[ , ]

For English     

 

ANA SAYFA

 

SENDİKAMIZ

HAKKINDA

Çalışma Konuları

Teşkilat Şeması

Yetkili Organlar

Kurul Üyeleri

Genel Sekreterlik

İlişkiler

 

ÜYELERİMİZ

Üye Olma Şartları

 

YAYINLAR

Araştırma Kitapları

Seminer Kitapları

Basında Tekstil

 

DUYURULAR

Üyelere Özel

Seminerler

Fuarlar

 

İRTİBAT

 

LİNKLER

 

VAKIF

Vakıf Üyeleri

Vakfın Faaliyetleri

 

ONLINE DERGİMİZ

 

 

 

 

AB – Türkiye Gümrük Birliği ve
AB – Üçüncü Ülkeler Ticari İlişkileri hakkında
Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayiinin Görüşü


Bu rapor, Türk Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın, DTÖ’nün Doha, Katar’da yapılacak Bakanlar düzeyindeki Konferansı için Türkiye’nin hazırlıkları ve hedefleri hakkında görüş istenen yazısına cevap niteliğindedir.
Bu görüşler, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası tarafından Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii adına iletilmektedir.

Doha öncesinde, Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayiinde yaşanan Krizler

DTÖ’nün Yeni Raund’unda ortaya çıkacak yeni hedeflere göre konumunu belirlemek, bugün, olağanüstü bir kriz ortamında bulunan Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii için büyük önem taşımaktadır.

? Uzak Doğu krizinden sonra, 1998 yılından beri sanayide kriz sürekli olarak derinleşmiştir.
? Tekstil ve Konfeksiyonda iş kaybı milyonlarca işçi olarak ifade edilmektedir.
? Sanayi imalat indeksi % 50’den daha fazla düşmüştür.
? Sürekli Türkiye’yi etkileyen krizler; 1997 Uzak Doğu Krizi, 1998 Rusya Krizi, 1999’da harap edici iki büyük deprem, 2000/2001 finansal krizleri, 2001 Dünya Ticaret Merkezi krizi yüzlerce fabrikanın kapanmasını hızlandırmıştır.
? Modern Avrupa teknolojileri ile gerçekleştirilmiş olan yatırımların büyük bir kısmı silinmiştir.
? Son dört yılda sonu gelmeyen finansal krizler nedeniyle birçok şirket iflas durumuna düşmüştür.

Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii : güçlü bir küresel rakip
? Ulusal resmi istihdamın % 11’ini ve kayıtdışı istihdamın % 20’sini
? Resmi GSMH’nın % 10’unu ve gayriresmi GSMH’nın % 20’sini
? Türkiye’nin toplam ihracatının % 38’ini
temsil eden Türk tekstil ve konfeksiyon sanayiinin geleceği için, Doha’daki uluslararası müzakereler dönüm noktası niteliğindedir.

Gümrük Birliği ile AB’de yeni pazar imkanları elde edeceği illüzyonuna inanan Sanayi, geçen 10 yıl içerisinde 50 milyar ABD dolarından daha fazla değerde AB teknolojisi ve altyapısına yatırım yapmıştır. Bugün, Türk tekstil ve konfeksiyon sanayii AB’de en yüksek iplik, dokuma, boyama-terbiye ve konfeksiyon kapasitesine sahiptir. Türkiye :
. AB’de kurulu ring iplik eğirme kapasitesinin % 90’ına,
. AB’de kurulu open-end rotor kapasitesinin % 75’ine,
. AB’de kurulu mekikli tezgah kapasitesinin % 80’ine,
. AB’de kurulu mekiksiz tezgah kapasitesinin % 27’sine,
. AB’de en büyük boyama – terbiye kapasitesinden birine,
. AB’de en büyük konfeksiyon imalat kapasitesinden birine
sahiptir.

AB’nin Pazara Giriş politikası ticaret dengesini ciddi derecede zarara uğratmıştır
Türkiye, AB’ye aday ülkeler arasında Gümrük Birliği’ni gerçekleştiren tek ülke olarak istisnai bir duruma sahiptir.
AB Komisyonu Ticaretten sorumlu üyesi Pascal Lamy’nin Sn. Zoellick’e gönderdiği 27 Eylül 2001 tarihli yazısında Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler yansıtılmaktadır : “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Gümrük Birliğine girdiği tek büyük ülkedir. Bunun çok pratik bir neticesi vardır : Türkiye’nin, - Avrupa Birliğine üyeliğe aday diğer ülkelerle olanlar dahil olmak üzere - diğer tüm anlaşmalara karşın, ki bu anlaşmalarda partnerlerimiz özerk ve genel olarak daha kısıtlayıcı bir ticaret politikası uygulama hakkını korumuşlardır, Türkiye Avrupa Birliği ile aynı ticaret politikasını uygulamaktadır.”
Ancak, Türk sanayiinin küresel rekabet gücünü arttırmak için daha evvelki çabaları şimdi Gümrük Birliğinden olumsuz etkilenmektedir;

