[ , ]    Sayı:265  OCAK 2002

TÜTSİS     Künye     Geçmiş Sayılar

Bu Sayı

 

Editörden


 Güncel

  Halit Narin: Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle başlar

  TİSK Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu


 Ayın Konusu

  Prof.Dr. Tankut Centel: İş güvencesine siyasi yatırım yapılmak isteniyor

  İş güvencesi yasa tasarısı neler getiriyor?


 AR-GE

  Tekstil Araştırma Merkezi kuruldu


 Sektör

  Tunus tekstil ve konfeksiyon sektörü

  Türkiye-Tunus KEK 9. Dönem Toplantısı

İş Güvencesi Yasa Tasarısı neler getiriyor?

1. Gerek Türkiye'nin 158 sayılı sözleşmeyi üçüncü dünya ülkeleri ile birlikte 1995 yılında onaylaması, gerekse hükümetin İş Güvencesi Yasa Tasarısı'nı "acil yapısal düzenlemeler" içinde 15 yasa tasarısı ile birlikte gündeme getirmesi ve ulusal programda kısa vadeli gerçekleştirilmesi gereken mevzuat çalışması olarak değerlendirmesi son derece yanlıştır. Kaldı ki böyle bir zorunluluğun AB üyesi olmanın doğal bir sonucu olarak sunulması yanıltıcı ve siyasi bir aldatmacadır.
 

2. Bilindiği üzere kıdem tazminatı müessesesinin Türkiye'de oluşturulmasının temel varlık nedenlerinden en önemlisi işsizlik sigortası ve iş güvencesinin olamayışı gerekçesidir. İşsizlik sigortasının çıkarıldığı ve iş güvencesinin gündeme getirildiği bir ortamda kıdem tazminatının yeniden değerlendirmeye tabi tutulmaması ve Türkiye'deki mevzuattaki mevcut koruyucu düzenlemelerin yok sayılması her şeyden önce Batı'da 1980 öncesi "emeğin korunması" felsefesi üzerine inşa edilen hukuk anlayışının dahi abartılı bir versiyonudur.
 

3. İşsizlik sigortası ve iş güvencesi uygulayan birçok Batı ülkesinde kıdem tazminatı yoktur, olanlarda ise kıdem tazminatı hesabında esas alınan ödeme süreleri Türkiye'de öngörülen 30 günlük sürenin altındadır.
 

4. Son yıllarda istihdamın korunması, girişimcinin teşvik edilmesi, ulusal rekabet gücünün artırılması, istihdamı pahalılaştıran sosyal şarjlardan kaçınılması, işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi ve her şeyden önce tüm bu açıklamaların öncelikle "işletmenin" ve "iş"in korunması boyutuna yönelen bir felsefe değişimini öngördüğü ve yasal düzenlemelerde 21.yüzyılın realitelerine uygun olarak "işçinin korunması" mantığından ziyade "işin düzenlenmesi" hukuki mantığı ve tekniğiyle bağdaşır olması yolunda bir değişimin uygar dünyada gerçekleştiğidir. Bu bağlamda, mevcut yasa tasarısının kurgulanmasında ciddi bir dünya realitelerinden uzaklaşma veya güncelleşememe sorunu yatmaktadır. Uluslararası çağdaş ve norm standartları sadece AB (özellikle Almanya) üretmemekte Amerika, İngiltere ve Kanada'nın da başını çektiği Anglosakson mevzuatı da literatüre ve çağdaş uygulamalara önemli katkılarda bulunmaktadır. Burada itirazlar, 158 sayılı sözleşmenin aslının gereğinin yapıldığı yönünde olacaktır. Oysa burada itirazımız 158 sayılı sözleşme ye dayalı bir sosyal korumaya değil korumanın derecesinin en üst düzeyde tutulmasına ve güvence ile esneklik arasındaki dengenin sağlanamamış olmasına yönelik olmalıdır.
 

