[ , ]    Sayı:265  OCAK 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 Güncel

  Halit Narin: Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle başlar

  TİSK Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu


 Ayın Konusu

  Prof.Dr. Tankut Centel: İş güvencesine siyasi yatırım yapılmak isteniyor

  İş güvencesi yasa tasarısı neler getiriyor?


 AR-GE

  Tekstil Araştırma Merkezi kuruldu


 Sektör

  Tunus tekstil ve konfeksiyon sektörü

  Türkiye-Tunus KEK 9. Dönem Toplantısı

Başkan Halit Narin, 200 milyar dolarlık Türkiye'nin neredeyse dörtte birinin eridiğini belirterek, dikkatleri üretime çekti:

Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle başlar

Sendikamız Başkanı Halit Narin, ekonomide canlanma/büyüme tartışmalarının uzun süreden beri döviz-banka-IMF kredileri verileri temel alınarak yapıldığını belirterek uyarıyor. Çok kısa sürede Türkiye'nin 50 milyar dolarlık bir gelir kaybına uğradığına işaret eden Narin, "Yüzde 4, yüzde 5 gibi büyüme hızıyla kaybettiklerimizi birkaç yılda ancak geri alabiliriz. Yeniden milli gelirimizi 200 milyar dolara çıkarmadan rahat nefes alamayız" dedi.

 

Başkan Halit Narin, daha çok "bankacılık, dış borçlanma ve dövizdeki hareketlenmeler" çerçevesinde ele alınan ekonomide canlanma tespitlerine, gayri safi milli hasılada gerçekleşen önemli düşüşleri hatırlatarak yön veriyor. Türkiye'nin 200 milyar dolarlık bir büyüklükten 150 milyar dolara gerilediğini belirten Narin, "Biz ülke olarak kısa sürede yeniden 200 milyar dolarlık bir milli gelir rakamına ulaşmadan ekonomiyi rayına koyduğumuzu söyleyemeyiz. Gerçekçi yaklaşım ancak üretim üzerinden yapılan planlamayla olur" dedi.

 

IMF ile yapılan anlaşma ile yeni bir döneme giren ekonominin ağır kriz koşullarının baskısının altından kurtulduğu belirtilirken, yeni programın reel sektör üzerinde nasıl bir etki yaratacağı henüz bilinmiyor. Başkan Halit Narin, tüm kesimlerin iyimser beklentiler içine girdiğini, bu olumlu havanın yarattığı fırsatın da iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek bir kez daha uyarıyor.

 

Narin, "2001 senesi, 2000 senesinin büyük ekonomik tahribatını devralmıştı. Bu yıl da pek iyi başlamadık. Bir kere Türkiye'nin 200 milyar doların üzerinde olan gayri safi milli hâsılası 150 milyar dolara gerilemiş durumda. Yüzde 4-5 büyüme hızıyla kaybettiklerimizi birkaç yılda ancak geri alabiliriz. Yeniden milli gelirimizi 200 milyar dolara çıkarmadan rahat nefes alamayacağız. Bunu tüm kesimlerin kabul etmesi lazım.
Pembe rüyalar yerine, gayrete dayalı kalkınma prensibini Türkiye berıimsemelidir. Yani bizim önümüzde 200 milyar dolarlık gayri safı milli hâsılaya bir an önce ulaşma hedefı vardır. Bu amaçla ekonomiye dinamizm kazandırmak mecburiyeti vardır" diye konuştu.

 

"Kaynaklar heba edilmesin"
Kaynakların verimli alanlara aktarılması gerektiğine bir kez daha dikkat çeken Başkan Halit Narin, hükümetin kısa sürede 40 milyar dolara yakın kamu kaynağını bankalara aktardığını hatırlatarak şöyle devam etti:
"Hükümetimizin fınans dünyasına yaklaşımındaki geçmiş tatbikatını hepimiz tenkit ettik. Bundan sonra da tenkit edeceğiz gibi görünüyor. Senelerdir, özel sektöre, reel sektöre, KOBİ'lere ve tarıma destek verin, dedik. Sonuç ortada. Bu desteğin verilmemesinin sonucu olarak, hükümet son bir iki senedir bankalara el koyarak, onların yapmış olduğu zararları kapayarak 40 milyar doların üzerinde bir parayı ödeme durumunda kaldı. Hâlbuki 40 milyar dolar yerine, 20 değil, 10 milyar dolar ekonomiye enjekte edilebilseydi, Türk ekonomisi büyük sıçramayı yapabilir, bu büyük düşüşe muhatap olmazdı."

 

İşsizlik, kapanan fabrikalar ve beklentiler...
Başkan Halit Narin'in üretim ve istihdam konularındaki uyarıları da şöyle: "Kapanan fabrikaların bir gerçek olduğu ele alınacak olursa, bizim tekstil sektöründe 150 milyar dolara yakın yatırım yapılmış ve bunun 100 milyar dolara yakın kısmı da kapanmıştır. Bu bir milli değerdir. Bunun içinde çalışan insanlar var. Sektörde 100 binleri aşan bir işsizlik ortaya çıktı. Devletin bu konuda verdiği rakamlar bile doğruyu göstermiyor. Rakamlar daha küçük kalınca tedbirlerin boyutu da daha küçük kalmıştır.
150 milyar dolarlık bir potansiyelin kapalı veya çalıştırılamaz durumda olması çok ciddi bir durumdur. Bunu böyle ele aldığımız zaman görülecek olan şudur ki; alınacak olan bütün tedbirler, bankacılık sektörünü de ihmal etmeden, işsiz insanların ekmeğini ve aşını ikinci plâna atmadan gerçekleştirilmeliydi. Bunun için çok geç kalınmıştır. Müteşebbise güç verme yerine bankacılık sektörüne ve finans sektörüne güç veriliyor."

