Sentetik sektöründe daha iyi oyuncu olmak

Türkiye, sentetik iplik ve elyaf kapasitesiyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasında.

Teknik tekstil ürünlerine yönelik talep artışı bu alanı daha da kıymetli hale getirdi. Ancak hammadde yatırımlarından tesislerin modernizasyonuna, teşvik tedbirlerinden haksız ithalatın önlenmesine halen yapılması gereken çok şey var. Suni ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB) Genel Sekreteri Eray Sanver ile sektörün röntgenini çektik.

Türkiye iplikten hazır giyime kadar uzanan üretim zinciriyle güçlü bir tekstil ülkesi. Tekstilin yarattığı ekosistem de pek çok alt sektör oluşmasına neden oluyor. Bunlardan biri de iplik sektörü.
2017 yılının ocak-ekim dönemi itibariyle Türkiye’nin iplik ihracatı yüzde 10 oranında artarak yaklaşık 1.5 milyar dolara ulaştı. Tekstil ve hammaddeleri ihracatının yüzde 18’ini oluşturan iplik ürün grubu en fazla ihracat artışı gerçekleştirilen alt sektörlerden biri oldu. İplik pazarında ise son dönemde sentetik iplik ve elyaf ürünleri öne çıkıyor. Türkiye toplam 2.05 milyon ton ile dünyanın en büyük 7’nci sentetik iplik ve elyaf kapasitesine sahip. Öyle ki, Türkiye’nin kapasitesi Avrupa Birliği’nin toplam kapasitesinden bile fazla. Özellikle son dönemde teknik tekstil ürünlerine yönelik talep artışı sentetik iplik ve elyaf üretiminin sektördeki önemini artırdı.
1996 yılında Bursa’da faaliyet gösteren sentetik iplik ve elyaf üreticileri tarafından kurulan Suni ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB), sektörde bu alandaki en etkin sivil toplum kuruluşlarından biri. Son dönemde önemi giderek artan sektörü SUSEB Genel Sekreteri Eray Sanver’e sorduk. Sektörün gelişmesi için ne gibi adımlar atılması gerektiğini anlatan Sanver, son trendleri ve yatırım hedeflerini de aktardı.

Türkiye’de suni ve sentetik iplik sektörünün büyüklüğü nedir?
Ülkemiz toplam 2.05 milyon ton ile dünyanın en büyük 7’nci sentetik iplik ve elyaf kapasitesine sahip. Türkiye’nin kapasitesi AB’nin toplam kapasitesinden fazla. Ülkemiz 2016 itibarıyla sentetik iplik ve elyaf kapasitesinin yaklaşık yüzde 50’sini kullanabildi. 2016 yılında 913 bin ton sentetik iplik ve elyaf ithal edildi. Bu miktar, bir önceki yıldan yaklaşık 30 bin ton daha fazla. 2016 yılında sentetik iplik ve elyaf ihracatımız ise 276 bin ton olarak gerçekleşti. Bu miktar da bir önceki yıla göre 23 bin ton fazla. Türkiye’nin sentetik iplik ve elyaf sektöründeki geleneksel ihracat pazarı, AB ülkeleri. Ancak bu pazarlarda Uzakdoğulu rakipler ile de çok çetin rekabet yaşanıyor. Ülkemizde üretilen sentetik iplik ve elyafların çok önemli kısmı iç pazarda kullanılıyor. 2016’da Türkiye’nin sentetik iplik ve elyaf iç tüketimi 1.9 milyon tona yükseldi.

2018’de ihracat rakamlarında ne kadarlık artış bekleniyor?  
2016 yılında Türkiye’den dünyaya 276 bin ton sentetik iplik ve elyaf ihracatı yapıldı. Dünyanın en saygın otomotiv firmalarının araçlarındaki tekstil ürünleri ile birbirinden saygın giyim firmalarının ürünleri, dünyanın en büyük perakende zincirinde satılan giysi ve ev tekstili ürünleri, Türkiye’de üretilen hammaddeler ile Türk firmalarınca nihai ürün haline getirilip ihraç ediliyor. 2016 yılı tekstil ihracatımızın 24.8 milyar dolar olduğunu göz önüne alırsak, sektörün önemi daha iyi anlaşılabilir. 