5. İşçiye hem işsizlik sigortası yardımı, hem ihbar tazminatı, hem kıdem ve hem de iş güvencesi tazminatı ödenmesi şeklinde, işverene yeni yükler getirilmesi, Türk işçisinin gelişmiş ülkelerde dahi olmayan bir koruma altına alınacağı ve Batı'da sosyalist ve sosyal demokratik partilerin dahi küreselleşmenin acımasız rekabet ortamında ve yabancı sermayeyi çekme yarışı içindeki bir dünyada kabul etmeyecekleri ve altına imza atmayacakları bir düzenleme ile korunmuş olacaklardır. Bu süreç beraberinde işsizliğin daha da artması yabancı sermaye girişinde uluslararası arenada dezavantajlı durumdaki Türkiye'yi daha da gerileten yerli sermayenin dahi işgücünün ucuz olduğu ve maliyet artırıcı sosyal şarjların asgari düzeyde tutulduğu ülkelere gitmesi sonucunu doğuracaktır.
 

6. Mevcut İş Güvencesi Yasa Tasarısı işçi sayısına dayanan bir ayrım yaptığı ve 10 işçi çalıştıran iş yerlerini baz aldığı için bu ayrım bir yandan haksız rekabete diğer yandan işyerlerinin küçülmesine neden olacaktır.
 

7. Tasarınn işten çıkarmalara karşı yargı yolunu öngörmesi üzerinde ayrıca düşünmek gerekir. Çünkü hem ihbar tazminatı alan, hem işsizlik sigortası yardımından yararlanan bir işçinin işe tekrar iade edilmesi veya toplam 6-12 aylık maaşına tekabül eden yüksek bir tazminat tutarını alması imkanı varken yargı yoluna gitmeyeceğini düşünmek çoğu zaman saflık olarak değerlendirilecektir. Diğer taraftan Türkiye'de mahkemelerin ve hukuk sistemimizin bu tür davaları gerek yoğunluk, gerek organizasyon, gerek nitelik olarak kaldırıp, kaldıramayacakları şüphelidir.
 

8. İşten çıkarmada geçerli sebep sayılmayacak hususlarda sendikal faaliyetlerde bulunmak feshe geçerli sebep olmayacak yönündeki düzenleme, geleneksel olarak devlet destekli ve yukandan yapılandırılarak büyümeye ve korunmaya alışmış Türk sendikacılığını iyice rahatlık ve tembelliğe itecektir. Üyelerinin değişen taleplerine hizmet yelpazelerini genişleterek cevap verme ve yeni açılımlar getirme yerine kolaycılığa teşvik edilmiş olacaklardır. Diğer taraftan iş güvencesi projesi dışında işsiz olarak bekleyen kitlelere yönelik bir uygulama değil, aksine sistemden beslenen belirli bir "Aristokrat işçi" kitlesinin işine yarayacaktır.
 

9. Yine işten çıkarmada geçerli sebep sayılmayacak hususlardan ırk, cinsiyet, medeni hal, din, siyasi görev veya sosyal köken nedeniyle akdin feshedilemeyeceği hükmü ileride son derece istismara açık olacak ve Türkiye'nin oldukça hassas olduğu konularda siyasetin işyerlerine bulaşması ve yönetici-çalışan kesim arasında ciddi sorunlar doğmasına neden olacak gözden kaçan önemli bir siyasi sorun olup, işletmelerin ve mahkemelerin siyasileşmesi sonucunu doğurabilecektir. Türkiye'nin bu hükme ne kadar hazır olduğu konusunda ciddi kaygılar taşınmalıdır. Birçok kültürel mozaiğinin bir arada yaşamaya çalıştığı bir ülkede her işten çıkarılan, kimliğinden veya siyasi görüşünden (komünist, şeriatçı, alevi, sünni vb) dolayı çıkarıldığını iddia etme şansı son derece fazladır. ABD'nin 158 sayılı sözleşmeyi onaylamaması, sadece aşırı sosyal koruma nedeniyle değil, bu konulara olan hassasiyetten kaynaklanmaktadır.

