mensucat ithalatında Asya'nın payı (miktar
olarak) 1998'de %53'ten 2000 yılında %67'ye fırlamıştır.
Bu suretle birçok şok fiyatlı tekstil ve konfeksiyon ürünü hem Asya'dan hem de
AB ülkeleri üzerinden trafik sapması yoluyla giderek artarak ithal
edilmektedir.
Dünya sanayi ürünleri ticaretinin 2000 yılında % 7,7'sini oluşturan tekstil ve
konfeksiyon 356 milyar dolarlık bir ihracat hacmi ile müzakerelerde kilit
sektörlerden olmaya devam etmektedir.
Gelişmekte olan Asya ve Latin Amerika ülkeleri üyesi olduklan ITCB (Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Bürosu) kanalı ile gelişmiş ülkelerin Uruguay Round Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması (ATC)'ye uymadıklarını duyururken, Hindistan gibi ülkeler uzlaşmaz tutumlarını sürdürmüşlerdir. Tekstil konusunda ABD, Kanada, Türkiye ve AB'deki bazı ülkelerin (Portekiz, İspanya gibi) geri adım atmayarak, ATC'de yapılması talep edilen değişiklikleri önledikleri ileri sürülmektedir.
Olağanüstü zorluklar içindeki Türk tekstil sektörü için Doha sonrası
alınacak kararlar büyük önem taşımaktadır
İstihdam kaybı milyonlarla ifade edilen, kapasite kullanım oranlan % 50'lere
düşen krizdeki Türk tekstil sektörü için DTÖ müzakereleri ve konacak hedefler
büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin ilginç konumu müzakerelerdeki pozisyonunu
daha da güçleştirmektedir. Gümrük Birliği içinde olduğu AB ül-kelerinin aksine
sektör ekonomimizin, ihracatımızın bel kemiğini oluşturmaktadır, ve yerli
üretime sahip çıkmak zorundadır, AB ülkeleri ise katma değerleri başka
sektörlerde yaratma imkanına sahip olduklanndan bu sektörde tüm korumalan
karşılıksız kaldırmaya devam etmekten yanadırlar.
AB: Dünyaya açık bir güç
Dünyanın en büyük ihracatçısı: dünya sanayii
ihracatının % 19'u
Dünya hizmet sektörü ihracatında birinci: dünya
hizmet ihracatının % 26'sı
Dünyada en büyük dolaysız yatırımcı
130'a yakın ülkenin en büyük pazarı
ABD ve Japonya'nın en önemli ticaret partneri
Örneğin, pamuklu mensucatta, Hollanda'dan (0,38 ABD$/m2), Avusturya'dan (0,33 ABD$/m2), İspanya'dan (0,32 ABD$/m2) şok fiyatlarla ithalat yapılmaktadır ve Hollanda'dan ithal edilen kadife kumaşlar (0,90 US$/m2) bu trafik sapması durumunun AB Serbest Dolaşım şartlarına uygunluğu sorusunu gündeme getirmektedir
Türkiye, DTÖ müzakerelerinde eşitlik ve karşılıklılık istemektedir
Ülkemize bu derece zarar veren haksız ithalata karşı AB bu sanayiide
piyasalarını açma politikasını kullanarak diğer sektörlerde kendine pazara
giriş sağlamaya çalışmaktadır.
Türk tekstil sektörünün ısrarla AB'yi uyardığı konu da AB'nın bu pazara giriş politikası uğruna üçüncü ülkelerin Uruguay Round taahhütlerine uymamasına göz yummasıdır.
AB, ATC anlaşmasındaki taahhütlerini yerine getirmiştir, ancak AB'nin tek
taraflı pazara giriş politikası deneyimi, gümrük tarifelerinin daha fazla
indirilmesinin bu ülkeleri kendi gümrük tarifelerini indirmeye ikna etmediğini
ve edemeyeceğini göstermiştir. Gelişmekte olan birçok ülkenin ve hatta ABD'nin
mevcut kapalı piyasa politikası ile tekstil ve konfeksiyon gümrük tarifeleri
AB'ye kıyasla halen çok yüksektir.
Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması (ATC)'nin uygulaması çerçevesinde Gümrük
tarifelerinin indirilmesi münavebe esasına uymamakta üçüncü ülkelerin teknik
ve tarife-dışı engelleri büyük bir dengesizlik yaratmaktadır.
Asya veya Latin Amerika'daki gelişmekte olan ülkelerin çoğu taahhüt ettikleri
şartları yerine getirmemişlerdir. (Fikri mülkiyet haklarının korunması, gümrük
değerleme kodu, tarife-dışı engellerin kaldırılması, gümrük vergilerinin
indirilmesi...)
• Hindistan ve Brezilya fiili tarife oranlannı %40 veya daha üstüne çıkarmak
için, çoğu DTÖ kurallarına uymayan, çeşitli vergi ve diğer harçlar
uygulamaktadırlar.