Peki, dünyadaki üretim rakamları nasıl bir trend izliyor?
Dünyada 2016 yılında 95 milyon ton civarı doğal, suni ve sentetik lif üretildi. Bunun 22 milyon tonunu doğal lifler, 66 milyon tonunu sentetik lifler ve 7 milyon tonunu suni lifler oluşturdu. İklim değişikliğinin etkileri sonucunda dünyada doğal lif üretiminde ortaya çıkan rekolte düşüşü, artan nüfusun tekstil ihtiyacının daha fazla sentetik lifler ile karşılanması sonucunu doğurdu. Önümüzdeki yıl üretimi 100 milyon ton seviyesini geçmesi beklenen sentetik lifler polyester, naylon, polyamid, akrilik ana gruplarından oluşuyor. Sentetik lifler de sentetik iplik ve sentetik elyaflardan oluşuyor. Sentetik liflerin en önemli alt grubunu ise polyester iplik ve polyester elyaf oluşturuyor.

Bu alanda pazar lideri kim?
Dünyanın en büyük sentetik iplik ve elyaf üretici ve ihracatçısı Çin; 2015 yılında 43.7 milyon ton sentetik iplik ve elyaf üretti. 2016 yılında üretimleri 41.4 milyon tona geriledi. 2016 üretiminin 27.3 milyon tonu polyester iplik, 8.8 milyon tonu ise polyester elyaf oldu. Hindistan, bir diğer önemli üretici ve ihracatçı. Onların 2015 ve 2016 yıllarındaki sentetik iplik ve elyaf üretimleri de 2.1 milyon civarında seyretti.

Türkiye neler yapabilir?
Tekstil sektöründe de artık Ar-Ge önem kazanıyor.İplikte bu açıdan yeni gelişmeler neler?
Konvansiyonel tekstil ürünlerinin yanı sıra teknik tekstiller de son yıllarda çok hızlı gelişme gösteriyor. Teknik tekstillerin çok farklı alanlarda kullanımı olduğu göz önüne alınırsa, sektörde önümüzdeki dönemde çok ciddi gelişme yaşanacağını söyleyebiliriz. Teknik tekstil ürünleri tamamen sentetik iplik ve elyaf ürünlerinden üretiliyor. Konvansiyonel sentetik iplik-elyaf üretim ve hammadde üretim teknolojileri, teknik tekstil hammadde teknolojileri alanlarında önemli gelişmeler yaşanıyor.

Türkiye’nin sentetik sektöründe daha iyi bir oyuncu olması için ne gibi adımlar atılmalı?
Öncelikle suni ve sentetik iplik ve elyaf hammadde yatırımları yapılması gerekli. Teknolojik kullanım ömürlerinin sonuna gelmekte olan dokuma, örme, konfeksiyon, suni ve sentetik iplik ve elyaf entegre yatırımlarının modernizasyonu yapılmalı. Teknik tekstillerin hammadde ve mamul madde yatırımları, yeni suni ve sentetik iplik ve elyaf entegre yatırımlarının özel nitelikli teşvik tedbirleriyle desteklenmesi gerekiyor. Haksız ithalatın daha etkin tedbirlerle önlenmesi önemli başlıklardan biri. Gümrük Birliği anlaşmasının sektöre zarar veren uygulamalarından kurtulmak gerekiyor. Ayrıca kamu alımlarında yerli malı ürünlerin kullanımının zorunlu kılınması için kamu ihale mevzuatında etkin yasal ve idari düzenlemeler yapılmalı.