 

Kayıtdışı büyüyor
Yıllardan beri yapılan uyanlara rağmen kayıtdışı ekonominin büyümeye devam ettiğine işaret eden Başkan Halit Narin, tüm iyimser yaklaşımlara rağmen bile kayıtlı ekonominin kayıtdışı ekonominin çok altında kaldığını belirtti.
Tüm olumsuz koşullara bir de kayıtdışı ekonominin yükünün eklendiğini ifade eden Başkan Narin şöyle devam etti:
"Hükümetimiz sanki bu kayıt dışı ekonominin olduğunu kabul etmiyor. Çünkü üzerimizdeki yüklerin hafıfletilmesi gerekirken, en azından kayıt dışındakiler kayıt altına alınarak yükün paylaştırılması gerekirken, bizim yüklerimiz daha da ağırlaştırılıyor. Avrupa standartları denilerek kayıt içindekilerin sorumlulukları artırılıyor.

Doğrusu önce tüm ekonominin kontrol altına alınması, yani yer üstüne çıkarılması olmalıydı, bu yapılmıyor."

 

İthalat sorunu
Yeni yatırımların önündeki büyük engellerden birinin de denetimsiz ithalat olduğunu belirten Başkan Halit Narin, dampingli malların serbestçe girdiği ülkelerde yerli üreticiden yerıi yatırım yapmasını beklemenin doğru olmadığını kaydetti. Narin, "Yatırım yapmak için ithalâtın disiplin altına alınması lazımken, yıllardan beri uyarmamıza rağmen bu konuda da ağır davranılıyor.

İthalatı disiplin altına alınmamış büyük bir sektör olan tekstil, damping fiyatlarına yakın fiyatlarla karşı karşıya bırakılmış ve bundan dolayı da bir kapanma sürecine itilmiştir. Bizim insanlarımızın milyonlarcası işsizdir.
En azından hükümetimiz, en son aldığı tedbirler gibi, bir süre için, belki bir-iki sene için vergi yükünü asgariye indirmeli veya gecikmeye tâbi tutmalıdır. Bütün vergileri bir sene, iki sene için yüzde 50 azaltmak gibi bir sistem öneriyoruz.."

 

Kaynak sorunu
Başkan Halit Narin, tekstil sektörü olarak dile getirdikleri önerilerin hiç birinin para talebi olmadığını, sistemin işler hale getirilmesi için çaba sarf ettiklerini de anlatırken, "Önerilerimizin bankacılık sistemi için yapılanlardan farkı yok. Ayrıca kaynak yok sözlerine inanmıyoruz derken ne kadar haklı çıktığımız da ortada. Batık bankalara aktarılanların dışında dış alemden sağlanan yeni krediler de yine bu finans sektörüne gidecek. Bunu yapan hükümetimizin artık reel sektöre de kulak vermesini bekliyoruz. Bu da çok şey değil" diye konuştu.

 

Narin'in IMF anlaşmaları ile ilgili yaklaşımı ise şöyle:

"IMF kaynakları altyapıya aktarılsın"
"IMF ile olan müzakerelerimizin veçhesi, Türkiye'nin alt yapı ve kalkınmasına döndürülmeli. Türkiye'nin cari giderleri ihtiyacı için tekstil sektörüne güvenilmelidir. Tekstil sektörü kayıt dışı ve kayıt içi olarak Türkiye'nin lokomotifi olmaya devam ediyor. Şimdilerde 500 milyon dolar ihracat yaparak, Türkiye'nin lokomotif sektörü biziz diyenlere kimse kulak asmasın.
Tektil sektörünün önü açılsın, milli gelirden kaybettiğimiz 50 milyar doları ülkemize tekrar kazandıralım. Mutlu bir Türkiye 2002'den itibaren başlasın ve milletine güvenen, halkına güvenen bir ekonomik model ortaya çıksın.
Oysa ne görüyoruz? Türkiye'de IMF hastalığı var. IMF vecibelerini memleketin şartlarına uygun hale getirmek bizim elimizde değil mi? Zaten bu IMF kurallarını yeryüzünde harfıyen uygulayan bir ülke yok. Neden bunu hatırlatıyoruz? Çünkü düz mantık, kayıtlı ekonominin üzerine daha fazla yük getirme mantığını da beraberinde getiriyor."

 

Sosyal sistem...
Sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesi, batı deneyimlerinin incelenmesini öneren Başkan Halit Narin, ekonomi yönetiminin de gündeminde yer alan özel emeklilik fonlarının kayıtdışı ekonomi ile mücadelede faydalar sağlayabileceğini belirtti. "Özel emeklilik sistemi, hükümetimizin de savunduğu bir sistem" diye konuşan Narin şöyle devam etti:
"Yani deniliyor ki, milletin üstüne daha fazla yük olmasak da kendileri bu işi yapsa... Bakın buna yüzde yüz hak veriyoruz. Bu gerçekleştirilirse kayıt dışındakiler de kayıt içine girerler. Dünyada büyük fonların birikmesine neden olan bu özel emeklilik sistemi ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. Sağlıklı bir sistem kurulabilse, Türkiye'de herkes sosyal güvence ve emeklilik garantisirıi alabilir. Çürıkü eskiden emeklilik bir mana ifade ediyordu. Şimdi emeklilik hiç kimseye hiçbir şey ifade etmiyor."

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım