Bu Sayı
Editörden
Güncel
Halit Narin: Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle
başlar
TİSK Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu
Ayın Konusu
Prof.Dr. Tankut Centel: İş güvencesine siyasi yatırım yapılmak
isteniyor
İş güvencesi yasa tasarısı neler getiriyor?
AR-GE
Tekstil Araştırma Merkezi kuruldu
Sektör
Tunus tekstil ve konfeksiyon sektörü
Türkiye-Tunus KEK 9. Dönem Toplantısı
|
İş Güvencesi Yasa Tasarısı neler getiriyor?
1. Gerek Türkiye'nin 158 sayılı sözleşmeyi üçüncü dünya
ülkeleri ile birlikte 1995 yılında onaylaması, gerekse hükümetin İş Güvencesi
Yasa Tasarısı'nı "acil yapısal düzenlemeler" içinde 15 yasa tasarısı ile
birlikte gündeme getirmesi ve ulusal programda kısa vadeli gerçekleştirilmesi
gereken mevzuat çalışması olarak değerlendirmesi son derece yanlıştır. Kaldı ki
böyle bir zorunluluğun AB üyesi olmanın doğal bir sonucu olarak sunulması
yanıltıcı ve siyasi bir aldatmacadır.
2. Bilindiği üzere kıdem tazminatı müessesesinin
Türkiye'de oluşturulmasının temel varlık nedenlerinden en önemlisi işsizlik
sigortası ve iş güvencesinin olamayışı gerekçesidir. İşsizlik sigortasının
çıkarıldığı ve iş güvencesinin gündeme getirildiği bir ortamda kıdem
tazminatının yeniden değerlendirmeye tabi tutulmaması ve Türkiye'deki
mevzuattaki mevcut koruyucu düzenlemelerin yok sayılması her şeyden önce Batı'da
1980 öncesi "emeğin korunması" felsefesi üzerine inşa edilen hukuk anlayışının
dahi abartılı bir versiyonudur.
3. İşsizlik sigortası ve iş güvencesi uygulayan birçok
Batı ülkesinde kıdem tazminatı yoktur, olanlarda ise kıdem tazminatı hesabında
esas alınan ödeme süreleri Türkiye'de öngörülen 30 günlük sürenin altındadır.
4. Son yıllarda istihdamın korunması, girişimcinin
teşvik edilmesi, ulusal rekabet gücünün artırılması, istihdamı pahalılaştıran
sosyal şarjlardan kaçınılması, işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi ve her
şeyden önce tüm bu açıklamaların öncelikle "işletmenin" ve "iş"in korunması
boyutuna yönelen bir felsefe değişimini öngördüğü ve yasal düzenlemelerde
21.yüzyılın realitelerine uygun olarak "işçinin korunması" mantığından ziyade
"işin düzenlenmesi" hukuki mantığı ve tekniğiyle bağdaşır olması yolunda bir
değişimin uygar dünyada gerçekleştiğidir. Bu bağlamda, mevcut yasa tasarısının
kurgulanmasında ciddi bir dünya realitelerinden uzaklaşma veya güncelleşememe
sorunu yatmaktadır. Uluslararası çağdaş ve norm standartları sadece AB
(özellikle Almanya) üretmemekte Amerika, İngiltere ve Kanada'nın da başını
çektiği Anglosakson mevzuatı da literatüre ve çağdaş uygulamalara önemli
katkılarda bulunmaktadır. Burada itirazlar, 158 sayılı sözleşmenin aslının
gereğinin yapıldığı yönünde olacaktır. Oysa burada itirazımız 158 sayılı
sözleşme ye dayalı bir sosyal korumaya değil korumanın derecesinin en üst
düzeyde tutulmasına ve güvence ile esneklik arasındaki dengenin sağlanamamış
olmasına yönelik olmalıdır.
5. İşçiye hem işsizlik sigortası yardımı, hem ihbar
tazminatı, hem kıdem ve hem de iş güvencesi tazminatı ödenmesi şeklinde,
işverene yeni yükler getirilmesi, Türk işçisinin gelişmiş ülkelerde dahi olmayan
bir koruma altına alınacağı ve Batı'da sosyalist ve sosyal demokratik partilerin
dahi küreselleşmenin acımasız rekabet ortamında ve yabancı sermayeyi çekme
yarışı içindeki bir dünyada kabul etmeyecekleri ve altına imza atmayacakları bir
düzenleme ile korunmuş olacaklardır. Bu süreç beraberinde işsizliğin daha da
artması yabancı sermaye girişinde uluslararası arenada dezavantajlı durumdaki
Türkiye'yi daha da gerileten yerli sermayenin dahi işgücünün ucuz olduğu ve
maliyet artırıcı sosyal şarjların asgari düzeyde tutulduğu ülkelere gitmesi
sonucunu doğuracaktır.
6. Mevcut İş Güvencesi Yasa Tasarısı işçi sayısına
dayanan bir ayrım yaptığı ve 10 işçi çalıştıran iş yerlerini baz aldığı için bu
ayrım bir yandan haksız rekabete diğer yandan işyerlerinin küçülmesine neden
olacaktır.
7. Tasarınn işten çıkarmalara karşı yargı yolunu
öngörmesi üzerinde ayrıca düşünmek gerekir. Çünkü hem ihbar tazminatı alan, hem
işsizlik sigortası yardımından yararlanan bir işçinin işe tekrar iade edilmesi
veya toplam 6-12 aylık maaşına tekabül eden yüksek bir tazminat tutarını alması
imkanı varken yargı yoluna gitmeyeceğini düşünmek çoğu zaman saflık olarak
değerlendirilecektir. Diğer taraftan Türkiye'de mahkemelerin ve hukuk
sistemimizin bu tür davaları gerek yoğunluk, gerek organizasyon, gerek nitelik
olarak kaldırıp, kaldıramayacakları şüphelidir.
8. İşten çıkarmada geçerli sebep sayılmayacak
hususlarda sendikal faaliyetlerde bulunmak feshe geçerli sebep olmayacak
yönündeki düzenleme, geleneksel olarak devlet destekli ve yukandan
yapılandırılarak büyümeye ve korunmaya alışmış Türk sendikacılığını iyice
rahatlık ve tembelliğe itecektir. Üyelerinin değişen taleplerine hizmet
yelpazelerini genişleterek cevap verme ve yeni açılımlar getirme yerine
kolaycılığa teşvik edilmiş olacaklardır. Diğer taraftan iş güvencesi projesi
dışında işsiz olarak bekleyen kitlelere yönelik bir uygulama değil, aksine
sistemden beslenen belirli bir "Aristokrat işçi" kitlesinin işine yarayacaktır.
9. Yine işten çıkarmada geçerli sebep sayılmayacak
hususlardan ırk, cinsiyet, medeni hal, din, siyasi görev veya sosyal köken
nedeniyle akdin feshedilemeyeceği hükmü ileride son derece istismara açık olacak
ve Türkiye'nin oldukça hassas olduğu konularda siyasetin işyerlerine bulaşması
ve yönetici-çalışan kesim arasında ciddi sorunlar doğmasına neden olacak gözden
kaçan önemli bir siyasi sorun olup, işletmelerin ve mahkemelerin siyasileşmesi
sonucunu doğurabilecektir. Türkiye'nin bu hükme ne kadar hazır olduğu konusunda
ciddi kaygılar taşınmalıdır. Birçok kültürel mozaiğinin bir arada yaşamaya
çalıştığı bir ülkede her işten çıkarılan, kimliğinden veya siyasi görüşünden
(komünist, şeriatçı, alevi, sünni vb) dolayı çıkarıldığını iddia etme şansı son
derece fazladır. ABD'nin 158 sayılı sözleşmeyi onaylamaması, sadece aşırı sosyal
koruma nedeniyle değil, bu konulara olan hassasiyetten kaynaklanmaktadır.
Bir kişiye iş 103 milyar lira ile yaratılıyor
Hazine Müsteşarlığı'nın 2001 verilerine göre Türkiye'de ortalama 103 milyar
liralık yatırımla bir kişiye iş yaratılıyor. Hazine Müsteşarlığı'nın 2001 'de
teşvik belgesine bağladığı toplam 10 katrilyon 598.8 trilyon liralık 2 bin 154
yatırım projesi kapsamında 102 bin 925 kişilik istihdam yaratıldı ve her bir
kişilik istihdama düşen yatırım tutarı 103 milyar liraya geldi.
Ancak bu tutarın yüksek çıkmasında az istihdam yaratan enerji yatırımları etkili
oldu. 1 katrilyon 846 trilyonluk enerji yatırımı kapsamında istihdam başına
düşen yatırım tutarının 1,5 trilyona gelmesi, ortalama istihdam yaratma
maliyetini yükseltti. Diğer sektörlerde ise, ima!at sanayiinde bu tutar 90.3
milyar üra düzeyinde oluştu. Aynı tutar hizmetler sektöründe de 85.8 milyar
liraya geldi.
Söz konusu tutar, 100.4 trilyonluk yatırımla 2 bin 246 kişilik istihdam
yaratılacak madencilik sektöründe 44.7 milyar, 100.2 trilyonluk yatırımla 3 bin
24 kişilik iş yaratılacak tarım sektöründe de 33.1 milyar lirada kaldı.
OECD tespitlerine göre en katı çalışma mevzuatına Türkiye sahip olmakla
birlikte, Türkiye'de işsiz kalanların bir aydan kısa sürede yeniden iş bulma
oranı yüzde "sıfır". Buna karşılık ABD'de ise, işsiz kalanların yüzde 44'ü bir
aydan kısa sürede yeniden iş bulabiliyor.
 İş güvencesinde neler olmalı?
Bu konuda AB konferans, bilgi ve dokümanlarının altını önemle çizdiği politika
yaklaşımları şu şekilde:
• Girişimciler için olumlu bir iklim yaratılmalı,
• Çalışma saatleri, ücret ve işgücü maliyetleri esnekleştirilmeli,
• İşverenler kısmi zamanlı çalışma, belirli süreli kontratla çalıştırma gibi
yolları kullanarak esnek bir şekilde işgücü istihdamının kolaylaştırılması
(Bunun temel amacı işverenlerin talepteki değişime karşı süratle yanıt
verebilmesi ve işgücü maliyetlerini azaltılabilmeleridir),
• İstihdam korumacılığının terk edilmesi, böylece işçilerin ekonomik nedenlerle
işten çıkarılabilmelerinin kolaylaştırılması,
• Asgari geçim garantisine zarar vermeden işsizlik yardımlarının azaltılıp
işsizlerin çalışmaya teşvik edilmesi,
• Düşük ücretlerden kesilen sosyal güvenlik katkılarının azaltılarak, ücret dışı
işgücü maliyetlerinin azaltılması,
• İş bulma hizmetlerinin geliştirilmesi ve diğer aktif işgücü piyasası
tedbirleri için harcamalarının artırılması,
• İşletmelerde ve işgücü piyasalarında esneklik sağlanması,
• Yeterli eğitim ve beceriye sahip olmayan gençlere yardım edilmesi,
• Gerçek ücretlerdeki artış baskı altına alınmalı ve verimlilik artışını
aşmamasının sağlanması,
• İşe alma ve çıkarmayı düzenleyen kurallar ve çalışma saatleri
esnekleştirilmesi,
• İşsizlik yardımlarının azaltılması ve sosyal güvenlik sistemlerinden
yararlanmada öngörülen sınırlamalar ya da yararlanma koşullarının artırılması,
• Yaşam boyu eğitim yoluyta çalışanların teknolojik gelişmeye ayak uydurması,
• Aktif işgücü politikalarına geçilmesi,
• Vergi ve yardım sistemlerinde reform yapılması,
• Çalışma yaşamının modernize edilmesi. |