Suni iplik ve sentetik sektöründe yatırım potansiyeli taşıyan alanlar neler?
Aslında potansiyel olanları şöyle sıralayabiliriz: Suni ve sentetik iplik ve elyaf hammadde yatırımları, doğal elyaf (pamuk) hammadde yatırımları öne çıkan konular. Teknolojik kullanım ömürlerinin sonuna gelmekte olan dokuma, örme, konfeksiyon, suni ve sentetik iplik ve elyaf entegre yatırımlarının modernizasyonu ve teknik tekstillerin hammadde ve mamul madde yatırımları konularında da yatırım yapılması gerekiyor.

Sektörün önümüzdeki iki yılda ne kadar büyümesi bekleniyor?
Sektörün büyüme potansiyeli dünyadaki gelişmelerden bağımsız değerlendirilemez. Ayrıca ülkemizin yaşayacağı mikro ve makro olumlu ve olumsuz değişiklikler sektörü doğrudan etkileyecek. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, ülkemizde sentetik iplik ve elyaf üretim  kapasitesi  sürekli olarak  gelişmekte ve büyümekte. Bunun önümüzdeki yıllarda da sürmesini umuyoruz. Ayrıca sentetik iplik ve elyaf sektörü dikey ve yatay derinleşmek zorunda. Bunun içinde sadece  polyester ipliğin hammaddesi olan POY’dan PTY  (polyester tekstüre iplik) veya  PFY (polyester filament iplik) üretmek yetmez. Böyle bir üretim yapısı ile tamamen dışa bağımlı ve katma değeri yüksek olmayan ürünler üretebilirsiniz. Ülkenizi geleceğe taşıyamazsınız. Giderek ağırlaşan uluslararası rekabete karşı koyabilmek için üretiminizi hammaddeye doğru yatay, başta teknik tekstiller olmak üzere çeşitli ürünler ile de dikey derinleştirmeniz gerekli.

Bu alanda inovasyona yönelik ürünler nelerdir?
Teknik tekstillere yönelik iplik ve elyaflar ile başta anti mikrobiyel, UV süzücü, doğal lif gibi davranabilen farklılaştırılmış polyester iplik ve elyaflar, endüstriyel uygulamalara yönelik yüksek mukavemetli iplik ve elyaflar, inovatif ürünler olarak akla ilk gelenler.

Türkiye’de geliştirilen özel ürünler var mı?
Şunu rahatça söyleyebilirim ki, ülkemizin sentetik iplik ve elyaf teknoloji yapısı ve yetişmiş insan gücü kapasitesi dünyada keşfedilen her türlü ürünü üretebilme kapasite ve yeteneğine sahip. Ancak bir ürünün üretilebilmesi için en önemli husus, yeterli talebin olup olmadığı. Üretebilme kabiliyeti olmasına rağmen yeterli talebin olmaması nedeniyle üretilemeyen pek çok ürün vardır. 

Peki, sektörü değiştirecek yeni gelişmeler olacak mı?
Sermaye yoğun yapısı nedeniyle sektörde radikal değişiklikler beklenmiyor. Gelecekteki en önemli değişimler ise hammadde ve teknik tekstiller alanlarında bekleniyor.

