Bu Sayı
Editörden
Güncel
Halit Narin: Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle
başlar
TİSK Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu
Ayın Konusu
Prof.Dr. Tankut Centel: İş güvencesine siyasi yatırım yapılmak
isteniyor
İş güvencesi yasa tasarısı neler getiriyor?
AR-GE
Tekstil Araştırma Merkezi kuruldu
Sektör
Tunus tekstil ve konfeksiyon sektörü
Türkiye-Tunus KEK 9. Dönem Toplantısı
|
Başkan Halit Narin, 200 milyar dolarlık
Türkiye'nin neredeyse dörtte birinin
eridiğini
belirterek,
dikkatleri üretime çekti:
Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle başlar
Sendikamız Başkanı Halit Narin, ekonomide
canlanma/büyüme tartışmalarının uzun süreden beri döviz-banka-IMF kredileri
verileri temel alınarak yapıldığını belirterek uyarıyor. Çok kısa sürede
Türkiye'nin 50 milyar dolarlık bir gelir kaybına uğradığına işaret eden Narin,
"Yüzde 4, yüzde 5 gibi büyüme hızıyla kaybettiklerimizi birkaç yılda ancak geri
alabiliriz. Yeniden milli gelirimizi 200 milyar dolara çıkarmadan rahat nefes
alamayız" dedi. Başkan Halit Narin, daha
çok "bankacılık, dış borçlanma ve dövizdeki hareketlenmeler" çerçevesinde ele
alınan ekonomide canlanma tespitlerine, gayri safi milli hasılada gerçekleşen
önemli düşüşleri hatırlatarak yön veriyor. Türkiye'nin 200 milyar dolarlık bir
büyüklükten 150 milyar dolara gerilediğini belirten Narin, "Biz ülke olarak kısa
sürede yeniden 200 milyar dolarlık bir milli gelir rakamına ulaşmadan ekonomiyi
rayına koyduğumuzu söyleyemeyiz. Gerçekçi yaklaşım ancak üretim üzerinden
yapılan planlamayla olur" dedi. IMF
ile yapılan anlaşma ile yeni bir döneme giren ekonominin ağır kriz koşullarının
baskısının altından kurtulduğu belirtilirken, yeni programın reel sektör
üzerinde nasıl bir etki yaratacağı henüz bilinmiyor. Başkan Halit Narin, tüm
kesimlerin iyimser beklentiler içine girdiğini, bu olumlu havanın yarattığı
fırsatın da iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek bir kez daha
uyarıyor. Narin, "2001 senesi, 2000 senesinin büyük
ekonomik tahribatını devralmıştı. Bu yıl da pek iyi başlamadık. Bir kere
Türkiye'nin 200 milyar doların üzerinde olan gayri safi milli hâsılası 150
milyar dolara gerilemiş durumda. Yüzde 4-5 büyüme hızıyla kaybettiklerimizi
birkaç yılda ancak geri alabiliriz. Yeniden milli gelirimizi 200 milyar dolara
çıkarmadan rahat nefes alamayacağız. Bunu tüm kesimlerin kabul etmesi lazım.
Pembe rüyalar yerine, gayrete dayalı kalkınma prensibini Türkiye
berıimsemelidir. Yani bizim önümüzde 200 milyar dolarlık gayri safı milli
hâsılaya bir an önce ulaşma hedefı vardır. Bu amaçla ekonomiye dinamizm
kazandırmak mecburiyeti vardır" diye konuştu.
"Kaynaklar heba edilmesin"
Kaynakların verimli alanlara aktarılması gerektiğine bir kez daha dikkat çeken
Başkan Halit Narin, hükümetin kısa sürede 40 milyar dolara yakın kamu kaynağını
bankalara aktardığını hatırlatarak şöyle devam etti:
"Hükümetimizin fınans dünyasına yaklaşımındaki geçmiş tatbikatını hepimiz tenkit
ettik. Bundan sonra da tenkit edeceğiz gibi görünüyor. Senelerdir, özel sektöre,
reel sektöre, KOBİ'lere ve tarıma destek verin, dedik. Sonuç ortada. Bu desteğin
verilmemesinin sonucu olarak, hükümet son bir iki senedir bankalara el koyarak,
onların yapmış olduğu zararları kapayarak 40 milyar doların üzerinde bir parayı
ödeme durumunda kaldı. Hâlbuki 40 milyar dolar yerine, 20 değil, 10 milyar dolar
ekonomiye enjekte edilebilseydi, Türk ekonomisi büyük sıçramayı yapabilir, bu
büyük düşüşe muhatap olmazdı."
İşsizlik, kapanan fabrikalar ve beklentiler...
Başkan Halit Narin'in üretim ve istihdam konularındaki uyarıları da şöyle:
"Kapanan fabrikaların bir gerçek olduğu ele alınacak olursa, bizim tekstil
sektöründe 150 milyar dolara yakın yatırım yapılmış ve bunun 100 milyar dolara
yakın kısmı da kapanmıştır. Bu bir milli değerdir. Bunun içinde çalışan insanlar
var. Sektörde 100 binleri aşan bir işsizlik ortaya çıktı. Devletin bu konuda
verdiği rakamlar bile doğruyu göstermiyor. Rakamlar daha küçük kalınca
tedbirlerin boyutu da daha küçük kalmıştır.
150 milyar dolarlık bir potansiyelin kapalı veya çalıştırılamaz durumda olması
çok ciddi bir durumdur. Bunu böyle ele aldığımız zaman görülecek olan şudur ki;
alınacak olan bütün tedbirler, bankacılık sektörünü de ihmal etmeden, işsiz
insanların ekmeğini ve aşını ikinci plâna atmadan gerçekleştirilmeliydi. Bunun
için çok geç kalınmıştır. Müteşebbise güç verme yerine bankacılık sektörüne ve
finans sektörüne güç veriliyor."
Kayıtdışı büyüyor
Yıllardan beri yapılan uyanlara rağmen kayıtdışı ekonominin büyümeye devam
ettiğine işaret eden Başkan Halit Narin, tüm iyimser yaklaşımlara rağmen bile
kayıtlı ekonominin kayıtdışı ekonominin çok altında kaldığını belirtti.
Tüm olumsuz koşullara bir de kayıtdışı ekonominin yükünün eklendiğini ifade eden
Başkan Narin şöyle devam etti:
"Hükümetimiz sanki bu kayıt dışı ekonominin olduğunu kabul etmiyor. Çünkü
üzerimizdeki yüklerin hafıfletilmesi gerekirken, en azından kayıt dışındakiler
kayıt altına alınarak yükün paylaştırılması gerekirken, bizim yüklerimiz daha da
ağırlaştırılıyor. Avrupa standartları denilerek kayıt içindekilerin
sorumlulukları artırılıyor. Doğrusu önce tüm ekonominin
kontrol altına alınması, yani yer üstüne çıkarılması olmalıydı, bu yapılmıyor."
İthalat sorunu
Yeni yatırımların önündeki büyük engellerden birinin de denetimsiz ithalat
olduğunu belirten Başkan Halit Narin, dampingli malların serbestçe girdiği
ülkelerde yerli üreticiden yerıi yatırım yapmasını beklemenin doğru olmadığını
kaydetti. Narin, "Yatırım yapmak için ithalâtın disiplin altına alınması
lazımken, yıllardan beri uyarmamıza rağmen bu konuda da ağır davranılıyor.
İthalatı disiplin altına alınmamış büyük bir sektör olan tekstil, damping
fiyatlarına yakın fiyatlarla karşı karşıya bırakılmış ve bundan dolayı da bir
kapanma sürecine itilmiştir. Bizim insanlarımızın milyonlarcası işsizdir.
En azından hükümetimiz, en son aldığı tedbirler gibi, bir süre için, belki
bir-iki sene için vergi yükünü asgariye indirmeli veya gecikmeye tâbi
tutmalıdır. Bütün vergileri bir sene, iki sene için yüzde 50 azaltmak gibi bir
sistem öneriyoruz.." Kaynak sorunu
Başkan Halit Narin, tekstil sektörü olarak dile getirdikleri önerilerin hiç
birinin para talebi olmadığını, sistemin işler hale getirilmesi için çaba sarf
ettiklerini de anlatırken, "Önerilerimizin bankacılık sistemi için yapılanlardan
farkı yok. Ayrıca kaynak yok sözlerine inanmıyoruz derken ne kadar haklı
çıktığımız da ortada. Batık bankalara aktarılanların dışında dış alemden
sağlanan yeni krediler de yine bu finans sektörüne gidecek. Bunu yapan
hükümetimizin artık reel sektöre de kulak vermesini bekliyoruz. Bu da çok şey
değil" diye konuştu.
Narin'in IMF anlaşmaları ile
ilgili yaklaşımı ise şöyle: "IMF kaynakları altyapıya
aktarılsın"
"IMF ile olan müzakerelerimizin veçhesi, Türkiye'nin alt yapı ve kalkınmasına
döndürülmeli. Türkiye'nin cari giderleri ihtiyacı için tekstil sektörüne
güvenilmelidir. Tekstil sektörü kayıt dışı ve kayıt içi olarak Türkiye'nin
lokomotifi olmaya devam ediyor. Şimdilerde 500 milyon dolar ihracat yaparak,
Türkiye'nin lokomotif sektörü biziz diyenlere kimse kulak asmasın.
Tektil sektörünün önü açılsın, milli gelirden kaybettiğimiz 50 milyar doları
ülkemize tekrar kazandıralım. Mutlu bir Türkiye 2002'den itibaren başlasın ve
milletine güvenen, halkına güvenen bir ekonomik model ortaya çıksın.
Oysa ne görüyoruz? Türkiye'de IMF hastalığı var. IMF vecibelerini memleketin
şartlarına uygun hale getirmek bizim elimizde değil mi? Zaten bu IMF kurallarını
yeryüzünde harfıyen uygulayan bir ülke yok. Neden bunu hatırlatıyoruz? Çünkü düz
mantık, kayıtlı ekonominin üzerine daha fazla yük getirme mantığını da
beraberinde getiriyor." Sosyal
sistem...
Sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesi, batı deneyimlerinin incelenmesini
öneren Başkan Halit Narin, ekonomi yönetiminin de gündeminde yer alan özel
emeklilik fonlarının kayıtdışı ekonomi ile mücadelede faydalar sağlayabileceğini
belirtti. "Özel emeklilik sistemi, hükümetimizin de savunduğu bir sistem" diye
konuşan Narin şöyle devam etti:
"Yani deniliyor ki, milletin üstüne daha fazla yük olmasak da kendileri bu işi
yapsa... Bakın buna yüzde yüz hak veriyoruz. Bu gerçekleştirilirse kayıt
dışındakiler de kayıt içine girerler. Dünyada büyük fonların birikmesine neden
olan bu özel emeklilik sistemi ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. Sağlıklı bir
sistem kurulabilse, Türkiye'de herkes sosyal güvence ve emeklilik garantisirıi
alabilir. Çürıkü eskiden emeklilik bir mana ifade ediyordu. Şimdi emeklilik hiç
kimseye hiçbir şey ifade etmiyor." |