Ticaret açığı Türkiye’nin aleyhine olmak üzere %108,1 artarken, AB’ye yapılan toplam ihracat geçen beş yıl içerisinde sadece % 29,5 artmıştır.
Gümrük Birliği’ni takip eden beş yıl içerisinde, Türkiye ile AB arasındaki negatif ticaret dengesi eğilimi sürekli olarak Türkiye’nin zararına artış göstermiştir. Kümülatif ticaret açığı 59,7 milyar ABD Doları’na ulaşmıştır. 1995 yılında yaklaşık 5,8 milyar ABD Doları olan ticaret açığı 2000 yılında 12 milyar ABD Dolarına yükselmiştir. (Ek I)

AB ile GB Anlaşması sonucu Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii 1996 yılından beri Uzak Doğu’nun haksız rekabetine maruz kalmaktadır
Buna ilaveten, Türkiye, üçüncü ülkelere otomatik olarak AB ile aynı dış ticaret politikasını uygulamakta olduğu için, ki diğer aday ülkelerde bu söz konusu değildir, Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii, AB’nin pazara giriş ve geniş açık pazar politikasının olumsuz etkilerinden müthiş zarar görmektedir. 1996’da Gümrük Birliğinin başlangıcından itibaren sınai mamuller için ortalama ithalat gümrük vergileri %16’dan %5,4’e indirilirken, tekstil ve konfeksiyonda bu vergiler ortalama %27’den %6’ya kadar düşürülmüştür. Türkiye, buna ilaveten, Avrupa Birliği’nin ithalat ve ticaret kurallarını uygulamak, dolayısıyla ithalatı kolaylaştırmak durumunda kalmıştır. Bu Türkiye ile ticaret yapan tüm ülkelerin yararına olmuştur. Dampingli olarak düşük fiyatlı Asya ürünleri ithalatının Türkiye pazarına sel gibi akmasına yol açmıştır. Türkiye’nin toplam mensucat ithalatında Asya’nın payı (miktar olarak) 1998’de %53’ten 2000 yılında %67’ye fırlamıştır.
Bu suretle birçok şok fiyatlı tekstil ve konfeksiyon ürünü hem Asya’dan hem de AB ülkeleri üzerinden trafik sapması yoluyla ithal edilmektedir. (Ek II)

? AB’nin “sıfır ve/veya sıfıra yakın gümrük tarifeleri” ve “geniş açık pazar” stratejisi sayesinde, tüm kategorilerden inanılmaz miktarlarda tekstil ürünleri AB dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden haksız ve dampingli fiyatlarla ithal edilmektedir.

? Pamuklu mensucatta, Hollanda’dan (0,38 ABD$/m2), Avusturya’dan (0,33 ABD$/m2), İspanya’dan (0,32 ABD$/m2) şok fiyatlarla ithalat yapılmaktadır ve Hollanda’dan ithal edilen kadife kumaşlar (0,90 US$/m2) bu trafik sapması durumunun AB Serbest Dolaşım şartlarına uygunluğu sorusunu gündeme getirmektedir.

Haksız ithalatın AB ve Türkiye’de pazar payının sürekli olarak artması nedeniyle, Türkiye’de tekstil ve konfeksiyon sektöründe milyonlarca istihdam kaybolmakta, yüzlerce fabrika kapanmaktadır.
Gümrük Birliği nedeniyle üçüncü ülkelere uygulanan basit menşe kuralları, sıfır veya sıfıra yakın gümrük tarifeleri, Türkiye’yi sadece AB’ye değil tüm üçüncü ülkelere karşı da çok açık bir pazar haline getirmiştir. Bu haksız rekabet karşısında yerli sanayilerin sürekli olarak gerilemesi, Türkiye’de ekonomik krizi ve milyonlarca iş kaybını hızlandıran bir olgudur.