 

Bir kişiye iş 103 milyar lira ile yaratılıyor
Hazine Müsteşarlığı'nın 2001 verilerine göre Türkiye'de ortalama 103 milyar liralık yatırımla bir kişiye iş yaratılıyor. Hazine Müsteşarlığı'nın 2001 'de teşvik belgesine bağladığı toplam 10 katrilyon 598.8 trilyon liralık 2 bin 154 yatırım projesi kapsamında 102 bin 925 kişilik istihdam yaratıldı ve her bir kişilik istihdama düşen yatırım tutarı 103 milyar liraya geldi.
Ancak bu tutarın yüksek çıkmasında az istihdam yaratan enerji yatırımları etkili oldu. 1 katrilyon 846 trilyonluk enerji yatırımı kapsamında istihdam başına düşen yatırım tutarının 1,5 trilyona gelmesi, ortalama istihdam yaratma maliyetini yükseltti. Diğer sektörlerde ise, ima!at sanayiinde bu tutar 90.3 milyar üra düzeyinde oluştu. Aynı tutar hizmetler sektöründe de 85.8 milyar liraya geldi.
Söz konusu tutar, 100.4 trilyonluk yatırımla 2 bin 246 kişilik istihdam yaratılacak madencilik sektöründe 44.7 milyar, 100.2 trilyonluk yatırımla 3 bin 24 kişilik iş yaratılacak tarım sektöründe de 33.1 milyar lirada kaldı.


OECD tespitlerine göre en katı çalışma mevzuatına Türkiye sahip olmakla birlikte, Türkiye'de işsiz kalanların bir aydan kısa sürede yeniden iş bulma oranı yüzde "sıfır". Buna karşılık ABD'de ise, işsiz kalanların yüzde 44'ü bir aydan kısa sürede yeniden iş bulabiliyor.

İş güvencesinde neler olmalı?
Bu konuda AB konferans, bilgi ve dokümanlarının altını önemle çizdiği politika yaklaşımları şu şekilde:
• Girişimciler için olumlu bir iklim yaratılmalı,
• Çalışma saatleri, ücret ve işgücü maliyetleri esnekleştirilmeli,
• İşverenler kısmi zamanlı çalışma, belirli süreli kontratla çalıştırma gibi yolları kullanarak esnek bir şekilde işgücü istihdamının kolaylaştırılması (Bunun temel amacı işverenlerin talepteki değişime karşı süratle yanıt verebilmesi ve işgücü maliyetlerini azaltılabilmeleridir),
• İstihdam korumacılığının terk edilmesi, böylece işçilerin ekonomik nedenlerle işten çıkarılabilmelerinin kolaylaştırılması,
• Asgari geçim garantisine zarar vermeden işsizlik yardımlarının azaltılıp işsizlerin çalışmaya teşvik edilmesi,
• Düşük ücretlerden kesilen sosyal güvenlik katkılarının azaltılarak, ücret dışı işgücü maliyetlerinin azaltılması,
• İş bulma hizmetlerinin geliştirilmesi ve diğer aktif işgücü piyasası tedbirleri için harcamalarının artırılması,
• İşletmelerde ve işgücü piyasalarında esneklik sağlanması,
• Yeterli eğitim ve beceriye sahip olmayan gençlere yardım edilmesi,
• Gerçek ücretlerdeki artış baskı altına alınmalı ve verimlilik artışını aşmamasının sağlanması,
• İşe alma ve çıkarmayı düzenleyen kurallar ve çalışma saatleri esnekleştirilmesi,
• İşsizlik yardımlarının azaltılması ve sosyal güvenlik sistemlerinden yararlanmada öngörülen sınırlamalar ya da yararlanma koşullarının artırılması,
• Yaşam boyu eğitim yoluyta çalışanların teknolojik gelişmeye ayak uydurması,
• Aktif işgücü politikalarına geçilmesi,
• Vergi ve yardım sistemlerinde reform yapılması,
• Çalışma yaşamının modernize edilmesi.

Tekstilisveren.org.tr     Üyelerimize Duyurular    İrtibat

© 2002 TÜTSİS      -      3tur.com Tasarım