• Bangladeş, Brezilya, Çin, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Endonezya, Malezya,
Pakistan ve Tayland tekstil ithalatında ödenen net tarifeyi yükseltmek
amacıyla tekstil ithalatının bildirilen değerini yeniden değerlendirmek için
gümrük prosedürleri uygulamaktadır.
Yüksek gümrük tarifeleri ve tarife dışı engeller hakkında bu ve diğer
aynntılar ATMI (Amerikan Tekstil İmalatçıları Kurumu) tarafından hazırlanmış
olan "Promises Unkept" (Yerine Getirilmeyen Vaatler) raporunda
belirtilmektedir.
Bu durum, ülkeleri ve sanayileri, diğer DTÖ üyeleri tarafından uygulanan
tarife dışı engellere karşı ihtilafların çözüm Kurumuna müracaat etmeye
zorlamaktadır. Ancak bu müracaatlar çözümsüz kalmakta ve DTÖ başlangıcında
kapalı olan bütün büyük pazarlar bugün halen kapalı bulunmaktadır.
DTÖ'ye göre sektörde tarife ve korumalar
Tekstilde
• AB ortalama tarif: %9
• Arjantin, Brezilya, Pakistan veya Tayland: % 20-25 arası
• Hindistan%39 Konfeksiyonda
• Pakistan: % 34
• Tayland, Hindistan: % 40
Haksız ticareti ortadan kaldırmak ve haksız rekabet ortamını engellemek
için Türk tekstil sanayiinin AB'den beklentileri vardır
Liberalizasyonun yararlarının gelişmekte olan ülkelere de yaygınlaşmasına önem
vermekle beraber, Türk Tekstil sektörü Yeni Raundun Bakanlar Deklarasyonu
taslağında yer alan "less than full reciprocity" (tam karşılıklılıktan daha
az) önerisi hakkında endişeler taşımaktadır. AB'nin bu "tam karşılıklılıktan
daha az" yaklaşımı Türkiye'nin ve diğer AB'ye aday ülkelerin milli ve ekonomik
menfaatlerinin zararına olduğundan, müzakerelerin bu politika ile
sürdürülmemesi istenmiştir.
• Tekstil ve konfeksiyonla ilgili tarifeler daha fazla indirilmemelidir, ve
üçüncü ülkelerle tam karşılıklılık ve simetrik tarifeler sağlanmadıkça, AB
tekstil konfeksiyon sektöründe daha fazla ödün vermemelidir.
• AB Tekstil ve Konfeksiyon Tarifeleri, üçüncü ülkelerle eşit ve adil ticaret
için, tüm kategorilerde simetrik olmalı ve en azından ABD seviyesine
çıkarılmalıdır.
• Yeni Raund çalışmasının bir parçası olarak tüm tarife dışı engellerin
kaldırılması talep edilmelidir, eğer bu başarılamazsa, AB tarafından, benzeri
tarife dışı engeller gecikme olmaksızın uygulanmalıdır.
• AB'li tekstil ve konfeksiyon yatırımcılarının Türkiye'de yatırım ve/veya
ortaklıklar yapması amacıyla yeterli ve önemli ölçüde direkt ve endirekt
yatırım ve vergi teşvikleri sağlamalıdır.
• Türkiye AB'nin başlıca mali programlarından yararlanmamaktadır ve diğer
adayların aksine AB'ye üyelik takvimi belli değildir. Türkiye'nin bu istisnai
durumunun, sürdürülebilir bir dış ticaret politikası ile bağdaşmadığı çok
açıktır.
• AB, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği yükümlülüklerinin bir parçası olarak,
Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika (Pan Avrupa Akdeniz alanı) ülkeleri ile yaptığı
iki taraflı serbest ticaret müzakerelerinde Türkiye'yi otomatik olarak bu
anlaşmalara dahil etmelidir. Ayrıca AB, Fas, Tunus ve diğer Pan Avrupa
ülkelerini, Türkiye ile benzer serbest ticaret anlaşmalarını 2002 yılının
birinci çeyreğinde sonuçlandırmaya zorunlu kılmalı ve ikna etmelidir.
Doha konferansının eşit şartlarda ticaret için yeni bir fırsat olması
umulmaktadır
DTÖ'nün Doha Konferansı ve ondan sonra AB ve Türk yetkililerinin toplantıları
bu haksız ticaret uygulamalarının unsurlarını - çok düşük fiyatlı ithalat,
trafik sapmaları, tarife dışı engeller, simetrik olmayan gümrük tarifeleri,
devlet teşvikleri, v.b. - düzeltmek için bir fırsat sunmaktadır.
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası, bu Yeni Raundun, AB'nin, üçüncü
ülkelerin haksız ticaret uygulamaları karşısında, Türkiye'nin ve yeni AB
adaylarının ekonomik ve sosyal menfaatlerini de kollaması için bir fırsat
oluşturmasını beklemektedir.