Türkiye, DTÖ müzakerelerinde eşitlik ve karşılıklılık istemektedir
Sn. Pascal Lamy’nin Sn. Zoellick’e hitaben 27 Eylül 2001 tarihli yazısında belirtildiği gibi, “... Avrupa Birliği ile üçüncü ülkeler arasındaki müzakerelerin sonuçlarının otomatik olarak Türkiye tarafından uygulanacak olması nedeniyle, Komisyon’un Avrupa Birliği’nin diğer ülkelerle ticari ilişkilerinde Türkiye’nin menfaatini de dikkate alması gerekmektedir”.
AB’nin Meksika, Sri Lanka ... gibi üçüncü ülkelerle yapmış olduğu ve Türkiye’nin dahil olmadığı ticaret müzakereleri ve anlaşmaları sanayimiz açısından münavebe ve uyum esasının ortadan kalkmasına neden olmuştur.

Bugün, Nihai Sözleşmenin imzalanmasından yedi yıl sonra, birçok ülke, tekstil ve konfeksiyonda Uruguay Raundunda taahhüt ettiği tarife ve tarife dışı engelleri azaltma veya kaldırmayı gerçekleştirmemiştir. Bu nedenle, Bakanlar düzeyindeki Konferansın ilk hedefi bu ülkeleri, aşırı tarife engelleri ve tarife dışı engellerle korunmakta olan, iç pazarlarını açmaya ve uyumlu gümrük tarifeleri oluşturmaya zorlamak olmalıdır.

Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması (ATC)’nin uygulaması çerçevesinde gümrük tarifelerinin indirilmesi münavebe esasına uymamaktadır
AB, ATC anlaşmasındaki taahhütlerini yerine getirmiştir, ancak AB’nin tek taraflı pazara giriş politikası deneyimi, gümrük tarifelerinin daha fazla indirilmesinin bu ülkeleri kendi gümrük tarifelerini indirmeye ikna etmediğini ve edemeyeceğini göstermiştir. Gelişmekte olan birçok ülkenin ve hatta ABD’nin mevcut kapalı piyasa politikasına oranla, tekstil ve konfeksiyon gümrük tarifeleri AB’ye kıyasla halen çok yüksektir (Ek III).

AB Tekstil ve Konfeksiyon Ürünlerindeki Çok Düşük Gümrük Tarifeleri Türkiye ve Yeni AB Adaylarının Menfaatlerini Yok Etmektedir
AB’nin bu aşırı korumacı ülkelere karşı tekstil ve konfeksiyonda gümrük tarifelerini sürekli tek taraflı olarak %26’dan ortalama %6’ya indirmesi, Türkiye’nin AB pazarına girişteki “ufak” ayrıcalığını ortadan kaldırmıştır. Netice olarak, Türkiye’nin, AB pazarında bu üçüncü ülkelerin haksız ticaret uygulamaları ile (çocuk istihdamı ve zorla istihdam, çok düşük ücretler, çevre kirliliği, devlet teşvikleri, v.b.) rekabet etmek zorunda kalması emek yoğun Türk sanayilerinin, özellikle tekstil ve konfeksiyon sanayiinde etkinliği ve karlılığı düşürmektedir.

