Bu Sayı
Editörden
Güncel
Halit Narin: Ekonomide iyileşme, ancak kayıpların telafisiyle
başlar
TİSK Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu
Ayın Konusu
Prof.Dr. Tankut Centel: İş güvencesine siyasi yatırım yapılmak
isteniyor
İş güvencesi yasa tasarısı neler getiriyor?
AR-GE
Tekstil Araştırma Merkezi kuruldu
Sektör
Tunus tekstil ve konfeksiyon sektörü
Türkiye-Tunus KEK 9. Dönem Toplantısı
|
Editör'den
Bu ne yoğunluk böyle?
Beklendiği üzere yeni yıla oldukça haraketli girdik. Yeni
yılla beraber bütün bir yıla yetebilecek ekonomik ve siyasal gündem hazır bile.
Birgöz atalım...
IMF ile 2004 yılına kadar sürecek olan yeni program, dövizdeki dalgalanmalar,
bankacılıkta reform yasası, Afganistan sona erdi ama Körfez'de yaklaşan savaş
ihtimali, işveren sendikaları fonlarının kriz mağduru işletmelere
kullandırılması, iş güvencesi yasa tasarısı, ithalatçı birliklerinin
kurulması...
Bütün bir yıl için bile, "yeter de artar" diyebileceğimiz bu şartlar daha ocak
ayında karşımıza çıktı, oturdu. Doğal olarak bu gelişmeler tekstil işverenlerini
de yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle yeni sayımıza bu konuların tümünden
önemli başlıklar koymaya özen gösterdik. Yeni dönemde bu konular daha da
derinliğine işlenecek ve tartışılacak.
***
Bu ay "ayın konusu" başlığı altında derinliğine işlediğimiz konumuz İş güvencesi
yasa tasarısı. Her alanda olduğu gibi burada da önemli sancılar yaşanıyor.
Çalışma hayatına bakışta hükümet ile iş dünyası arasında önemli ayrılıklar var.
Bu sayımızda bunun nedenlerini soruşturduk ve dünyadan örnekler getirdik. İş
dünyasının konuya yaklaşımı özetle "iş yerinin güvencesi" çerçevesinde.
Kayıtdışı ekonominin geldiği boyutlar da unutulmamışsa, konunun önemi daha da
ortaya çıkacak gibi...
***
Başkan Halit Narin'in sözleri ise, yeni stand-by'a imza atıldığı günlerde
dikkati bir kez daha reel sektöre çekmeyi amaçlıyor. Narin, "krizi aştık"
türünden sözleri, milli gelirdeki büyük erimeyi hatırlatarak yanıtlıyor ve
uyarıyor.
İşte sözler...
"Türkiye 200 milyar dolarlık bir büyüklükten 150 milyar dolara geriledi. Biz
ülke olarak kısa sürede yeniden 200 milyar dolarlık bir milli gelir rakamına
ulaşmadan ekonomiyi rayına koyduğumuzu söyleyemeyiz. Gerçekçi yaklaşım ancak
üretim üzerinden yapılan planlamayla olur."
***
Diğer taraftan ABD yönetimi 11 Eylül'den sonra Türkiye'ye açık destek verirken,
Irak'a müdahalede hükümetin kaygılarını pek dinlemiyor gibi. Stand-by ve yakın
coğrafyalarda savaşlar nasıl sonuçlar doğuracak bu kez, yaşayıp göreceğiz.
Bu konuda en net söylenebiiecek tespit şu galiba:
"Bu yıl boyunca da gözler ve kulaklar ABD'de olacak."
Yazıyı Narin'in sözüyle bitirelim:
"Pembe rüyalar yerine, gayrete dayalı kalkınma prensibini Türkiye
benimsemelidir. Bu amaçla ekonomiye dinamizm kazandırmak mecburiyeti vardır." |