21 yıl önce kuruldu
SUSEB (Suni ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği), 1996 yılında Bursa’da faaliyet gösteren sentetik iplik ve elyaf üreticileri tarafından kuruldu. Kuruluşundan itibaren tüzüğünde yer alan amaçları doğrultusunda üyelerinin yurtiçinde ve yurtdışında resmi ve özel kuruluşlar nezdinde temsil edilmesinden başlayıp sektörün sorunları hakkında devletin bilgilendirilmesi, politikalarının oluşturulması, uygulamalara yardım edilmesi ve çeşitli konularda üyelerin bilgilendirilerek kamuoyu oluşturulmasına kadar çok geniş yelpazede başarılı çalışmalar yürüttü. SUSEB üyesi firmalar, Türkiye’deki sentetik sektör kapasitesinin önemli kısmını temsil ediyor. SUSEB, Avrupa Sentetik İplik Üreticileri Birliği (CIRFS) ve Dünya Sentetik İplik ve Elyaf Üretici Birlikleri Platformu’nun üyesi. Bu nedenle de dünya çapında akredite bir sivil toplum kuruluşu. Avrupa Sentetik İplik ve Elyaf Üreticileri Birliği (CIRFS)  ve diğer birliklerle ortak araştırma ve çalışma gruplarında yer alan SUSEB, ayrıca Sanayi Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, TOBB, BTSO Tekstil Konseyi gibi kurumların çalışma gruplarının sürekli üyesi olarak faaliyet gösteriyor. SUSEB, dönemsel olarak sektörünü ilgilendiren farklı konulara ağırlık vermekle birlikte, ulusal üreticiler ile diğer ülkelerdeki tekstil alanında faaliyet gösteren firmaların ilişkilerinin geliştirilmesi konularında da çalışmalar yürütüyor.

Sanver’e göre sektörde atılması gereken 10 adım
1. İthalde uygulanan gümrük vergilerinin hammadde ithalinde düşük, mamul mal ithalinde ise yüksek kılınması gerekli. Gümrük Birliği anlaşması sonrasında hammaddelerin gümrük vergisi oranları yüksek, mamul ürünlerin ithalinde uygulanan gümrük vergileri ise düşük. Bu durumda yurtiçi  üretim  yerine  ithalat daha cazip hale geliyor. Yerli üretimin cazip kılınması için uygulamanın tam tersine çevrilmesi gerekli.  
2. Bu tür yatırımlar için yatırım indirimi istisnası yeniden uygulanmaya başlanmalı. Ayrıca, yatırımın tamamlanmasından itibaren elde edilecek kazançlara uygulanmak üzere 10 yıllık kurumlar vergisi istisnası getirilmeli.
3. Bu tür yatırımların gerçekleştirilmesini cazip kılmak için endüstri bölgeleri ve özel endüstri bölgeleri kurulmalı. Ayrıca alt ve üst yapı inşaatlarının bir kısmı Sanayi Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmeli.  
4. Yatırım yapıldıktan sonra ortaya çıkabilecek haksız ithalat baskısının –en az yatırımın geri dönüş süresi içinde- ortadan kaldırılması gerekli.
5. Yerli ürünün kullanılmasını teşvik edici ve/veya zorunlu kılan düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekli.
6. İstihdam destekleri yatırımın geri dönüş süresince sürdürülmeli.
7. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu, fakat ülkemizde ve AB’de yeterli üretimi bulunmayan hammaddelerin ithalinde AB ülkemize örtülü ambargo uyguluyor. Bu ve benzeri engellemeleri gidermek için uygulamaların içine örtülü otomatik ekonomik dengeleyici mekanizmaların yerleştirilmesi gerekiyor.
8. Gümrük Birliği’nin işleyişinden kaynaklanan diğer engellemelerin giderilmesi gerekir.
9. Yabancılara, ülke içinde kendi markaları ile yaptıkları satışların yüzde 25-30’unun Türkiye içinde üretilmiş ürünlerden sağlama şartı getirilmeli.
10. Tüm tekstil ürünlerinin ithalatına ek vergi getirilerek sektörel korunma sağlanmalı.