AB’nin tekstil ve konfeksiyon ürünleri için “geniş açık pazar” dış ticaret politikası sayesinde,
i. AB’nin toplam tekstil ithalatı 1995-2000 yılları arasında dramatik şekilde (%24,95) artmış ve 2000 yılında 17.914 milyar ECU’ya ulaşmıştır. Aynı dönemde, tekstil ihracatı %38,19 artmış ve 3.861 milyar ECU değerindedir. Bu arada, 1995-2000 döneminde Asya’dan ithalat, Güney Kore’den (%145,08), Tayvan’dan (%106,39), Çin’den (%90,57) kuvvetli bir şekilde yükselmiştir. Aynı dönemde Türkiye’den ithalat artışı sadece %75,49’dur.
ii. AB’nin toplam konfeksiyon ithalatı da 1995-2000 döneminde dramatik şekilde yükselmiş ve 2000 yılında 51.600 milyar ECU’ya ulaşmıştır, ve AB’nin ihracatı sadece %39 artarak 2000 yılında sadece 16.654 milyar ECU ile kısıtlı kalmıştır. AB’nin konfeksiyon ithalatı göstergelerinde G.Kore, Çin, Sri Lanka, Endonezya ve diğer Asya ülkeleri yine Türkiye’nin çok önünde artış yüzdeleri sağlamışlardır.
Pan Avrupa alanında, Türkiye dahil olarak, ekonomik ve sosyal istikrar AB’nin önemli bir ticari ve sosyal politikası olmalıdır; tekstil ve konfeksiyon tarifelerinin asimetrik olarak % 20 seviyesinin altına indirilmesi bu hedefi tehdit etmekte ve zarar vermektedir. NAFTA menşe kuralları, gümrük tarife şartları ve dış ticaret politikası AB’nin üyeleri arasında birinci öncelik olarak serbest ticaretin geliştirilmesi yönünde iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Gelişmekte Olan Ülkeler Tarafından Uygulanmakta Olan Teknik ve Tarife-Dışı Engeller Büyük bir Dengesizlik Yaratmaktadır
Asya veya Latin Amerika’daki birçok gelişmekte olan ülkeler taahhüt ettikleri şartları yerine getirmemişlerdir. (Fikri mülkiyet haklarının korunması, gümrük değerleme kodu, tarife-dışı engellerin kaldırılması, gümrük vergilerinin indirilmesi ...)
. Hindistan ve Brezilya fiili tarife oranlarını %40 veya daha üstüne çıkarmak için, çoğu DTÖ kurallarına uymayan, çeşitli vergi ve diğer harçlar uygulamaktadırlar.
. Bangladeş, Brezilya, Çin, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Tayland tekstil ithalatında ödenen net tarifeyi yükseltmek amacıyla tekstil ithalatının bildirilen değerini yeniden değerlemek için gümrük prosedürleri uygulamaktadır.
Yüksek gümrük tarifeleri ve tarife dışı engeller hakkında bu ve diğer ayrıntılar ATMI (Amerikan Tekstil İmalatçıları Kurumu) tarafından hazırlanmış olan “Promises Unkept” (Yerine Getirilmeyen Vaatler) raporunda belirtilmektedir. (Ek III).
Bu durum, ülkeleri ve sanayileri, diğer DTÖ üyeleri tarafından uygulanan tarife dışı engellere karşı İhtilafları Çözüm Kurumuna müracaat etmeye zorlamaktadır. Ancak bu müracaatlar çözümsüz kalmıştır ve DTÖ başlangıcında kapalı olan bütün büyük pazarlar bugün halen kapalı bulunmaktadır.

Haksız ticareti ortadan kaldırmak ve haksız rekabet ortamını engellemek için AB’den beklentiler

I- ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİN HAKSIZ TİCARET UYGULAMALARINA KARŞI YAPILMASI GEREKENLER
Türk tekstil ve konfeksiyon sanayiinin iç pazarda dört yıldır süren ekonomik kriz sürecinde, Türkiye’nin artmakta olan negatif dış ticaret açığını ve üçüncü ülkelerin haksız ticaret uygulamalarını yeniden dengelemek için, AB ve Türk hükümetlerinin süratli ve müşterek hareket etmeleri gerekmektedir;

? Türkiye, Marakeş’te belirlenen, AB’nin tekstil ve konfeksiyon ticaret politikasını izlemektedir. Ancak, Türkiye ve AB, Türkiye’deki en büyük imalat sanayiini tümüyle kaybetme riskini ortadan kaldırmak için, üçüncü ülkelerin bu haksız ticaret uygulamalarını ve asimetrik gümrük tarifelerini ivedilikle yeniden ayarlamak için harekete geçmelidirler.
? Bakanlar düzeyindeki Konferansın birinci gündemi, ülkeleri, Uruguay Raundu sonuçlarına, tekstil ve konfeksiyon ürünleri dahil olmak üzere, uymaya mecbur etmek olmalıdır.
? Bakanlar düzeyindeki Konferans, Uruguay Raundu yaptırımlarına uyum sonuçlandırılmadan bu ürünler hakkında başka çok taraflı müzakereler başlatmamalıdır.
? Mevcut Uruguay Raundu planına göre kotalar kaldırıldıktan sonra, AB, ABD’ye benzer şekilde, tekstil ve konfeksiyon sanayiinde, yerli istihdamın ve yeni yatırımların korunması ve bu sanayilerin bilhassa Pan Avrupa alanında mevcudiyetinin korunması için, üçüncü ülkeler tarafından simetrik tarifeler uygulanana kadar, gerekli gözetim tedbirleri oluşturmalıdır.

? AB, Türkiye’nin ve diğer aday ülkelerin milli ekonomik menfaatlerinin zararına, diğer üçüncü ülkelerle iki taraflı serbest ticaret müzakerelerine girmemelidir.
? AB de, öncelikli olarak, AB tekstil ve konfeksiyon ticaretinin, yeni yatırımların ve yerli istihdamın geliştirilmesi için, “Yarn Forward” NAFTA benzeri menşe kuralları ve simetrik gümrük tarifeleri uygulamalıdır.

II- TÜRKİYE’NİN TİCARET DURUMUNU AB İLE UYUMLU HALE GETİRMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
Liberalizasyonun yararlarının gelişmekte olan ülkelere de yaygınlaşması ihtiyacına önem vermekle beraber, Yeni Raundun Bakanlar Deklarasyonu taslağında yer alan “less than full reciprocity” (tam karşılıklılıktan daha az) önerisi hakkında endişelerimizi belirtmek istiyoruz. AB’nin bu “tam karşılıklılıktan daha az” yaklaşımı Türkiye’nin ve diğer AB’ye aday ülkelerin milli ve ekonomik menfaatlerinin zararına devam edemez. AB sadece AB üyelerinin menfaatlerini değil AB adaylarının da tüm dış ticaret anlaşmaları ve uygulamalarındaki menfaatlerini de korumak zorundadır.
? Tekstil ve konfeksiyonla ilgili tarifeler daha fazla indirilmemelidir, ve üçüncü ülkelerle tam karşılıklılık ve simetrik tarifeler sağlanmadıkça, AB tekstil konfeksiyon sektöründe daha fazla ödün vermemelidir.
? AB Tekstil ve Konfeksiyon Tarifeleri, üçüncü ülkelerle eşit ve adil ticaret için, tüm kategorilerde simetrik olmalı ve en azından ABD seviyesine çıkarılmalıdır.
? Yeni Raund çalışmasının bir parçası olarak tüm tarife dışı engellerin kaldırılması talep edilmelidir, eğer bu başarılamazsa, AB tarafından, benzeri tarife dışı engeller gecikme olmaksızın uygulanmalıdır.
? AB’li tekstil ve konfeksiyon yatırımcılarının Türkiye’de yatırım ve/veya ortaklıklar yapması amacıyla yeterli ve önemli ölçüde direkt ve endirekt yatırım ve vergi teşvikleri sağlamalıdır.
? Türkiye AB’nin başlıca mali programlarından yararlanmamaktadır ve diğer adayların aksine AB’ye üyelik takvimi belli değildir. Türkiye’nin bu istisnai durumunun, sürdürülebilir bir dış ticaret politikası ile bağdaşmadığı çok açıktır.
? AB, hile, düşük faturalandırma, ve trafik sapmasını yasaklayan mevcut kanun ve düzenlemeleri kuvvetle tatbik etmelidir. Gümrüklerde, daha sıkı bir Menşe Sertifikası şekli ve imalatçı ve tedarikçinin deklarasyonu talep edilmelidir.
? AB, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği yükümlülüklerinin bir parçası olarak, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika (Pan Avrupa Akdeniz alanı) ülkeleri ile yaptığı iki taraflı serbest ticaret müzakerelerinde Türkiye’yi otomatik olarak bu anlaşmalara dahil etmelidir. Ayrıca AB, Fas, Tunus ve diğer Pan Avrupa ülkelerini, Türkiye ile benzer serbest ticaret anlaşmalarını 2002 yılının birinci çeyreğinde sonuçlandırmaya zorunlu kılmalı ve ikna etmelidir.
11 Eylül 2001’deki korkunç terörist saldırılardan sonra oluşan zor şartlar altında gelecek aylarda daha da kötüleşecek olan böyle bir ekonomik ortamda, Türk tekstil ve konfeksiyon sanayii ve onun iki milyon çalışanı ve tedarikçileri DTÖ’ye daha başka fedakarlıklarda bulunamaz.

AB’nin, kendisine diğer sektörlerde dış pazar imkanları oluşturmak için, kendi emek yoğun sektörlerini üçüncü ülkelere açmak yönündeki dış ticaret politikası, açıkça Türkiye’nin menfaatlerinin aleyhinedir ve halihazırda onarılamaz ekonomik ve sosyal zararlara sebep olmuştur.

DTÖ’nün Doha Konferansı ve ondan sonra AB ve Türk yetkililerinin toplantıları bu haksız ticaret uygulamalarının unsurlarını – çok düşük fiyatlı ithalat, trafik sapmaları, tarife dışı engeller, simetrik olmayan gümrük tarifeleri, devlet teşvikleri, v.b. - düzeltmek için bir fırsat sunmaktadır.

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası, bu Yeni Raundun, AB’nin, üçüncü ülkelerin haksız ticaret uygulamaları karşısında, Türkiye’nin ve yeni AB adaylarının ekonomik ve sosyal menfaatlerini de kollaması için bir fırsat oluşturmasını beklemektedir.

 

 


                                        < e-posta >    © 2000-2005, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası         TBTYAZILIM.com