Betül Sadıkoğlu / DowAksa İcra Kurulu Başkan Vekili:
Karbon elyafın yükselişi
Sektördeki teknoloji tekstili aşmış durumda. Karbon fiber bunun önemli örneklerinden biri. Karbon fiber veya karbon elyaf teknoloji ürünü olan ipliksi türü bir madde. Ana bileşimleri karbonlaşmış akrilik elyaf (orlon), katran ve naylon olarak sıralanıyor. Karbon fiberin yapısı, çelikten beş kat daha hafif olmasına rağmen üç kat daha dayanıklı. Hatta karbon elyafla saç telinden 10 kat daha ince bir ip yapmak mümkün. Karbon elyaf pazarı son dönemde Türkiye’de hızlı büyüyor. Türkiye’de tekstil sektörüne akrilik elyafı kazandıran ve Türkiye’yi Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci akrilik üretici pazarı yapan Aksa, karbon elyaf üretiyor. Hatta DowAksa Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın da sayılı karbon elyaf üreticilerinden. DowAksa’nın İcra Kurulu Başkan Vekili Betül Sadıkoğlu sorularımızı yanıtladı.

Karbon elyaf neden önemli? Kullanıldığı alanlarda nasıl bir fark yaratıyor?
Karbon elyaf, rüzgâr türbinlerinin enerji üretiminin artırılması, otomobillerdeki yakıt tüketiminin azaltılması, altyapı ve yapıların güçlendirilerek ömürlerinin uzatılması gibi dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlara yönelik inovatif çözümler sunan stratejik bir malzeme. Karşılaştırmamız gerekirse karbon elyafı, çelik, alüminyum, cam elyafa benzetebiliriz ancak bu malzemelere göre çok daha üstün nitelikleri bulunuyor. Örneğin; çelikle kıyaslamamız gerekirse karbon elyaf, çelikten beş kat daha sağlam ve dört kat daha hafif bir malzeme. Korozyona ve yorulmaya dayanıklı iletken bir madde olmasıyla da geniş bir kullanım alanına sahip.  Aynı zamanda bu ürün katma değerli bir ürün olmasıyla da çok önemli. Bu inovatif ürünün katma değer oranı yüzde 300’e ulaşmış durumda. Kilosu 1.5-2 dolar olan malzemeyi (akrilonitril) işleyerek kilosu 20-150 dolar olan bir ürün ortaya çıkarabiliyoruz.  Geleceğin otomobillerinde de karbon elyaf kullanılacak. 2020 itibarıyla birçok ülkede emisyon düzenlemeleri devreye girecek. Bu nedenle otomotiv üreticileri araçları hafifletmek için karbon elyaf kullanımını artırmak zorunda kalacak. Yalova’da üretilen karbon elyaflar geleceğin hafif ve sağlam otomobillerinde yer alacak.

Şirket olarak karbon elyaf üretim kapasiteniz nedir?
Şu an için üretim kapasitemiz 3 bin 500 ton. Kapasitenin tamamını kullanıyoruz. Birkaç ay önce dünyanın önde gelen rüzgâr türbini üreticisi Vestas ile türbin kanatlarında kullanılan karbon elyaf pultruze profillerin tedariki için dört yıllık bir işbirliğine imza attık. Yapılan anlaşma ile 4 yılda 300 milyon doların üzerinde karbon elyaf kompozit malzeme satacağız. Karbon elyaf teknolojisi, kanatların daha uzun ve hafif olması için gerekli sağlamlık ve sertliği sağlıyor. İleri teknoloji ile üretilen bu kanatlar sayesinde rüzgâr türbinleri daha verimli çalışacak.
 
Üretiminizin ne kadarını ihraç ediyorsunuz?
Neredeyse tamamını… Beş kıtaya ihracat yapabilen bir ağa sahibiz. Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa’da dengeli bir talep dağılımı bulunuyor. Bizim de ağırlıklı ürün gönderdiğimiz bölgeler bunlar. Bunun yanında tüm pazarlarda kompozit çözümlere ilgi, gelişmekte olan projelerle bağlantılı olarak artıyor. 2016 yılında 76.5 bin ton olarak hesaplanan karbon elyaf pazarının 2020 yılında 100 bin tonu geçmesi bekleniyor.

Yeni yatırım planlarınız var mı?
Savunma sanayii, havacılık, enerji ve inşaat sektörlerinin yanı sıra hedefimiz otomotiv sektörüne de girmek.